Ders Üç İçinizdeki Karanlık Salınmak İstiyor

Birlikte yaptığımız yolculuk "Ateş Duvarı"nda başladı. Yolculuğumuz bizi çok, birçok yerlere götürmüş, bugün anlatmamız mümkün olmayan boyutlardan geçirmiştir. Dostlar, melekler, tanrılar olarak birlikte yaptığımız yolculuk, bizi bu evrenin yaratılmasına getirmiştir. Dostlar olarak birlikte yaptığımız yolculuk, bizi Başmelekler Makamının yaratılması noktasına getirmiştir. Sizler ve Ben, Tobias, o yapılanma, o kuruluş yaratılırken, orada birlikte bulunmuştuk. Biz dualite içinde olan, kördüğüm haline gelmiş, ve hatta bazı zamanlar birbiriyle savaşan enerjilerin.....tümün iyiliği için bu enerjilerin biraraya getirilmesini izledik, ve enerjilerin biraraya getirilmesi Başmelekler Mertebesini, başmelekleri yaratmıştır.

Her biriniz, bu grubun bir parçası olduğunu iddia edebilir. Bu Başmelekler Mertebesi zamanından sonra Dünyaya gelen sizlersiniz, eski dostlar. İnsan bedeni üstlendiniz ve sonra da çok, çok dersler deneyimlediniz. Alt (Atlantis) günlerinde, siz ve Ben, eski dostlardık. Onu izleyen zamanlarda, biz eski dostlardık birlikte. Yeni Yeryüzünün, yeni dünyanın yaratılmasında, biz eski dostlardık.

--0-- Rehberlik

Eski dostlarımı, her birinizi ziyaret etmek beni duygusallaştırıyor zaman zaman. Sizinle, insan biçiminde birlikte yürüdüğümden bu yana o kadar uzun bir zaman geçti ki. Ben burada, öbür tarafta, fiziksel olmayan bir biçimle kalmayı seçtim, böylece sizinle farklı bir şekilde beraber olabilecektim. Ben, yolculuğunuz sırasında size rehberlik eden, sizinle birlikte olan ve sizi seven başmelekler ve tüm diğer varlıklarla birlikte burada bulunmaktayım. Zaman zaman yolculuğunuzun zor olduğunu biliyoruz, ama Tüm Olan'a öylesine bir etkisi vardır ki. Tanrı'ya, Ruh'a, öyle bir etkisi vardır ki.

--0-- Yargılamayın

Yaşamlarınızda gerçekleştirdiğiniz şeylerde sevgiden başka bir şey yoktur. Biriniz bile, bunun tersini düşünmemelidir. Siz kutsanmış bir yolculuktasınız. Bazen yanlış bir yola saptığınızı ya da yanlış bir şey yaptığınızı sandığınızı biliyoruz, ama eski dostlar, sevgili dostlar, buna bu şekilde bakmayın. Buna, yanlış bir şey yaptığınız yargısı ya da düşüncesiyle bakmayın. Yanlış değildi. Siz sadece şeylerin nasıl işlediğini anlamaya çalışmanın farklı düzeylerine gidiyordunuz.

--0-- Celsenin ön bilgisi

Bugün, Yükseliş Dizisinin Üçüncü Dersine geçerken, zaman zaman karanlığın neden var olduğu hakkında konuşacağız. Onun neyi temsil ettiği ve ne anlama geldiği hakkında konuşacağız. Ama biz bu şeylerden söz ederken, içinize bakmayı anımsayın. İçinize bakın.

--0-- Yükseliş dizisinin alınma sebebi

Çok, çok yaşamlar boyunca, yetenekleri, hünerleri ve bilgileri geliştirmek ve saflaştırmak için çalıştınız. Yeshua zamanından bu yana olan yaşamlarınızı, belli alanlarda ihtisaslaşmakla geçirdiniz. Bu zamanda – bu uygun zamanda – Dünyada bulunmak için, bunların ortaya çıkmasını sağlamak için, kendinizi bir yaşamdan ötekine, içsel enerjilerin ve dışsal enerjilerin araştırılmasına, öğrenilmesine adadınız. Siz binlerce yıldır ve çok, çok yaşamdır araştırıp, öğrendiniz. Her biriniz özel ve farklı bir şeyi, bireysel bir şeyi araştırıp, öğrendiniz. Bu yaşamlarda, enerjisel olarak şimdi hatırlarsanız, bu araştırma ve öğrenmelerinizde size yardımcı olan ilahi irade yasaları her zaman çevrenizdeydi.

Yaşamlar arasında da bu yetenekleri ve hünerleri araştırıp, öğrendiniz. Bunları, perdenin öbür yanından edindiğiniz bakış açısına göre araştırıp, öğrendiniz. Sonra da bir başka yaşam için Dünyaya geri döndünüz. Sanmak istediğiniz gibi, bu pek de karmayla ilgili değildi. Bu yeni enerji yöntemlerini, dengelemek ve uyumlamak amacıyla nasıl kullanacağınızı araştırıp öğrenmek için geri geldiniz.

Her biriniz, enerji hareketleri ve onun değişimiyle ilgili olan belli alanları araştırıp öğrendiniz. Bazı kişiler müzik ve tonlar kanalıyla titreşimler göndermenin yeni yöntemleri üzerinde çalışmıştır. Bazıları, kapalı olan bir kalbin açılması yöntemleri üzerinde çalışmıştır. Yine bazı kişiler, paranın enerjisel nitelikleri üzerinde çalışmıştır. Bunlar, geçmiş yaşamlarda ve yaşamlar arasında araştırdığınız şeylerin sadece birkaç örneğidir.

Bu geçmiş yaşamlar, özellikle de Yeshua'dan sonraki günler, bu yöntemlerin test edilmesi ve saflaştırılmasıyla ilgiliydi. Ayırım yapmaksızın her biriniz, belirli bir alanda çalışmıştır. Biz bundan hiç şüphe etmiyoruz. Sizin de etmemenizi isterdik!

Ve şimdi size bakıyoruz. Sizin gerçekten hazır olduğunuzu görmekteyiz! Kapınız çalındığında, yanıt vermek için hazır olduğunuzu görmekteyiz. Ama onun kapınıza nasıl getirileceğinden ya da oraya vardığında ne yapacağınızdan pek emin değilsiniz! Yükseliş Dizisinin nedenlerinden biri de budur. Biz bunu çok irdeleyeceğiz.

En başından beri, Cauldre(Medyum) kanalıyla iletişim kurmamıza onun izin vermesinden bu yana, Dünyadaki değişimlerden söz ettik. O buradadır sevgili eski dostlar. O değişimler buradadır. Değişimler şimdi kapınıza gelecektir, ve sizin zamanınızla önünüzdeki birkaç yılda çok, çok değişimler olacaktır. Bunlar artacaktır. Dış dünya için şeyler zorlaşacaktır, ama sizin için de öyle olmak zorunda değildir. Herşey, öncesine göre daha dengesiz bir hale gelecektir. Öncesine göre daha dengesiz olacaktır, çünkü bugün daha önce tartıştığımız gibi, meydana gelmekte olan yükseliş süreci bunu dengesiz hale getirecektir. Siz, eski enerjiyi terk etmektesiniz. Siz, onun ötesine geçmektesiniz. Buna, doğal olarak karşı koyulacaktır. Ve siz ilerlemeler kaydettikçe, karşı koyma da artacaktır.

--0-- Boşluk ve Yaratılış ikilisi Işık ve Karanlık ikilisi ve yaratımın kısa özeti

Şimdi, biz bugün çok şeylerden söz edeceğiz, ama sizin bazı terimleri anlamanızı istiyoruz. Biz bir anlamda, sizin insan dilinizle kısıtlanmaktayız. Öncelikle, "boşluk"la "yaratılış" arasında bir fark olduğunu anlamanızı istiyoruz. "Işık"la "karanlık" arasında da bir fark vardır. İkinci Yaratılışı yaratmak üzere yuvayı terk ettiğinizde, boşluğa(Boşluk kelimesi burada içinde değer döndürülmemiş alan manasındadır) girdiniz. Bu, karanlık değildi. Bu, kötü değildi. O, hiçbirşeydi. O, o kadar "hiçbirşey"di ki, karanlık bile değildi. Siz, hiçbirşeyden yeni bir şey yaratmak amacıyla boşluğa, daha önce içine hiç girilmemiş bir bilince girdiniz.

--0-- Hiçbirşeyden bir şey nasıl yaratılır?

Bununla ilgili olan bazı ilginç fizik kuralları vardır. Hiçbirşeyden bir şeyi nasıl yaratırsınız? Yolculuğunuzun tümü bununla ilgiliydi. Boşluk, karanlık değildir. O, kötü ya da fena değildir. O, boşluktur. Hiçbirşey olmanın doğası gereği, içinde bir güç uygulandığı zaman, buna bir karşıt güç de olacaktır. Bu, spiritüel fizik düzeyinin dualitesidir. Hiçbirşeye gider de, ona bir öge katarsanız, karşıt bir güç oluşacaktır. Bu, bu karşıt gücü kötü ya da yanlış yapmaz. O sadece vardır.

Şimdi, bugün biz karanlık hakkında konuşacağız. Bunun kötü bir şey olmadığını anlayın. Biz onu yargılamamaktayız, ama o, spiritüel fiziğin doğal bir parçası olarak, karşıt bir güç türüdür. Bir grup enerji, ilerlemeye karar verirse, öteki grubun geri gitmesi, doğal bir tepkidir.

--0-- Karanlık güç var mıdır?

Şimdi, perdenin bizim yanında karanlık güçlerin olup olmadığı bize soruldu. Bu ilginç bir sorudur ve insan sözcükleriyle yanıtlaması da zordur, ama biz bunu tanımlamaya çalışacağız. Biz buna sizin baktığınız yargıyla bakmamaktayız. Ama perdenin bizim yanında da, değişime karşı koyan varlıklar ve hatta gruplar ya da aileler vardır. Onlar sahip oldukları güçle çok rahattırlar. Bu gücü kaybetmeyi istememektedirler. Güçlerinden biraz olsun vaz geçecek olurlarsa, kimliklerini kaybedeceklerinden korkmaktadırlar, onun için de kendi başlarına izole olma eğilimindedirler. Kitleler halinde gruplaşmak eğilimindedirler. Kendi başlarına hareket etmek eğilimindedirler. Kendi enerjisel hakimiyetlerini kurmayı severler. Şimdi, bu varlıklar bazen kendileriyle başbaşa olmaktan sıkılırlar, onun için de dışarı çıkar ve başka varlıklardan enerji çekmeye çalışırlar. Enerjiyi çalmaya çalışırlar.

Perdenin bizim yanında, karanlık tarafından etkilenmeyen düzeyler vardır. Örneğin, Yeshua'nın titreşim düzeyi. Bu düzeylere saldırıldığında, bu saldırılar bu varlıklardan sadece geçer gider. Bu, ırmakta akan su gibidir. Akar gelir. Akar gider. Perdenin bizim yanındaki düzeylerde, karanlığın saldırıları hiç bir etkiye sahip olmaz. Burada, öyle bir denge ve ahenk içinde bulunan varlıklar vardır ki, diğer varlıklar onları hiç etkileyemez.

--0-- Astral Alem , Kuran-ı Kerimde yanlış şeyler yapana bir şeytanın musallat olması ayeti

Karanlık, daha aşağı titreşimsel alanlardan beslenmek eğilimindedir. Bu varlıklar, dengesiz olan varlıkların enerjisini almaya çalışmak eğilimindedir. Bu, savaşlar ve anlaşmazlıklar yaratabilir – evet, perdenin bizim yanında bile. Biz – nasıl desek – biz komik olmak için burada bir sözcük kullanacağız, ama bu bir yargı değildir....bu varlıklar " leş kargaları"dır. Onlar gerçekten, insan biçiminde değil, ama enerjisel olarak, Dünyaya yakın düzeylerde dolanmaktan hoşlanırlar. Böylece perdenin bizim yanındaki bu leş kargaları, bu alanlara takılmak eğilimindedir.

Bu leş kargaları, enerjilerini, Dünya üstündeki insanları etkilemek amacıyla kullanmaya çalışır. Onlar, dengesizlik arar. Düşük titreşim arar. Büyük bir eril-dişil dengesizliği içinde bulunan bir insana bu leş kargaları kesinlikle çekilir. Onlar bu dengesiz kişiye çekilecektir. Ve evet, bir anlamda, insanları etkileyebilirler. Onlar bir insana bir şeyi yaptıramazlar ve bir kişiyi "ele geçirmek" de neredeyse imkansızdır onlar için, dengesiz bir kişiyi bile. Ama dengesiz bir insanın düşüncelerini, bir dereceye kadar etkileyebilirler.

Böylece, perdenin bu yanındaki karanlık, Dünya üzerindeki karanlığa çok benzerdir. Örneğin, bir ağaç dengesiz olduğunda, dengesizliğin giderilmesini sağlamak amacıyla böcekler devreye girecektir. Varlığınızın bir parçası dengesiz bir hale geldiğinde, hastalanacaktır. Bu, arınma işleminin doğal bir parçasıdır. Enerjisel dengesizlik, onu arındıracak enerjileri kendine çekecektir.


--0-- Astral Alemden getirilen misafirler

1- Rafael Mekanizması, Beşeriyete enkarne olacağınız zaman, bağlantı kurabilmeniz için O'nun, perdenin öte yanında olmasını istediniz. Korkuyu dönüştürmenize yardımcı olması için, karanlığı dönüştürmenize yardımcı olması için her an Rafael Mekanizması ile bağlantı kurabilirsiniz

2- Biz, ayaklarınızın dibinde oturacak ve belki de konuşmamız sırasında tüm çevrenizde bulunacak yeni bir misafir getirmekteyiz. Bu misafirlerden, her biriniz için bir tane vardır. Bu bir yılandır, kendi korkularınızı ve kendi karanlığınızı temsil eden bir yılan. Burada birlikte olduğumuz zamanın geri kalanında yanıbaşınıza çöreklenmek üzere, yılan yerde kaymaktadır.

Bu yılan, kendi karanlığınızı, kendi korkularınızı temsil etmektedir. Biz sizden, yılanın enerjisini hissetmenizi rica ediyoruz. Bu sizin korkularınızdır. Bu, korkularınızın dışsal tezahürüdür. Bu, mecazi anlamda, her zaman ayaklarınızın dibinde oturan, dönerek yükselmek potansiyeline sahip bir enerjidir. Yılan, DNA içinde tanımlanmıştır. O sizin kundalininizdir, yükselme potansiyeline sahip bir enerji, ama çok da korku içeren bir enerjidir.

3- Şimdi, bugünün misafirleriyle devam edeceğiz. Şimdi bu odaya bizim davetlimiz olarak ve bir nedenden ötürü girmekte olan bir enerji vardır. Bu, sizin için baş etmesi zor bir enerji olabilir. Şimdi gelmekte olan enerji, sizin Orta Doğu kökenli diyeceğiniz, terörist olan üç varlığın enerjisidir. Onlar, bu 11 Eylül'ün korkunç olaylarına neden olan uçaklarda bulunan ve planın ve bu suikastın bir parçası olan varlıklardır. Onlar, bugün burada bulunmayı bizden isteyen üç (kişidir). Çok düşündükten sonra, onların bu yerin enerjisinde bulunmasına izin verdik. Suikastı planlayan onlardır. İnançlarına sıkı sıkıya tutunan onlardır. İnsan kardeşlerinin ölümünü bilerek ve titizlikle planlayan onlardır.

Bugün buraya gelen bu üç varlık pek de iyi bir durumda değildir. Onlar pek iyi bir durumda değildir. Buraya geçtiklerinde Allah'ın onları karşılayacağını, kutlamanın olacağını ve Allah'ın krallığını nasıl korudukları söylenecek sanmışlardı.

Ama bunun yerine, bu üç varlık, acıyı, toplu acıyı ve acı çekmeyi ve kederi hissetmiştir. O gün bu tarafa geçen, neredeyse 6000 kişilik tünelde durmuş ve geçip gelen her bir varlığı izlemişlerdir. Şaşkınlığı ve dengesizliği ve öfkeyi ve kederi hissetmişlerdir. Ve bittiğini düşündükleri zaman, 6000 insan geçip geldikten sonra ve bu üç varlık o korkunç enerjiyi hissettikten sonra, ailelerden ve dostlardan gelmeye başlayan dua enerjisini hissettiler. Yası ve üzüntüyü ve gözyaşlarını hissettiler.

Sonra, onları değiştiren bir şey hissettiler. Onlar sizin ve Dünya üzerindeki tüm diğer insanların sevgi dolu düşüncelerinin ve hislerinin yükseldiğini hissettiler. Umudu hissettiler. Onlar – ve onların birlikte çalıştığı komplocular hala bugüne kadar böyle düşünmektedir – eylemlerinin, yeni enerjinin, yeni Dünyanın, yeni yolların dokumasını parçalayacağını ve yıkacağını düşündüler. Onlar, birkaç binanın yıkılmasının, geçmiş yıllarda insanlığın içinde yükselen herşeyleri yıkacak kadar derin bir olaylar zincirini başlatacağını sandılar. Bunun, sokaklarda yürüyüşleri ve isyanları ve çarpışmaları başlatacağını sandılar. Gördükleri ise, birbiriyle ilgilenen, yıkılmış olan bir şeyi anında yeniden inşa etmenin yollarını arayan, güçlü, tanrısal ve sevgi dolu insanlardı. Onlar yas tutan insanlar gördüler, ama en önemlisi, umud eden insanlar gördüler.

Ve bu da, bugün buraya gelen bu üç varlığı değiştirmiştir. Burada bulunanların hiç biri burada bulunanların hiç biri, olacak olanları beklememiştir. Bu, onları derinden değiştirmiştir, çünkü yeni bir gerçek görmüşlerdir. Onlar, umut ve sevginin gücünü görmüştür. Yeni enerji dokumasının ne kadar hızlı dokunduğunu görmüşlerdir. Onlar yaptıklarından dolayı hala çok derin bir keder içindedirler, çünkü çok yakında yaşadıkları bir uyanışla, bunu yapmanın başka bir yolu olduğunu anlamışlardır. Bunun zorbalıkla ve öldürmekle ve doğruculukla yapılması gerekmiyordu. Değişimlerle başa çıkmanın başka bir yolu vardır. Dengesizlikle başa çıkmanın başka bir yolu vardır.

Bugün burada duranlar affedilmeyi istememektedir, çünkü bunun uygun olmadığını bilmektedirler. Buraya bunu istemek için gelmemişlerdir. Her birinin istediği şey – doğrudan ve açık olarak – istedikleri şey basittir. Onlar kendileri için bir şey istememektedir. Kendi varlıklarının içinde çok işlemlerin ve değişimlerin gerçekleşmesi gerektiğini bilmektedirler. Ama onlar bugün buraya....ve bize nedenlerini söylediklerinde, gelmelerine izin vermek amacıyla kapıları açtık. Onlar bugün, her birinizden, çalışmalarınıza devam etmenizi istemek için gelmektedir. Biz sizden tekrar tekrar devam etmenizi rica ettik. Dünyanın bu zamanda tanrısal öğretmenlere ihtiyacı vardır. Onlar bugün, Ben, Tobias'ın rica edebileceğinden daha güçlü bir şekilde rica etmek için gelmektedir.

Onlar sizden devam etmenizi istemektedir. Sevgi ve umut ve gerçeğin yapabileceği şeylerin etkisini görmüşlerdir. Gerçekleştirmekte olduğunuz şeye devam etmenizden başka sizden istedikleri bir şey yoktur. Bu yaşamda ve tüm diğer yaşamlarınızda gerçekleştirdiğiniz şeylerin tümü için güvence verecek bir ifade biçimi olsaydı, bu burada durmakta olan bu üç varlık olurdu. Gerçekleştirdiğiniz çalışmadan şüpheye düşecek olursanız, bu anın enerjisini tutmanızı rica ediyoruz.

Bu üç varlığın yapması gereken çok arınma ve temizliklerin olduğunu biliyoruz. Onlar, bunun zor bir yol ve zor bir yolculuk olacağını bilmektedir. Rafael'in, bu uzun ve zor yolculukta onlarla birlikte olacağını bilmektedirler. Sizin onlara şifa ya da sevgi göndermenize gerek yoktur. Onlar için üzülmeniz ya da kızmanız gerekmemektedir. Siz sadece gerçekleştirdiğiniz şeyin etkisini anlamak durumundasınız. Onlar dört hafta ve dört gün önce, tüm dünyadaki aydınlanmış insanoğlunun etkilerini görmüşlerdir. Onlar kendi bakış açılarına göre, açık bir biçimde bu olayın bir domino etkisine yol açacağını, herşeyi yıkacağını sanmışlardı. Biliyor musunuz, bundan o kadar emindiler ki, ikinci bir eylemi bile neredeyse planlamamışlardı.

Şimdi, sizin için yapılacak çok iş olduğunu söylemek için burada bulunuyoruz. Sizden belirli bir inanç sistemini ya da felsefesini sahiplenmenizi istemiyoruz. Sizden belirli kitapları okumanızı ya da herhangi bir ayin yapmanızı istemiyoruz. Bildiğiniz gibi, biz bu tür şeylerden yana değiliz pek! Biz sizden içinize dönmenizi istiyoruz, çünkü yanıtlar içerdedir. Sizden bu Kırmızı Çember çalışmasını ders ders öğretmenizi istemiyoruz. Sizden istediğimiz, bu derslerin özünü kucaklamanız ve ortaya çıkartmanızdır. Sizden istediğimiz, kapınız vurulduğunda orada olmanız ve çalışmanıza başlamanızdır.

Bugün gelen üç varlık da sizden aynı şeyleri istemektedir. Bugün burada olan bu üç varlık belki, sadece belki, yeni bir fiziksel beden içinde kapınızı çalan kişiler olabilir. Siz yaşlı ve bilge ve dirayetli bir öğretmen olacaksınız. Siz onların enerjisini belki bugünle bağlantılı olarak anımsayacaksınız, bu belki gelecek 20 ya da 30 ya da 40 yıl sonra olacaktır, ama onlar gelip kapınızı çalabilir ve şöyle diyebilirler, "Sende ne var bilmiyorum ama bir ışık görüyorum. Bir denge görüyorum. Bir sevinç, neşe görüyorum. Anlamama yardımcı ol."

--0-- Dört Alan üyesinin öyküsü

Bu, yükseliş yolundan aşağıya yürüyen dört alan üyesinin öyküsüdür. Onlar Aydınlanma Caddesinden aşağıya yürümektedir. Hiçbirşeyin ortasında gibi görünen bu yoldan aşağıya yürümekteydiler. Güzel, güneşli bir günün keyfini çıkartmaktaydılar. Bu dört insandan oluşan grupta, iki erkek ve iki kadın vardı. Birbiriyle fazla konuşmuyorlardı. Sadece günün keyfini çıkartıyorlardı. Onlar, sizin de bildiğiniz gibi, bu Aydınlanma Caddesinde çok güzel günlerin olduğunu, ama soğuk ve rüzgarlı ve yağmurlu günlerin de olduğunu biliyordu. Öyle günler vardır ki, değil yürümek, yolu bile görmek mümkün olmaz!

Böylece bu dört Işık İşçisi biraz gamsız, akılları havada, birçok Alan üyesinin buna eğilimi olduğu gibi, kısmen bedenlerinden çıkmış bir halde yürüyorlardı!

Birdenbire bir yılan çalılardan yola doğru çıkıp, grubun gerisinde kalmış kadının, dördüncü insanın önünde durdu. Yılan kıvrılarak kadının önünde yükseldi ve yolunu kesti.

Şimdi, bildiğiniz gibi, özellikle de Alan üyesi, yılanlardan korkmaktadır. Bunun iyi bir nedeni vardır.

Yılan çöreklendi, başını kaldırdı ve korku enerjisini doğrudan kendi gözlerinden kadının gözlerine yönlendirdi. Bu, kadının şimdiye kadar öğrendiği herşeyi yerle bir etti. Onu bir anda yerle bir etti. Çığlıklar atarak, inanılmaz bir hızla, sabah çıktıkları köye doğru, geri koşmaya başladı. O kadar çabuk kaçtı ki, diğerleri ona yetişip, onu sakinleştiremediler bile. O kadar büyük bir korkuya kapılmıştı ki! Bu yılandan o kadar derin bir dehşete kapılmıştı ki, öğrendiği tüm araçları unutmuştu.

Yılan, eylemlerinden ve gücünden çok hoşnuttu, çünkü bir gayret bile göstermesi gerekmemişti. Bu insanı korkutup kaçırmıştı. Ve o gitmişti! Hemen gözden uzaklaşıp çalıların arkasına, geride kalan Alan üyesinin yolundan sürünerek çekildi. Geride kalanlar şaşkındı. Ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Kendilerinden olan birinin köye geri kaçmasına ve büyük bir olasılıkla da bir zaman için yükselişe giden bu yola çıkmayacak olmasına üzülmüşlerdi. Bunu kısaca tartıştılar ve yollarına devam etmeye karar verdiler. En azından kimseye bir zarar gelmediği için şükürler edip durdular.

Kalan üç Alan üyesi, günün keyfini çıkartarak yoluna devam ederken, çalıların arkasından yeniden bir yılan ortaya çıktı. Ok gibi yola atıldı ve erkeklerden birinin önünde durdu. Başını kaldırdı ve ağzını açarak, keskin dişlerini gösterdi. Bilgi taşıyıcısı dedi ki, "Seni öldüreceğim. Beni kızdırıyorsun! Birini zaten kaçırdın. Seni ilk ve son kez öldüreceğim!" Bıçağını kılıfından çıkardı, kolunu geriye attı ve tam saldıracağı sırada yılan önce bir çöreklenip, sonra hızla yükselerek, bacağından ısırdı. Adam hemen öldü. İçindeki öfke kabarmıştı. Diğerlerini kurtaracak ve koruyacaktı. Yılanı öldürecekti ama yılan çok daha kurnazdı. Yılan çok daha hızlıydı. Yılan onu savunmasız yakaladı ve öldürdü. Sonra da diğer iki alan üyesinin gözünden koybolup, hızla çalılıkların arkasına saklandı.

Geride kalan iki alan üyesi, arkadaşlarını gömdü. Bir ayin yaptılar. Ağladılar. Sonra da yollarına devam etmeye karar verdiler, iki alan üyesi, biri kadın, diğeri erkek. Yürümeye ve günün keyfini çıkartmaya devam ettiler, ama olayların ağırlığı omuzlarına çökmüştü – aptalca bir korkuyla köye geri kaçan bir alan üyesi ve zamansız gibi görünen bir ölümle giden bir diğeri. Yürümeye devam ettiler, ve bileceğiniz gibi, yılan yeniden çalılıkların arkasından yola doğru çıktı ve doğrudan geride kalan kadının yolunu kesti.

Geride kalan bilgi taşıyıcısı kadın, bu kez farklı bir yöntem uygulamaya karar verdi. Yılanı öldürmek yerine, onun korkularına ve kızgınlıklarına konuşacaktı. Yılanın erişebileceği noktanın biraz gerisine çömeldi. Ve dedi ki, "Oh sevgili yılan, çok zor bir çocukluk dönemi geçirmiş olmalısın!

Sevgili yılan, şimdi ellerimi kaldırıyorum, sana saldırmak için değil, ama sana enerji göndereceğim, ve sana sevgi göndereceğim ve seni ve o çok acıverici çocukluğundan kalma yaraları şifalandıracağım. Oh sevgili yılan, sanırım baban seni dövdü ve onun için bu kadar öfkelisin. Ve sevgili yılan, kendini daha iyi hissetmen için ve içsel yılanını beslemek için sana bir ninni söyleyeceğim."

Şimdi, yılan geriye çöreklendi ve yüzünde ilginç bir ifade, oldukça şaşkın bir bakış vardı. Burada, kızgınlık sergilemeyen bir insan vardı. Burada, onu değiştirmeye çalışan bir insan vardı. Burada, onu bir işlemden geçirmeye çalışan bir insan vardı. Yılan kadına baktı ve yüzüne büyük bir gülümseme yayıldı. Ve kadın Alan üyesi şöyle düşündü, "Ben onunla bağlantı kurabiliyorum, kalpten kalbe. Bak. Gülümsüyor." Ansızın yılan öne doğru bir hamle yapıp, kadını ısırdı. Kadın hemen öldü. Ve yılan kendi kendine gülerek ve gülerek ve gülerek çalıların arkasına çekildi. "Burada, dünyayı ve beni değiştirmeye çalışan bir insan vardı. O, hedeflerimin içinde en kolay olanıydı!"

Şimdi, geride kalan alan üyesine Samuel adını vereceğiz. Şimdi, Samuel, bir zamanlar şifacı olan bu bilgi taşıyıcısını gömdü. Samuel onu gömdü. Ve şimdi epey endişeliydi. Bu yükseliş yolu olan Aydınlanma Caddesi'yle ilgili endişeleri vardı. Bu o kadar da iyi bir şey değildi, çünkü kendi türünden olan biri korku içinde kaçırılmış, ve ikisi de öldürülmüştü. Yola devam etsin mi, etmesin mi diye epey bir süre oturup düşündü. Sonunda, şöyle dedi, "Bu varlığımın ve ruhumun o kadar derinliklerinde olan bir şey ki, devam etmek zorundayım."

Yürümeye devam etti, öncesine göre biraz daha dikkatli ve daha tetikte, ama devam etti. Ve bileceğiniz gibi, öyle ya da böyle üç kişiyi kaçırmış olmaktan ötürü kendini güçlü ve zinde hisseden yılan, kısa bir süre sonra yeniden çalıların arkasından sürünerek ortaya çıktı. Yılan doğrudan Samuel'in yoluna çıktı ve şöyle dedi, "Yolunda daha fazla ilerlemene izin vermeyeceğim. Birlikte yürüdüğün diğerleri gibi, seni de öldüreceğim şimdi."

Şimdi, Samuel burada bulunan her birinize çok benziyordu. Samuel, içsel tanrısallığını bütünleştirmede, Gerçek Benliğinin arayışında ve o tatlı noktasında bulunmada çok gayretliydi. Bu dehşet anındada olsa, Samuel öğrendiği birkaç şeyi anımsadı. Samuel, çöreklenmiş bir halde oturan ve ısırmaya hazır yılanın gözlerinin içine baktı. Yılan, ağzından akan insan kanıyla güçlenmişti. Kendinden çok memnundu.

O anda Samuel kendi kendine şöyle dedi, " Tanrısallığıma sahip çıkmak zorundayım. Bu artık benimle ilgili değil. Bana bu söylendi. Sahiplenmem ve bir denge alanında olmam gerek. Nefes almalıyım – gerçi şu anda oldukça hızlı (nefes alıyorum) ama tanrısallığımı nefesimle içime çekmem gerek, çünkü gerçek olanın bu olduğunu öğrendim."

Ne Samuel'in, ne de yılanın farkında olmadığı bir kartal, olaylar dizisini izleyerek, başlarının tepesinde daireler çiziyordu. Samuel'in nefesini içine çektiği anda, kartal aşağıya daldı, güçlü ve dayanıklı pençeleriyle yılanı kavradı, yüzlerce ve yüzlerce metre yükseğe uçtu, ve bağırıp çağıran ve pençelerinden kurtulmaya çalışan yılanla birlikte daireler çizip durdu. Sonra kartal, öldürmek üzere yılanı yere doğru fırlatıp attı.

Samuel yeniden nefes aldı, ama bu, bu kez ferahlamanın getirdiği bir nefesti. Yolunda yürümeye devam etti ve bu çok garip günün olayları hakkında düşündü. Olan herşey üzerinde derin düşüncelere daldı. Kartalı düşündü, tüm bu zaman boyunca gerçekten orada olan, ama ortaya çıkmak için uygun anı kollayan, Samuel'in dengesinde ve tanrısallığında olacağı uygun anı kollayan kartalı düşündü.

Samuel, aydınlanma yolu üzerinde yürümeye devam ederken, ansızın bir başka yılan ortaya çıktı. Bu, öldürülen yılanın akrabasıydı. Bu yeni yılan çok, çok kızgındı. Bu yeni yılan çalılıklardan ok gibi fırladı ve doğrudan Samuel'in önünde durdu. İlk yılanın neredeyse iki katı uzunluğundaydı. Samuel'in önünde çöreklendi ve şöyle dedi, " Şimdi seni kesinlikle öldüreceğim, çünkü sen benim akrabamı öldürdün. İntikamımı alacağım. Bunu yapmak zorundayım, çünkü bizim yılan tanrısının yöntemi budur. Biz, bize zarar veren herkesten intikam alırız."

Şimdi, ilk yılan öldürüldüğünden beri, Samuel yolda giderken çok düşünmüştü. Kartalın indiği anın, kutsanmış ve kutsal bir an olduğunu biliyordu. Bunun tanrısal bir eylem olduğunu da biliyordu, ve bütün bunlardan alınacak daha fazla ders olduğunu biliyordu. Böylece, düşünceye dalmış yoldan aşağıya yürürken, kendi kendine sorular yöneltti, "Yılanla ilgili bu olay hakkında bilmem gereken nedir? Böyle bir şeyle yeniden karşılacak olursam, yapmam gereken nedir?" Sorularının yanıtı için, içinin sesini dinledi. Yanıtların her zaman içinden geldiğini biliyordu.

Samuel, sadece gözlerini kapatıp da kartalın bir kez daha aşağıya dalmasını dileyemeyeceğini biliyordu. Tanrısallığına gerçekten sahip çıkmak zamanı olduğunu biliyordu. Yılanın gözlerinin içine baktı ve şöyle dedi, " Sevgili yılan, aradığın nedir? Neden benim yoluma çıktın?" Yılan şaşkınlık içindeydi! Şimdiye kadar hiç bir insan bu soruyu sormamıştı. İnsanlar korku ya da kızgınlık ya da bazen aptallıkla hareket etmişti ama şimdiye kadar hiç bu tür bir bilgelik sergilememişlerdi. İnsanlar hiç bir zaman "Yoluma neden çıktın? Bana vereceğin şey nedir?" diye sormamıştı.

Bu soru üzerine yılan yanıt verdi, "Sevgili Samuel, ben senim. Ben, senden farklı değilim. Ben, dışsal bir sürüngen değilim. Ben senin karanlık yanınım, ve bugün yolunu kesmek için geldim, çünkü sen Samuel, değişimi sevmiyorsun. Sen Samuel, yüzleşmen gereken konulara sahipsin. Ben, bu konuların yüzeye çıkmasını sağlayacak bir haberci olarak buradayım." Samuel bir an düşündü ve sonra yılana sordu, "Ama bu bu kadar basitse, bu kadar basitse, neden o zaman ilk yılan diğer insanları korkuttu ve öldürdü? Neden bize gelip de, burada bulunma nedeninizi açıklamadınız?"

Ve yılan sahip olduğu o küçük kafasını salladı ve dedi ki, "Enerjinin işleyişi bu şekilde değildir. Bize sorulduğunda ancak, yeterli meraka sahip olduğunda ancak, soruları sorarak kapıyı açtığında ancak yanıt verebiliriz. Biz değiştirilmek istemiyoruz. Biz, bize saldırılmasını istemiyoruz. Ama bir insan bize – içerdeki yılana – gelir de sorarsa, o zaman söylemek zorundayız. Biz paylaşmak zorundayız."

Böylece Samuel kendi gücünü, kendi dengesini ve yılanın da buraya neden gönderildiğini anladı. Onlar saatlerce uzun, uzun konuştular. Samuel, bu deneyimle kendi hakkında çok şey öğrendi. Yılan kanalıyla ifade edilen ve içinde olan karanlığı ve korkuları gördü. İşleri bittiğinde, Samuel yılana dedi ki, "Ben hala seni sevmiyorum. Hala, yoluma çıkmandan hoşlanmıyorum. Hala, temsil ettiğin şeyi sevmiyorum. Ama şimdi artık, kendinde bir armağan barındırarak geldiğini biliyorum. Şimdi artık, varlığının bir nedeni olduğunu biliyorum, ve şimdi seninle nasıl yüzleşeceğimi ve ne yapmam gerektiğini biliyorum."

Samuel yoluna devam etti. Karşısına arada bir ama ender olarak, yolunu kesmeye çalışan bir yılan çıktı. Bunun, hala dengede kalıp kalmadığını sınayan kendi varlığı olduğunu anladı. Ama şimdi, bir yılan Samuel'in önüne çıktığı zaman, gülümseyecek ve şöyle diyecekti, "Neden buradasın? Bilmem gereken nedir? Neden buradasın? İstediğin nedir?"

--0-- Öyküden çıkan dersler

Sevgili dostlar, bu öykünün birçok enerjisel yanı vardır. Bu sözcüklerin içerdiği birçok mecaz ve simge vardır. Zaman zaman buna bir göz atmakta yarar vardır.

İçinizdeki karanlığın, salıverilmeyi istediği bilinmelidir. Yükseliş Dizisinin Üçüncü Dersi – içinizdeki karanlık, salınmak istemektedir. Karanlık, şu anda ayaklarınızın dibinde oturan yılandır. O, Samuel'in öyküsündeki yılandır. İçinizdeki karanlık salınmak istemektedir.

Yeni yükseliş halinize geçerken, hala bazı konular vardır. Hala dengesizlikler vardır. Onlar ortaya çıkacaktır, ama, Samuel'in de anladığı gibi, karanlığın özü, içinizde salınmak isteyen konular ve enerjilerdir. Bu kadar.

İçinizde bir korku dengesizliği tutuyorsanız, karanlık, geldiğiniz köye geri dönmenize neden olacaktır. Korkuları tutuyorsanız ve onların öğrendiğiniz herşeyi unutmanıza neden olmasına ve sizi özünüzden sarmasına izin verirseniz, köye geri kaçacaksınız, güvenliğinize geri kaçacaksınız. Sizi korkutup kaçırtan bu korku ve karanlık yılanı, gelmesine neden olan amacına ulaşamamış olacaktır. O sizi korkutmaya çalışmıştır, ama aslında gerçekten istediği şey, onunla yüzleşilmesidir.

Karanlık salınmayı istemektedir. Bunu gerçekleştirmenin de sinsi yollarına sahiptir. Bunu gerçekleştirmenin zarar verici ve sakatlayıcı yollarına sahiptir. Ama doğrudan öze gidin ve içinizdeki karanlığın salınmak istediğini anlayın. O zaman, çevrenizdeki dünyada olup biten olayları anlayacaksınız. Şu andaki durumla dünyanızda neyin meydana gelmekte olduğunu anlayacaksınız. Karanlık salınmak istemektedir!

İkinci, erkek ışık işçisinin yaptığı gibi, yılanı öldürmeye çalışırsanız, kızgınlık içinde onun peşine düşerseniz, bu sizi dengesizliğe düşürecektir. Bunu kendiniz de keşfettiniz. Kızdığınız zaman, içinizde bir şey meydana geldiğinde ve kendi içinizde kızgın olduğunuzda, kendinizi kaybetmektesiniz! Kızgınlık bir dengesizliktir. Şunu anlayın; yılan önünüzde durduğunda ve siz kızdığınızda ve bıçağınızı çekip, "Kafanı kesip ayıracağım. Seni burada öldüreceğim" dediğinizde, yılanı öldürmeyi başarsanız bile, o tüm akrabaları kanalıyla geri gelecektir. O gelecektir, çünkü karanlık salınmak istemektedir. Siz ona sadece öfke ve acı vermiş oldunuz. Ama o inat edecektir. O orada olacaktır. O, sizin yükseliş ve aydınlanma yolunuzun üzerinde olacaktır. Kızgınlık, sorunu çözmez.

Dünyanın şimdiki durumuna bir bakın. Ülkeniz 11 Eylül olaylarına anında kızgınlıkla tepki vermiş olsaydı, ki bir anlamda, teröristlerin çoğu bunu umud etmişti, bu tepki, bu durumu çok daha kötü bir hale sokacaktı. Ama dünya, anında meydana gelecek bir (geri)saldırıya engel olacak enerji dengesini sağlamıştır. Yapılan saldırıya benzer bir tepkinin olmasına engel olmuştur. Kızgınlık, sorunu çözmeyecektir.

Şimdi, üçüncü Işık İşçisine, şifacı kadına bir bakalım. Onun görüşü, yılanı değiştirmekten yanaydı. O, yılanı işlemden geçirmek istedi. Yılan salıverilmek istiyordu, ama bu biçimde değil. Yılan, belirli bir kalıba uyması için değiştirilmek istemiyordu. Yılan, sempati istememektedir. Yılan, gerçekte sadece yüzeysel olarak işe yarayan, şerbet misali bir şifa istemiyordu. Yılan, içerde acıtıyordu, içinizdeki karanlık. Yılan, gerçekçi, doğrudan ve gerçek yanıtlar ve enerjiler istemektedir sizden. Onun abartılmış şifa türlerine ihtiyacı yoktur.

Biz sizden bunun hakkında düşünmenizi de istemekteyiz. Burada bulunan teröristler, abartılı çözümlerin, sorunu halletmeyeceğini bilmektedirler. Onların akrabaları – ölmeden önce ait oldukları organizasyonlar – oturup da onlara empati sözcükleriyle konuşmanıza ve gücünüzü göstermemenize, sevecen bir tepki vermeyecektir. Üçüncü Işık İşçimiz olan kadın, içsel bir güç sergilememiştir. O, tanrısallığına tutunmamıştır. O, dengesizlik içindeydi. Birşeyleri değiştirmeye çalışıyordu, dünyayı değiştirmeye ve kendisine ait bir beklentiye uyacak şekilde dönüştürmeye çalışıyordu, dünyanın görünüşünü kendi beklentilerine göre değiştirmeye çalışıyordu. Onun için yılan onu ısırmış ve öldürmüştür.

Dördüncü Işık İşçisi, eril ve dişil enerjileri dengede olan Samuel, yılanla ilk karşılaştığı o korkutucu ve zor anda, araçlarının hepsini birden ortaya çıkartacak kadar hızlı düşünemeyeceğini biliyordu. Ama basit bir şeyi biliyordu – nefes almak, tanrısallığı nefesiyle içine çekmek. Bunu her gün uygularsanız, bilinçsiz bir şey haline gelir. Nefes aldığınızda, tanrısallık da beraberinde gelir. Samuel bir anda, nefes almanın onu dengeye getireceğini ve tanrısallığını demirleyeceğini bildi. Ve ne oldu, tepesinde izleyerek uçan kartal, bir yılan parçasını ele geçirmek için hep oradaydı, ama doğru anı kollamaktaydı. Bu (nefes almak), kapıyı açmıştır. Dışsal bir olay meydana gelmiştir, Samuel'i mutlak bir ölümden kurtaran, sözde dışsal gibi görünen bir olay olmuştur. Ama yılanın neden orada bulunduğunu anlaması gerektiği bilgeliğine de sahipti. Onun için yoluna devam ederken, yılanın orada bulunma nedenini düşünmek için zaman ayırmıştır. Yılanın bir nedenden ötürü orada olduğunu, sizin de bileceğiniz gibi, bilmiştir. Yılan, bir nedenden ötürü oradaydı.

İçinizden karanlık ortaya çıktığında, ve korku ortaya çıktığında, ve yılan ortaya çıktığında, tanrısallığınıza sahip çıkın. Onu nefesinizle içinize çekin. Dengenizde kalın. Daha pek anlamadığınız bir şeyi değiştirmeye çalışmayın. Onu öldürmeye çalışmayın. Korku içinde ondan kaçmaya çalışmayın. Tanrısallığınıza sahip çıkın ve onu tutun. İçinizdeki karanlığa neden orada olduğunu, salıverilmek isteyen şeyin ne olduğunu sorun. İçinizde, yüzleşilmesi gereken dengesiz bir enerji vardır. Belki eski bir vicdan azabı vardı. Onun tam olarak ne olduğunu öğrenmek için bir yaşamdan ötekine geri gitmek zorunda değilsiniz. Bu, zaman ve enerji kaybına neden olurdu. Ama işte belki eski bir pişmanlık ya da suçluluk duygusu vardır. Ya da belki bilgeliğin daha tamamlanmamış bir parçasıdır ve içinizde dengesizlik olarak barınmaktadır. İçinizde salıverilmeyi isteyen bir şeyin olduğunu size bildirmek için, yılan uygun zamanda ortaya çıkacaktır.

--0-- Günün dersi

Aydınlanma ve yükseliş yolunuzun üzerinde, karanlık karşınıza çıktığında, tanrısallığınıza sahip çıkın. Onu tutun. Nefesinizle onu içinize çekin ve bilmeniz gerekenin ne olduğunu sorun. Ve bu zaman boyunca bunun, eski bir enerjiyi salmak ve dönüştürmekle ilgili olduğunu anlayın.

Bu zamandaki Dünyanıza bir bakın. Salınmak ihtiyacında olan eski enerjiler, yüzleşilmek ihtiyacında olan eski enerjiler vardır. Onlar ortaya çıkıp da, "Biz senin içini acıtmaktayız. Salınmak için ne yapmamız gerektiğini bize söyle" demez. Bu, bu şekilde işlemez. Cauldre'nın(Medyum) bu tür enerjiye verdiği ad, ister içinizde, ister dışsal dünyada olsun...bu "spiritüel hamam böcekleri" gibidir. Gider ve saklanırlar. Onlar, bu karanlıklar, bu yılanlar, içinizde saklanır. Mağaralarda saklanırlar. Onlar, salınmak ihtiyacında olan, Dünyanın eski bir enerjisini temsil ederler. Onlarla güçlü bir biçimde yüzleşmelisiniz. Onlarla, dengeli bir biçimde yüzleşmelisiniz, yoksa geri tepeceklerdir.

Dünyanın, eril ve dişilden oluşan asıl dualiteyle ilgili, dengesiz ve eski enerjileri vardır. Bunların değişmesinin zamanıdır. Bu değişimler olmadan, şeylerin ilerlemesi mümkün değildir. O zaman, ne olmaktadır? Bunlar yüzeye çıkmaktadır. Sizin zamanınızla, gelecek birkaç yıl içinde başka olaylar da olacaktır. Patlayıcı bir enerjiye sahip olan büyük bir alan vardır. Bu, ölümcül bir enerjidir. Bu, ancak kendi kendini yiyip tüketecek, düşük bir enerjidir. Salıverilmek ihtiyacındadır. Bu alan, Afrika bölgenizdir. Oradaki enerjiye bir bakın. Salıverilmek istemektedir. Ama anımsayın, üçüncü Işık İşçisini anımsayın. Oraya, dünyayı değiştirmeye çalışan ve Pollyanna'cılık oynayan bir Shaumbra olarak gitmeyin. O size gelecektir ve siz de ne yapacağınızı bileceksiniz. Bununla nasıl başa çıkacağınızı bileceksiniz.

--0-- Karanlık salındığında bilgi taşıyıcısı yeni yakıtı ile yeni şeyler keşfeder

Siz bu çok, çok, çok değişimlerden geçerken ve bireysel olarak gelişirken, içinizden ortaya çıkacak dengesizlikler olacaktır. Bunlarla yüzleşin. Onların, çekirdek düzeylerinde, salıverilmek istediklerini anlayın. Salındıklarında, ışığı fırıldak gibi döndüren bir karanlık enerjisi oluşur. Bunun, temel spiritüel fizik kanunlarından biri olduğunu biliyor muydunuz? Karanlığın enerjisi salıverildiğinde, ışığı fırıldak gibi döndürür. Bu da, sizin yeni düzeylere yükselmenizi sağlar. Yükseliş yolunuzun üzerinde yeni şeyler keşfetmenizi sağlar. Bu, yakıt gibidir. Size hizmet etmek için orada bulunur. Ama onu doğru bir biçimde salıvermezseniz, suratınıza bir şamar gibi patlamak eğilimine de sahiptir.

Sevgili dostlar, bu yolun zaman zaman zor olduğunu biliyoruz, ama her birinizin bununla başa çıkabileceğiniz bilgeliği ve gücü ve dengeyi ve sahiplenmeyi de kazandığını biliyoruz. Bu son birkaç haftalık sürede, birçok işlemden geçtiğinizi biliyoruz. Kendinize gelmeye başladığınızı biliyoruz. Bunu bugün burada görebiliyoruz. Görebiliyoruz. Size neler olduğu, dünyada neler olduğuyla ilgili çok, birçok sorunuzun olduğunu biliyoruz. Ve bu soruların her biri için yanıt içinizdedir, içinizde bulunmaktadır. Biz sadece, tıpkı Rafael gibi, yolunuza yardımcı olmak için, sizinle birlikte yürümek için, size geri bildirimlerde bulunmak için, ve en azından, sadece burada, bu enerjide, eski dostlarla birlikte bu sevgi ve umut ve gerçeklik enerjisinde oturabilmek için burada bulunuyoruz.

Şimdi, size daha yapılacak çok iş olduğunu söylemekteyiz. Dışınızdaki şeylerle ilgili – hükümetler, dinler, kuruluşlar – enerjilere bakmaya başlarsanız, dengesizliklerin nerelerde olduğunu çok açık bir biçimde görmeye başlayacağınızı söylüyoruz size. Siz bir işleme gerçekten yardımcı olabileceksiniz. Ne zaman çağrıldığınızı bileceksiniz. Tepki vermenin, (bu çağrıya yanıt vermenin), ne zaman uygun olacağını bileceksiniz. Yapılacak şeyin ne olduğunu bileceksiniz. Asıl düzeyinizden anlayın ki, karanlık salınmayı istemektedir.


--0-- Uyum yapmayan yıkılacaktır

Biz önceden bildirme ya da kehanetlerde bulunmaktan yana değiliz, ama şeylerin yönünü görebilmekteyiz. Dört hafta ve dört gün öncesinin olayları ve bilinçte gerçekleşen büyük sıçrayışla, değişimlerin dünyayı taramaya devam edeceğini görmekteyiz. Gördüğümüz şey, kiliselerinizin (dini kuruluşlarınızın) ve dinlerinizin çekirdek düzeyinde bir değişimin olacağıdır. Son zamanlarda bunlara çok enerji odaklanmıştır. Bu, devam edecektir. Dengesiz bir enerji tutan, dualiteyi tutan kiliseler, artık yeni enerjide ayakta kalamayacaktır. Siz yeni enerjiye geçmekteyken, Tanrı'yla insan arasındaki ayrılığı pekiştiren kiliseler, kendilerine sahip çıkamayacaklardır. Başka dinleri düşman, şeytan ilan eden kiliseler.....bunlar yeni enerjiye pek de başarılı bir geçiş yapamazlar.

Kiliseler bu zamanda, muazzam bir dualite enerjisini tutmaktadır. Onların binlerce yıldır ve onbinlerce yıldır olduğunu gördüğünüz gibi, her zaman, sorunların özüyle ilgili olduğunu göreceksiniz. Bunun devam ettiğini göreceksiniz, ama değişmeye zorlandıkları, daha açık olmaya zorlandıkları anlamında duvarlarının yıkıldığını göreceksiniz, (değişmezlerse ya da açık olmazlarsa) yıkılacak ve ortadan kalkacaklardır.

Dualite enerjisinin çoğunluğu, Tanrı'ya ibadet için inşa edilmiş yerlerde tutulmaktadır. Tanrı'ya ibadet amacıyla inşa edilmiş yerlerin çoğu, muazzam bir eril ve dişil enerji dengesizliğine sahiptir. Yeni enerjiye girebilmek için buna bir son vermek gerekmektedir. Bu yerlerdeki, kiliselerde ve felsefelerde gücü elinde tutanlar, bunu anlamaktadır. Bunu anladıkları için de daha çok korkmakta ve basına cahilce açıklamalar yapmaktadırlar. (11 Eylül olayından sonra bir demeç veren Jerry Falwell'e göndermede bulunmaktadır) Daha çok korktukça, kendilerini daha da haklı bulacak, ve (inançlarına) eskisinden de sıkı tutunacaklardır. Çünkü tutundukları şeyi kaybetmekten korkmaktadırlar. Temellerini kaybetmektedirler. Yeni enerjinin var olmaya başlamasıyla, dualitenin eski, dengesiz enerjisinin orada bulunması uygun değildir.


Çok uzun olmayan bir süre önce sınırların ötesinde de konuştuğumuz gibi bunu neden gündeme getirmekteyiz sevgili dostlar? Yeni kiliseleri yapılandıracak olanlar sizlersiniz, ama duvarları ya da yapıları ya da kuralları olan kiliseler değil. Bunlar temel bir prensibi ve tek prensibi – tanrısallığın içinizde olduğunu öğretecek kiliseler olacaktır. Tanrısallık, sizdir. Her birey, krallıktan gelen bir hakka doğuştan sahiptir, tanrısallık hakkına doğuştan sahiptir. Hiç kimsenin size, tanrısallığınızın anahtarını elinde tuttuğunu söylemesine izin vermeyin! Öğretmen olduğunuzda, sadece öğrencilerinizin işlemine ve yolculuğuna yardımcı olduğunuzu anlayın.

--0-- Astral Misafirlerin son sözleri

Gelen üç ziyaretçi – terörist olmuş olan ve şimdi öbür tarafta derin düşüncelere (tefekküre) dalmış olanlar – aktif olarak ve severek karanlıktan geçmek için çalışan bir grup insanla birlikte burada bulunmayı bizden istemişlerdir. Onlar, birbirinin gücünü almadan, birbirini sahiplenmeden, birbiriyle savaşmadan tanrısallığıyla bütünleşmeyi gerçekten öğrenmekte olan insanların varlığını duymuşlardı. Böyle bir grubu görmek istediler. Onlar, asla sizin yerinizi dolduramayacaklarını düşünerek burada durmaktadır. Onlar, yolculukları sırasında yanlış dönemeci nerede aldıklarını ve nasıl olur da, Dünya üzerinde böylesine aydınlanmış ve sevgi dolu insanların olduğunu anlamaya çalışarak burada durmaktadır. Omuzumuza dokunup, şöyle demektedirler, "Tobias, burada bulunanlara anımsat....bunlar gerçek işçilerdir. Bunlar nane molla işçiler değildir. Bunlar gerçek işçilerdir." Onlar sizin enerjinizde, kendi tanrısallığınıza olan inancınızı, ona nasıl sahip çıktığınızı görebilmektedirler.

Sizi candan sevmekteyiz. Sizinle birlikte olduğumuz bu zamanı sevmekteyiz. Bu zamanlar o kadar değerlidir ki. Hepiniz Samuel gibisiniz, çok şey öğrendiniz, çok bilgelik kazandınız. Siz diğer insanlara öğretmek için gerçekten hazırsınız. Ve anımsayın – ve Rafael Mekanizması bunun altını çizmekte ve bir de ünlem işareti koymaktadır – hiç bir zaman yalnız değilsiniz!

Ve öyledir!

--0-- Sorular

SORU: Tobias, dönüşümü, şimdiye kadar anladığımızdan çok daha fazla bilmek ihtiyacındayız.

TOBIAS: Bu kesinlikle geçerlidir. Bunun ilk düzeyi hakkında bugün konuşulmuştur. Enerjilerin dönüşümü, onlarla yüzleştiğinizde ve ne kadar sinsi olursa olsunlar....bu enerjilerin salıverilmeyi istediğini bilmek bilgeliğine sahip olduğunuzda gerçekleşir. Onlar, kendi en yüksek düzeylerinden salınmak istemektedir, sizin en yüksek düzeyinizden değil. Üçüncü Işık İşçisinin, şifalandırmaya ve işlemden geçirmeye çalışan kadının hatası buydu. Bu enerjiler, kendi en yüksek düzeylerinden salınmayı istemektedir.

Dönüşümün ilk dersi, bilinmesi gerekenin ne olduğunu sormaktır. Bu enerjiler nereden salınmak istemektedir? Bu enerjiler neyi temsil etmektedir? Neden tutunmak istemektedir? Neden korku ve karanlık ve terör ve kızgınlık ve bu duyguların tüm geri kalanına neden olmaktadırlar?

Kısa geçmişteki oturumlarda da söylediğimiz gibi, bundan söz etmeye devam edeceğiz. Biz hala sizden öğrenmekteyiz. Biz hala öğrenmekteyiz. Sizi, özellikle de bu son haftalarda izledik. Korkunun nasıl dönüştürüldüğünü, onunla nasıl çalışıldığını anlamaya başlıyoruz, sadece bizim teorik bakış açımızdan değil, Dünyanızda pratik olarak uygulanmasından da anlamaya başlıyoruz. Ve sonra da bu bilgiyi size geri vermekteyiz.

Sizinle yapacağımız gelecek tartışmalarda, sonraki birkaç ders boyunca, bu dönüştürme, fırıldak gibi dönme ve gelişmenin öyküsüne devam edeceğiz. Gerçekten, enerjinin dönüşmesi aslında enerjinin gelişmesi, onun gelişmesidir. Bir sonraki düzeyinize geçme girişiminde bulunduğunuz her sefer.....bir sonraki büyük adımınızı atma girişiminde bulunduğunuz her sefer, karanlığın ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu, yılanın yolda belirmesine neden olacaktır. Dönüşümün ilk adımı, "neden" diye sormaktır. Sana bu sorun için teşekkür ediyoruz ve bunu tartışmaya devam edeceğiz. Bu o kadar önemli, o kadar canlı bir alandır ki, hakkında konuşmaya devam edeceğiz.


SORU: Tobias, 11 Eylülden bu yana, beklenmedik zamanlarda muazzam bir kedere ve gözyaşlarına boğuluyorum. Bununla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum. Neler oluyor? Bunun için ne yapabilirim?

TOBIAS: Sen sevgili varlık, hepiniz....o kadar duyarlı bir hale geldiniz ki, özellikle de son altı aylık bir dönemde. Siz varlığınızın (bazı) bölümlerini açmaktasınız. Siz şeyleri o kadar hisseder bir hale gelmektesiniz ki. Sen çevrendeki insanların kederini hissetmektesin. Ama anımsa, bu seninle ilgili değildir. Bu, seninle ilgili değildir artık. Sen artık hizmet için bir öğretmen olarak burada bulunmaktasın.

Sizler, sizin bilgeliğinize ve öğretilerinize ihtiyaç duyan kişilerin enerjilerini hissetmektesiniz. Siz kapınıza vurulduğunu duymakta ve hissetmektesiniz. Bu, keder ve duygu ve endişe ve gözyaşı biçiminde size gelmektedir. Siz insanlığın nabzını hissetmektesiniz. Aynı zamanda da hizmete çağrılmaktasınız. Sözünü ettiğimiz, kapınızın çalınması budur. Bu, kapınızın çalınmasıdır.

Şimdi, bunun sizinle ilgili olmadığını anlamak, kederin yok olmasını sağlamaz. Bu, tümüyle duyarsız bir hale geldiniz demek değildir, ama en azından, içinizdeki enerjiyi nasıl dengeleyeceğinizi biliyorsunuz. İnsanların ve Dünyanın kederlendiğini ve zorluklardan geçtiğini hissedebilirsiniz. O zaman durup, şöyle sormak zamanıdır, "Yapmam istenilen şey nedir şimdi?" Ve, yanıtın size geleceğini biliyorsunuz. Yanıt pek de beklemediğiniz yollardan gelebilir size, ama gelecektir.

Bu mükemmel bir sorudur. Bunun, kaydettiğiniz ilerlemeler yüzünden böyle olduğunu anlayın. Acı içinde olan herkese merhamet duyan, sevgi ve ilgi dolu bir insan parçanızın olduğunu da anlayın. Shaumbra'da sevdiğimiz şey budur. Bazen etkilendiğiniz alanı nasıl dengeleyebileceğinizi bile bilemediğiniz bir noktaya gelecek kadar, diğer insanlarla derinden ilgilenmektesiniz. Diğer insanlarla o kadar derinden ilgilenmektesiniz ki, yükleri bile kendi üzerinize almaktasınız. Merhamet duyun. Sevgi ve umut duyun. Bunun şimdi işinizi görmeniz için, binlerce yıldır planladığınız işi görmek için bir çağrı olduğunu anlayın. Sana teşekkür ediyoruz.


SORU: Tobias, bu ara yapılan askeri eylemlerde bilgelik var mıdır?

TOBIAS: Buna daha karar verilecek. (kahkahalar) Bizim bakış açımızdan, inanılmaz bir bilgelik söz konusuydu.....bu olayları yapanlar hakkında anında deliller olmasına rağmen, herhangi (bir girişime kalkışmadan) beklemek, inanılmaz bir dengedir. Dikkatli bir bekleme süresi vardı.

Şimdi, Samuel'in öyküsünde, yılanla ilk karşılaştığında, tanrısallığı ve dengeyi nefesiyle içine çekmek zamanı olduğunu bilmektedir. Sonra, onu korumak için işe karışıyor gibi görünen, beklenmedik ve şaşırtıcı bir dışsal olay vardır. Sonra, içine sorarak, yapması gereken şeyin ne olduğunu öğrenir. Yılanla yüzleşmesi gerektiğini öğrenir. Yılanın neden orada bulunduğunu sorar. Yılanın gerçekten eski yöntemlerden salıverilmek istediğini anlar.

Şimdi, bu belki de, denge ve güç alanında bulunmanın iyi bir şey olduğunu size anlatacaktır. Orada olduğunuz zaman, bıçağınızı ya da kılıcınızı bile çıkartmanızın gerekmeyeceğini anlayın. Enerjinin yeniden dengelenmesini sağlayacak ve dışardan gelecek bir olay olacaktır. Anımsayacağınız gibi, kızgınlıkla bıçağını çıkartan ve yılanı öldürmeye çalışan ikinci Işık İşçisi.....anında öldürülmüştü. Bu size dengesiz gücün doğası hakkında bir şey söylemelidir.

Ama bu size bu noktada gerekli olan denge hakkında bir şey söylemektedir. Karanlığın salınmak istediğini anlayın. Onunla yüzleşmek gerektiğini, ama bir güçlülük alanından yüzleşmek gerektiğini anlayın. Şimdi, bu sorunun yanıtlarına sahip olduğumuzu ima bile etmeyeceğiz. Ama yönleri, eğilimleri görebilmekteyiz. Güçlü kalmanın önemli olduğunu görmekteyiz, ama yine de soruları sorun, bu eski güçlere, sizin karanlık güçler diyeceğiniz şeylere, terörist güçlere....onlara istediklerinin ne olduğunu, salınmasını istedikleri şeyin ne olduğunu sürekli sorun.

Dünyadaki bütün uluslarla birleşerek zorlayın onları. Konuşmak için masaya oturmalarına zorlayın onları. Ama biliyor musunuz? Bunu yapmak onlara zor gelecektir. Ama sürekli bir baskı uygulanırsa, tüm liderlerinizin artan baskıları olursa, bunu yapmak zorunda kalacaklardır. Bu, onların dizlerini titretecektir. Bir gerçeklik alanında, göz-göze bulunmak, onları titretecektir.

Bunu bugün bizimle birlikte olan bu üç varlıktan duymaktayız. Bu varlıklar, bu grubun istediği en son şeyin bu olduğunu söylemektedir. Onlar karışıklık istemektedir. Onlar terörizm istemektedir. Onlar, yeni enerji dokumasını yırtmak istemektedir. Onların masaya oturup gerçeğe çağrılması, yıkılmalarına neden olacaktır. Bununla nasıl başa çıkacaklarını bilemeyeceklerdir. Bunlar sadece tarafımızdan yapılan spekülasyonlardır. Kızgın eril, askeri türde bir davranış biçimi sevgili dostlar, dengede değilse, geri tepebilir. Geri tepebilir, tıpkı ikinci Işık İşçimizde olduğu gibi. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, sevgi ve bilgeliği içeren güçtür.


SORU:
Tobias, arkadaş çevrem ve karşılaştığım herkes, barış için dua etmek istemektedir. Ben, gezegen üzerinde bulunan herkesin bilinç bütünlüğü için dua etmelerini önerdim. Ben bilinç bütünlüğünün, gerçekte kim olduğumuzu, saf sevgiyi anımsamak olduğuna inanıyorum, böylece başka hiç bir şeye yer kalmayacaktır. Bu fazla mı basittir?

TOBIAS: Hayır sevgili varlık, sen bilge bir varlıksın. Sen bilge bir varlıksın. Nerelere geldiğinizi görmek bizi çok sevindirmektedir. Şimdi, burada bir dakikalığına dua hakkında konuşalım. İnsanlar dua ederken, özellikle de gruplar halinde, bizim taraftan gördüğümüz şeyi sizinle paylaşmak isteriz. Bunun asıl düzeyinde iyi bir denemenin yapıldığını, ama uygun olmayan enerjiler görmekteyiz. Bazen insan gruplarını dua ederken duyduğumuzda, o kadar çok çelişki ve dengesizlik vardır ki, biz duaların yolundan kaçmak, çekilmek zorunda kalırız. İnsanlar ne için dua ettiklerini bilmiyorlar.

Cauldre.....bu tür şeylerden söz etmemizden sonra alacağı e-postaları düşünmektedir, ama devam etmek zorundayız. Bu, bir denge bilinci olduğu zaman anlamlıdır. Bu, öncelikle içinize baktığınız zaman anlamlıdır. Tüm bu olaylar ortaya çıktığında (teröristlerin saldırısı), biz dünyanın dua etmesinin kötü bir şey olduğunu söylemiyoruz, ama dile getirilen bazı duaları duymalıydınız! Bunlar hiç bir anlam ifade etmiyordu!

Duadan daha güçlü olan şey nedir biliyor musunuz? Bir kucaklamadır! Bu, karşılığında hiç bir şeyin istenmediği bir kucaklamadır. Bu, sevgi ve enerjinin paylaşılmasıdır. Bu, bireyi değiştirmek ya da dönüştürmek değildir. Bu, onlarla bağ kurmaya çalışmaktır. Değişik titreşimlerde çalışan iki enerji birbiriyle temas ettiğinde, temas eden iki tarafın da ulaştığı yeni ve daha yüksek bir enerji düzeyi söz konusudur. Birbirinizi kucaklamanız, sevginin basit bir ifadesidir. Her iki tarafı da değiştiren bir dönüşüm olur. Hiç kimsenin enerjisi daha düşük ya da güçlü, daha iyi ya da kötü olarak düşünülmemelidir. Meydana gelen şey, bir bağlantıdır.

Dualar, toplumunuzda o kadar yanlış anlaşılmaktadır ki. Biz, dua etmenin yeni yollarını bulması amacıyla buna farklı yaklaşması için Shaumbra'ya "meydan okumaktayız". İnsanlar bu "dua" sözcüğüne o kadar bağımlılar ki, ve onun artık etkili olmadığını söylediğimizde şaşkınlığa uğradıklarını biliyoruz. Siz merhamet duyduğunuzda ve gözleriniz yaşlarla dolduğunda ve bir başka insana ilgi gösterdiğinizde......enerji ölçümünde farkı yaratan buydu. Edilen dualar değil. Kalplerde hissedilendi.

Bugünkü öykümüzde yer alan üçüncü Işık İşçisi, yılanı "işlemden geçirmek" istedi. O, yılanın içindeki, acı çekmiş, içsel çocuğu bulmaya çalıştı. Bu, dengesiz enerjiydi. Şifalandırmaya çalıştığı şeyin ne olduğunu bilmiyordu. Hiç bir dünyasal fikri yoktu, ama yılanı şifalandırabileceğini sandı. O kendi beklentilerine göre, yılanı şifalandırırsa bir kahraman olacağını sandı. Kendisinin şifacı, yılanın da sadece bir hasta olduğunu sandı. Enerji bu şekilde iş görmez. Öncelikle yılanın neden orada bulunduğu anlaşılmalıdır. O bunu anlamamıştır. O soruyu sormamıştır.

Dua ettiğinizde, ne için dua ettiğinizi pek anlamamaktasınız. Barış için dua ettiğinizde, bu neye benzemektedir? Barış nedir? Barış için dua ediyorsanız ama salınmak ihtiyacında olan bir karanlık varsa, o zaman onun üstü cilalanmaktadır. Barışın üstü şekerle kaplanır ve o kalıcı olmaz. Dünyanızın Orta Doğu denilen bölgesindeki sorun budur. "Hadi el sıkışıp, dost olalım" denilen bir şekerli kaplama söz konusudur. Ama başlarını çevirdikleri anda, içerdeki yılan yükselmeye başlar, çünkü onunla yüzleşilmemiştir. O salıverilmemiştir.

Barış için dua ettiğinizde, dua ettiğiniz şey nedir? Bir anlamda beklenti şudur, "Lütfen sevgili Tanrım, sorunlarım ortadan kalksın. Onları görmek istemiyorum." Bu, bilincin yükselmesini anlamakla ilgilidir. Bilincin yükseldiği her sefer, sürüngen belirecektir. Ama onunla baş etmek, "Neden yolumdasın? Ben alan üyesiyim. Ben güçlü olarak ve tanrısallığımda durmaktayım ve istediğin şeyin ne olduğunu bilmeyi talep ediyorum" diyerek, gittikçe kolaylaşacaktır. Bu çok aydınlanmış soru için sana teşekkür ediyoruz.


SORU:
Son soru. Tobias, sen yeni kiliseleri inşa etmemizi söylüyorsun, ama onlar kilise değildir. O zaman neden onlara kilise diyoruz? Bu sadece yeni bir öğretme yöntemi değil midir "yürüyüşünü yürü ve onu öğret?"

TOBIAS: Kesinlikle ve biz o sözcüğü dikkatle seçtik. Bu bir anlamda kullanılabilinir, çünkü bu insanlara tanıdık gelen bir sözcüktür ve (böylece) anlayacaklardır. Bu, onların geçişini biraz kolaylaştıracaktır. Bir başka sözcükle çıkarsanız ortaya, pek de anlamayacak ve sizin belki de başka bir gezegenden geldiğinizi sanacaklardır.

"Kilise" sözcüğünü kullanmak, yeni bir ışığı göstermektir, şimdiden yerleştirilmiş bir enerjinin yeni yollarını göstermektir. Aynı zamanda, insanların kaşlarını kaldırıp, "Ve bu şimdi bir kilise mi?" demelerini sağlamaktır. Çünkü bu size, "Evet, ama bu yenidir. Bunun duvarları yoktur. Yüceltilen bir kitabı yoktur. Bunda hiç görmediğimiz ve belki de hiç görmeyeceğimiz bir varlığa tapınmak yoktur" demek fırsatını verecektir.

Yeni kilise, içinizdeki Tanrı'yla olan ilişkinin anlaşılması hakkındadır. Yuvayı terk ettiğinizden beri, Tanrı'yı aramaktasınız. Yeni kilise, sizdir....yeni kilise sizdir. Tanrı'nın ve tanrısallığın bulunabileceği yer burasıdır. Biz sözcüklerimizi dikkatle seçtik, çünkü kilise bir yapı ya da bina değildir. Kilise, önünüzde oturandır. Kilise sizdir. Tanrı arayışı, orada son bulacaktır. Ruh'u bileceğiniz yer, orasıdır. Yuvayı bileceğiniz yer, orasıdır.

SORU: Tobias, 11 Eylül saldırılarından duygusal olarak fazla etkilenmedim. Merhametimi kaybettiğimi düşünüyordum ki, çok küçük bir olay beni gözyaşlarına boğdu. Son zamanlarda, Birleşik Devletlerin tepki verme biçimleri beni sinirlendiriyordu. Kendimize çektiğimiz saldırıların hangi bölümlerinden sorumlu olduğumuzu sormuyoruz. Biz sanki bu olayları, özgürlüğümüzü kısıtlamak için kullanıyoruz. Bununla ilgili bir yorumda bulunabilir misin?

TOBIAS: Herşeyden önce, bu olayların senin üzerinde bir etki yapmaması, seni endişelendirmemelidir. Her zaman, demirleyici bir güç olan, bir süreliğine diğer insanlar için bir denge unsuru olan insanlar vardır. Sen sadece bu denge enerjisini tutanlardan biriydin. Aynı anda hepiniz birden dönüşümden geçemezdiniz! Bu muazzam bir dengesizliğe neden olurdu. Ama bu şimdi sana yetişmektedir (arayı kapatmaktadır). Sen şimdi kendi sorunlarınla çalışmaktasın. Bütün bunlar olurken, demirlenmiş bir halde ve dengede kalan biri olarak, onurlandırılmaktasın.

Şimdi, politikayla ilgili soruna gelince. Bununla bir süreliğine kısa duvarının arkasında dur. Birleşik Devletlerde ve özgür dünyada yaşayanlarınıza bunu gerçekleştirmenin zor geldiğini biliyoruz. Ama kısa duvarınızın arkasında durun, ve gerçekte meydana gelmekte olan şeyi anlayın. Bunda bir doğru ya da yanlış olmadığını anlayın. Taraf tutmak çok kolaydır. Olaylara kızmak çok kolaydır. Kısa duvarın arkasında durun ve bir şeyin......bir yerde.... salınmak ihtiyacında olduğunu anlayın. Hapsedilmiş muazzam enerjiler vardı ve bunlar öyle ya da böyle bir yerden çıkacaktı.

Dünyanızın her yerinde meydana gelen muazzam bir bilinç değişimi olmuştur. Işık İşçileri olarak sizden bu dönüşüm işlemine devam etmenizi rica ediyoruz. Olay şimdi geride kaldığı için, onun yarattığı etkileri unutmuş olan, eski alışkanlıklarına geri dönmüş olan çok sayıda insan vardır. Biz Shaumbra'dan söz etmiyoruz, çünkü bu kişilerin siz olmadığını biliyoruz. Ama 11 Eylülde başlayan bu dönüşüm çalışmalarına devam etmenizi rica ediyoruz.

Geçen ayki toplantımızda açıkladığımız gibi, sadece gidip de düşmanınızı havaya uçurmak – yoldaki yılanı öldürmeye çalışmak – işe yaramayacaktır. Bazı insanların bir süreliğine kendini güvende hissetmesine neden olacaktır. Bir tür öc almış olmak, bazı insanları tatmin edecektir, ama sevgili dostlar, sonuçta sorunu çözmeyecektir. Salınmak istenen şeyin ne olduğunu anlamak için sorunla yüzleşmek gerekmektedir.

Her biriniz, Aaah Dilini kullanarak ve salıverilmeyi isteyen şeyin ne olduğunu tanrısal düzeylerde sorarak, buna muazzam bir katkıda bulunabilirsiniz. Sonra da yanıtın gelmesini bekleyin. Anında gelmesini beklemeyin. Soruyu sorduğunuzda kafanızın içinde bir ses duyarsınız, bu sesin en gerçek ve en bütün yerden gelmediğini bilin. Bu dili kullanmak biraz zamanınızı alacaktır. Kafanıza doğrudan bir yanıt olarak gelmeyecektir. Onu duymayacaksınız. Ama bir süre sonra.....o zaman, "Aaah" diyeceksiniz. Anlayacaksınız. O, içinizdeki yeni bir yerden gelecektir. Dünyanın bu durumuna yanıt, çözüm, anlayış ve merhamet size gelecektir. Ve biliyor musunuz? Geldiğinde....."Aaah" dediğinizde, nasıl bir fark yaratabileceğinizi, dönüşümü nasıl etkileyebileceğinizi de anlayacaksınız.


yazdır