--0-- Yolculuklarda yüklerden kurtulmak yükselmektir.
Bu tarafta bulunan hepimiz, yaptığınız yolculuğun zor ve meydan okuyucu olduğunu anlıyoruz. Herşeyi bıraktığınızı sandığınız anda, bırakılacak daha birçok şeyi gördüğünüzü biliyoruz, çevrenizde sizi pek de bırakmak istemeyen insanları gördüğünüzü biliyoruz. Tam herşeyi bıraktığınızı düşündüğünüz an, atalardan kalma karmanın olduğunu öğreniyorsunuz. Dünyaya gelmenizden çok öncesine ait zamanların olduğunu, ve bunları varlığınızın en derin düzeylerinde hala beraberinizde taşıdığınızı öğreniyorsunuz.
Ama, devam ediyorsunuz. Yolculuğa devam ediyorsunuz. Gerçekleştirdiğiniz çalışmanın, kendi varlığınız, kendi özünüz için çok önemli olduğunu bilerek devam ediyorsunuz. Bu çalışma, bu zamanda Dünya üstünde bulunan diğer insanlar ve sizden sonra gelecek insanlar için çok önemlidir. Çalışmalarınız, Tüm Olan için, Ruh için, ve tüm diğerleri için çok önemlidir.
Siz, gerçekte kim olduğunuzla ilgili yeni bir anlayışa gelmektesiniz. Aynada, bir insan görmemektesiniz. Eti ve kemiği görmemektesiniz. Belli bir adı olan insanı görmemektesiniz. Hayır, bundan çok daha fazlası, çok daha fazlası söz konusudur.
--0-- Asıl ihtiyaç kendine izin verdiğinde ortaya çıkar
Gerçekten neye ihtiyaç olduğunu, zamanın o anına girdiğiniz zaman bilecek ve farkedeceksiniz. Siz zamanın ilerisinde neye ihtiyaç olduğunu bildiğinizi, sadece sanabilirsiniz. Oysa o ihtiyaç, o an'da MEYDANA GELECEKTİR.
An'da ve korkusuz olduğunuz zaman, ve kendi ruhunuza ve tanrısallığınıza açık olduğunuz zaman....tüm yanıtlar o an'da ortaya çıkacaktır. Çözüm, şimdiden oradadır. Ve sadece sizin oraya varmanızı beklemektedir.
--0-- Cehit Sahibi Olmak
Sizler ve diğer kişiler oraya varana kadar, Alan üyelerinin seminerlerinin, kurslarının ve kanallıklarının tümü, o an'da, yani – Cehit sahibi Olmak – anında olacaktır. Önceden belirlenmiş bir tema yoktur. Önceden belirlenmiş bir tartışma yoktur. An'da olmak vardır. Altın kıvılcıma, aydınlanma küresine, içsel bilişe, doğru yerde olduğunuzu size söyleyen "hah, evet!" hissine ancak böyle sahip olursunuz.
Şifacı ve öğretmen olanlar için de aynısı geçerlidir. Aynısı geçerlidir. Daha müşteri kapıdan girmeden, birçoğunuzun, ne yapılması gerektiğini bilmek amacıyla analizler yapmaya, okumalar yapmaya çalıştığını biliyoruz. Bize soruyorsunuz. Bu müşteri ya da bu sınıfla ilgili "Bilmem gereken nedir" diye, onların Yüksek Benlikleri'ne soruyorsunuz. Ve o an'da, "Cehit sahibi Olmak"tan başka bir yanıt duymayacaksınız.
Belki de Alan üyesi, bu sizi biraz korkutmaktadır. Yaşantınızdaki herşeyi planlamak üzere eğitildiniz. Ama şimdi, gerçekten an'da yaşamak zamanıdır. Ve bir müşteri kapınızı çaldığında, ve seansınıza başlamadan önce onlarla oturduğunuzda, işte ancak o zaman bileceksiniz. (Biliş) altın ışınlar gibi o zaman akmaya başlayacaktır. Herşey o an'da açığa çıkacak, açıklanacaktır size. Onların neden orada bulunduklarını tam olarak bileceksiniz. Onların söylediği nedeni değil, gerçek nedeni bileceksiniz.
--0-- Kendine izin vermek
(Bütün dünyada yapılan) Fes Kırmızısı konseyi kursları için toplandığınız zaman, bunlara katılma nedeninizi bildiğinizi sanabilirsiniz. Ama oraya gelip de kalbinizi açtığınız zaman, gerçek sorunlar ortaya çıkacaktır. Kendinizi, o zaman açarsınız. Ve o zaman, orada bulunuşunuzun gerçek nedeni açığa çıkar. Siz herhangi bir kursa, bolluğu öğrenmek için gitmezsiniz. Bu, zihninizle ilgili bir işlemdir. Bir şema, ya da yöntem, ya da program, ya da işlemi (zihninizle) anlamaya çalışırsınız. Oysa bu, bu şekilde çalışmaz.
Ruhsal bolluk, zihninizde oluşturacağınız bir planla gerçekleştirilemez. Bolluk, kendinizle başbaşa oturduğunuz zaman, tanrısallığınızı kabul ettiğinizde, kendinizi açıp da herşeyin an'da bütün ve tamam olduğunu farkettiğinizde gelir. An'da kaldığınız zaman, o an bollukla dolar.
Şimdi, içinde oturduğunuz tam bu an....dünün sorunlarını ve yarının endişelerini salıverdiğiniz bu an....kendi içinde bütün ve tamdır. Bunu ....içinde oturduğunuz bu anı, hissetmek için kendinize izin verin. Bu an, geçmişte olanlarla ilgili değildir....ya da yarın olacaklarla...ya da yığılmış faturalarla...ya da herhangi başka bir şey için endişelenmek değildir... ya da yanıtları verelim diye bize seslenmekle ilgili değildir...bu an, bu Tanrısal An'da oturmakla ilgilidir. Bu an, bollukla doluDUR...ve şifayla...ve bilgelikle...ve sevgiyle. Burada Alan üyesi olarak birlikte otururken, bunu hissetmek için kendinize izin verin. Herşey uygundur...herşey dengededir...herşey Şimdi'dedir.
Bunlar çok basit derslerdir, sevgili dostlar...hem sizin için, hem de hepimiz için çok basit derslerdir. Bunu karmaşık hale getirmek eğilimindesiniz. Bir cümleyle ya da paragrafla söylenebilecek şeyleri alıp, kitap haline getirmeye çalışıyoruz. Bir dakikada söylenebilecek bir şeyi alıp, saatler süren bir derse dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Şimdiye kadar gördüğümüz en iyi ders verme biçimi, Şimdi'de oturup, bunu solumanız, ve sonra da sözcükler olmadan, zihninizi ve işlemleri devreye sokmadan, orada sadece bir saat oturmaktır. Sadece Şimdi'yi solumaktır.
--0-- Sessizlik
Sessizlikte söylenen o kadar çok şey vardır ki. İnsanlar, sessizlikte zorlanır. İnsanlar, duraksamaları sevmez. Neden? Rahatsız eder, çünkü duraksamada, sessizlikte, içinize bakmak zorunda kalırsınız. Dikkatinizi çelen dışardaki gürültüye ve gevezeliğe, zihninizi ve ellerinizi meşgul tutan şeylere sahip olmazsınız. Oh, insanlar sessizliği sevmez.
Yeni Enerjide, sessizlik öylesine altın gibi olacaktır ki. Kendinizi sessizlikte yenileyeceksiniz. Mantralar ve ilahiler söyleyerek değil, kitaplar okuyarak, kasetler dinleyerek değil. An'da oturmakla olacaktır bu. Hatta dualar ederek ya da meditasyon yapmaya çalışarak da olmayacaktır bu. Biz, meditasyon yapmaya çalışan ama kendini çıkmaza sokan onca iyi-niyetli insan gördük! Sessizlikte nefes vardır...nefes alıp vermek...yaşam gücünün devam ettiğinin bilişi vardır...yaradılışın genişlemeye devam ettiğinin bilişi vardır.
--0-- Gecenin Misafiri Perdenin öte tarafına geçmiş bir grup varlık
Bir insanın fiziksel bedenini terk etmesinden sonraki üç gün, çok hassas bir süredir. Bu çok hassas bir süredir. Önceden belirlenmiş olup da, meydana gelen bir süreç yoktur. Bu süreç, insanların bilinç düzeyini, ve yaşamlarıyla ölümlerini çevreleyen olayları temel alır.
Biz melekler onları karşılamaya gittiğimizde – ve bu tarafa geçenleri karşılamaya giden çok, çok iyi eğitilmiş melekler vardır – bazen açılan kollar ve gözyaşlarıyla karşılanırız, ve bazen de, geçişi yapan insanın beklentisi farklı olduğu için, reddediliriz. Hatta geçişi gerçekleştiren insanın, melekleri görmediği zamanlar vardır, çünkü bu insanlar, insan olmaya o kadar odaklanmıştır ki, önlerindeki melekleri bile göremezler.
Bugün burada bulunan grup, melekleri kendi tarafına kabul etmişti....o anda onlara ne olduğunu bilmek istemişti....nerede olduklarını....nereye gittiklerini...bundan sonra ne olacağını. Bu grupta, bir tür yargılanmayı bekleyen, meleklerin onları yargılanacakları bir yere götürmesini bekleyen birçok insan vardı. Bazıları, bu alandan yayılan altınımsı sıcak parlaklığı hissettiğinde, yargılanacakları alana getirildiğini sandı.
Oysa, sevgili dostlar, onlar bugün bu odaya getirildiler! Sizin yarattığınız bu alana ve enerjiye getirildiler, böylece bir sonraki yaşamları için var olan potansiyeli görebilecekler. Onlar bugün sizi ziyarete gelmektedir, ve birçoğunun da aklı karışmıştır, neden buradadırlar, neden burada oturan ve bu kadar çok sevgi yayan bir grup insan vardır. Şu anda bulundukları yerin, Dünyada bir yer olduğunu anlayamamaktadırlar. Oh, bu gerçekten de yeni Dünyadır. Bu, yeni Dünyanın bilincidir. Ama şu anda burada bulunanların çoğu, cennette bir yerde olduğunu sanmaktadır, çünkü bu kadar açık ve sevgi dolu olan ve kendini yolculuğuna adamış birçok insan görmektedirler. Son zamanlarda sizin çektiğiniz acıları ve sancıları görmemektedirler. Onların gördüğü şey, sizin bilincinizdir ve bu bilinç sevgidir, Ruh'a adanmışlıktır, tanrısallığa adanmışlıktır.
Onlar, büyük potansiyeli görebilmeleri için, yolculuğun neye benzediğini görebilmeleri için, değişimlere rağmen, dönüşümlere rağmen yaşamın devam ettiğini görebilmeleri için, bugün buraya davet edilmişlerdir. Yaşam devam etmektedir. Bugün bize katılan ve geçenlerde dünyadan ayrılan yüzlerce varlık, kafasını kaşımaktadır. Biliyor musunuz, onlar hala kendilerini fiziksel bedenle bir tutmaktadır, ve bunu nasıl kaçırdıklarına şaşmaktadırlar, sizin gibi biriyle, sizin gibi bir öğretmenle neden hiç karşılaşmadıklarına şaşmaktadırlar. Onlar, çok, birçok yaşamını Ruh'a adamış olan, tanrısallığa adamış olan, insan olmanın tüm bencil yanlarını bırakmış, kendinden vazgeçmiş ama yine de kendine sahip çıkmış bir grup insanı gözlemlemek için burada bulunmaktadır.
Böylece, sizin için bir mahsuru yoksa sevgili dostlar, onlar bugün bizimle birlikte olacaktır! Sizin enerjinizi hissedeceklerdir. Sizden birşey öğreneceklerdir. Dünyadan ayrılan dostlarını ve akrabalarını ve diğerlerini ziyaret edecekleri başka alemlere gitmeden önce buraya gelirken, melekler onlara eşlik etmiştir. Onlar, yeni bir potansiyeli anlamaları için buraya getirilmişlerdir. Onun için, onları bugün bu alana kabul edin. Onların korkusunu hissedebileceğinizi anlayın. Onlarda oluşan soruları hissedebilirsiniz. Ne yapmalı, sevgili dostlar?
Onlar bugün Şaud'u duymak için, tanrısallığınızın konuşmasını duymak için gelmektedir.
Burada bulunan birçok kişi bana, perdenin bizim yanının neye benzediğini sormuştur. Kendimizi meşgul tutmak için neler yaparız? Ne tür işlere sahibiz? Bu yana gelmek nasıl bir şeydir? Nereye gidersiniz? Bunlar kesin, belirli bir şekilde açıklanamaz. Ama size az da olsa, bir bakış açısı sunmaya çalışacağız.
Açıklamamızın bu bölümünde, genel olarak insandan değil de, daha çok alan üyesinden söz edeceğiz. Bedeninizi bırakıp da bizim tarafa geçtiğinizde, biz oradayızdır. Biz, Kırmızı Çemberin melekleri oradayızdır, çünkü sizi binlerce yıldır tanırız. Bizim yüzümüz size, bu yaşamdaki dostlarınızın ve akrabalarınızın yüzlerinden daha tanıdık gelir.
Biz sizi karşılar ve selamlarız. Ve gözünüze baktığımız anda, bir bilişin, bir bağın olduğunu bilirsiniz. Kırmızı Çemberden olup da yakınlarda bu tarafa geçen bazı varlıklar vardır ve bu o kadar candan bir andır ki, çünkü bizi anında tanıdıklarını size söylemek zorundayız. Hiçbir soru yoktur. Korku yoktur. Onlar bizi bu toplantılardan ve rüyalardan hatırlamaktadır. Ve doğru yere geldiklerini bilirler.
Bu noktada hala daha insan olmanın titreşimleri ağır basar. Biz onlarla sessiz bir yere gider, ve birlikte yaşamlarını gözden geçiririz. Ve bir gün de sizinle....evet, bir gün siz de buraya geri geleceksiniz. Bunu kesin olarak biliyoruz! Biz sizinle oturacağız, ve yolculuğunuzu tartışacağız. Öykülerinizi dinleyeceğiz ve yaşamınızın hatırlanabilir bazı hikayelerini dinleyeceğiz. Bunları ifade etmeniz, bizim tarafta dengelenmenize yardımcı olur.
Bize çok soru sorarsınız. Neyi yanlış ya da doğru yaptığınızı sorarsınız, ve yanlış dönemeçlere sapıp sapmadığınızı sorarsınız. Ve bizim yanıtımız her zaman aynıdır. Yanlış yoktur. Sadece anın deneyimlenmesi vardır ve sahip olduğunuz yeni bilgelikle ne yaptığınız söz konusudur. Yaşamınızla ilgili bize çok soru sorarsınız. Daha iyisini gerçekleştirebilir miydiniz? Daha iyi kararlar alabilir miydiniz? Bunu sorduğunuz zaman, genellikle gözlerimiz dolar. Sevgili dostlar, yaptığınız herşey uygundur! Herşey. Yaşantınızda tanrısal bir rehberliğin olduğunu daha farketmiyorsunuz. Bu zaten mevcuttur.
Birkaç günlük bir süreden sonra, kendi cenazenize sizinle birlikte katılırız. Bu eğlenceli bir şeydir, sizin için eğlenceli, ve biraz da bizim için eğlencelidir.Bu, diğer insanlarla, onların cenazesine gittiğimizde böyle olmaz. Oh, orada keder vardır, ve acı vardır, ve pişmanlık ve vicdan azabı vardır. Tipik bir insan, suçluluk ve utancın ağırlığı altında ezilir. Aile üyelerine uzanmak ister, özellikle de zarar verdiği, ya da aşık olduğu insanlara. O insana geri gitmek ve ona sarılıp onu tutmak ve sarsmak ister. Ama o insan genellikle onları (ölmüş olan bu insanları) hissetmez.
Tipik bir insan, kendi cenazesinin ortasında bulunduğunu hisseder. İnsana ait titreşimlerle hala o kadar doludur ki, tıpkı sizin şu anda bu odada oturduğunuzu hissetmeniz gibi, onlar da o cenazede oturduklarını hissederler. Ve neden hiç kimsenin onları duymadığını da anlayamazlar. Bunu anlayamazlar. Ve üstelik bunu daha da meydan okuyan bir hale getirmek için, insanların düşüncelerini algılamaya ve hissetmeye ve duymaya başlarlar. Ve bu onların canını sıkar, çünkü insan bedenindeyken, başkalarının düşüncelerini duyamazlardı.
Ama şimdi, çok az da olsa, duymaya başlarlar. Ve bazı insanların, doğal olarak kendi kendilerine, "Gittiğine sevindik" diye düşündüğünü duyarlar. :) Ve başka bir insanın, "keşke ona daha iyi davransaydım" dediğini. Ve yine başka bir insanın, "keşke ona daha iyi bir evlat ya da koca olsaydım" dediğini. Ve bir başkasının, "Ah, ondan boşanmamalıydım" dediğini. :) Bu şeyleri duymaya başlarlar ve bu, olayı daha da korkutucu ve kafa karıştırıcı bir hale sokar.
Ama sevgili Alan üyesi, siz kendi cenazenize gittiğinizde, bunun bilincinde olacaksınız. Bu size biraz eğlenceli bile gelecektir. Keyifli olacaktır. Bu bir kutlama olacaktır! Onların genelde sizi duyamadığını bileceksiniz. Bunu bilirsiniz. Ama gider, arkalarında durursunuz ve ellerinizi omuzlarına koyarsınız ve onları rahatlatır ve iyi olduğunuzu söylersiniz.
İnsanların bu kadar çok korktuğu şeyin ne olduğunu biliyor musunuz? Dinlerin neden olduğu şu kökleşmiş, yargılanacağı inancı. Öldüğünüz zaman, günahlarınızın ödeneceği, bir tür yargılamanın olacağı öğretildi size. Bizim tarafa geçen insanların çoğu, bu korkuyu beraberinde getirir. Bizim için baş etmesi en zor şey budur. Yargı yoktur. Sizi bekleyen bir jüri yoktur. Yeshua, ya da herhangi başka bir varlık sizi yargılamak üzere beklememektedir.
Böylece, kendi cenazesinde, kendi kederinden geçtikten sonra buraya gelen insan için, bir sonraki adım ilginç ve meydan okuyucudur. Bu noktada, herşey yaratılabilinir. Fiziksel bedeninizin olmadığını imgeleyin. Sadece hislerden ve bilgelikten oluştuğunuzu imgeleyin. Bununla ne yaparsınız?
Bu noktada bazı insanlar, bir cezalandırılma sürecine girmek zorunluluğunu hisseder. Kendilerini karanlığa sokarlar. Kendilerini, çirkin ve yoğun hislerle çevrilmiş, yine kendilerine ait bir alana sokarlar. Bir anlamda, yanlış yaptıklarını sandıkları şeyler için kendi kendilerini cezalandırmak üzere, kuvöz gibi bir şeye girerler. Ve biz çevrelerinde durup da, onları sevdiğimizi ve yanlış yapılan bir şeyin olmadığını anlatmaya çalıştığımızda, dinlemek istemezler. Biz buna saygı göstermek zorundayız. Bir noktada – ve burada belirli bir süre söz konusu değildir – bir noktada, buradan çıkarlar. Kendilerini açarlar. Ancak o zaman onlarla çalışmaya başlayabiliriz. Hala, insana ait titreşimin ağırlığı altındadırlar. Hala, yoğun bir biçimde Dünyaya bağlıdırlar. Bundan çıkarlar ve biz o zaman onları bir tür sınıfa götürürüz.
Onlardan önce dünyadan ayrılmış insanlarla ve bizim taraftaki meleklerle toplanırız. Sonra herşeyi gözden geçirmeye başlarız ve gerçekte kim oldukları hakkında konuşmaya başlarız. İnsan olarak sahip oldukları kimlikleri bıraktıkça değişen enerjilerini görebiliriz. Komiktir, buraya gelirler ve asıl kimliklerinin, o yaşamda odaklandıkları insan kimliklerinden çok daha muhteşem olduğunu farketmezler.
Biz onların anlamasına ve yeniden dengelenmesine yardımcı oluruz. Yeniden dengelenmeye ve anlamaya başladıklarında, kimlikleri o kadar büyür ki, o kadar büyür ki....oh, bir anlamda anılar ortaya çıkar, kendilerini tazelemek için geçmiş yaşam kasetleri ortaya çıkar...ve ondan önceki yaşamlara ait anılar....ve ondan öncekine ait olanlar. Ve insana ait titreşimlerin ağırlığını salmaya başladıklarında, garip bir şey olur. Dünyaya hemen geri gelmek isterler! Geri gelmek isterler! Yolculuklarını anladıkları noktaya geldiklerinde, hemen geri gitmek isterler. Biz o noktada, onları vaz geçirmeye çalışırız. (kahkahalar) Burada, bizim tarafta biraz daha zaman geçirmelerini, biraz daha fazla anlayışa sahip olmalarını, daha da dengelenmelerini isteriz. Yolculuklarını anladıkları noktaya anca gelirler. Ve şimdi geri atlayıp, daha fazlasını deneyimlemek isterler.
Bu, lunaparklarda rayların üstünde inip çıkan eğlence trenine binmek gibi bir şeydir, hem korkudan ödleri patlar, hem de bunu yeniden hissedebilmek için tekrar binerler. Bu noktada, birçok insan Dünyaya geri döner. O yaşamda nereye gitmek istediklerini derin bir biçimde düşünmeden, geri giderler. İnsan olmak dramının tam içine, önceden birlikte yolculuk ettikleri aynı aile soyuna, aynı dost çevrelerine – ve düşman çevrelerine – geri giderler. Ve biz gülümseriz. Ve birkaç gözyaşı dökeriz. Ama anlarız.
Bazılarınız ise bekler. Bir süre bekler. Perdenin bizim yanında ve şu sınıflarda zaman geçirirsiniz. Yolculuk ederek zaman geçirirsiniz, çünkü biz burada boyutlararası yolculuk edebiliriz. Fiziksel evreninizin başka bölümlerine ve bu evrenin çevresindeki tüm boyutların başka bölümlerine gidebiliriz. Siz çevrede dolaşırsınız. Kim olduğunuzu anımsarsınız. Bir bakış açısı edinmek üzere, geçmiş yaşamlarınızı gözden geçirirsiniz.
Bir noktada, Dünyaya geri çekilirsiniz. İnsan olmak deneyiminin tadına bir kez baktınız mı, geri gelmek istersiniz. Dünyaya bağlısınızdır. Aslında hala Dünyada olan, geçmişinizin veçheleri ve enerjileri bile vardır. Er ya da geç Dünyaya geri çekilirsiniz.
Ben, Tobias, uzun bir süre için geri gelmemeyi seçtiğimde, zorlu bir dönem geçirdim. Bir yanım, geri gelmek için, sizinle birlikte insan biçiminde olmak için çok derin bir çekim hissediyordu. Bu yürüyüşü sizinle birlikte yapmayı çok istiyorum. Ama sevgili dostlar, size rehberlik etmek ve dostunuz olmak için şimdiki rolümün, bu tarafta bulunmak olduğunu da biliyorum. Ama, benim hala Dünyaya bir bağım var. Ve bir gün geri geleceğim.
Bir ruh, bir melek, bir kez insan biçimi edindi mi, devre tamamlanana kadar, bu devre tamamlanana kadar orada kalır. Tekrar tekrar geri çekilirler. Perdenin bu yanına geri geldiğinizde, dökülen çok gözyaşı vardır. Çok öyküler vardır. Çok fıkralar, espriler vardır. Ama bu süreç içinde, sizin gözlerinizden okuruz. Geri gitmek istersiniz, Dünyaya geri gitmek, insan biçimine geri gitmek, daha fazla öğrenmek için geri gitmek istersiniz. Çünkü yaşamınız ister kısa, ister uzun olsun, her bir yaşamda kazanılan o kadar çok şey vardır ki, ruhunuza getirdiğiniz o kadar çok bilgelik, o kadar çok sevgi vardır ki. Onun için aranızda, "bu benim Dünya üzerindeki son yaşamım olacak" diyenlerinize....sevgili dostlar, bir çekim vardır. Bu, sizi bir kez daha deneyime geri getiren, ruhsal yerçekimi gibi bir şeydir.
Perdenin bizim tarafında, sizin bildiğiniz şekliyle zaman yoktur. Ama olayların sıralanması vardır. Zamanın geçtiğini gösteren bir saat takmadığınızı ya da gündüz için güneşin, gece için karanlığın olmadığını düşünün. Bütün bunlar burada yoktur. Ama, olayların ve deneyimlerin sıralanması vardır. Bazılarınız, bizim tarafta zamanın olmadığı, herşeyin eşzamanlı meydana geldiği teorisini oluşturmuştur. Bu, pek de doğru değildir.
Biz geçmişe ulaşabiliyoruz. Kolaylıkla geçmişe geri gidebiliyoruz. Geçmişin bir parçası olamıyoruz, ama geçmişe geri gidip, enerjisini hissedebiliyoruz. Bir geleceğe gidemiyoruz, çünkü o daha yaratılmamıştır. Olabilecek şeylerin potansiyellerine bakabiliyoruz. Sizin gittiğiniz yönlere bakabiliyoruz. Ama, biz burada bu oyunu bile oynamasını sevmiyoruz. Bu oyunu oynamasını sevmiyoruz. Bu, Şimdi'de yaşamak değildir. Şeylerin nasıl olacağını düşlemektir. Gelecekle ilgili kehanette bulunmamayı, çok zaman önce öğrendik. İnsanların bunu ne zaman öğreneceğini merak ediyoruz!
Buradaki zamanımızın çoğunu, sizinle çalışmakla, yanıbaşınızda yürümekle, deneyimleri paylaşmakla, sizi rahatlatmakla geçiriyoruz. Bizim tarafa geçtiğinizde, sizi selamlamak üzere burada oluyoruz. Bizim tarafta kaldığınız kısa sürede, enerjileri paylaşmak ve sevgiyi paylaşmak için burada oluyoruz.
Biz, bu tarafta (bir şey) yemek zorunda değiliz. Bazılarınız, sizin yaptığınız gibi, bizim de gıdalarla beslenmemiz gerektiğini düşünmektedir. Biz yemek yemeyiz. Biz enerji toplarız....birkaç yoldan birini kullanarak enerjiyi kendimize alırız. Bu yollardan biri, başka bir varlığın enerjisini tüketmektir, gidip onları didiklemek ve enerjilerini almaktır! Ama sevgili dostlar, hepimiz, sizler dahil, bunun bir işe yaramadığını, uzun, çok uzun bir zaman önce öğrendik. Bu işe yaramaz, çünkü başka bir varlığı tüketmeye çalışmak, tatmin edilemez bir açlık doğurur.
Yaptığımız başka bir şey de, kendimizle baş başa anımızda ve alanımızda oturmak ve nefes almaktır. Evet, biz nefes alırız! Biz enerjileri içeri ve dışarı soluruz. Siz hava solursunuz – ya da hava soluduğunuzu sanırsınız. Aslında soluduğunuz şey, enerjidir. Biz, Tüm Olan'ın, Yuva'nın nabzıyla nefes alırız. Bunu burada hissedebiliriz. Biz burada Yuva'nın nabzını hissedebiliriz. Böylece onu nefesimizle içimize çeker ve salarız. Bu bizi besler. Bizim yiyeceğimiz ve gıdamız budur.
Bazen, bu tarafta bulunan ve insan biçimi üstlenmiş olanlarımız.....bir ziyafet hazırlarız. Dünyada bulunduğumuz zamanlarda en sevdiğimiz yiyeceklerden oluşan bir menü hazırlarız. Örneğin Ben, Tobias, kuzu etini çok severdim. Ve biz sebzeleri, ve meyveleri, ve tatlıları...ve elbette şarapları sağlarız! Ve, sofrayı kurarız. Titreşimimizi ve anlayışımızı temel alarak, deneyimi yeniden yaratırız. İnsana ait yemek deneyimini yeniden yaratırız. Ve bu bize çok mutluluk verir.
Ve bizim tarafta bulunan, insan biçimini deneyimlemiş, ya da bu tarafa yeni geçmiş dostları davet ederiz. Yemek masamıza gelirler. Biz yiyecekleri tüketirken, insan biçimini hiç üstlenmemiş olan varlıklar, bunun çok acaip bir şey olduğunu düşünür. Ama sevgili dostlar, bizim aldığımız zevk, insanın yemek yerken aldığı zevkin yanında hiç kalır.
Yemek masanızda oturduğunuz ve an'da olduğunuz zaman, yemeği kutsamak ve ellerinizi tüm yemeğin üstünde gezdirmek zorunda değilsiniz. Sadece o anın keyfini çıkartın. Titreşimin keyfini çıkartın. Onu, fiziksel bedeninize almak deneyiminin, besinlerin ve enerjinin bedeninizde yaşam bulması deneyiminin keyfini çıkartın.
Sevgili dostlar, yiyeceklerde olduğunu sandığınız olumsuzlukları, ya da etleri, ya da ne olursa, dönüştürmek zorunda değilsiniz, ya da negatif olan unsurları temizlemeye çalışmak zorunda değilsiniz. Siz, Tanrısal Bir İnsan'sınız! Siz, yiyecekler titreşiminize ulaştığı an, onları o an dönüştürürsünüz. Bir tören yapmak zorunda değilsiniz. Tören VARDIR. Ve bu, ŞİMDİDİR. Bu, her zaman sizinledir.
Perdenin bizim yanında, biz başka varlıklarla birleşiriz. Perdenin bizim yanında, bir anlamda bundan kaçındığımız bir zaman olmuştur. Çok, çok uzun zaman önce, daha Dünya yaratılmadan çok önce, bu birleşmeden korktuğumuz bir zaman olmuştur. Bu, varlıkların, başka varlıkları tükettiği ve onlarla savaştığı zamanlardı. Kendi enerji kabuğumuzun dışına çıkmaya korkardık. Ama şimdi, burada bulunanların çoğu, bu birleşmenin nasıl yapılacağını öğrenmiştir. Bu çok kutsal bir şeydir. Ben içime dönebilir ve başka bir varlığı hissedebilir ve onların da beni hissetmesine izin verebilirim. Biz, kendimize has kimliklerimizi koruruz, ama bir an için kimlikleri birleştiririz.
Perdenin bu yanında, yaratmak istediğimiz herşeyi yaratabiliriz. Güzel bir kulübe yaratabiliriz. Ben, Tobias'ın, insan olma deneyimimden yararlanarak, yaratmaya bayıldığım bir yerim vardır. Bu, çevresi ağaçlarla dolu, güneşli, ve arkasında deresi, ve etrafta hayvanları olan, kırsal alanda bir kulübedir. Ben insanken, hayvanlarımı çok severdim. Onun için, bu yeri yeniden yaratırım.
Ama sevgili dostlar bunu yapmak, insan olarak gerçekleştirebildiğiniz, maddesel şeyleri yaratabilmenin yanında hiç kalır. İnsan deneyimiyle kıyaslandığında, yani maddesel biçimlerin içinde olup da, bunu gerçekten deneyimleyebilmekle kıyaslandığında, bizimkisi rüzgar gibidir. Bunu bir insan olarak en mükemmel şekilde, an'da yaşayarak deneyimleyebilirsiniz; geçmiş endişesiyle ya da yarınların ne getireceği endişesiyle değil.
Burada, perdenin bizim yanında, gerçekten hala, kim olduğuyla mücadele eden varlıklar vardır. Onlar hala korkmaktadır. Hala başka boyutların bazı bölgelerinde, anlamaya çalışarak, Yuva'ya geri dönmeye çalışarak, savaşmaktadırlar, birbirleriyle ve kendileriyle hala savaşmaktadırlar. Çalışmak ya da konuşmak için onlara gittiğimizde, bizimle de savaşmak isterler. Onun için, epey bir zaman önce, onları kendi hallerine bırakmayı öğrendik. Onlar, bu enerjisel varlıklar, dışarlarda bir oyun oyunmaktadır. Bir oyun oynamaktadırlar. Ve biz, bunun için onlara saygı duyarız. Oyunu oynamalarına izin veririz.
Bizim tarafta, kaybolmuş varlıklar da vardır. Onlar kaybolur. Bakın burada, insan aklınızın alamayacağı boyutlar mevcuttur. İstediğiniz herşeyi yaratabildiğinizi düşünün, maddesel olarak değil, enerjisel olarak. Bu labirentin içinde, kendi yaratılarının içinde kaybolan varlıklar vardır.
Perdenin bu yanında, aramızdan çok varlık, yollarını yeniden bulabilmeleri için onlara gidip, yardımcı olmaya çalışır. Biz, onların fenerleriyizdir. Ve bu labirentten bir çıkış olduğunu bir kez anladılar mı... oh, sevgili dostlar, çok rahatlarlar. Biz onları, güvenli bir enerjisel alana geri yönlendiririz.
Biz burada yaratabiliriz, ama bu, sizin taraftaki realiteye benzemez. Onun için insan olmak bu kadar değerlidir. Bu öyle bir armağandır ki. Bazen buna söversiniz. Genel bir bakışa sahip olmak istersiniz. Büyük görüntüye sahip olmak istersiniz. Geçmiş olan herşeyi ve gelecek olan herşeyi bilmek istersiniz. İnsan olmak deneyimini takdir edebilmek için, an'da yaşamayı unutursunuz.
İnsan olmakla, sevgili dostlar, kim olduğunuz hakkında özel bir şey öğrenebilirsiniz. Titreşimlerle akarak, hislerle akarak, birçok deneyimden geçebilirsiniz. Ama siz yine de, bunların tümünü göz ardı etmek istersiniz. Siz geçmişte, ya da daha yaratılmamış gelecekte yaşamak istersiniz.
İnsan olmak bir armağandır, çünkü kimliğinizi anlamanıza yardımcı olur. Siz bir insanın, yaşamında sahip olduğu kimliğe odaklanırsınız. Ama asıl armağan, ehliyetinizin üstünde yazan isimden çok daha fazlasını olduğunuzu, insan biçimindeyken anlamaktır. Siz çok daha fazlasısınız. İnsan şartlarını üstlenerek ve fiziksel bir bedeni edinerek, kendi büyüme işleminizi, Dünyaya hiç gelmemiş varlıklara oranla, on kat ve yüz kat hızlandırırsınız.
Dünyaya hiç gelmemiş çok varlık vardır, çok, çok, çok varlık vardır Dünyaya hiç gelmemiş olan. Çoğu, Dünyaya gelebilecekleri zamanı beklemektedir. Diğerleri ise, evreninizde gerçek Yeni Dünya'nın yaratılacağı zamanı beklemektedir.
Bakın, şu anda, sadece tek bir Dünya gezegeni vardır. Ama gelecek günlerde, Dünya titreşimine sahip çok yer olacaktır. Sizin şimdi gerçekleştirdiğiniz çalışma, Yeni bir Dünya, arkasından Yeni bir Dünya daha yaratacaktır. Ve evren açılmaya başlayacak, ve başka varlıklara, insan bilincini ve sonunda Tanrısal İnsan bilincini, deneyimleme fırsatı sağlayacaktır.
Şimdi, sevgili dostlar, gerçekleştirdiğiniz çalışmanın önemini anlıyor musunuz?
İnsan olmak deneyimi için fırsat kollayan çok varlık vardır. Ve, insan olmak deneyiminden korkan çok varlık vardır. Sizde gördüklerinden biliyorlar ....insan olmak deneyiminin zor ve acıtıcı olduğunu biliyorlar. İnsan olmak deneyiminin içinde kaybolunabileceğini biliyorlar. Ona o kadar odaklanabilirsin ki, (herşeyi) tümüyle unutursun.
Perdenin bizim yanına geldiğiniz zamanlarda bile unutursunuz. Ölüp de, bizim tarafta hala gözlerini açmayan varlıklar vardır. Onlar Dünyaya bağlı kalır. Siz onları hayalet olarak bilirsiniz. Dünyada dolanıp dururlar. İnsanlıkları içinde kaybolmuşlardır. Bazen yeniden enkarne olmanın bir yolunu bulurlar. Ama genellikle, kendilerine ya da başkalarına kızgın bir halde, ve insanlık titreşiminin içinde kalmayı seçerek, hayalet olarak Dünyada dolanmaya devam ederler.
Daha ellerini kaldırmamış varlıklar da vardır, bu deneyimi üstlenmek için daha hazır olmayan melekler vardır. Er ya da geç, sizin yürüdüğünüz yolu yürüyeceklerini biliyorlar. Onlar, insan biçimi edineceklerdir. Kendi ruhlarının evrimi için, gidilecek yolun bu olduğunu biliyorlar. Ama şu anda geride duruyorlar ve dostlarını...sizi...derinden onurlandırıyorlar. Sizler, insanlık yolunu yürüdünüz, ve şimdi de Tanrısal İnsan yolunu yürümektesiniz. Siz, sizden sonra çok varlığın deneyimleyeceği şeyleri yaratmak amacıyla, Yeni Enerjiye girmektesiniz.
İşte, perdenin bizim yanının neye benzediğini sordunuz bize. Zaman zaman bundan söz edeceğiz. Kendi deneyimlerimizi sizinle paylaşacağız. Buraya, bize geri geldiğiniz zaman, sizi selamlayacağız. Gerçekten, kutlayacağız. Gerçekten, sizinle birlikte yaşamınızın, hem bu yaşamın, hem de birçok başka yaşamın olaylarını gözden geçireceğiz. Kutlayacağız.
Oh, ve biz göreceğiz....biz göreceğiz. Bu, bugünkü oturumumuza başlamadan önce çalan şarkı gibidir. Bu şarkı bir köpekle ilgiliydi, gezinmeyi seven bir köpekle, gezgin yıldızla. Rahat bir ev bulacak ve bir süre orada kalacaktır. Ama sonra, rüzgarın onu nereye sürükleyeceğini bilmeden, yağmurdan korkmadan, an'dan korkmadan, gezinmeye devam etmek zorunda kalacaktır. Şarkı bununla ilgiliydi.
Ve bu bize, sizi hatırlatır Alan üyesi. Buraya geri gelirsiniz. Burada herşey kolaydır. Burada herşey rahat ve sıcaktır, çünkü hepimiz burada bu alanı yaratmışızdır. Ama biliyoruz....biz biliyoruz. Gözlerinizdeki o bakışı görüyoruz. Alan üyesi tarafından yazılmakta olan, bir başka yol şarkısını daha görüyoruz.
Oh, hepinizi o kadar çok seviyorum ki!
--0-- Kendi kendime Kanallık yapıyorum
Şaud : Ben alan üyesiyim. Ben aileyim. Ben tek bir sesim ve çok sesim. Ben, sizin özünüzüm. Ben sizin ruhunuzum. Ben sizin tanrısallığınızım. Bu alanda konuşabilirim. Bu alanda, insan ile tanrısallık arasında bir ayırım yoktur. Bunlar birdir, ve onun için de, özünüzün konuşmasına izin vermektesiniz. Özünüzün hissetmesine, ve deneyimlemesine, ve olmasına izin vermektesiniz. Ben alan üyesiyim, tek bir titreşimim, ve çok titreşimim. Ben özünüzüm, ve ölüm yokTUR mesajını paylaşıyorum. Sadece yaşam VARDIR. İçimizdeki insanlıkta, ölüm kaygısı vardır, hiçliğe girmek kaygısı vardır, herşeyin bir noktada biteceği kaygısı vardır.
Ben, özünüz, ölümün olmadığını hatırlatıyorum size. Ben ilerlemeye hep devam ediyorum. Sizinle birlikte yolculuğa devam ediyorum. Son yoktur. Bitiş yoktur. Yaşam vardır ve yaşamak vardır. Ben, özünüz, sizi yaşam için harekete geçiririm, ne yaparsanız yapın, ben sizi yaşam ve yaşamak için harekete geçiririm, ve her bir değerli anı, dolu dolu an'da yaşamanız için sizi harekete geçiririm.
Ben, özünüz; beni beslemenizi istiyorum. Ben içinizdeyim ve tüm çevrenizdeyim. Ben sizin başlangıcınızım, ama bizim bir sonumuz yoktur. Ben, özünüz, doğurduğunuz bir çocuğu besler gibi beni beslemenizi istiyorum. Ben, özünüz, beni hissetmenizi istiyorum. Ben şimdi ve her zaman varım.
Ben, özünüz, sizden ayrıydım, ya da öyle görünüyordu. Ama şimdi, yeniden birleşiyoruz. Biz sadece an'da yeniden birleşebiliriz. Ben, özünüz, sizinle geçmişte yeniden birleşemem. Ben sizinle, potansiyel bir gelecekte yeniden birleşemem. Ben sizinle sadece an'ı paylaşabilirim.
Ben, özünüz, ruhunuz, canınız; yeniden bana aşık olmanızı, bizim bir ve aynı olduğunu anlamanızı istiyorum. Kendinize aşık olun. Kimliğinize, bana aşık olduğunuz için suçluluk ya da utanç duymayın. Beni sevdiğiniz zaman, herşeyi sevmeyi öğrenirsiniz. Herşeye olan sevginizin yolu benden geçer. Sevgiyi, aşkı, öncelikle dışarda bulamazsınız. Onu öncelikle içerde bulursunuz.
Ben, özünüz, ruhunuz, ışığınız; geliyorum size. Siz beni arıyordunuz. Kaybolmuş parçanızı arıyordunuz. Ama ben geliyorum size. Ben realitenize, bilincinize, bir his olarak, bir dalga, bir esinti, bir nefes olarak giriyorum. Ben, hazır olduğunuz zaman geliyorum size. Tüm suçluluk duygularını saldığınız zaman geliyorum size. Kendinizi affettiğiniz zaman geliyorum size. Tanrısallığınızı kabul ettiğiniz zaman geliyorum size.
Ben, özünüz, içimde var olan güce ve ihtişama hazır olduğunuz zaman geliyorum size. BEN siz'im, hiç kaybolmamış, hep burada, hep Şimdi'de oturup da benimle olacağınız anın beklentisi içinde.
Ben, özünüz; beni beslemenize ihtiyacım var. İlginize ve sevginize ihtiyacım var. Anlayışınıza ihtiyacım var. Ben sadece hislerden oluşuyorum, hislerden. Sizi hissetmeye ihtiyacım var. Orada olduğunuzu ve benim için var olduğunuzu hissetmeye ihtiyacım var. Ben, özünüz, soluduğunuz nefeste yaşıyorum. İçinde oturduğunuz an'da yaşıyorum. Ben, özünüz, ayrı değilim. Ben sizin belirli bir anlayışa gelmenizi ya da daha fazla şeyler öğrenmenizi beklemiyorum. Ben şimdi buradayım ve sizin için hazırım.
Ben, özünüz, bir yaşamın kimliği değilim. Ben, Olduğunuz Tüm'ün kimliğiyim, Yuva'yı terk ettiğinizde bize armağan olarak verilmiş olan kimliğim.
Ben, özünüz, size tamamlanmayı, bütünlüğü getireceğim. Ben size anlayışı getireceğim. Ben size bilgeliği getireceğim. Ben size, şimdiye kadar hiç bilmediğiniz sevgiyi, aşkı getireceğim. Ben size gücü getireceğim, ve ben size dengeyi getireceğim. Ben size hissetmeyi getireceğim. Ama herşeyin ötesinde, ben size yaşamı, ebedi yaşamı, tatmin edici yaşamı getireceğim.
Ben, özünüz, sizi bekliyorum. Siz oynamaya gittiğinizde, bir deneyimden ötekine kimliğinizi değiştirmeye gittiğinizde, ben binlerce yıldır sabırla bekledim. Işık biçiminde olmayı, insan biçiminde olmayı deneyimlediğinizde, bir yaşamdan ötekine geçtiğinizde, bedenlerinizi değiştirdiğinizde, titreşim halinizi değiştirdiğinizde, boyutsal varlığınızı değiştirdiğinizde, insan olarak yaşadığınız yerleri, melek olarak yaşadığınız yerleri değiştirdiğinizde, ben sizi bekledim. Ben sizi bekledim.
Ben, ruhunuz, size anlayışları zihninizden değil, varlığınızın özünden sunacağım. Ben, ruhunuz, an'da ve uyandırıcı soluğunuzda hazır olduğunuz zaman size geleceğim.
Ben, özünüz, size geleceğim, ama beklediğiniz yerden değil. Ben size yeni bir yerden, yeni bir deneyimden ve yeni bir titreşimden geleceğim. Beni bulmak için eski yerlere değil, sadece an'a bakmanızı istiyorum.
Ben alan üyesiyim. Biz, aileyiz.
--0-- Tobias'in görüşü
Söyleyeceğim ilk şey, hissetmek için kendinize izin vermenizdir. Bu (başlıbaşına) bir temadır. Bu, sürekli geri geleceğimiz bir konudur. Kendi ruhunuz, hissetmenizi istemektedir sizden. Biz, hissetmenizi istemekteyiz sizden.
İnsan zekasının yerini alan tanrısal bir zeka vardır. Düşünmenin çok ötesine geçen bir işlem vardır. Kalbinizde, ve ruhunuzda, ve özünüzde, zeka mevcuttur. Bu, insan beyniyle bildiğinize hiç benzemez. Bu, yeni bir zekadır, ve biliştir, ve anlayıştır, ve bilgeliktir. Biz tekrar tekrar, kim olduğunuzu hissetmenizi, çevrenizdekileri hissetmenizi ve bizi hissetmenizi isteyeceğiz. Şu his merkezlerini açın.
Kim olduğunuzu HİSSEDİN. Biz sizin zihinsel bir işlem yaptığınızı görüyoruz, kimliğinizin tüm varlığını analiz etmeye çalışıyorsunuz, bir sonraki adıma nasıl geçeceğinizi analiz etmeye çalışıyorsunuz. Bunun, analizle ortaya çıkmayacağını anlamaya başlıyorsunuz. Bu, incelemekle, çalışmakla ortaya çıkmaz. Kendini açmakla ortaya çıkar. Salıvermekle ortaya çıkar. An'da yaşamakla ortaya çıkar. Nefes almakla ortaya çıkar. Biz onun için, "Törenleri bırakın. Duaları bırakın. Eski yöntemleri bırakın" dedik.
Özünüz şimdi sizinle birliktedir. "Peki öyleyse neden görmüyorsunuz ya da hissetmiyorsunuz" diye soruyor bazılarınız. "Hani, nerede Tobias?" Hala, burada, kafanızdasınız. Oysa o şuradadır.
Ama kendi özünüzün de dediği gibi, o size yeni bir yerden gelmektedir. Farkedeceksiniz. Anlayacaksınız. Bir gün bir suyun kenarında oturacaksınız. Arabanızla yolda gidiyor olacaksınız. Bir gece uykuya dalıyor olacaksınız, ve anlıyacaksınız. Kendi özünüzü eski yerlerde aradığınızı bileceksiniz. O yeni bir yerden gelmektedir. O burada, bu odadadır.
Burada oturan ve gözleri büyümüş, ağızları açık kalmış yüzlerce ve yüzlerce varlığın olduğunu söyleyelim size. Hala daha insan olmanın titreşimlerine sahipken bile, hissetmeye ve duyumsamaya başlayabiliyorlar. Onlar, belki de sizin göremediğinizi görüyorlar – şu anda içinizde parıldayan tanrısallığı. Şu anda, o buradadır. Onlar, ruhu, Ruh'un özünü, bu boyutla, Dünyayla, insan biçiminizle, bütünleştirme potansiyelini görüyorlar. Bu potansiyeli görüyorlar, çünkü şu anda ona bakmaktalar.
Sevgili dostlar, Bugün onların bu alanda bulunmasına izin vermekle, onlara büyük bir hizmette bulundunuz. Sizin kendi özünüz, şu anda buradadır, aldığınız nefestedir.
Sizi candan seviyoruz. Bu zamanı bizimle ve daha birçoklarıyla paylaştığınız için, size teşekkür ediyoruz. Sorularınızı yanıtlamak ve biraz da birlikte eğlenmek için birkaç dakikaya kadar geri döneceğiz. Sorularınızı sormak için, öndeki mikrofona gelmenizi rica ediyoruz. Sizinle doğrudan konuşmak istiyoruz. Utanmayın. Ah, bir ay önce kendinize de söylediğiniz gibi, "İfade edin. Kim olduğunuzu ifade edin. Tanrısallığınızı ifade edin."
Böylece, sizinle soruları ve bazı düşünceleri paylaşmak için birkaç dakikaya kadar geri geleceğiz. Bu arada, yolculuğunuz sırasında çok varlığın çevrenizde bulunduğunu anlayın. Hiç bir zaman yalnız değilsiniz.
Ve öyledir!
--0-- Celse sonrası gelen bilgi
Bugünkü Şaud'da kendinize neler söylediniz? Kendinizle paylaştığınız bilgelik neydi? Ölümün olmadığını (söylediniz kendinize). Ölüm yoktur. Sadece yaşamak vardır, ve bu, an'da yaşamaktır. Tam yaşamaktır. Sevinçle yaşamaktır. Bu, doğrular ve yanlışlar olmadan, iyi ya da kötü bir şey yapıp yapmadığınızı düşünmeden, koşulsuz bir biçimde yaşamaktır.
Bunu, varlığınızda hissedeceksiniz. Özünüz bunu sizinle paylaşacaktır. Özünüz, sizi yönlendirecektir. Özünüz, sizinle birliktedir. O, sizDİR. Ölüm yoktur.
Bugün burada toplanan konuklarımız, geçenlerde fiziksel Dünyadan ayrılmıştır. Onlar ölüme çok inanmaktadır, yargılanmak gibi şeylere, iyi ya da kötü gibi şeylere çok inanmaktadır. Onlar bugün, ölümün olmadığını onlarla paylaşan bir insan grubu gördüler. Fiziksel beden bir noktada belki ayrılacaktır. Ama şimdi, sevgili dostlar, şimdi, özünüz sizinle bir olurken ve bir olmasına izin verilirken bile, olduğunu sandığınız ölüm yoktur.
Bakın, bugün burada İkinci Çemberde toplanıp oturan varlıkların...onların gerçekten endişelendiği şey, insan olarak sahip oldukları kimliğin ölmesidir. Oh, fiziksel ölüm, çoğu kişi için en çabuk olan şeydir. :) Bir an oradasınızdır, sonra da burada! Ama ölüm, kimliğin kaybedilmesidir, tutunduğunuz herşeyin – olduğunuzu sandığınız ve ehliyetinizin üstünde yazan adın kaybedilmesidir. Ama sizler alan üyeleri olarak, aynaya bakan ya da bu sandalyede oturan kişiden çok daha fazlası olduğunuzu öğrendiniz.
Bütün ve tam olabilmek için, kimliğinizin sınırlarını kaldırmayı öğrendiniz. Eski insan kimliğinizi salmakla, kendinizin tümünü kabul etmeye başlarsınız. Olduğunuz herşeyi kabul etmenin, ruhunuzu, şimdiye kadar sahip olduğunuz tüm deneyimlerinizi....herşeyi kabul etmenin yolu böyle açılır. Ve o zaman, ölüm korkusu da gider.
Ve şimdi yaşayabilirsiniz. Her anı dolu dolu yaşayabilirsiniz. Aldığınız her nefeste yaşayabilirsiniz. Geleceğin size ne getireceğine artık endişelenmeden, her anı yaşayabilirsiniz. Bunların hepsi size gelecektir.
Bolluk....gelecektir. O, yaşamanın sonucudur. Bolluk, zamanın her anında kendini ifade etmenin sonucudur. Gelecektir. Bolluk üzerine odaklanırsanız, sizden kaçacaktır. Siz de hep bolluğa sahip olmaya çalışacak, ya da hep mutlu olmaya çalışacak, ya da hep sağlıklı olmaya çalışacaksınız. Hep çalışacaksınız ama hiç olmayacaksınız, hiç farketmeyeceksiniz.
Ölüm yoktur. Sadece bir geçiş vardır. Sadece bırakmak ve yenilenmek vardır. Ölüm yoktur. Sadece değişim vardır. Sadece yenilenmek ve yaşamak vardır.
Şimdi burada, bu anda yaşayalım.
Bu anı nefesinizle içinize çekin.
Bu anı.....çekin içinize, sevgili dostlar......sonra bırakın.....nefesinizi dışarı bırakın.
Yaşamayı çekin nefesinizle içinize. Yaşamayı, nefesinizle tüm bedeninizden geçirin.
Yenilenmeyi çekin nefesinizle içinize. Bırakın yenilenme, tüm fiziksel varlığınızdan ve bilincinizden geçsin.
Şimdi'de yaşamayı, çekin nefesinizle içinize. Ne kadar kolay olduğunu görün.
Nefes alırken, ikinci bir nefes duyun. Bu, özünüzdür, ruhunuzdur, tanrısallığınızdır. O da nefes almaktadır. Aldığınız her nefesle size teslim olmaktadır. Verdiğiniz her nefesle, siz de olduğunuz tüme teslim olmaktasınız. Nefesinizle, tanrısallığı çekmektesiniz içinize. O da sizi çekmekte içine.
Yine çekin onu nefesinizle içinize. Şimdi o, bir sonraki nefesi sizin yerinize almaktadır. Ve yine nefesinizle, tanrısallığı çekin içinize. Ve şimdi o, siz olmaktadır.
Siz ve Ruh. Tek bir nefes. Alın, verin. Hissederek. Yaşamla dolarak. Endişelendiğiniz şeylerin tümü.... tümü, paylaştığımız zamanın bu anında dengelenmiştir.
Bu, bu kadar basittir sevgili dostlar. Bu kapıdan çıkıp gidecek, ve belki bazı Dünyasal durumlarla, insansal durumlarla karşılacaksınız. Bir an için unutabilirsiniz. Ama yarın ya da belki bir sonraki gün, duyduğunuz ve burada birlikte yaptığımız şeyi hatırlayacaksınız.
An, nefes, Şimdiki an, bolluk noktasıdır. Denge noktası budur. Kendinle bir olma noktası budur. Yüksek Benliğiniz uzaklarda bir yerde ya da başka bir galakside değildir. Olduğunuz tümden sizi ayıran bir duvar yoktur. An'da olmak, sizi yeniden bir eder. Bu, bu kadar basittir. Öyledir. Tüm diğer şeylerin size geldiğini göreceksiniz. İnsansal yaşamınızda ihtiyacınız olan herşeyin size geldiğini göreceksiniz. Gelecektir. Ölümün olmadığını farkedeceksiniz. Sadece yaşam vardır.