Şaud 5 Yeni Dünya

--0-- Enerjiler dönüşürken bedende meydana gelen gerilimler

Siz, gelmekte olan yeni potansiyeli hissedebiliyorsunuz. Meydana gelen değişiklikleri hissedebiliyorsunuz. Enerji, en yüksek düzeylerde değişmektedir. İçinizdeki içsel düzeylerde enerji şu anda değişmektedir. Bedeniniz, bir şeylerin olduğunu bilmektedir. Bedeniniz, tanrısallığınıza uyumlanabilmek için, değişmek zorunda olduğunu bilmektedir. Değişmek zorundadır, çünkü siz, tanrısal enerjilerinizin içinizden çıkmasına izin vermektesiniz.

Bunlar yüksek, çok yüksek frekanslı enerjilerdir ve bedeniniz geçmiş yaşamların hiç birinde böyle bir şey deneyimlememiştir. Bu enerjiler güçlüdür. Bunlar yüksektir. Bunlar yoğundur. Ve bunlar şimdi gelmektedir.

Bedeniniz kendini hazırlamaktadır. En derin düzeylerdeki değişimlerden geçmektedir. Bedeniniz, alanların arasındaki alanlar düzeyinde, ve sonra DNA düzeyinde, ve hücreler, ve dokular, ve organlar düzeyinde değişmektedir. Sizin şu anda içinden geçtiğiniz şey, Yeni Enerjilerin tümüyle başa çıkmanızı sağlayacak biyolojik uyumlamalardır. Bu Yeni Enerjiler şimdi gelmektedir. Bedeniniz onun için ağrımaktadır. Onun için sancılar vardır.
Bu da geçecektir. Bedeniniz yeni frekanslara alıştıkça ve uyumlandıkça, ağrı ve sızılar da bedeninizden çıkıp gidecektir.

Şu anda zihninizin de çok stresli olduğunu biliyoruz. Yolunuza çıkacak şeyleri görmeye çok alışıksınız. Üç ya da altı ay sonra ne yapacağınızı, nerede olacağınızı bilmeye alışıksınız. İnsanlar, ölene kadar yaşamlarını planlıyorlar. İşlerini, ve emekliliklerini, hatta ölümlerini bile planlıyorlar. İlginç!

Ama şimdi, yarını bile göremiyorsunuz. Önünüzde ne olduğunu bilememekten ötürü zorlanıyorsunuz. Bu da zihninizde gerilime neden oluyor. Ve bu, meydana gelen değişimlerin bir parçasıdır. Bir parçanız, bundan sonra ne olacağını bilememenin, öngörememenin, planlayamamanın korkusu içindedir. Oh, bu zihninizde büyük bir gerilime neden olmaktadır!

Birçoğunuzun geceleri endişe içinde, ne yapacağını bilemez bir halde uyku tutturamadığını biliyoruz. Endişeli.... endişelisiniz. Kendi kendinize şöyle diyorsunuz, "Ben otuz, kırk, elli ya da daha fazla yaşındayım. Ne yapacağım? Emekliliğim ne olacak? Bana kim bakacak? Nasıl yaşayacağım? Ne yapacağım?" Endişelendiğinizi biliyoruz.

Şu andaki stres, Şimdi'de yaşamak, Şimdi'de yaşamak, an'da yaşamak için zihninizde ve ruhunuzda bir uyumlama yapmanızdan kaynaklanmaktadır. Bu zordur, çünkü siz hala yarın ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Şimdi'de yaşamak, Şimdi'dir. An'dır.

Onun için zihninizde çok gerilim var..... çok gerilim var zihninizde. Bunların tümünün uygun olduğunu ve tümünün, enerji ağında yapılan uyumlamalarla ilgili olduğunu anlayın.

Bu gerilimlerin yakında gideceğini anlayın, ve siz, temelden yeniden inşa edilmiş bir bedene sahip olacaksınız. An'ı anlayan bir zihne sahip olacaksınız. Ve ihtiyacınız olan her şeyin size geleceğini anlayan bir Ruha sahip olacaksınız.

Bu, yeni paradigmadır. Siz onu şimdi yaşamaktasınız. Siz onun şimdi içindesiniz. Siz şimdi tanrısallığınızı doğurmakta, onu Şimdi'ye getirmektesiniz – bu, akılcı bir kavram değildir, içinizde olan bir realitedir.

--0-- Eril,Dişil dengesi adına Dini kuruluşlar değişmeye mahkumdur


Geçen ayki konuşmamızda sevgili dostlar, ben uzun uzadıya kiliselerden (dini kuruluşlardan) söz ettim. Ben, kiliselerin bilinci nasıl geri tuttuğundan söz ettim. Onlar için de değişim zamanıdır. Ben, belli bir nedenden ötürü uzun uzadıya kiliseler ve dini liderler hakkında konuştum – size yardımcı olmak için alan üyeleri, yeni rolünüzü anlayasınız diye.

Sizler, yeni ruhsal öğretmenler olacaksınız. Sizler, diğer insanlara yol gösteren kişiler olacaksınız. Sizler, kendinize özgü yeni rahip ve rahibeler olacaksınız. Belki, haftada bir tapınmak için gelinen bir binaya sahip olmayacaksınız. Bunu belki kendi yöntemlerinizle gerçekleştireceksiniz, kendi evinizde, arabanızda, şu ya da bu şekilde. Ama sizler, sizler yeni öğretmenlersiniz.

Geçen ay, bir noktaya parmak basmak için, her birinizin dikkatini bir noktaya çekmek için kiliselerden söz ettim. Eski kitaplara ve eski yöntemlere güvenmeyin. Öğrencilerinizle birlikte olduğunuzda, Şimdi'de olun, an'da. Onlar için bir kenara ayırdığınız klişeler olmasın. Eski numaralar, oyunlar olmasın.

Şimdi'de olun. Onların enerjisini okuyun. Onların enerjisini hissedin. Onların sözlerini duyun. O zaman ne söyleyeceğinizi bileceksiniz. O zaman, onlara nasıl şefkat ve merhamet duyacağınızı bileceksiniz. O zaman, onlar için ne yapabileceğinizi bileceksiniz.

Kiliseler, sevgili dostlar,bir amaca hizmet etmiştir. Birçok yaşam önce, onları ilk elden yaratan sizsiniz! Ama zamanları dolmaktadır. Çalışmayı gerçekleştirmeye hazır, yepyeni bir enerji ve yepyeni bir Tanrısal İnsan türü vardır. Gerçekten nasıl hizmette bulunabileceğinize bakın.

Dünya üzerinde ihtiyaç duyulan, eril ve dişilin yeni dengesine bakın. Dünya üzerinde bulunan kiliseler gerçekten eril bir idare altındadır, eril bir yöne sahiptir. Dişil ve eril enerjilerin kaynaşması şimdi uygundur. Bu şimdi uygundur. Alıcı olmak kadar, verici olmak da uygundur.

Onun için Ben, Tobias, geçen ay biraz kiliselere taktım! Her birinize bir noktayı açıklamak istedim – şu anda birçok insan için artık geçerli olmayan şeylere bir bakmanızı istedim..... yeni öğretmenlerin araç olarak neler kullanacağına bir bakmanızı istedim.... ve her şeyden önemlisi, öğrencilerinize, onların da Tanrı olduğunu ve bu güce kendi içlerinde sahip olduklarını hep anımsatmanız (gerektiğini), size hatırlatmak istedim. Bu, onlar adına sizin içinizde değildir, onlar için bir kitapta değildir, onlar için bir mantrada değildir. Bu, ONLARIN içindedir.

Bizim size hatırlattığımız gibi, siz de onlara tekrar tekrar hatırlatın – SEN DE TANRI'SIN. Tanrısallık seninle başlar. Senin içinde başlar. Tanrısal gücüne doğru attığın ilk adımla başlar.

Sevgili dostlar, Dünya üzerinde meydana gelmekte olan bir değişim vardır. Biz bundan tekrar tekrar söz ettik. Eski kurumlar bu Yeni Enerjide artık uygun olmazken....süreleri dolmaktayken.... duvarları yıkılırken...... Dünyanın bütün olarak içinden geçeceği bazı zorluklardan söz ettik.

Bu değişimlerin çoğu, dişil ve eril enerjilerin dengesiyle ilgilidir. Biz burada erkek ve kadın cinsiyetlerinden söz etmiyoruz. Biz dişi enerjiden ve eril enerjiden, alandan ve verenden söz ediyoruz. Bunun şimdi dengelenme zamanıdır.

Bu, enerji ağındaki değişimlerin tamamlanmasıyla gerçekleşecektir. Bunun, her birinizin içinde meydana gelme zamanıdır. Burada bulunan sizlerin hiç biri, enerjisel açıdan erkek ya da dişi değildir. Siz her ikisisiniz. Kendinizi, her iki enerjiye sahip olarak, hem alan, hem veren olarak, hem eril, hem dişil olarak, hem besleyici, hem de güçlü olarak görmenizin zamanıdır. Siz tümüsünüz, hem eril, hem dişi.

--0-- Eşcinsel olan varlıkların hizmetleri sona ermiştir.

Biz, toplumunuzda bulunan ve bu yaşama her iki enerjiyi bir bedende getirmek kontratıyla gelmiş olan insanları sevmenizi ve kabul etmenizi ve takdir etmenizi rica etmek için şimdi bu fırsatı değerlendiriyoruz. Siz bu insanlara eşcinsel diyorsunuz. Çok sık, sık sık onlarla alay edilmektedir. Ama onlar her iki enerjiyi de bir bedende kaynaştırma, birleştirme kontratıyla gelmiştir. Zaman zaman bu onlarda dengesizliğe neden olmuştur. Zaman zaman bu onlarda çok içsel zorluklara neden olmuştur.

Onlar aynı anda her iki enerjiyi birleştiren ilk kişilerdir. Eşcinsel dediğiniz bu kişiler artık yorulmuştur. Onlar bu enerjiyi, bu eril ve dişil enerji bileşiminin çoğunu taşımışlardır. Onlar işlerini bitirmişlerdir.

Şimdi bu enerjilerin içinizde birleşmesini kabul etmenizin zamanıdır. Biz burada cinsiyetten söz etmiyoruz. Biz sizden söz ediyoruz. Sizin eril ve dişil enerji dengenizden söz ediyoruz. Kendinizin her iki yanını kabul etmenizin zamanıdır.

Siz, geçtiğiniz yıllarda, kim olduğunuzla ilgili çok çelişkiler yaşadınız. Ne kadar kadın, ya da ne kadar erkek olduğunuzu anlamaya çalıştınız. Şimdi, her ikisi de olmak zamanıdır. Sizin eşcinsel dediğiniz, toplumunuzun bu insanları yolu ve kapıyı açmıştır, böylece bu enerji bileşkesini şimdi taşımak, sizin için çok daha kabul edilir olmuştur.

--0-- Günün konuğu Meryem Enerjisi

Hazır bu tanrısal dişi enerjiden söz ederken, yılın bu özel zamanında sizlerle birlikte olmak için bugün gelen harika bir konuğumuz var. Onun enerjisi güçlü bir biçimde ve birçok aydan beri hepinizin çevresindeydi. O, birçoğunuz için, yaşamınızın tümünde yol gösterici bir güç olmuştur. Bize şimdi, dişi enerjinin bir simgesi olarak, içinizdeki, toplumunuzdaki, kiliselerdeki dişi enerjinin yeniden dengelenmesi olarak katılmaktadır.

O, Meryem enerjisi olarak, sizin Meryem Ana dediğiniz enerji olarak gelmektedir. Ama bu sadece, hıristiyan kiliselerin Kutsal Yazılarında adı geçen kişilik değildir. Meryem, Tanrıçayı temsil etmektedir. Meryem, dişi dengeyi temsil etmektedir.

Dünyanız yeni bir dengeye gelmektedir. Dişil enerji şu anda çok güçlü bir biçimde gelmektedir..... yüzyıllardır dünyanıza hakim olan eril enerjiyle yan yana dengelenmek üzere güçlü bir biçimde gelmektedir. Kraliçe geri gelmektedir, Meryem'le simgelenen Tanrıça enerjisi geri gelmektedir.

Meryem, bugünün onur duyulan özel konuğu olarak bize katılmaktadır. Her birinizle bir dakika kadar birlikte olmak istiyor. Tanrısal dişi enerjinin potansiyelini hissedebilmeniz için her birinizle bir dakika kadar birlikte olmak istiyor. Onun için, Kraliçenin içinizdeki Kralın yanına oturabilmesi için, bir an sessiz olacağız. Evet, ve bu, derin nefesler almak için uygun bir zamandır.

(sessizlik)

Bugün burada Meryem'le temsil edilen Kraliçe enerjisi, dişi enerji, toplumlarınızda uzun zamandır ihmal edilen bir alanın dolmasını sağlamaktadır. Meryem buraya, dişi ve erilin yeni bir dengesi, Kraliçenin dönüşü ve Kralın dengesi için, koltuktaki haklı yerini almak üzere gelmektedir. Sevgili Meryem'in bu enerjilerini içinize çekmek için kendinize izin verin. İçinizdeki Kraliçe enerjisini hissetmek için kendinize izin verin.

Gelecek aylarda bu enerjiler çok önemli olacaktır, çünkü besleyici ve şefkatlidirler. Bunlar yaşam verir. Bunlar alıcı (alan) enerjilerdir. Ve oh sevgili dostlar, her birinizin ne kadar da almaya ihtiyacı vardır, almaya ihtiyacı vardır!

Sizler verenler oldunuz. Savaşçılar oldunuz. İnşa edenler ve planlayanlar oldunuz. Enerjiniz çok güçlü ve çok iddialıydı. Evet, erkekler ve kadınlar.... biz her ikinize de konuşuyoruz. Ama şimdi, Yeni Dünyanın yeni dengesinde, alıcı da olmak önemlidir. Bu vermekle almak, erille dişi, doğurmakla yaratmak arasındaki dengenin tümü içinizde olmak zorundadır, tümü içinizde olmak zorundadır.

Böylece bugün, sizin Yeshua (İsa) dediğiniz varlığı doğuran dişi enerjinin o olduğunu, yeni yollardan, duvarlar olmadan öğretecek olan bu erkeği doğuranın o olduğunu hatırlatmak için, Meryem enerjisi güçlü ve mevcut bir halde burada bulunmaktadır. O, tarihin gidişatını değiştirecek olan Yeshua'yı doğurmuştur. O, o zamanlar kabul edilmeyen ama sözleri bu dünyadaki çok insan tarafından bilinen Yeshua'yı doğurmuştur. Bu, dişi enerjiden doğmakla başlamıştır.

Bunların tümü, dişilik, alıcılık, besleyicilik ve şefkat....enerji ağındaki uyumlamaların tamamlandığı şimdilerde, çok önemlidir. Bugün bundan başka bir şey elde edemesek bile, sizden gerçekleştirmenizi istediğimiz şey, bu birleşmeyi içinizde hissetmenizdir. Çoğunuz, hatta kadınlar bile, kendini dişi olan yanına kapatmıştır, ya da onu anlamamıştır.

Siz erkekler, çoğunuz gerçekten, dişiyi ifade etmenin uygun olmadığını düşündünüz, ve kendinizi bu parçanıza kapattınız. Kapıyı yine açmak zamanıdır. Varlığınızın özünde (çekirdeğinde) sevgili dostlar, eril ve dişilin kaynaşmış, birleşmiş ve dengeli enerjisini hissetmek zamanıdır.

Biz değişimleri, burada otururken bile hissedebiliyoruz. İkinci Çemberde bulunanlar, içinizde meydana gelen dönüşümleri görebiliyorlar.

--0-- Asıl Çalışma nedir?

Şimdi, bugün burada bir noktayı daha eklemek istiyoruz. Çoğunuz şimdilerde nasıl bir çalışma yapacağını merak etmektedir. Bizim uzun uzadıya öğretmekle ilgili konuştuğumuzu duydunuz. Bizim uzun uzadıya yeni çalışma ve yaşamınızdaki değişimlerden söz ettiğimizi duydunuz. Gerçekten, gelecek üç, altı ve dokuz ay içinde çoğunuz değişimlerden geçeceksiniz. Nerede yaşadığınızla, işinizle, ve evet ilişkilerinizle ilgili değişimler olacaktır.

Bazen yaşamınızda değişiklikler yapmak ihtiyacı duydunuz. Yapmanız gerekenin ne olduğunu tam olarak anlamadınız. Bazılarınız, yaşamınızla ilgili büyük kararları ertelediniz. Beklediniz. Onları sürüncemede bıraktınız. Oh sevgili dostlar, bu kararların enerjisi sizi güçlü bir biçimde ziyaret edecektir. Yaşamınızda değişiklikler yapmak zamanıdır.Bir sonraki düzeye geçmek zamanıdır.

Ne tür bir çalışma yapacağınızı merak ediyorsunuz. Size sadece farklı olacağını söyleyelim. Bu bir tutku çalışması, yüreğinizin çalışması olacaktır. Bu noktaya gelebilmek için bazı değişimlerden geçeceksiniz. Bunlar yakında meydana gelecektir.

Bir noktayı çok açık ifade etmek istiyoruz. Siz çalışmayı merak ediyorsunuz. Biz çoğunuzun geceleri bize, meleklere ve başmeleklere şöyle dediğini duyuyoruz, "Benim çalışmam önemsiz. Ben değerli bir şey yaptığımı sanmıyorum. Bir dükkanda çalışıyorum. Saatlerimi dolduruyorum. Oysa büyük bir ruhsal çalışma yapıyor olmalıydım, öyle değil mi?"

Birçoğunuz – çok fazla kişi – sevmediği bir işte çalışmaktadır. Bu değişecektir. Bu değişecektir. Çoğunuz yeni çalışmanıza – öğretmen olmaya – hazırdır. Öğretmen olmanın içerdiği çok şey vardır....bu, çok farklı yollardan gerçekleştirilebilinir.

Önemli olan, sizin şimdiden bu çalışmayı gerçekleştiriyor olmanızdır, ya da gerçekleştirmiş olduğunuzdur. Çalışma, içinizde gerçekleştirilmektedir. Çalışma, içinizde gerçekleştirilmektedir. Dünyadaki değişimler, ve evrendeki değişimler, ve İkinci Çemberdeki her şey, sizin içinizde olup bitenden etkilenmektedir.

Biz sizin, "Sevgili Tobias, bana bir çalışma yapıyormuşum gibi gelmiyor" dediğinizi duyduğumuzda, kendi kendimize gülüyoruz. Kendi içinizde gerçekleştirdiğiniz çalışmalar, Eski'nin salınması, ve tanrısallığınızın kabul edilmesi....gerçek farkı yaratan budur. Sizin çok içsel mücadelelerden, çok temizliklerden geçtiğinizi biliyoruz. Bu gerçekten güçlü bir çalışmadır. Asıl farkı, her şeyden çok, bu çalışma yaratır.

Titreşiminizi değiştirdiğiniz zaman, çevrenizdeki her şeyi değiştirirsiniz. Toplu bilincin titreşimini değiştirirsiniz. Meleklerin ve başmeleklerin titreşimini değiştirirsiniz.

Gerçek çalışma, içinizde gerçekleştirdiğinizdir. Kartvizitinizin üzerinde yazan şey değildir. İşiniz ya da mesleğiniz değildir. İçinizde gerçekleştirdiğiniz şeydir. Çoğunuz değerli olmadığını düşünmektedir, çünkü önemli bir çalışma olarak gördüğünüz şeyi yapmamaktasınızdır. Biz başımızı sallıyor ve şunu diyoruz, "Hayır, daha anlayamıyorsunuz." Önemli çalışma, içinizde gerçekleştirdiğiniz şeydir.

İçinizdeki karanlıkla yüzleşerek, korkularınızla yüzleşerek, eski yaraları salarak gerçekleştirdiğiniz değişimler....bu değişimler dünyanızın felaketlerden ya da yıkımlardan geçmek zorunda kalmamasını sağlamıştır. Kendi içinizde gerçekleştirdiğiniz çalışma, gerçek çalışmadır. Yaptığınız içsel çalışmalar, tüm çevrenizdeki insanları değiştirmiştir. Ve büyük felaketleri beraberinde getirecek Yeryüzü değişikliklerinin olmasını engellemiştir.

Oh evet, Yerkürenin bir süre sallandığını ve püskürdüğünü göreceksiniz. Bu uygundur. Ama, fazla insan kaybının olmadığını farkedeceksiniz. Gaia, yıkıcı olmayan yollardan salma yeteneğine sahiptir. Bu, içinizde gerçekleştirdiğiniz çalışmadan dolayı böyledir.

Günlük mesleğiniz ya da işiniz değildir önemli olan. İçinizde gerçekleştirdiğinizdir önemli olan. Gerçek çalışma, içinizde gerçekleştirdiğinizdir.

Siz değerliSİNİZ. Çalışmayı siz gerçekleştirdiniz. Ve siz bu çalışmayı gerçekleştirdiğiniz için, gerçekten, size yeni bir çağrıda bulunulacaktır. Önünüzdeki yılda, şu ya da bu şekilde yeni bir çağrı yapılacaktır. Bu, yeni bir düzeye ya da adıma geçiş olacaktır.

Evet, değişimlerin neden olacağı bir gerilimin (stresin) olacağını gerçekten biliyoruz. İnsanlar....değişimi sevmez. Sahip oldukları şeyden şikayet ederler ama değişmek istemezler. (kahkahalar ve Tobias kendi kendine güler) Ama size, tüm dünya üzerindeki alan üyelerine söylüyoruz, yaşamlarınızda değişimler olacaktır. Bu, yeni bir şeye yer açmak için, bir şeyin bırakılması anlamına gelecektir.

Bu bırakma işleminden geçerken, bize sövmemenizi rica ediyoruz. Bunu onurlandırmanızı ve kutsamanızı rica ediyoruz. Bu uygundur. Bu, arkadaşlar olabilir, ya da aile, ya da bir meslek, ya da bir iş olabilir. Hatta bu, bedeninizden salınmak ihtiyacında olan bir şey olabilir.

Ama değişimlerin gelmekte olduğunu size söylüyoruz. Bilemediğiniz zamanlar olduğunda, dengenizden pek emin olmadığınızda, diğer alan üyeleriyle konuşun diyoruz. Ah, siz birbiriniz için en iyi öğretmenler ve en iyi öğrencilersiniz. Gerçekten öylesiniz. Şimdi değerinizin farkında mısınız ?


--0-- Joe'nun öyküsü

Joe alan üyesidir, tıpkı sizin gibi, yaşamında birçok değişikliklerden geçmektedir....kendisinin de Tanrı olduğunu öğrenmektedir....artık ona hizmet etmeyen eski şeyleri salmayı öğrenmektedir....bazı günler ne yaptığına şaşmasına ve aklının karışmasına neden olan değişimlerden geçmektedir.....ama rehberlik edildiğini bilmektedir....hiç bir zaman yalnız olmadığını bilmektedir. Tıpkı sizin gibi, Joe da aydınlanmanın peşindedir. Joe, tanrısallığını anlamanın ve Ruh'la olan bağlantısının peşindedir.

Bir gece, yarı uyanıkken gördüğü bir rüyada, Joe kendini içsel Tanrısallık Tapınağına, içindeki Tanrısallık Tapınağına giderken buldu. Zamanın ve mekanın ve boyutların ötesine yolculuk ettiğini hissetti. Ama aslında, gerçekte sadece kendi varlığının içine yolculuk etmekteydi.

Yarı uyanıkken gördüğü rüyada Joe, Tanrısallık Tapınağına geldi. Kapıyı açtı. Ve o da ne, ışıkla, kaynağı yokmuş gibi görünen bir ışıkla dolu büyük ve güzel bir salon (hol) gördü. Her şey aydınlanmıştı, parlaktı ve altındandı ve parlıyordu.

Joe, Tanrısallık Tapınağına girdi ve çevresine bakındı. Tüm çevrenin meleklerle dolu olduğunu farketti. Onların çoğunun, kendi geçmişinin veçheleri olduğunu farketti. Ve Tanrısallık Salonunda toplanmış olan meleklerin çoğunun, geçmiş yaşamlarında ya da bu yaşamında yanında yürüyen varlıklar olduğunu farketti.

Meleklerin tümü Joe'ya tanıdık geldi. Yüzlerce ve yüzlerce melek vardı. Onlar, Joe'nun geleceğini bildikleri için toplanmıştı.

Joe, salonun ortasında tek bir koltuk gördü. Bu Tanrısallık koltuğuna yaklaşıp, ona oturmak zamanı olduğunu anladı. Bir yandan orada bulunan meleklere bakarak, bir yandan da bir törenin yapılacağını anlayarak, yavaşça Tanrısallık Koltuğuna doğru ilerledi.

Tanrısallık Koltuğuna çıktı, oturdu ve şöyle dedi, "Sevgili Ruh, ben aydınlanmaya hazır mıyım? Tanrısallığım için hazır mıyım?" Tüm salonda büyük bir sessizlik oldu.

Grubun içinden bir melek öne çıktı. Büyük, güzel, güçlü, parlayan bir melek, Joe'nun oturduğu koltuğa geldi ve şöyle dedi, "Joe, senin burada, Tanrısallık Tapınağında olmandan onur duyuyoruz. Ve Joe, sen daha aydınlanmana kavuşmak için hazır değilsin."

Bir hüzün çöktü Joe'nun üzerine, ve şaşkınlık ve kızgınlık. Kızgınlığı, onun yarı uyanık gördüğü rüyadan uyanmasına neden oldu, kızgınlığı, Tanrısallık Tapınağına gidişiyle ilgili tüm ayrıntıları anımsayarak ve melek ona hazır olmadığını söylediğinde hissettiği düşkırıklığını anımsayarak uyanmasına neden oldu. O gece, ve ondan sonraki gün, ve ondan sonraki gün, aydınlanmasına kavuşmak için ne yapması gerektiğini anlamaya çalışarak oturup durdu.

İkinci günün sonunda, Joe yeterince araştırmadığını, yeterince öğrenmediğine karar verdi. Böylece Joe, kitaplar okuduğu, seminerlere gittiği ve öğrenebileceği her şeyi öğrendiği, yoğun bir programa girdi. Sonraki altı ay boyunca, Joe okudu ve araştırıp çalıştı ve dinledi. Uyanık olduğu her anını, bilgileri özümseyerek ve yeni bilgelik incileri bulmaya çalışarak geçirdi.

Zihnini bilgiyle doldurduğu zor ve bitab düşürücü ve yorucu bir altı ay sonra, bir gece yarı uyanık rüyalarından birinde, Tanrısallık Tapınağına geri döndü. Bir kez daha tapınağın kapılarını açtı. Ve bir kez daha tapınak, tümünü tanıdığı yüzlerce ve yüzlerce melekle doluydu.

Bir kez daha Tanrısallık Koltuğuna doğru yürüdü ve oturdu. Büyük melek, Joe'nun ne soracağını bilerek öne çıktı. Titrek sesiyle, usanmış ve yorgun bir halde Joe şöyle dedi, "Aydınlanmaya hazır mıyım?" Ve bir kez daha büyük melek, "Joe, sen daha aydınlanmaya hazır değilsin" dedi.

O büyük meleğin verdiği yanıttan kaynaklanan duygu, Joe'yu günlük insan dünyasına geri savurdu. Rüyanın her ayrıntısını anımsayarak, yatağında ter içinde uyandı. Joe bir kez daha gecenin kalan bölümünde ve sonraki iki gün boyunca oturdu ve aydınlanmasına engel olan şeyi düşündü.

Sonunda buldu. Yaşamında onu geri tutan çok fazla şeye sahipti, aydınlanmasına engel olan, sahip olduğu maddi şeyler çoktu. Bunların, onu aşağıya çeken, aydınlanmasına engel olan, bacağına kenetlenmiş çapalar olduğunu düşündü.

Joe dışarı çıktı ve sahip olduğu her şeyi dağıttı – evini, arabasını, banka hesaplarını, sırtındaki giysiler hariç her şeyi. Dışarı çıktı ve dilenci olarak sokaklarda yaşamaya başladı, fiziksel bedeninin yaşamasını sağlayacak kadar yedi, ona para ya da yiyecek verenlerden sadece yeteri kadarını kabul etti, sadece yaşayacak kadarını kabul etti. Joe, şu çapalar olmasın diye çevresindeki her şeyi bırakarak, altı ay yoksul bir yaşam, yoksunlukla dolu bir yaşam sürdü.

Altı ay sonra, Joe kendini yeniden, Tanrısal Tapınağa yolculuk ettiği yarı uyku halindeki bir rüyada buldu. Kapıyı açtı, içeri girdi, ama bu kez çok yorgundu, ve bir deri bir kemikti ve açtı, ama sırtındaki giysilerden başka maddi hiç bir şeye sahip değildi. Melek ona doğru yaklaşırken, Joe büyük bir endişeyle, huzursuzlukla Tanrısallık Koltuğuna oturdu. Joe, bir kez daha soruyu sordu, "Aydınlanmaya hazır mıyım?" Bu kez, uzun boylu, güzel melek hiç bir şey demedi, sadece başını salladı, "Hayır. Hayır."

Bu sözsüz yanıt, onu rüyasından uyandırıp, insan dünyasına geri savurdu. Kendini bir sokak köşesinde yatarken buldu, çünkü yatağı yoktu....sokak köşesinde yattı ve bilmesi gereken nedir diye düşündü de düşündü de düşündü. Biri gelip de onu sanki çöpmüş ya da pislikmiş gibi kaldırana kadar, uzun süre sokak köşesinde yatıp kaldı.

Joe yaşamını düşündü, yolculuğunu düşündü. Birden, diğer insanlara yeterince hizmet etmediği geldi aklına. Yaşamı hep kendiyle ilgili olmuştu. Bencil olduğunu, ruhsal yolculuğuna ve aydınlanmasına fazla zaman harcadığını anladı. Aydınlanmak için hazır olmayışının nedeni kesinlikle, kesinlikle başkalarına yeterince vermemiş olmasından kaynaklanıyordu.

Böylece Joe, başkalarına hizmet etmek üzere yepyeni bir programa girdi. Birisine yardım etmek için her fırsatı kullandı. Yaşlı insanlara alış-verişte yardım etti. Parkta düşen ve yaralanan çocuklara yardım etti. Kavga eden çiftlere yardım etti. Başkalarına hizmet etmek için, "aydınlanma puanlarını" toplamak için her türlü olası fırsatı kullandı.

Onun kendini adamasına izin veren her insana türlü yollardan kendini adadıktan altı ay sonra, Joe bir gece Tanrısallık Tapınağına geri döndü. Kapıyı açtı, tüm melekleri gördü, ama bu kez, onların sevgisini ve enerjisini hissetmek için duralamadı, çünkü artık biraz kızgındı. (kahkahalar)

Aydınlanmak istiyordu. Tanrısallık Koltuğuna doğru yürüdü ve oturdu. Daha melek ona gelmeden, şöyle dedi, "Şimdi artık aydınlanmak için hazır mıyım?" Kalabalığın üstüne bir sessizlik çöktü ve yüzlerce ve yüzlerce melek bir ağızdan, "Hayır, hayır Joe, daha hazır değilsin" dedi. (kahkahalar)

O noktada Joe gözyaşlarına boğuldu ve şöyle dedi, "Vaz geçiyorum, vaz geçiyorum. Aydınlanmaya ulaşmak için mümkün olan her şeyi denedim. Tüm maddi eşyalarımdan vaz geçtim. Başkalarına hizmet ettim. Ruhsallığı ve dinleri öğrendim. Ve buraya geliyorum ve siz bir kez daha bana "hayır" diyorsunuz."

Joe yıkıldı. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Ve o anda, içinde hapsedilmiş olan tüm Eski Enerjileri salıverdi.

Uzun boylu, muhteşem bir melek gelip, Joe'nun omuzuna elini koydu ve merhamet dolu gözlerle ona baktı. Joe, meleğin merhamet duymasına karşın, gülümsediğini, hatta kendi kendine güldüğünü gördü. Meleğin ona güldüğünü düşünmek, Joe'yu daha da kızdırdı.

Joe sordu, "Bilmem gereken nedir? Aydınlanmaya ulaşmak için yapmam gereken nedir?" Melek güldü ve şöyle dedi, "Joe, tüm bu süreç boyunca bunun yanıtı o kadar basitti ki. Sorman yeterliydi. Biz sana söylerdik. Ama soruyu her şeyi denedikten sonra, tüm bu farklı şeyleri deneyimledikten sonra, şimdi soruyorsun. Biz sana aynada kendi yansımanı göstereceğiz. O yansımada yanıtı göreceksin."

Joe gözünü dikip meleğe baktı, ve birden kendini meleğin yüzünde gördü. Birden, kendi varlığının, önünde duran muhteşem melekten yansıdığını gördü. Ve o zaman yanıt geldi. Basitti. O kadar basitti ki, Joe bir an utandı, sonra da kahkahalarla gülmeye başladı.

Yanıt, sevgili dostlar, Joe'nun kendini değerli görmemesiydi. Joe kendine, ya da yaptığı şeye değer vermiyordu. Öyleyse nasıl aydınlanabilirdi ki? Joe, mükemmellikten daha aşağı, Tanrı'dan daha aşağı olduğunu düşünüyordu. Aydınlanma Koltuğuna gelip de oturduğu her sefer, kendi değersizliği ortaya çıkıyordu. Joe Tanrısallık Koltuğunda oturup da, aydınlanmak için hazır olup olmadığını sorduğunda, tüm melekler şu yanıtı vermek zorundaydı, "Hayır, daha hazır değilsin, çünkü kendi değerine sahip çıkmıyorsun. Kendini, Tanrı'dan daha aşağı bir şey, mükemmellikten daha aşağı bir şey olarak görüyorsun."

Joe, kendi yansımasında, her yaşamında yaptığı her şeyin mükemmel olduğunu da gördü. Her şey, bir öğrenme ve büyüme deneyiminin parçasıydı. Yaptığı her şey, Tüm Olan'a katkıda bulunuyordu. Yaptığı her şey, ruhu için yeni deneyimler yaratmıştı. Her şey mükemmeldi.

Yolunda yanlış sapılmış sapaklar yoktu...asla. Daha aşağı yollar yoktu. Yol üstünde yanlışlar yoktu...asla. Hatta hırsız, ya da eşkiya, ya da katil olduğu yaşamlarında bile...bunların tümü uygundu. Evet, şifacı, ve doktor, ve öğretmen, başkalarıyla çalışan bir insan olduğu yaşamları da....bunlar da uygundu.

Tanrısallık Koltuğunda otururken, Joe aydınlanmak için hazır olup olmadığını sormak zorunda olmadığını farketti. Yanıt şimdiden oradaydı. Meleklere sorması gerekmiyordu. Yapması gereken tek şey, kendini tüm merhamet ve sevgiyle kabul etmekti, tıpkı meleklerin onu kabul ettiği gibi. Ama bunu kendi içinde gerçekleştirmesi gerekiyordu.

İşte o noktada, Joe aydınlandı. O noktada, tanrısallığı içinde parladı. Her şeyin mükemmel ve doğru olduğunu o anda farketti. Sizin gibi....bugün bu sandalyelerde oturan sizler gibi...bugün sandalyelere oturmuş dinleyenler gibi ya da bugün okuyanlar gibi alan üyesi olan Joe'nun öyküsü işte böyle bitiyor.

--0-- Kendi değerine sahip çıkmazsan aydınlanamazsın

Aydınlanmak için ya da tanrısallığınız için hazır olup olmadığınızı sormak zorunda değilsiniz. Tanrısallığınız şu anda buradadır, yola çıkmaya hazırdır, şimdiye kadar yaptığınız her şeyin mükemmelliğini anlamanıza hazırdır. Tanrısallığınız, değerli olmak için şatafatlı bir kartvizite sahip olduğunuz bir işinizin olması gerekmediğini, onaylamanızı, kabul etmenizi beklemektedir. Değerli olmak için, yüzlerce ya da binlerce insana konuşmak zorunda değilsiniz.

Farkı yaratan, kendi içinizde gerçekleştirdiğiniz çalışmadır. Kim olduğunuzla ilgili yeni anlayışlara gelmek için gerçekleştirdiğiniz çalışma.... farkı bu yaratmıştır.

Siz değerlisiniz. Bunu size söylemek zorunda kalmak istemiyoruz! Bunu kendi içinizde anlamanızı istiyoruz. Şimdiye kadar yaptığınız her şeyin bir amaca hizmet ettiğini ve sevgiyle ve mükemmellikle yapıldığını kabul etmenizi istiyoruz. Siz kendinize karşı çok acımasızsınız.

Şu anda, yaşamınızda meydana gelen değişiklikler vardır, ve siz hatalar yaptığınızı sanıyorsunuz. Aldığınız kararlar yüzünden etkilediğiniz kişiler için endişeleniyorsunuz. Sevgili dostlar, siz onları etkileyemezsiniz. Bunu yapamazsınız.

Şu anda kendi ruhsal yolunuzda giderken, kendiniz için gerçekleştirdiğiniz şeyler yüzünden diğer insanları acıttığınızı sanıyorsunuz. Acıtmadığınızı anlayın. Bir anlamda, siz onlar için olabilecek en iyi öğretmensiniz. Kendinize fazla zaman harcadığınızı düşünerek endişeleniyorsunuz. Tıpkı Joe gibi, diğer insanların hizmetinde olmadığınız için endişeleniyorsunuz.

Yoksul bir yaşam yaşamanın sizi aydınlanmaya götüreceğini sanıyorsunuz. Böylece, içsel düzeylerden yoksul bir yaşam seçiyorsunuz. Sevgili dostlar, Yeni Enerjideki Ruh'un bu çalışması için bolluğa ihtiyacınız vardır. Onun yaşamınıza girmesine izin verin. Yoksulluk içinde fazla uzun yaşadınız. Yoksunluk içinde fazla uzun yaşadınız. Bu size aydınlanma getirdi mi? Hayır. Size sadece acı verdi. Sadece gücünüzü ve enerjinizi tüketti.

Yanıtı bir kitapta ya da başka bir insanda bulacağınızı düşünerek, gözleriniz şaşı olup da bulanıklaşıncaya kadar okudunuz da okudunuz da okudunuz. Bu da işe yaramadı. Sizler, öğretmenlersiniz. Yeni kitapları yazacak olan sizlersiniz, eski kitapları okuyup anlayacak olanlar değil. Okuyup anlamaktan öğrenilecek her şeyi öğrendiniz. Şimdi uygulamaya başlayın. Uygulayın. Öğretin. Rehber olun. Tanrısal İnsan Rehberleri olun.

Bir anlamda sevgili dostlar, siz de Joe'nun saklandığı şeylerin arkasına saklanmaktaydınız. Yeterince öğrenmediğiniz için öğretemeyeceğiniz düşüncesinin arkasına saklandınız. Kendinizi yoksullukla cezalandırmanız gerektiği düşüncesinin arkasına saklandınız, onun için de yoksul kaldınız. Diğer insanlar için tüm bu şeyleri yapmak, onlara hizmet etmek zorunda olduğunuz düşüncesinin arkasına saklandınız.

Sevgili dostlar, biz size zor bir soru yöneltiyoruz, "Siz onların yolculuğuna, zorluklar ve meydan okumalar içerebilecek yolculuklarına izin vermezseniz, ONLAR KENDİ aydınlanmalarına nasıl ulaşacaklar? Karışmaya çalışırsanız, yaşamlarına onlar için bandajlar koymaya çalışırsanız, aydınlanmalarına nasıl erişecekler?"

Siz hiç kimseyi şifalandırmak ya da kurtarmak için burada bulunmuyorsunuz. Siz, onların kendi şifalanma işlemlerine yardımcı olmak için burada bulunuyorsunuz. Siz, şefkatli bir rehber olmak üzere burada bulunuyorsunuz, ama işi onlar adına yapmak için değil. Başkalarına hizmet ettiniz diye, perdenin bizim yanında puan toplamıyorsunuz. Kendi değerinizi bilmek duyusuna sahip olduğunuz zaman aydınlanırsınız.

Biz bunu size tekrar söylemek zorunda kalmak istemiyoruz! Bunu kendi başınıza keşfetmek zorundasınız. SİZ DEĞERLİSİNİZ. SİZ DE TANRI'SINIZ. Yaptığınız her şey, sevgi adınaydı...her şey...her şey...her şey.

Siz de Tanrı'sınız. Hiç bir zaman birini öldürmediniz. Evet, onların fiziksel bedenini yok ettiniz, ve onlar yeniden doğmak zorunda kaldılar. :) Ama enerjileri hep buradaydı. Ve şimdi sizin yanınızda oturuyorlar. Onları nasıl öldürmüş olabilirsiniz ki? Yanıbaşınızda oturuyorlar. Siz hiçbir zaman Tanrı'nın ruhuna ve sevgisine zarar vermediniz. Siz sadece deneyim topladınız.

Bunu da söyledikten sonra sevgili dostlar, birkaç dakika Yeni Dünya'dan söz edelim. Nereye gittiğiniz hakkında birkaç dakika konuşalım. Ama size hatırlatıyoruz....bu kendi-değerini-bilmek konusunu bir daha gündeme getirmek istemiyoruz! :) Bu artık sizin sorununuz!

--0-- Yeni Dünya ve ilk soru BEN KİMİM ?


Sevgili dostlar, Krallıkta kalarak öğrenemeyeceğiniz bir şeyi Ruh'un öğrenebilmesi, sizin öğrenebilmeniz için, uzun zaman önce bir yolculuğa çıkmak üzere Yuva'yı terk ettiniz. Siz, Ruh'un kendi başına öğrenmesi mümkün olmayan bir şeyi öğrenmek için Yuva'yı terk ettiniz.

Bu yolculuğun bir bölümü de, Yuva'yı terk etmek ve yeni bir kimlik yaratmak amacıyla her türlü kimliği silmek anlamına gelmişti. Yuva'yı terk ettiğinizde, yepyeni yollardan deneyimler edinebilmek için yeni bir kimlik yarattınız.

Kim olduğunu unutmak, kimliği silmek...kendi başına olmak parlak, çok parlak bir plandı. Çok parlak bir plandı, bunu söylemek zorundayız.

Ateş Duvarından geçtiğinizde sorduğunuz ilk soru "Ben kimim?" olmuştu. Artık Yuva'da değildiniz. Artık birliğin bir parçası değildiniz. Artık, bir Krallığın prensi ya da prensesi değildiniz. Hiç bir şeydiniz. Boşluktaydınız. Hiç bir şeydiniz. Karanlığın içinde sordunuz, "Ben kimim?"

Bu tek ve enerjisel soru sizi binlerce yıl süren bir yolculuğa attı. Bu tek soru – "Ben kimim?" sorusu sizi ve tüm diğer varlıkları, evrenleri yarattığınız Boşluğa götürdü. Gerçekten, evrenler vardır. Sizin gördüğünüz, fiziksel evreninizdir, ama insan gözünüzle görmediğiniz çok, birçok katman, birçok boyut vardır.

"Ben kimim?" sorusunu sormanız, uzun bir yolculuğu başlatmıştır. Kendi kimliğine sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmeye gittiniz. Derinlerin en derinini öğrendiniz. Genişlerin en genişini, ve uzunların en uzununu öğrendiniz.

Mavi rengi öğrendiniz. Kuşları öğrendiniz. Yıldızları öğrendiniz. Bunların tümünü siz yarattınız. Siz onları yarattınız, sonra da deneyimlediniz.

Siz suyu yarattınız. Ve sonra da kendinizi bir bedene soktunuz, onu deneyimleyebilmek için.

Uzayda süzülen enerji dalgaları yarattınız. Ve sonra da gidip oynadınız onlarla. Bu enerji dalgalarını kullanarak, gruplar ve toplumlar yarattınız.

Öyküler yarattınız, evrendeki, Boşluktaki öyküleri, ve bunlar sonsuza dek anlatılacaktır. Öyküler, bir kimlikten ötekine nasıl geçtiğiniz hakkındaydı, ve aynı soruyu sorarak, "Ben kimim?" sorusunu sorarak arayış içinde olan diğer kimliklerle nasıl takım oluşturduğunuz hakkındaydı.

Sevmenin ne olduğunu öğrendiniz, ve nefret etmenin ne olduğunu öğrendiniz. Güneş batışının güzelliğini öğrendiniz. Ölümün kederini öğrendiniz. Gülmenin ne olduğunu öğrendiniz. Göz yaşlarını ve barındırdıkları şeyleri öğrendiniz.

Bir aileye sahip olmanın, birisiyle buluşmanın, aşık olmanın, ve deli dolu gençlere dönüşecek küçük bebekler yaratmanın (kahkahalar) sevincini öğrendiniz. Korku gibi duyguları öğrendiniz. Öfkeyi, kızgınlığı öğrendiniz.

Yarattığınız her şeyden öğrendiniz. Bunların tümü, "Ben kimim?" sorusunu yanıtlamak içindi.

Muhteşem deneyimler edindiniz....harika deneyimler. Dinleyebilmek için müziği yarattınız. Biyoloji hakkında öğrenmek için, evcil olup size koşulsuz sevgi gösterebilsinler diye hayvanları yarattınız.

Enerjinizin, onlarınkiyle birleşmesine izin verdiğiniz insanlara derinden aşık olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendiniz. Ve ilk davranan siz olmazsanız, sizi yutuveren, sizi yok eden düşmanlara sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendiniz.

Bu ne harika bir oyun.... ne harika bir oyun! :)

Sevgili dostlar, "Ben kimim?" sorusu, bunların tümünü yaratmış olan tek sorudur. Bunların biri bile nasıl yanlış olabilirdi ki? Bunların tümü öğrenmenizi ve anlamanızı sağlamak için, "Ben kimim?" sorusunun yeni ve derin bir anlayışını sağlamak için yaratılmıştır.

Bu harika bir yolculuk, uzun bir yolculuk olmuştur. Ama biliyor musunuz sevgili dostlar, Krallığı terk etmeniz, gerçekten de çok uzun bir zaman önce değildi, hiç de uzun bir zaman önce değildi. Bu kadar çok yılın, yüzyılın, binyılın geçmiş olması bir illuzyondur. Bir anlamda, sadece bir göz açıp kapamalık zaman geçmiştir. Yuva'yı terk edip, "Ben kimim?" sorusunu sormanızın ardından, bir nefeslik zaman geçmiştir.

Şimdi bakın, bakın ve neler yarattığınızı görün. Yaratılarınızı deneyimleyebilmeniz için fiziksel bedenler yarattınız. Bunların tümü, "Ben kimim?" sorusunun yanıtıdır.

--0-- Yeni Dünya


Peki bunların Yeni Dünya'yla ilgisi nedir? Yeni Dünya, bir gezegen özelliklerine sahip olmasına karşın, bir gezegen değildir. Yeni Dünya dediğimiz bu yer bir yer çekimi türüne sahiptir. Bir an, kütleye sahipmiş gibi görünebilirken, bir sonraki anda kütle yokmuş gibi görünen bir enerji türüne sahiptir.

Yeni Dünya şu anda inşa edilmektedir. Sizin tarafınızdan inşa edilmektedir. Kendi içinizde gerçekleştirdiğiniz değişimler yüzünden inşa edilmektedir. Yeni Dünya, Başmelekler Mertebesinin tüm meleklerinin yardımıyla inşa edilmektedir. Ama bir anlamda, genel koordinatörü, müteahhiti sizlersiniz. Melekler, siz onlara ne yapmaları gerektiğini söylediğiniz için biçim vermeye, dokumaya ve yapılandırmaya yardım etmektedir.

Hepiniz geceleri gerçekleştirdiğiniz yolculuklarda, rüyalarınızda oraya gidip duruyordunuz. Onun için şimdiden bu enerjiye ait, bu Yeni Dünya enerjisine ait bir sezginiz vardır. Bazılarınız, bu fiziksel bedeni geride bırakıp bu yaşamı sonlandırdığınızda....bazılarınız bu yere gidecek ve bir anlamda orada oturacaktır. Bazılarınız ise Dünya'ya geri gelmeyi seçecektir.

Diğer her şeyle kıyaslandığı zaman, Yeni Dünya'nın asıl farkının ne olduğunu size söyleyelim. Siz şu anda hala, "Ben kimim?" sorusunu sormaktasınız. Yeni Dünya'da böyle bir soru söz konusu değildir. Basit bir biçimde, "BEN BENİM, BEN BENİM, BEN BENİM"in bilişi vardır. Bu noktaya gelebilmek için çok uzun bir yolculuk yaptınız, ve artık "Ben kimim?" sorusunu yanıtlamak zorunda değilsiniz. "Ben Benim"in yeni farkındalığına gelirsiniz.

Bu Yeni Dünya'ya gittiğinizde – er ya da geç – şeylerin, eski Dünya gezegenindekinden çok farklı olduğunu göreceksiniz. "Ben kimim?" sorusunu yanıtlamak için kendinize durumlar yaratmak zorunda olmadığınızı göreceksiniz. Yeni Dünya'ya gittiğinizde, "Ben Benim"i anlayacaksınız.

Yeni Dünya'da, Yeni Enerjiyle çalışacak, onu öğrenecek, ve onunla oynayacaksınız. Daha önce de sizlere söylediğimiz gibi, Yeni Enerji daha önce hiç yaratılmamıştır. Krallıktan çıkan sınırlı bir enerji miktarı vardı, ve siz onun biçimlerini ve oranını değiştirip duruyordunuz. Ama şimdi, Dünya üzerindeki insanlar olarak sizler ilk kez Krallığın dışında Yeni bir Enerji yarattınız.

Yeni Dünya, bu enerjiyi öğreneceğiniz, araştıracağınız yerdir. Yeni Enerjinin potansiyellerini öğreneceksiniz. Bununla neler gerçekleştirilebileceğini öğreneceksiniz. Gerçek yaratıcı nasıl olunur, öğreneceksiniz. En büyük fark ise, "Ben kimim?" sorusunu artık sormayacağınızdır. "Ben Benim" ifadesini anlayacaksınız.

Yeni Dünya'da, enerjileri alan kadar veren de olacaksınız. Biliyor musunuz, bu Eski Dünya'da siz veriyorsunuz da veriyorsunuz da veriyorsunuz. Bu sürekli dışa dönük bir ifadedir, yaratılışa vermek, yeni biçimlerin ve yeni kimliklerin yaratılması için vermek.

Yeni Dünya'da siz verecek VE alacaksınız. Yeni Dünya'da eril ve dişilin dengeli bir enerjisi olacaksınız. Hatta bir anlamda, artık erkek ve kadın bile olmayacaktır. Bu eskiydi. Bu dualiteydi. Siz tümüyle bütünleşmiş olacaksınız.

Yeni Dünya'da, şimdiye kadar öğrendiğiniz her hangi bir niteliği geri gidip alabilecek ve onu orada kullanabileceksiniz. İstemediğiniz sürece, fiziksel bir bedene sahip olmayacaksınız. Onu yaratabileceksiniz, ve gerçekten biyolojiye, kütleye geri gidebileceksiniz. Ama istediğiniz zaman da ondan çıkabileceksiniz.

Şu anda, Eski Dünya'da, sizin deyiminizle bu bedenlere kısılıp kalmış haldesiniz, ve onu terk edecek olursanız, ölümle yüzleşmek durumundasınız. Yeni Dünya'da istediğiniz zaman bir beden yaratabilirsiniz, ve bir kütle yaratabilirsiniz. Güzel bir yemeğin keyfini çıkartmak istediğinizde, bunu yapabilirsiniz. Ve yemeğin sonunda fiziksel formun dışına çıkıp, saf enerji formuna geri dönebileceksiniz.

Ben, kırlardaki kulübe senaryomu size anlattım. Ama bu bir anlamda sadece bana ait olan çok bulutlu bir resim, bir illüzyondur. Ama siz Yeni Dünya'da istediğiniz zaman realiteyi, maddi realiteyi yaratabileceksiniz.

Yeni Dünya'da her hangi bir ölüm olmayacaktır, çünkü kalıcı bir beden olmayacaktır. Hiç ölmeyeceksiniz. Yeni Dünya'da ölüm yoktur, böylece gelmesini beklediğiniz bu korkutucu şey olmayacaktır. Yeni Dünya'da devrelerden ve değişimlerden geçersiniz. Bir titreşim düzeyinden bir sonraki düzeye, ve bir sonraki düzeye gidersiniz, belki aralarda ara verirsiniz, ama ölüm yoktur.

Yeni Dünya'da, yaşantınızın bir parçası olması için bir partner ya da eşe gerek yoktur. Siz kendi içinizde tamamlanmış olacaksınız. Kendi içinizde bütünsünüzdür. Ama Yeni Dünya'da, eğer isterseniz başka bir varlığın enerjisiyle kolayca birleşebildiğinizi ve uyumlanabildiğinizi göreceksiniz. Onların bir parçası ve deneyimlerinin bir parçası olabileceksiniz. Onların ruhunun şimdiye kadar içinden geçtiği her şeyi anlayacaksınız. Bunu gerçekten onların içinden görebileceksiniz. Ama Yeni Dünya'da onları tüketmek zorunda kalmayacaksınız. Onlar da sizi tüketmek zorunda olmayacaktır. Siz kendi içinizde bütün ve tamamlanmış olacaksınız.

Yeni Dünya'da, insan olarak şimdi sahip olduğunuz gibi bir beyine sahip olmayacaksınız, çünkü her şeyi HİSSEDECEKSİNİZ. İşlemlerden geçiren bu engele, beynin bu filtresine ihtiyacınız olmayacaktır. Bir anlamda, tüm deneyimlerinizin tüm belgeleri içinizde bulunacaktır. Bunlara giden bir geçite sahip olacaksınız, ama bu, yargılarda bulunan, neyin doğru ya da yanlış olduğunu size söyleyen bir beyin gibi olmayacaktır. Yeni Dünya'da doğru ya da yanlış yoktur. O sadece "Ben Benim"dir.

Yeni Dünya'da hisler....ve anlayışlar....ve şefkat, merhamet....ve sevgi....ve sevinç, neşe gibi muazzam duyulara sahip olacaksınız. Yeni Dünya'da, korku ve öfke gibi Eski Dünya'da deneyimlediğiniz şeyleri deneyimlemek zorunda olmayacaksınız. Bunların tümü, "Ben kimim?" sorusunu yanıtlayan oyunun bir parçasıydı.

Yeni Dünya, Yeni Enerjiye ait uygulamaların ve yaratılış için nasıl kullanılacağının araştırılıp öğrenildiği bir laboratuvar olacaktır. Yeni Dünya, Yuva enerjilerinin bütünüyle gelebildiği bir öğrenim yeri olacaktır. Evet, Yeni Dünya gerçekten Yuva için bir fener, Krallığın, Kral ve Kraliçe enerjilerinin artık dışarıya doğru genişleyebileceği bir fener olacaktır.

Yeni Dünya, sizin, siz insan meleklerin, Eski Dünya'da kalmış insanlarla çalışabileceği bir yer olacaktır. Siz gerçekten onların yanında oturabileceksiniz. Sizi tanımayabilirler, çünkü hala dualitede olacaklardır.

Kendinizi Eski Dünya'ya nakledebileceksiniz, çünkü orada bulundunuz. Onun yaratılmasına yardımcı oldunuz. Enerjilerin nasıl çalıştığını biliyorsunuz. Onun için de, rehberlik isteyenlere geri gidebilecek ve yanlarında olabileceksiniz. Gidip onlarla oturabileceksiniz. Çok azı sizi tanıyacaktır, çünkü onlar hala Eski Enerjide olacaktır.

Sevgili dostlar, perdenin bu yanında bulunan bizlerin bile sizin, yani insanların fazla yakınına gelemediğimizi anlıyor musunuz? Çok yakına gelmemizi engelleyen enerjisel engeller vardır. Ama siz Yeni Dünya'dan gelebilecek ve bizim şu anda olduğumuzdan çok daha yakın olabileceksiniz.

Şu anda sorulan bir soru var (dinleyicilerin arasında bulunan bir kişinin düşünceleri) – Ben Tobias gibi, ya da Meryem gibi varlıkların, ya da her hangi başka bir varlığın, istedikleri zaman bu Yeni Dünya'ya gidip gidemeyeceği merak ediliyor. Bir anlamda evet, bunu yapabiliriz, ama orada kalamayız. Ziyaret edebilirler. Bunu böyle söylemek, en doğrusu olur.

Gerçek bir Yeni Dünya sakini olabilmek için, Eski Dünyadaki aydınlanma işleminin tümünden geçmiş olmak gerekir. Yeni Dünya'ya ulaşmanın yolu budur. Perdenin bu yanındaki melekler, bu yeni yere gidebilmek için Dünya'yı es geçemezler.

Bir de şu soru sorulmaktadır, "Yeni Dünya'nın adı ne?" Ona daha bir ad verilmediğini söylüyoruz. Enerjiler daha yapılanmaktadır. Bu noktada ona bir ad vermek uygun değildir.

Biz size, Yeni Dünya'nın ayrı bir yer olduğunu, bir gezegen olmadığını, daha çok, yapılanmış bir enerji olduğunu söylüyoruz. Burası, gördüğümüz kadarıyla, nasıl bir yer olacağını sezinlediğimiz kadarıyla, harika bir yerdir. Burası, kim olduğunuzun "Ben Benim-liğini" gerçek olarak anlayacağınız bir yer olacaktır.

Peki Eski Dünya'ya ne olacak? Daha bilmiyoruz. Bu, size kalmış bir şeydir. Diğer insanlara kalmış bir şeydir. Yeni Dünya'da meydana gelen değişimlerin aynısının, Eski Dünya'da da olma potansiyelinin güçlü olduğunu görüyoruz. "Ben Benim" anlayışının burada, bu fiziksel Dünya'da da meydana gelebileceğini görüyoruz.

Eski Dünya'nın, fiziksel Dünya'nın da dualiteyi salma potansiyeline sahip olduğunu görüyoruz. Eski Dünya'da bulunurken, fiziksel bedeninizi her zaman taşımak zorunda olmayacağınız bir potansiyelin var olduğunu görüyoruz. Artık savaşılacak bir şey olmadığı için savaşların olmadığı bir yer olma potansiyelinin var olduğunu görüyoruz. "Ben Benim" anlayışına sahip olununca, savaşmak için bir neden de olmayacaktır.

Eski Dünya, değişmek potansiyeline sahiptir. Eski Dünya, Yeni Dünya niteliklerini getirmek potansiyeline sahiptir. Eski Dünya aynı zamanda, sevgili dostlar, eski oyunu oynamaya devam etmek isteyen ruhların, "Ben kimim?" sorusunun yanıtını aramaya devam etmek isteyen ruhların yeri olma niteliklerine de sahiptir.

Eski Dünya savaşlara devam etme....(hava, su, toprak vs) kirliliğine devam etme....güvensizliğe devam etme....kızgınlık, ve nefret, ve öfke, hiddet duygularına devam etme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyele de sahiptir. Bu noktada Eski Dünya'nın hangi yöne gideceği, gerçekten size ve diğer insanlara bağlıdır. Gerçekten içinizde, içinizin derinliklerinde gerçekleştirdiğiniz çalışmaya bağlıdır.

Eski Dünya, öyle ya da böyle olduğunu, olacağını söyleyemeyeceğimiz bir noktadadır. Eski Dünya'nın her hangi bir yıkımdan ya da yok olmaktan geçeceğini görmüyoruz, ama eski dualitenin oyun alanı olarak kalmaya devam edebilir.

Bu, birkaç yıla kadar, sizin "kuantum sıçrayışı" olarak sözünü ettiğiniz zamanda bilinecektir. Bu, Eski Dünya'nın hangi yöne gideceğini belirleyecektir. Ama biz şu anda, Yeni Dünya'nın inşa edilmekte olduğunu biliyoruz. O, sizin tarafınızdan inşa edilmektedir.

Artık "Ben kimim?" sorusunu sormayın. "Ben Benim" anlayışına sahip olacaksınız. Bu, şu anda yaşamlarınızda deneyimlemeye başladığınız bir şeydir.

Şimdi, Yeni Dünya'yla ilgili çok sorunun olacağını biliyoruz. Bazılarını yanıtlayamayacağız, çünkü daha belirlenmemiştir. Ama biz size Yeni Dünya'nın enerjileriyle ilgili, ve şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz şeyleri alıp da Yeni Dünya'da bunlarla nasıl oynayabileceğinizin anlayışıyla ilgili genel bir bakış sunabiliriz. Fiziksel maddeye girebilirsiniz. Yeni Dünya'da bunların tümünü yapabilirsiniz.

Şimdi, bunu da söyledikten sonra sevgili dostlar, artık sizin konuşma zamanınızdır. Şaud zamanıdır, yaşamlarınızda olup bitenle ilgili kendinize konuşmak zamanıdır. Ben, Tobias bir dakika için geri çekileceğim, ve siz kendi yüreğinizin, kendi varlığınızın sesini duyacaksınız. Enerjileri uyumlamak için bir dakikanızı alacağız.

--0-- Kendi kendime kanallık

Alan üyeleri: Biz alan üyeleriyiz, ve biz aileyiz. Biz tek bir sesiz, ve çok sesiz. Biz birlikte bir yolculuk yapmaktayız, Alan üyesi yolculuğunu, bizi Yuva'dan alıp, Tobias'ın sözünü ettiği bu Yeni Dünya'ya götüren bir yolculuk yapmaktayız.

Tobias'ın konuşmasını dinlerken, şu anda yaşadığımız bu yerde, Yeni Dünya'nın hayalini kuruyoruz. Aynı enerjileri, Eski Dünya denilen bu yere getirmenin hayalini kuruyoruz. Alan üyeleri olarak, bu şeylerin tümünün Dünya üzerinde meydana gelme potansiyelinin var olduğunu görüyoruz.

Alan üyesi olarak, şu andaki yolumuzda o kadar çok değişim meydana geliyor ki, bazen zor oluyor. Bazı zamanlar hangi yöne döneceğimizden emin olamıyoruz. Önümüzde uzanan yolu engelleyen şeyin ne olduğundan emin değiliz.

Ama, bugünün bu Şaud'unda kendimize kısa ve basit bir şey söylemek için burada bulunuyoruz. Kendimiz için geçmişte çok kurallar yarattık. Zorlu zamanlardan geçebilmek için yarattık bu kuralları. Nasıl davranacağımıza dair....ve ne yememiz gerektiğine dair....ne düşünmemiz gerektiğine dair...kimlerle ilişki kurmamız gerektiğine dair kurallar yarattık.

Kendimiz için neyin doğru ve neyin yanlış, neyin iyi ve neyin kötü olduğuna dair kurallar yarattık. Kendimiz için o kadar çok kural yarattık ki, bazen ilerlemek zorlaşıyor.

Artık tüm bu kuralları bırakmak zamanı olduğunu, alan üyesi olarak kendimize hatırlatıyoruz. Yaşantımızda kurallar olmasın. Şimdi ile bu takvim yılının sonu arasında, yarattığımız kurallara bakacağız. Doğru giyinmenin yolu nedir.....doğru konuşmanın yolu nedir....doğru davranmanın yolu nedir....inanılacak doğru şeyler nelerdir....yenecek doğru gıdalar nelerdir gibi, yarattığımız kurallara bakacağız.

Biz ciltler ve ciltler dolusu kural yarattık ve bunların hiç biri artık geçerli değil. Önümüzdeki günlerde ve haftalarda yaşamımızdaki şeyleri deneyimlerken, bunlara da bakacağız. Sahip olduğumuz tüm kurallara bakacağız. Ve belki kuralların geçmişte bize hizmet ettiği, ama artık uygun olmadığı anlayışına geleceğiz.

Tüm kuralların gitme zamanıdır. Kuralların, yaşantımızı idare etmesine (yaşantımıza hükmetmesine) izin verdik. Kim olduğumuzun kontrolünü ve gücünü, artık geçerli olmayan kurallara teslim ettik. Kendi kimliğimizin bir bölümünün, yargıç ve jüri olmasına izin verdik. Bunlar, kafamızın içinde duyduğumuz seslerdir. Bunlar, oluşturduğumuz kuralların sesleridir, ve sonra da benliğimizin bir bölümünü teslim ettiğimiz seslerdir.

Kuralları güçlendirmek için (içimizdeki) yargıcın ve jürinin sesini duyuyoruz, ve onlar yaşantımızın büyük bir bölümünü kontrol edip yönlendiriyor. Kendimiz için yazdığımız tüm kanun kitaplarını alıp atmak zamanıdır. Bu eski kurallar artık bize uygun değil. Eski kurallar artık bize yakışmıyor. Bize hizmet etmiyor.

Alan üyesi olarak gücümüzü eski benliğin yarattığı eski kurallara teslim ettik. Alan üyesi olarak krallığımızın – ne yapıp ne yapmayacağımızı söyleyen yargıç ve jüri gibi – benliğimizin veçheleri tarafından idare edilmesine izin verdik. Yolumuza ve önümüzde bizi bekleyen şeylere baktığımız zaman, eski kuralların bizi gerçek kimliğimiz olmaktan, gerçek "Ben Benim"i anlamaktan alakoyacağını farkediyoruz.

Böylece, bu kuralların yaşantılarımızı nasıl belirlediğine ve yönlendirdiğine bakmak zamanıdır. Ve sonra da, onların tümünü bırakacağız.

Yaşantımıza hükmeden öyle kurallar var ki, bunların kural olduğunu bile anlamıyoruz. Onlar içimize o kadar kazınmış ve yer etmiş ki, illuzyon olduklarını ve artık bunlara ihtiyaç hissetmediğimizi farketmiyoruz bile. Kendimiz için öylesine kısıtlı kurallar ve prensipler yaratıyoruz ki, gerçekten ifade etmek için ve gerçekten keyif almak için kendimize izin bile vermedik.

Biz bu kuralların çoğunu, kendimize güvenmediğimiz için yarattık. Kendi gücümüze ve kendi tanrısallığımıza güvenmedik. Böylece kendimizi, nasıl yaşanacağına dair...ve ne olunacağına dair..ve başkaları tarafından nasıl algılanacağımıza dair kurallarla kısıtladık da kısıtladık.

Tanrısal İnsan olabilmek için, bu kuralların salınması gereken son kalıntılar olduğunu farkediyoruz. Geçmiş yaşamları saldık. Eski enerjileri saldık. Diğer insanları saldık. Ama şimdi, alan üyesi olarak, yarattığımız tüm eski kuralları salmak zamanı olduğunu farkediyoruz. Bunların hiç biri artık geçerli değil. Ve yenilerini yazmak için de bir neden yok.

Eğer tanrısallığımız bize rehberlik edecekse, neden kurallara ihtiyaç duyalım ki? Neden engeller yaratmak zorunda kalalım ki? Eğer tanrısal melekler olarak kendimize gerçekten güvenirsek, kurallara gerek yoktur. Sadece yaratım vardır. Sadece "Ben Benim" vardır. Ve öyledir.

--0-- Tobias'ın açıklamaları

Bugün çok yol katettik. Gelecek toplantılarda Yeni Dünya ile ilgili daha konuşacağız. Söylediklerinizle ilgili – bu Yeni Dünya enerjisinin, Eski Dünya'nın da bir parçası olabileceği hakkında konuşacağız. Eski Dünya'nın, Yeni Dünya ile bir olduğunu, ayrı olmak zorunda kalmadıklarını düşleyebiliyoruz. Bu, zaman alabilir. Ama sevgili dostlar, gerçekleştirdiğiniz çalışma sayesinde bunun olma potansiyeli vardır. Yeni Dünya'nın tam da burada olma potansiyeli vardır.

Hiç bir zaman yalnız değilsiniz. Aile olarak alana sahipsiniz. Candan dostlar olarak bizlere, meleklere sahipsiniz.

Ve öyledir.

--0-- Celse sonrası gelen bilgi

Ve öyledir sevgili dostlar, toplantımızın enerjisiyle devam ediyoruz. Biz olup biteni izliyoruz ve çoğunuzun, kendi alanınızın toplantısındaki bu fırsattan yararlanarak, artık uygun olmayan şeyleri saldığını görüyoruz. Siz, derin, içsel düzeylerden salıyorsunuz. Ve bunlar, bu toplantılardan günler ve haftalar sonra, salınmak üzere yüzeye çıkıyor.

Ama siz gerçekten özgür olabilmek amacıyla, tüm bu şeyleri salmak tutkusu ve arzusu ve gücüyle buraya geliyorsunuz. Siz gerçekten eski kimliklerden özgürleşebilirsiniz. Hatta Şaud'da da söylediğiniz gibi, eski kurallardan bile özgürleşebilirsiniz. Bunu ifade ettiğinizi duyduğumuzda, kendi kendimize gülmek zorunda kaldık. Bunu, çok uzun zamandır beraberinizde taşıdığınız bu eski kuralları bırakmak zamanı olduğunu, söylemenizi bekliyorduk.

Neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair eski kiliselerin eski kuralları vardır. Ve bunlar, dualiteyi güçlendirmekten başka işe yaramazlar. Hatta Yeni Çağınızda bile neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair kurallar vardır. Uyanmakta olan birçok insanın, ruhsal yolları üstünde Yeni Çağ öğretmenlerine bakındığını ve eski kiliselerin kuralları kadar kurallarla karşılaştıklarını görüyoruz.

Onun için alan üyesi, bu kuralları salmaya hazır olduğunuzu duymak sevindiricidir. Şaud'da, kuralların artık size hizmet etmediğini söylüyorsunuz. Kendi krallığınıza, kendi benliğinize yeniden sahip çıkmaya hazır olduğunuzu söylüyorsunuz. Evet, gerçekten, Şaud'da da değindiğiniz gibi, bugün, yarın, ve gelecek haftalar ve aylarda izleyin kendinizi....eski kuralların nasıl ortaya çıkıp da yaşantınızı belirlediğini izleyin. Bunu yaptıkları zaman, ne ifade ettiklerini farkedin. Onlara artık ihtiyacınızın kalmadığını farkedin.

Neyin doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü olduğunu söylemeleri için bu kurallara ihtiyacınız yoktur, çünkü bir anlamda, doğru ya da yanlış yoktur. Size bugün daha önce de söylediğimiz gibi, şimdiye kadar yaptığınız her şey, kim olduğunuzu anlamanızı sağlayacak bir amaca hizmet etmiştir. Şimdiye kadar yaptığınız her şey, size yeni içgörüler ve boyutlar kazandırmıştır.

Dualite sizin yarattığınız, kendinizin her iki tarafını da görebilmenizi sağlayacak, kim olduğunuzu anlayabilmeniz için aynayı görmenizi sağlayacak harika bir oyundu. Ama şimdi, "Ben Benim. Ben Ruh'um. Ben de Tanrı'yım. Ben ışığım ve Ben karanlığım. Ben O Benim" zamanı ve enerjisine geçiyorsunuz.

Siz bu sözleri çok kez ve çok insandan daha önce de duydunuz. Ama şimdi, bunları yaşamak zamanıdır, akılcı bir kavram olarak bunlara sahip olmak değil, başkalarıyla konuşurken bunları şaka yollu kullanmak değil, ama yaşamınızda bunu yaşamak zamanıdır.

"Ben ruhum. Ben tanrısalım. Ben değerliyim. Ben başlangıcım. Ben sonum. Ben daimim."

Sevgili dostlar, sevgili dostlar, bu Yeni Enerji'dir. Yeni Enerjinin yolu (tarzı) budur. Yeni Dünya'nın arkasında yatan enerji budur. Ama bu, bugünkü yaşamınızın enerjisi de olabilir. "Ben Benim" – artık kim olduğunuzu aramaya ihtiyaç yoktur....artık kimliğinizi aramanıza ihtiyaç yoktur. Bunu çok yaptınız.

Kendinize zorla kabul ettirdiğiniz kurallar olmadan yaşamak zamanıdır. Değerlilikle yaşamak zamanıdır ve şimdiye kadar yaptığınız her şeyin bir amaca hizmet ettiği anlayışıyla yaşamak zamanıdır. Şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz her şey, ruhunuzun kabını oluşturmuştur. Şimdi, Dünya üzerinde yaşayan ve Ben Benim anlayışına sahip tanrısal insan melekler olmak zamanıdır....Ben Benim.


yazdır