Şaud 8 Şuurlu İmajinasyon Gücü

--0-- Günün konuğu kendi kendime inkar ettiğim yanlarım

Burada toplanmış halde birlikte otururken bile, bazılarınız hâlâ azap çektiren bir enerjiye....küçümsediğiniz, hor gördüğünüz bir yanınıza...hatta nefret ettiğiniz...karanlığa soktuğunuz...ve çok uzun zamandır mücadele ettiğiniz...sizinle ilgili suçluluk ya da utanç duyduğunuz bir şeye....sizi Tanrı'dan eksik kıldığını düşündüğünüz şeye....hor gördüğünüz bir şeye....kendinizin çirkin bir parçası olarak kabul ettiğiniz şeye....çok derinlerde saklandığı için, şimdi açılan bir başka düzeye sahipsiniz. Ve biz bugün o parçayı – kendinizin her parçasını – açığa çıkarmanızı istiyoruz.

Siz biliyorsunuz – şu anda seslendiğimiz kişiler – neden söz ettiğimizi biliyorsunuz. Bizim açımızdan bir yargı söz konusu değildir. Biz sizi candan seviyoruz. Bunlar, kendi kendinize deneyim olarak verdiğiniz şeylerdi. Tanrı gözünde utanılacak hiçbir şey yoktur. Ve, siz de Tanrı'sınız.

Bunlar....kendinize verdiğiniz deneyimlerdi. Ve belki de, sonuç umduğunuz gibi olmadı. Belki de, kötü alışkanlık ya da bağımlılık dediğiniz bir şeyde sıkışıp kaldığınızı hissettiniz. Belki de, sizin ötenizde, kontrolden çıkmış bir şey olduğunu, içinizde bir şeytan olduğunu sandınız.

Bugün tüm o şeytanları şifalandırma günüdür. Ve şimdi kendinize biçtiğiniz değeri görelim diye – ve kendiniz göresiniz diye – onları açığa çıkartabilirsiniz. Her türlü karanlığı....kendinizde küçümsediğiniz herşeyi....şimdi açığa çıkartabilirsiniz, çünkü zaman ve enerji farklıdır. Büyük bir suçluluk duygusuyla eski bir çöp gibi taşıdığınız kendinizin bu yanlarına bakabilirsiniz. Bugün onları ortaya çıkartabilirsiniz, ve onlara bakabilirsiniz, ve en küçümsenen şeyin bile gerçekten içerdiği armağanı görebilirsiniz. Orada sizin için bir armağan yatıyordu. Kim olduğunuzun bu yanlarıyla mücadele etmeyi bırakmak zamanıdır.

Biliyor musunuz....çoğu zaman kendi kendinize konuştuğunuzu duyuyoruz. Daha güçlü olabilseydim keşke diyorsunuz. Bu şeylerin üstesinden gelebilmek için daha çok iradeye ve kararlılığa sahip olsaydım keşke diyorsunuz. Bu, güce sahip olmakla ilgili değildir. Bu, onları yaşamınızdan iradeyle çıkartmakla ilgili değildir. Bir anlamda, kendinizle ilgili sevmediğiniz bu şeylere fazla yüklenmeye çalıştıkça, onların sadece daha fazla enerjiye sahip olmasına neden olursunuz.

Bu, bu şeyleri kendinize neden verdiğinizi...onların neden tezahür ettiğini, ya da belli bir biçimde yaratıldığını....size artık neden hizmet etmediğini....ve onları neden bırakabileceğinizi anlamakla ilgilidir. Artık kendinizi zorlamayın alan üyeleri – bu, salıvermekle ilgilidir. Salıvermek demek, sevgiyle ve şefkatlerin en büyüğüyle demektir.

Ruh, şimdi size bakıyor ve her yanınızı, her parçanızı seviyor, utandığınız yanlarınızı bile, Ruhun inayetinden ve kendi inayetinizden mahrum kalmanıza neden olan yanlarınızı bile. Ruh her parçayı, her parçayı koşulsuz seviyor.

Ve bugün birlikte paylaştığımız bu enerjide, kendinizi açmanızı, şifanın meydana gelmesine izin vermenizi rica ediyoruz. Ve şifa, sadece bilgeliğe sahip olmaktır. Bir şeyi kökünden söküp atmak değildir. Onunla mücadele etmek, ya da üstesinden gelmek, ya da yaşamınızdan güç kullanarak atmak değildir. Bu, kendinizle ilgili en zor ve en meydan okuyan şeye bile şefkatle bakabileceğiniz...ve ondaki gerçeği ve bilgeliği bulacağınız....yanlış yöne saptığınız için...ya da güçlü olmadığınız için kendinizi suçlamayacağınız...tersine şefkat duyacağınız....tam bir şefkat duyacağınız yere sonunda gelmekle ilgilidir.

Böylece bugünkü Şaud sırasında, kendiniz için seçtiğiniz şeylerdeki, hatta yanlış olduğunu düşündüğünüz seçimlerinizdeki bilgeliği görmenize yardımcı olmak amacıyla sizinle çalışacağız. Sizden derin bir nefes almanızı ve kendinizi Ruhun, Fes Kırmızısı Meclis'te ve To-bi-wah'da bulunan hepimizin sevgisine ve şefkatine açmanızı rica ediyoruz – ve herşeyden çok – kendinizi kendinize açın...dönüştürmeye...bu çok karanlık bölgelerin, ışıyabilecek en muhteşem ışık bölgelerine dönüşmesine yardımcı olun. Bu gerçekleştirilebilinir alan üyeleri.

--0-- Niçin buradayım

Böylece bu 2004 yılında burada, Dünya'dasınız. Neden buradasınız – diye soruyorsunuz sık sık. Bu yaşam süreci neyle ilgili? Bu özel zaman neyle ilgili? Bundan sonra neler olacak? Neden çoğu zaman bekliyormuş gibi hissediyorsunuz, bir şeyin olmasını bekliyormuş gibi?

Siz, oldukça basit bir biçimde yaşamı deneyimlemek için buradasınız. Bunun bu denli basit olmasına izin verebilir misiniz? Siz yaşamı deneyimlemek için buradasınız....istediğiniz her şeyi. Acı içinde olmanın nasıl bir şey olduğunu, içinizdeki şu karanlık şeylere tutunmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimleyebilirsiniz.

Her gün bir sevinç/neşe deneyimleyebilirsiniz, diğer insanların kendi yaratılarını izlemekten doğan sevinci. Başkalarına büyük bir sevgi ve şefkat duymanın nasıl bir şey olduğunu deneyimleyebilirsiniz. Onlardan sevgi ve şefkat almanın nasıl bir şey olduğunu deneyimleyebilirsiniz.

Siz şu anda deneyimlemek için....yaşamanın....yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hissetmek...öğrenmek...bilmek için Dünya'dasınız. Bu, bu kadar basittir. Bunu karmaşık hale getirmek zorunda değilsiniz. Siz sadece deneyimlemek için buradasınız.

Neden bir korku trenine binmiş gibisiniz? Korkmak için neden bu kadar çok para ödüyorsunuz? – deneyimlemek için...bunu yaptığınızı söyleyebilmek için....derin ve çarpıcı bir inişin olacağını bile bile sürekli yukarıya tırmanma heyecanının neye benzediğini hissetmek için. Bu bir deneyimdir.

Siz aynı zamanda – gerçekten şimdiye dek ilk kez – keyfine varmak için, keyfine varmak için şu anda Dünya'da bulunuyorsunuz. Şimdi, ne kadar garip gelse de, yaşamın keyfini çıkartmak kavramı oldukça yenidir.

Siz burada hep, bir anlamda, okuldaydınız. Öğreniyordunuz. Kendinize çok meydan okumalar, bazılarınız çok sınavlar sundunuz. Olabildiğince fazla deneyim toplamaya çalıştınız. Son yaşamlarınızda, dünyasal karmaların üstesinden gelmeye çalıştınız.

Ve şimdiye kadar burada, Dünya'da yaşadığınız tüm yaşamlarda yaptığınız şey, geri gidip, Dünya'ya gelmeden çok önce, fiziksel bir beden üstlenmeden çok önce olmuş deneyimleri – Yuva'ya geri dönmenin yollarını araştırdığınız, kim olduğunuzu ve diğerlerinin kim olduğunu anlamaya çalıştığınız ve melekler aleminde olduğunuz zamanlarda meydana gelmiş şeyleri yeniden yaşamaktı. Çok şey oldu....sizin savaş diyeceğiniz şeyler. Ama harika şeyler de vardı.

Biz daha önce de gruplarımıza söyledik, şu film dizileriniz – Yıldız Savaşları ve daha birçok bilimkurgu filmleri – çok uzun zaman önce olmuş şeylerle ilgilidir ve perdelerinize yeniden yansıtılıp, yeniden oynanmıştır. O zamanlar fiziksel bedenleriniz yoktu. Metal gemilerde yolculuk etmediniz. Ama özü aynıdır.

Böylece bu şeyleri yeniden yaşamak için geldiniz Dünya'ya....başka insanlarla sevgi bağı kurmanın nasıl bir şey olduğunu ....başkalarıyla düello, kavga etmenin nasıl bir şey olduğunu....güç toplamanın, biriktirmenin nasıl bir şey olduğunu yeniden yaşamak için geldiniz. Siz Dünya'ya bunları salmak için geldiniz. Bu karma değildi. Bu, Ruh'un yapmanız için sizi zorladığı bir şey değildi. Daha büyük bir içgörü ve anlayışa sahip olmak amacıyla bunu siz seçtiniz. Birçok yaşamınızı, insan formu içinde, çok yavaşlatılmış biçimde, eski durumları yeniden yaşamak, bilinçli seçim yapabilmek ve sonra da seçimlerinizin etkilerini anlamak için kendiniz oluşturdunuz.

Ama bunların tümü, şimdi içinde bulunduğunuz bu yaşamda değişiyor şimdi. Şu anda bu yaşamda, yaşamın tadını çıkartabilirsiniz. Yolculuk bitiyor. Ve şimdi gerçekten keyfini çıkartabilirsiniz.

Biz bundan daha önce de söz ettik. Yaşam ziyafetindeki yerinizi alabilirsiniz. Yiyecekten tutun da....ilişkilere....ormanda...ya da sahilde yürüyüş yapmaya kadar herşeyin keyfini çıkartabilirsiniz. Sadece yaşamanın....sadece yaşamanın nasıl bir şey olduğunun keyfini çıkartabilirsiniz. Siz şimdi yaşamı deneyimlemek ve yaşamın zevkini çıkartmak için buradasınız.

Kendi seçiminizle, Yeni Enerji dediğimiz o şeye girecek ilk kişiler arasında olmak – sadece kendiniz için değil, ama sizi izleyecek herkes için enerjileri oluşturmak – dönüşümün gerçekleşmesini sağlamak için de buradasınız. Evet, gerçekten, bu kadar çok değişimden geçmekten, geçmiş yaşamları bu kadar çok salmaktan birçoğunuzun yorgun ve bıkkın olduğunu biliyoruz. Bazen yaşam denen şu şeyin tümünden usanıyorsunuz. Ama siz şimdi burada olmayı, Yeni Enerji'yi getirecek, onu yaşamıyla bütünleştirecek ve sonra da başkalarıyla paylaşacak ilk kişiler olmayı seçtiniz.

Sizin "öncü takım" olduğunuzu, diğerlerinin önünde giden izciler olduğunuzu, tüm çerçeveyi, Yeni Enerji denen şu şeyin enerjisel çerçevesini yaratmak için toplu bilincin dışına çıkanlar olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Bir yandan burada, Dünya üzerindeki çalışmanızı sürdürürken, bir yandan da rüyalarınızda Yeni Dünya'da bulunup, o enerjilerin yaratılmasına da yardımcı oluyorsunuz. Şu anda burada kendi seçiminizle hizmette olduğunuzu söyleyebilirsiniz....artık karma yok...artık ders yok....artık şu anda yolculuk yok. Siz neyi seçiyorsanız onu deneyimlemek için....yaşamınızın istediğiniz biçimde zevkini çıkartmak için....ve aynı zamanda Yeni Enerji'ye geçişin gerçekleşmesine yardımcı olmak için buradasınız.

Ve son olarak, neden burada olduğunuzun en yüksek amacı ve en yüksek buyruğu, öğretmen olmanızdır. Öğretmen olmanızdır. İçinden geçtiğiniz şeylerle – deneyimleriniz ve kazandığınız tüm o bilgilerle – diğerlerinin öğrenmesine yardımcı olmak için buradasınız. Öğretmek, hayal edebileceğinizin çok ötesine -çok ötesine – gider.

Her biriniz şu anda burada oturuyor, dünyanın her yanındaki alan üyeleri ile birleşiyorsunuz. Siz öğretiyorsunuz. Siz, bu yöne gelecek diğer insanların kullanabileceği bir enerjiyi topraklıyorsunuz. Bu küreyi, bu masif, dinamik, canlı enerji topunu, ve şu anda öğrendiğiniz ve diğerlerinin kullanabileceği herşeyi içeren bir kitaplık yarattığınızı hayal edebilirsiniz.

Bakın...öğretmek, sözlü kelimelerle olmak zorunda değildir. Bir grubun önünde durmakla olmak zorunda değildir. Siz şu anda öğretiyorsunuz. Siz yolu gidecek olanlara bilgeliği bırakıyorsunuz. Siz onu şimdi, şu anda bırakıyorsunuz. Kimin gelip alacağını, ya da ne zaman olacağını bilmiyorsunuz. O derin içsel düzeylerde – kim olduğunuzun psikolojik düzeyleri diyebileceğiniz düzeylerde – gerçekleştirdiğiniz çalışma, bu Dünya'da bir fark yaratmaktadır....sizden sonra gelecekler için bir fark yaratmaktadır....tüm evrende bir fark yaratmaktadır.

Bir an için aklınızı bir kenara koyun ve Dünya'nın değişimine nasıl yardım ettiğinizi, evrenin ve tüm evrenlerin değişimine nasıl yardımcı olduğunuzu hissetmek için bize katılın. Kendi içinizde bir savaş ya da meydan okumadan geçtiğiniz ve bir seçim yaptığınız, yeni bir anlayış düzeyine geldiğiniz her sefer, dünyanın değişmesine yardım etmiş oldunuz.

Gariptir ama, insanların çoğu zihinlerinde sizin içinden geçtiğiniz şeylerin içinden geçmiyorlar. Cauldre(Medyum) gülümsüyor burada ve Ben, Tobias'a "apaçık olanın üstadı" diyor. İnsanların büyük bir çoğunluğunun aklından ve kalbinden geçenler, sizin içinden geçtiğiniz şeylere benzemiyor. Aynı sorulara sahip değilsiniz. Onlar kendilerine aynı meydan okumaları vermiyorlar. Onlar, sizin sahip olduğunuz rüyaların ve arzuların aynına sahip değiller.

Bazılarınız bunu zor yoldan keşfetti, Yeni Enerji ruhsallığının doğasından anlamayan danışmanlara gittiğinde...Onlar sizinle Eski yöntemlerle baş etmeye çalışıyor ve bu her ikinizde de gerginliğe neden oluyor. Onlar, içerde olan biteni anlamıyor. Kozadaki tırtılın cehennemden geçtiğini, dönüşümden geçtiğini....anlamıyorlar.

Siz herşeyden çok öğretmenlersiniz. Perdenin bu yanında öğretmen ünvanının verilmesi, ona sahip olmak, en muhteşem şeyDİR. Daha büyük olan bir unvan...bir ad....bir rol yoktur.

Dünyanızdaki öğretmenlere hakettikleri değerin verilmeyişi gariptir – okullarınızda olan öğretmenlere – çünkü perdenin bizim yanında bu en yüksek rütbedir, en büyük şereftir. Sizler yaşam öğretmenlerisiniz....Ruh'un öğretmenleri...bedenin, ve aklın ve ruhun öğretmenleri....tüm bilgilerinizi enerjisel olarak kaydeden...ille de kitaplarda değil, ama enerjisel olarak...ve sonra da onu kitaplığa bırakıyorsunuz, arkanızdan gelenler için.

--0-- Sabaha kalkınca sorulacak ilk soru

Böylece şimdi her biriniz için soru, her sabah kalktığınızda soracağınız şey "Bugün nasıl öğretmeyi seçiyorum?"dur. Bakın....ister farkında olun, ister olmayın, siz öğretiyorsunuz. Diğerleri sizi izliyor. İnsanlar zaman zaman size meydan okuyor, sizi zora sokmak için değil, ama sizin neden oluştuğunuzu anlamak istediklerinden. Onlar ruhunuzdaki derinliği ve inancı bulmak istiyorlar.

Bu yüzden de size meydan okuyorlar, belki de alay ediyorlar ve küçümsüyorlar, belki de garip ve farklı inançlarınız yüzünden sizi kızdırıyorlar. Aslında gerçekten sordukları şudur, "Öğretmen, ne kadar bilgeliğe sahipsin? Deneyimlerini ne kadar iyi öğrendin? Benimle ne paylaşabilirsin?"

Öğretmenler, alan üyeleri, yarın nasıl öğreteceksiniz? Öbürgün nasıl öğreteceksiniz? Kim olduğunuzu ve ne bildiğinizi nasıl paylaşacaksınız? Bu bir örnekle mi olacak? Bir eylemle mi olacak? Bir kitap ya da şarkı paylaşmakla mı olacak? Danışmanlık yaparak mı olacak? Sadece bir tanrısallık alanını tutarak ve enerjinizin şimdi engellenmeden, artık geride tutulmadan ışımasına izin vererek, gerçekte olduğunuz herşeyi olarak mı olacak?

Her sabah sorun kendinize, "Bugün nasıl öğreteceğim? Bu yaşam armağanını nasıl paylaşacağım? Burada, Dünya üzerindeki yaşamın basitliğini ve mucizelerini nasıl paylaşacağım? Şimdiye kadar yaptığım herşey için.... Ruh'un beni koşulsuz olarak sevdiğini bilmekten kaynaklanan ruhumdaki özgürlüğü nasıl paylaşacağım?

Burada, Dünyada cezalandırılmanın olmadığını diğer insanlarla nasıl paylaşacağım? Biz buraya kovulmadık, sürgüne gönderilmedik. Biz düşmüş melekler değiliz. Biz deneyimlemek ve zevkine varmak için buradayız, ve Yeni'nin enerjisini oluşturup, sonra da diğerlerine öğretilmesinde yardımcı olmak için buradayız.

Böylece, bunu hepinizin önüne atıyoruz alan üyeleri – her an, her gün nasıl öğreteceksiniz? Reklamınızı yapmak zorunda değilsiniz. Vaaz vermek zorunda değilsiniz. Hepiniz bunu geçmişte yaptınız. Ve bakın neleri başlattınız – kiliseleri! Nasıl öğreteceksiniz – örnek olarak mı, ışığınızla mı, enerjinizle mi, yaratıcılığınızla mı, hislerinizle mi?

--0-- Geçen ayki şauda atıfta bulunursak

Böylece son alan toplantımızda biz gerçekten....Ben, Tobias sizinle çok açık konuştum. Yaşam ve ölümle ilgili soruyu yöneltmenin zamanıydı. Burada olmanızın değerine, Dünya denen bu yerde Ruh'u canlandırmanın ve şimdi de size katılması için tanrısallığınızı içselleştirmenin, insanlığınızla kaynaşması için tanrısallığı getirmenin değerine bir bakmanızın zamanı gelmişti.

Birçoğunuz, dediğimiz gibi, yaşamıyordunuz bile, bir şey bekliyordunuz – ne olduğundan emin değiliz – ama yaşamıyordunuz, Yaratıcı olduğunuzu hissetmiyordunuz, bu konularda bir seçime sahip olduğunuzu hissetmiyordunuz. Bu yüzden de size bir seçim sunduk – yaşa ya da öl. Neredeyse hepinizin yaşamı seçtiğini söylemekten mutluluk duyuyoruz. Birkaç kişi seçmedi. Onlar bizim tarafa gelmeye hazırdı, burada olup da size yardımcı olmak üzere, bu harika ama bazen de çok meydan okuyan işlemden geçmenize yardım etmede bizimle birlikte çalışmaya hazırdılar. Bir ay önceki o kısa dönemde, şimdiye kadarki çok, birçok kanallıkta gördüğümüzden çok daha fazla enerji değişimi gördük. Bu, neden burada olduğunuzun değerini farketmenize neden oldu.

Bu bir sonraki düzeye geçmeden önce bunun gündeme gelmesi gerekiyordu, ve – nasıl desek – hepinizin ve bizim tarafta olanların enerjisiyle çalışmak gerekti, bu açılım için zamanın ne olduğu hakkında çok tartışıldı. Ve bugün o gündür gerçekten...gerçekten. Bugün, çok arınmanın, çok açılımların gerçekleştiği gündü ve şimdi gün yeni bir düzeye hazırdır.

Biz hepinizden enerjiyi hissetmenizi istiyoruz. Tahmin etmeyin....burada tahmin etmek yok. Zihninizden çıkın. Bu Eski, Eski Enerji insan oyunudur. Biz sizden psişik olmanızı istemiyoruz.

Biz sizden hissedenler, enerjiyi hissedenler, enerjiyi hareket ettirenler olmanızı istiyoruz. Biz sizden hissetmenizi istiyoruz. Şimdi, karşı koyamıyorsunuz değil mi? Kafanıza baş vuruyorsunuz, tahmin etmeye çalışıyorsunuz!

Derin bir nefes alın ve çok sevgili konuğumuzun ve özel konuğumuzun, bize burada bir süre eşlik edecek konuğumuzun enerjisini hissedin. Derin bir nefes alın ve bu sevgili varlığın özünü koklayın. Onun enerjilerinin bu gruba ne denli uygun olduğunu hissedin. Evet, gerçekten, çok güçlü bir biçimde geliyor. O birçoğunuzla çalışıyor.

--0-- Günün konuğu Magdanelalı Meri

Ve gerçekten, biz onu tanıyoruz. Biz ona Myriam enerjisi diyoruz (Tobias bunu May-rii-am olarak telaffuz eder), Myriam... evet, gerçekten....sizin bildiğiniz şekliyle Miriam (şimdi de onun adını Miir-ii-am olarak telaffuz eder)....Magdalalı Miriam.....Magdanelalı Meri.

Biz onu Myriam enerjisiyle tanırız, İbrahim'in soyundan gelen bir sevgilidir. O aynı zamanda Deborah olarak da bilinirdi, İsrail'in oniki kavminden birine rehberlik etmişti, erkeklerin ve kadınların büyük, büyük bir lideriydi. Myriam da Quan Yin enerjisini kucaklar ve onun yaşama geçmesine yardımcı olur. Myriam, Yeshua ile birlikte yürüyen bir öğretmen, bir mürit, bir havariydi, önceleri Yeshua'nın öğrencisi olarak ve çok şey öğrendi, ama sonra kendi gücüne kavuştu ve Yeshua ile yan-yana durmak için kendi hakkına sahip çıktı....çünkü biliyorsunuz, dişil bir dengenin olması gerekiyordu.

Özellikle de o zamanlar, Yeshua tüm enerjileri kendine tutamazdı. Böylece Myriam ona katıldı. Oo, ötekiler, John, Paul, Peter ve tüm diğerleri. Onlar onu kıskandılar, Yeshua'nın Myriam'a gösterdiği ilgiyi kıskandılar. Ama onlar onun varlığının tüm nedenlerini de, tüm dengeyi de anladılar.

Kutsal yazılarda çok şey yanlış yorumlanmıştır. Onlar Yeshua'ya yakın olmak isterken, dişil dengenin nedenini de gerçekten anladılar. Bildiğiniz gibi, kutsal yazılar yeniden yazılırken bu – nasıl desek – sihir sanatını anlayan....görünmez olanın enerjileriyle nasıl başa çıkılacağını bilen...Myriam'ı bir yere oturtmak zorundalardı ama çok şey çarpıtılmıştır.

Böylece onu karanlık olarak, cadı olarak, orospu olarak sunmak zorunda kaldılar. Hatta Yeshua'nın, onun içinden yedi tane şeytan çıkardığı bile yazılıdır. Ve sevgili dostlar, bu gerçekle en ilgisi olmayan şeydir. Yedi çakranın enerjilerini kaynaştırmada, bunları, bu Yedi Mührü – bizim sizinle gerçekleştirdiğimiz gibi – gerisinde yatan Eski inançları ve enerjileri salmak üzere açmada Yeshua onunla çalışmıştır, ve o da Yeshua ile.

Belki de bunlara şeytan diyebilirsiniz. Bunlar sadece yedi çakrada kapana kısılmış Eski inanç sistemleriydi. Bunları açmak amacıyla Myriam ve Yeshua birlikte çalıştı....şeytanlar yoktu...bu sadece bir açılımdı...ve sonra da yedi çakranın tek olduğu bir kaynaşma ve birleşmeydi. Ve bütünlenme tamamlandığında, enerjileri yayan tek bir çakra vardı, ve tek bir çakra olduğunda, Myriam yapmak için geldiği çalışmaya gerçekten başlayabildi.

Ama Myriam şimdi geliyor. Biz ona – şimdi burada Cauldre(Medyum) ile konuşuyoruz – bu Şaud boyunca ondan Meri Magdalena olarak söz edeceğiz, o enerjiyle daha tanışık olanlar anlasın diye. Kilise onu kötü kişi ilan etmek zorundaydı. Ama komiktir, Myriam'ın, çarmıha gerildikten sonra – fiziksel bedenin ölümünden sonra – Yeshua ile buluşup onunla konuştuğu, paylaştığı gerçeğini bir biçimde değiştiremediler. Bu olayla ilgili çok şey yanlış anlaşılmıştır. Biz bugün bunlardan bazılarına açıklık getirmek için burada bulunuyoruz.

Ama biz bu harika öğretmeni getirmek için buradayız. Bu yüzden hepinizin Meri Magdalena, Myriam'ın enerjilerini solumanızı ve kucaklamanızı rica ediyoruz.

Evet, ve şu filmlerinizle şu anda insan bilincinde çok şey olup bitiyor! Bunda bir yanlışlık olduğunu düşünüyor musunuz? Evet gerçekten, en büyük ıstırabın filmi önünüze geldi, tüm insanların gözü önüne geri geldi, "The Passion of Christ – Mesih'in Tutkusu" (şu anda oynamakta olan bir filme göndermede bulunuyor), ıstırabı ve acıyı anlatıyor, filmin temelinde insanlara soruluyor – sözlerle değil, enerjisel olarak – yaşamında ıstırabı seçmeye devam ediyor musun?

Yeshua hepimiz adına sadece rolünü oynadı. Istırap çekmeyi ve zulümü, hedef göstermeyi, ihbar etmeyi sürdürmeyi seçiyor musunuz? Yoksa bunları şimdi salıvermeyi mi istiyorsunuz?

Bazı insanlar bu filmi seyredecek ve dramın içine çekilecek, ıstırap çekmeyi sürdürmeleri gerektiği hissine kapılacaktır. Bazıları da zamanın geldiğini....Yeshua'yı çarmıhtan indirme zamanının geldiğini farkedecektir. Istırabı bitirmek zamanıdır. Hedef göstermeyi bırakmak zamanıdır. Yolculuk için şefkat duymak zamanıdır.

Böylece, Myriam enerjileri bugün geliyor. Çarmıha gerildikten sonra Yeshua ile buluştuğunda, orada bulunan tek kişiydi. Ve onlar buluştu, çünkü gerçekten candan, ve tatlı ve sevgi dolu bir ilişkileri vardı. Hiçbir zaman evlenmediler. Myriam onun çocuğunu hiç doğurmadı. Birbirlerine karşı muazzam bir saygı ve sevgiye sahiptiler, ama o zamanlar o toplumda, – nasıl desek – evlilikle ya da çocukla birbirlerine bağlanmaları uygun değildi. Ama sevgi derindi. Hayranlık karşılıklıydı.

Bir denge olmak zorundaydı. Kilisenin bunu yazıların dışında tutması, bunun sadece bir eril enerji olmasını istemelerinden kaynaklanıyordu. Ama Myriam, Yeshua kadar önemliydi....bir anlamda, o Yeshua için bir öğretmendi. Tapınaklardaki rahiplerden ve tasavvuf ehlinden eğitim gördükten sonra, Yeshua ondan çok şey öğrenmiştir, bugün üzerinde konuşacağımız bir şeyi, bugün gerçekleştireceğimiz bir açılımı öğrenmiştir.

Yeshua, ölümünden sonra ona dokunmamasını istedi Myriam'dan, Myriam kusurlu olduğundan ya da değerli olmadığından değil, sadece o anda Yeshua'nın enerjisi o kadar yüksekti ki ve sevgileri o kadar güçlüydü ki, onun ruhsal biçimine dokunursa, Myriam'ın geri gitmek isteyeceğinden, perdenin bu yanında onunla birlikte olmak için anında fiziksel bedenini terk etmek isteyeceğinden korktu. Onun için de, ona dokunmaması için Myriam'a yalvardı.

Öğretmeyi sürdürmesi için, yazmaya devam etmesi için, dişil enerjiyi tutmaya devam etmesi için ona yalvardı. O karşılaşmada, o toplantıda, Yeshua ona, dişil enerjinin gelecek yüzlerce yıl içinde taciz ve saldırı konusu olacağını söyledi, çünkü insanlık eril enerjide çok köklenmişti. Ve dişil enerji bunun olmasına izin veriyordu, bastırılmasına izin veriyordu.

Böylece Yeshua, Myriam'dan enerjileri tutmasını...başkalarıyla paylaşmasını...ve onların da bunu başkalarıyla paylaşmasını...ve onların da yine başkalarıyla paylaşmasını sağlamasını istedi. Erille eşit bir dengeye geri gelmenin uygun olacağı zamana kadar, dişil enerjileri tutanlar olacaktı.

Bazılarınız gerçekten Myriam'la çalıştı, onun, dişil enerjileri hissetmenizi ve tutmanızı sağladığı – sizin deyiminizle – seminerlerine, toplantılarına gittiniz. Bazılarınız, burada bulunan az sayıda kişi, o zamandan beri bu enerjileri – bu dişil enerjileri – tutanlar oldunuz, o kadar ki, o zamandan beri kendinize ait bir çocuk doğurmadınız. Enerjisel varlığınızda çocuğa yer yoktu, çünkü geride kalan tüm insanlar için, doğru zaman gelene kadar dişil bir enerjiyi tutuyordunuz.

Şimdi bunu bırakmak için, salıvermek için zaman uygundur. Şimdi zaman uygundur. Artık bunu kendi omuzlarınızda taşımak zorunda değilsiniz, çünkü şimdi artık sizinle birlikte bunu yayacak binlerce alan üyesi var. Dünyanın her yanında kendi ruhsal uyanışlarına hazır olan milyonlarca insan var, onun için bunu salmak zamanıdır.

Myriam'ın enerjisi bugün bu salıvermeyi kolaylaştırmak için geliyor. Çoğunuz o zamandan beri bu alanı tutan bilinçli kişiler, bu enerjinin destekçisi oldunuz. Artık bu ıstırabı çekmek zorunda değilsiniz. Bunu da bırakmak zamanıdır.

--0-- Şuurlu İmajinasyon

Böylece Meri, çok ilginç bir açılım için bugün bize katılıyor. O bir öğretmendi. O, şuurlu imajinasyon/tahayyül üstadıydı....Şuurlu imajinasyon ile...Yeshua'nın bile şuurlu imajinasyona nasıl açılacağını, onun nasıl kullanılacağını anlamasına yardımcı oldu.

Böylece o bugün tüm alan üyeleri ile birlikte bir açılımdan geçmek üzere geliyor – eğer izin verirseniz....bu size kalmış bir şeydir. Buna zorlanmıyorsunuz. Ama zamanı gelmiştir. Biz bu yüzden geçen ay yaşamı seçmek hakkında konuşmak zorunda kaldık, çünkü siz yaşamı seçmiyordunuz, ve siz bu imgeleme aramağanının dinamiğini açıyorsunuz.

Evet, bu olduğunu sandığınız şuurlu imajinasyon değildir. O zihinden gelen çok kısıtlı bir imgelemedir. Bu ise "ruhsal" ya da "öz/can" imgeleme gücüdür. İçinizde açılmaya hazırdır.

Geçen ayki yaşamı seçmekle ilgili küçük konuşmamızı yapmak zorundaydık, çünkü eğer yaşamı seçtiğinizden emin değildiyseniz ve bu imgelemeyi açmaya kalkışsaydınız, bazı çok ilginç geri tepmeler yaşayabilirdiniz. Size geri tepebilir ve gerek fiziksel, gerekse zihinsel acıya, zorluklara neden olabilirdi. Böylece o konuşmanın amacı sizin bu seçimi yapmanızdı ki, bu düzeye ilerleyebilelim. Bu farklı bir imgeleme biçimidir.

Biz burada bilginin büyük bir bölümünü size enerjisel olarak aktarıyoruz. Bununla ilgili birkaç Şaud boyunca konuşacağız. Onu açıklayacağız ki, zihniniz tatmin olsun. Ama biz de sizinle birlikte bu açılımdan geçeceğiz.

Hayal gücü, fiziksel bedeninizin belirli bir yerinde değildir. Söz konusu olan Ruh ve bilinçtir. Bu, bir zamanlar sahip olduğunuz, ama oldukça uzun bir zamandır çok kısıtlanmış ya da çok kapatılmış olan doğal ve özgün bir armağanla ilgilidir. Şu anda bir karar vermeniz gerekmiyor. O siz hazır olduğunuzda gelecektir.

Ama bu, "Yeni Enerji Şuurlu imajinasyon gücü" armağanının açılması için kendinize izin vermekle ilgilidir. Ve sonra akarak buraya gelen varlıklar – Myriam, Meri, koşucular, Fes Kırmızısı Meclis'ten olanlar – yumuşak, çok yumuşak bir biçimde bunu açmanıza yardımcı olmak için içeriye akacaklardır. O bir çiçek gibi, bir lotüs gibi, süreç içinde yavaş yavaş ve yumuşak yumuşak açılacaktır. Ama açılacaktır.

Myriam, Yeshua ile yeniden dirildiğinde konuştuğunda, bunu şuurlu imajinasyonu ile gerçekleştirdi....anlıyor musunuz. İnsanlar onu sonradan sorguya çektiler ve dediler ki, "Yeshua'yı fiziksel gözlerinle gördün mü, görmedin mi?" Ve o dedi ki, "Gözlerimle görmedim, çünkü onlar kapalıydı....ışık öylesine parlaktı ki. Ben Yeshua'yı kalbimle gördüm." Aslında gerçekte söylediği şey şuydu, "Ben Yeshua'yı şuurlu imajinasyonumda gördüm".

Ve onlar ona dedi ki – havariler toplandığında – ona dediler ki, "Öğretmeni kulaklarınla duydun mu?" Ve o dedi ki, "Kulaklarım çınlıyordu. Onlar titreşiyordu ve ses o kadar yüksek ve o kadar güzeldi ki, sözlerini kulaklarımla duyamadım. Ama sözlerini şuurlu imajinasyonumda duydum."

Ve onlar dedi ki, "Öğretmene dokundun mu?" Ve o dedi ki, "Hayır, dokunmamamı istedi. Tıpkı fiziksel bedende olduğu günlerdeki gibi onunla olduğumu, onu sevdiğimi, onunla paylaştığımı şuurlu imajinasyonumda paylaşmamı istedi. Ama ona dokunmamamı istedi."

Ve bazı müritler dedi ki, "O zaman sen, öğretmenin sana göründüğünü gerçekten görmedin." Ve o dedi ki, "Gerçekten gördüm, çünkü şuurlu imajinasyon, çok daha mükemmeldir. O, gözlerimin ve kulaklarımın, ve duyularımın hissedebileceğinden çok daha güçlüdür ve daha fazla gerçeklik içerir." Ve ona bundan sonra inandılar, çünkü o onlarla enerjisini, gerçeğini ve o anki sevgisini paylaştı. Ve onlar anladı.

O şuurlu imajinasyon öğretmeni oldu, görünmeyen alemlerin öğretmeni oldu. Birçoğunuzla bu yaşamda çalışmaktadır, görünmeyene gitmenize, imajinasyon gücünüzü kullanmanıza yardımcı oluyor.

Ama şimdi farklı bir noktaya geliyoruz, gerçekten burada farklı bir düzeyin açılmasına. Cauldre(Medyum) Ben, Tobias ile bağlantı kurduğunda – ve sizinle böyle konuştuğumuzda – bu onun zihni vasıtasıyla olmuyor. Zihin şu anda sadece bizim enerjilerimizi tercüme etmekle meşgul.....çok meşgul. Bu ille de sizin kalp diyeceğiniz şeyle de gerçekleşmiyor. Bu, şuurlu imajinasyon gücü denen şeyle gerçekleşiyor.

Cauldre(Medyum) imajinasyon gücünü kullanıyor. Bu bağlantıyı kurabilmesi için onunla imajinasyon gücüyle çalışıyoruz. İmajinasyon yoluyla ona çok şey aktarabiliyoruz. Bu enerjinin akmasını sağlamak için Cauldre'nin(Medyumun) kendini açması, ve kendine yeterince güvenmesi gerekiyor.

Biz onunla, ve bazılarınızla terminolojiyi tartıştık. İmajinasyon, imgeleme gücüyle ilgili – nasıl desek – bazı kalıplaşmış ön yargıların olduğunu biliyoruz. Siz ona güvenmiyorsunuz, değil mi? Ona güvenmemeyi öğrendiniz. Sizin, "Oo, bu sadece senin hayal gücün" dediğinizi duyuyoruz.

Ama biz buna İmajinasyon/imgeleme gücü demeye devam etmeyi seçiyoruz. Bu farklıdır. Bu Yeni'dir. Bu, "gerçeğe gel"in görüntüsüdür. Bu sizde bir şey çağrıştırıyor mu....Tanrı suretinde yaratıldığınız kutsal kitaplarınızda yazılıdır. Onu imgeleyin! Tanrı olan sizin, bu Dünya denen yeri imgelediğini ve sonra da onu tezahür ettirdiğini, insan bedeni denen bir şeyi imgelediğini, ve onu tezahür ettirdiğini imgeleyin. Bunların tümü şuurlu imajinasyon sonucunda ortaya çıkmıştır....imgeleme...imgeleme.

Böylece şimdi Tanrısal İnsanlar – topraklanmış Tanrısal İnsanlar – olduğunuza göre, hayal gücünü yeni düzeylere ve alemlere açabiliriz.

Buna şu biçimde bakın. Bir oyuncu düşünün, erkek ya da kadın, Cauldre(Medyum) açıklamamızı istedi – içinden seçebileceği birçok senaryoya sahip olan bir oyuncu. Farklı senaryoların hepsini okuyor. Ve bunları okurken, hissediyor. Bunları sahnede oynamanın nasıl bir şey olacağını imgeliyor. Onlarca ve onlarca senaryo var, ve oynamayı seçeceği bir tanesini bulmaya çalışıyor.

Sonunda bir seçim yapıyor. Sahneye çıkıyor ve oynamaya başlıyor. Senaryolardan birini, potansiyellerden birini oynamaya başlıyor. Ama bakın...sahne üstünde durmuş oynarken, sadece özü, ana hatlarını oynuyor, ayrıntıları değil. Bir yandan rolünü oynarken, bir yandan da doğaçlamada bulunuyor. Oyunun, senaryonun özünü anımsamıştır.

Ama aynı zamanda tüm enerjilerinin akmasına da izin veriyordur. İmgelenmiş enerjilerin ve yaratıcı enerjilerin kendi yaşamlarına sahip olmasına izin veriyordur. Yoksa oyun, rol yapma biçimi çok kasılmış, çok kısıtlı olurdu. Hiçbir sevinci, neşeyi içermezdi. Böylece o, bir senaryonun sadece özünü alıp, sahnede akmasına izin veriyordur. İmgelemeniz işte böyledir.

Bu andan sonra yaşamınızda, içinden seçeceğiniz çok, çok potansiyellere, çok senaryolara sahipsiniz. Senaryoların her birini siz yazdınız. Gerçi bizim taraftan yardım aldınız ama onlar sizin yaratılarınızdır. Sonrası size kalmıştır, yani hangisini oynamak istediğiniz, fiziksel realitenizde hangisinin yaşama geçmesini istediğiniz. Böylece siz tüm potansiyelleri imgelersiniz.

İmgeleme, bir rüya hali gibidir. Hisler...renkler...tepkiler....sonuçlar...yönler....her bir potansiyelin içinde daha da fazla potansiyel vardır. İçinden seçebileceğiniz tüm bu potansiyellere sahipsiniz. Onlar hayal gücünün içinde vardırlar. Kendiniz için ne imgelemek isterdiniz? Yaşamınıza hangi senaryoyu sokmak istersiniz?

Belki de size zenginlikler sağlayacak, ün ve servet sağlayacak bir senaryoyu yaşamınıza sokmaktan suçluluk duyuyorsunuz. Belki de buna değer olmadığınızı düşünüyorsunuz, ve başka bir tanesini seçiyorsunuz. Ama burada işin içinde olan sizin şuurlu imajinasyon gücünüzdür. Ve sonra da onu yaşamınıza getirir ve tezahür ettirirsiniz. Onu oynarsınız.

Hayal gücü, insan şartlarında kapatılmış olan, birçoğunuzun içinde kapatılmış olan bu yaratıcı alandır. Size mantıklı olmak öğretildi, imgelemenin, yaşamını hayal kurarak geçirenler için olduğu öğretildi, yaşamı yaşayan, gerçekleştirenler için değil. Oysa tam tersi geçerlidir.

Bu yüzden Myriam bugün geliyor, imgelemenin büyük potansiyelini sizinle enerjisel olarak paylaşmak için.

Hayal gücü, kalple zihin arasındaki bir yerde yer alır. Kalple zihin arasındaki bir yerde, yaratıcı alan....potansiyelleri araştırabileceğiniz o alan....potansiyelleri hayal edebileceğiniz...ve sonra da yaşamınıza getirebileceğiniz o alan yer alır. Bu yaşamınızda Dünya'ya geldiğinizden beri çoğunuz hayal kurdunuz. Hatta bunun için azarlandınız, cezalandırıldınız da.

Hayal kurmak, şuurlu imajinasyonun bir bölümüdür. Hayal kurmak, şuurlu imajinasyonun bir bölümüdür. Hayal kurmak, şuurlu imajinasyonun tüm potansiyellerini içermez. Onun sadece bir yanını oluşturur. İmgeleme çok gerçektir...çok, çok gerçektir.

Bazen hayal edilen alemlere ve eterik alemlere gidersiniz. Orada bir oyunu sahnelersiniz, ama onu Dünya'ya geri getirmezsiniz. Şimdi olan şudur, biz sizinle bu geçitlerin, bu enerji akışı otoyollarının açılması üzerinde ve şeyleri bu realiteye şimdi getirebileceğinizi farketmeniz üzerinde çalışıyoruz. Onları şuurlu imajine edebilir, sonra da yaşamınıza getirebilirsiniz. Bakın....siz şimdi yaşamı seçenlersiniz, onun için de şeyleri yaşamınıza getirebilirsiniz. Ve onları, sadece nefes alarak yaşamınıza sokabilirsiniz.

Buradaki şuurlu imajinasyon, sevgili dostlar, zihnin kontrol edilmesi değildir. Zihin kontrolünün anti-tezidir. şuurlu imajinasyonun iş görebilmesi için, zihnin yoldan çekilmesi gerekir.

şuurlu imajinasyon, gözünde canlandırmak değildir. Gözünde canlandırmak, bildiğiniz gibi, zihnin bir fonksiyonudur. Birçoğunuz zihni kontrol etme ve gözünde canlandırma seminerlerine gittiniz. Bunlar o zaman için iyiydi, ama bunların ötesine geçmek zamanıdır.

Gözünde canlandırmak, sevgili dostlar....yaşamınızda bir şeyin olmasını istediğinizde size kullanın, onu gözünüzde canlandırın denilen şeydir. Kapınızın önünde o büyük kırmızı spor arabayı gözünüzde canlandırın. Bu, zihnin fonksiyonuydu. Uzun, uzun, uzun bir süre içinde bir kez işe yarardı. Ama çoğu zaman hayal kırıklığına uğrayıp sinirlerinizin bozulmasına, sizdeki yanlışın ne olduğunu merak etmenize neden olurdu.

Gözünde canlandırmak, bir anlamda size o zamanlar yardımcı oldu, ama onu önermememizin nedeni, kısıtlı olmasındandır. Yaşama sahip olmak varken, bolluğa, ve sevgiye ve tüm şu diğer şeylere sahip olmak varken, kendinizi neden kapı önündeki kırmızı bir spor arabayla kısıtlayasınız ki? Kendinizi neden kısıtlayasınız?

şuurlu imajinasyon, zihin kontrolü değildir. Eğer zihninizde olduğunuzu farkederseniz, derin bir nefes alın ve oradan çıkın. Biz kalple zihin arasında bir yerde, yepyeni bir merkez açıyoruz. Biz coğrafi bir yerden söz etmiyoruz. Biz bilinç düzeyinde bir yerden söz ediyoruz. Bu, yaratıyla ilgilidir. Potansiyelleri yaşama geçirmekle ilgilidir.

Bu, zorlamanız gereken bir şey değildir. Onunla mücadele etmek zorunda değilsiniz. Sadece uçup gitmenize....açılmanıza...özgürlüğe sahip olmanıza izin verirsiniz.

Potansiyeli şu anda araştırın. Onun nasıl bir şey olduğunu hissedebilmeniz için birlikte bir yolculuk yapalım. Bir yolculuk yapalım, basit bir yolculuk. Myriam, Yeshua, Ben, Tobias ve sizler....sahilde yürüyoruz....geziniyoruz...biz kaftanlarımızın içinde....siz, o komik mayolarınızın içinde (kahkahalar)....bir sahilde geziniyoruz....suyu...havayı...gevşemeyi hissediyoruz...hepimizin birbirine duymuş olduğu sevgiyi....birlikte yaşamış olduğumuz gülmeleri ve sevinçleri hissediyoruz.

Bakın...bu sizin hayal gücünüzdür. Kendinize güvenmeye başladıkça, renkler, belki de fiziksel gözlerinizle şimdiye kadar hiç görmediğiniz renkler daha parlak ve yoğun olmaya başlayacaktır. Başka şeyler algılamaya başlıyorsunuz. Bu pek şeffaf olmayacaktır. Derinlik kazanmaya başlayacaktır.

Bu hayal gücüdür, ama gerçektir. Myriam'ın müritlere öğrettiği gibi, bu, insan realitesinden daha gerçektir. Toplumunuz size şuurlu imajinasyonun gücünü dışlamanızı, ona kulak asmamanızı öğretiyor. Ona hakkı olan yeri vermek zamanıdır.

Kendinizi açıp da bu merkezin de açılmasına izin verdiğinizde, daha tanımlanmış, daha ayrıntılı, daha anlaşılır bir hale gelecektir. Yehua'nın size söylediği sözleri duymaya başlayacaksınız. Sırtınızın ağrıyan yerinde Myriam'ın elinin dokunuşunu....ferahlamayı hissedeceksiniz.

Bu gerçek midir alan üyeleri? Bunu birlikte gerçekleştirebiliyor olmamız gerçek midir? Eğer olmasına izin verirseniz!

Burada bir an için hayal gücünüzü kullanalım. Kendinizi şu anda, bedeninizin kendini yeniden dengeleyebileceği...kendini yenileyebileceği...ve ihtiyacı olmayan toksinleri saldığı....dokulardan bazılarının içinde süregelen mücadeleyi saldığı....yaşlanma süreci denen şeyi saldığı – imgeleyin bunu! – yaşlanma sürecinin yavaşladığı....gençlik ve canlılığı geri getirebildiğiniz Şimdi anına koyun.

Her an sağlıklı hissettiğinizi imgeleyin. Bedeninizin size konuştuğunu, ne tür yiyecekler istediğini söylediğini imgeleyin – bir gün belki düşük karbonhidratlı yiyecekler isteyecek...ertesi gün yağlı yiyecekler istediğini söyleyecek....daha ertesi gün kurabiyeden başka bir şey istemediğini söyleyecektir. Bedeninize konuştuğunuzu imgeleyin, onu dinlediğinizi, canlılıkla onu yeniden dengeye ve sağlığa kavuşturabileceğiniz bir ilişki kurduğunuzu imgeleyin.

Bakın...hayal gücü denen bu yer....onu zorlamak zorunda değilsiniz. Mücadele etmek zorunda değilsiniz. O sadece vardır.

Şimdi bu sağlıklı – her yönden dengeli biçimde sağlıklı – beden imgelemesini dış alemlerden, eterik alemlerden alıp, onu bu realiteye soluyalım. Tam buraya...hemen şu anda....topraklayın onu. Kabul edin. Sahip çıkın. Ve yaşayın. Bu, bu kadar basittir....burada bir hokus pokus....bir sihirbazlık söz konusu değil. İmgeleyin, nefes alın ve yaşayın....görüyor musunuz.

Bedeninizle tüm o ayrıntılardan geçmek zorunda değilsiniz. O ne yapacağını bilir. O, imgelediğiniz ve soluduğunuz özdü. Bir potansiyeldi...bakın...onun hemen yanıbaşında yıkılmış bir bedenin potansiyelleri yatar....hasta ya da kötürüm bir beden potansiyelleri....bedensiz olma potansiyelleri. Ama biz sizi potansiyele odaklandırdık.

Sağlıklı, dengeli bir beden potansiyelini imgeleyin. Onu seçin....onu nefesinizle içinize alın...ve yaşam verin. Ayrıntılardan geçmek zorunda değilsiniz. Bu enerjide soluduğunuz zaman neyin olup bittiğini bilmek için doktor, bilim adamı, ya da doktora sahibi olmak zorunda değilsiniz. Beden ne yapacağını bilir. Bu sadece yine kontrolü eline almak isteyen zihninizdir. Yüreğiniz ne yapacağını bilir. Ruhunuz ne yapacağını bilir.

Şimdi, biz bu imgeleme denen basit, basit şeyden söz ediyoruz. Ama o çok, çok gerçektir. Ve siz onunla oynamaya başlayabilirsiniz. Onu yaşamınızda kullanmaya başlayın. Senaryo yazarı sizsiniz. Neyi seçiyorsunuz? Nasıl yaşamayı seçiyorsunuz? Ne imgelemeyi seçiyorsunuz?

Tekrarlıyoruz, ayrıntılarla ilgili endişelenmenize gerek yoktur. Bolluk mu seçiyorsunuz? Bolluk içinde yaşadığınızı....bolluk içinde yaşadığınızı imgeleyin...her ikisini de seçin – yaşamayı ve bolluğu. Ayrıntıları imgelemek zorunda değilsiniz. Banka hesabınızda ne kadar para olduğunu imgelemek zorunda değilsiniz. Sadece hissedin.

Biz şimdi sizinle konuşurken, bir an için hissedin. Yaşamınızda bolluğa sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hissedin. İyi geliyor değil mi? Biraz da suçluluk duygusu var mı? "Ay fazla bolluk....buna sahip olan çok insan yok!" Şu anda onlar için tasalanmayın. Buna sonra gireceğiz.

Bolluğu kendinize verin. Öğretmek çalışmasını gerçekleştirebilmek için ona ihtiyacınız olacak. Kendinize o bolluk armağanını verin. Bir daha asla faturaları ödemekle ilgili kaygılarınız olmayacağı bir yaşam imgeleyin. Evet....ihtiyacınız olan yiyeceğin...ve ihtiyacınız olan araçların sizin için orada olduğu bir yaşam imgeleyin. İmgeleyin bunu!

Siz, İmgeleyenlersiniz. Siz, Yaratanlarsınız. Eğer seçiminiz buysa, O realiteyi şimdi yaşamınıza soluyun ve topraklayın. Onu soluyun. Ona yaşam verin. Bolluğa yaşam verin – KENDİ yaşamınızda. Ayrıntılarla ilgili tasalanmayın. Herşey size gelecektir.

Bununla ilgili, bugün kulakların duyduğu ve gözlerin gördüğünden başka, daha çok şey vardır sevgili dostlar. Bu, yeni bir biçimde yaşamakla ilgilidir. Bu, yaratıcı imgelemeyle ilgilidir. Bu, yaşamı kucaklamakla ve sonra da nasıl yaşamak istediğinizi seçmekle ilgilidir.

Bakın...siz şimdi enerjilerinizi genişletiyorsunuz. Yeniden hissetmek için kendinize izin veriyorsunuz, imgeleme denen şu şeyi açıyorsunuz. Bu, Yeni araçlardan biridir. Çok Yeni'dir. Bazılarınız....burada bulunan bazıları, "Aa, ben bunu daha önce yaptım" diyor. Burada Yeni bir program söz konusu – biz ona imgeleme diye bir ad verdik – ama o Yeni ve farklıdır. Biz birkaç Şaud boyunca sizinle bunun üstünden geçeceğiz....ama şu anda sadece temel şeyler.

Bu imgeleme düzeyine açıldığınızda, bazılarınız başlangıçta kuşku duyacaktır. "Oo, bu sadece benim hayal gücüm" diyeceksiniz. Oysa "bu benim hayal gücümDÜR" deyin. Ve o gerçekleşecektir. O gerçekleşecektir. Siz Yaratansınız. Özü imgeleyin, sonra da yaşamınıza soluyun.

Bu imgeleme enerjilerine buradaki insan realitenizde izin verirken, bazılarınız biraz kaybolmuş ya da normalden daha dengesiz hissedebilir. Bazılarınız zaman zaman biraz şaşkın, sersem gibi hissedebilir, çünkü siz gerçekten enerji dinamiklerinizi değiştiriyor olacaksınız. Bu olacak olursa, derin bir nefes alın. Kendinizi topraklayın. Ama kendinizi kapatmayın. Bu, kendini kapatmakla ilgili değildir. Bu, topraklamakla ilgilidir. Aynı anda hem kendinizi açabilir, hem enerjinizi genişletebilir, hem de topraklanabilirsiniz.

Çoğunuz, kontrolü ele geçirmek isteyen, ayrıntıları bilmek isteyen zihin sorunuyla anında karşılacaksınız. Zihninize, bir süre tatil yapmasını söyleyin. O sadece sizi korumaya çalışıyordur....size yardım etmeye....kendinizle ilgili olumsuz yargılarda bulunmamanızı sağlamaya çalışıyordur. Ona şimdi görevlerinden kurtulduğunu söyleyin. Başka şeylere odaklanmalıdır – mantığa ve bilginin depolanmasına. O size hizmet etmelidir, sizi yönlendirmek ya da çalıştırmak değil.

Zihninize yoldan çekilmesini söyleyin. Siz, imgeleme denen bu şeyle oynamaya başlayacaksınız. Yaşamınızda tezahür etmesi için onu nasıl getireceğinizi öğreneceksiniz. Onu nasıl kullanacağınızı öğreneceksiniz. Onunla nasıl büyüyeceğinizi öğreneceksiniz. Zihninizin kontrol etmeye ihtiyacı yoktur. Hayal gücünü nefesinizle içinize çektiğinizde – hayal etmeyi seçtiğiniz her neyse – çok güçlüdür!

Ama ona kendi yaşamını da vermelisiniz. Onu kontrol etmek isteme, ve tam olarak ne yapmasını ve nasıl büyüyeceğini söylemek isteme eğiliminde olacaksınız. Siz bir süre izleyenler olacaksınız, bir anlamda onun yaşamınıza girişini ve nasıl kendi yaşamını üstlendiğini izleyenler olacaksınız. Bu, senaryonun özü elinde, sahneye çıkan....ama sonra özgürce akan.....an'la akan...doğaçlamada bulunan.... ve hatta senaryoyu zaman zaman değiştiren ve başka bir hale sokan bir oyuncu gibidir.

Hayal gücünü nefesinizle içinize çekin – ne hayal etmeyi seçerseniz – ve sonra da ona kendi yaşamını verin. Bırakın kendi yönüne sahip olsun. İzleyin. Olan biteni gözlemleyin. Tüm çevrenizde ve kendi içinizde olan biteni gözlemleyin. Herhangi bir noktada uygun olanın bu olmadığına, ya da yaşamınıza soktuğunuz bu imgelemden sıkıldığınıza karar verirseniz, sadece bırakın gitsin. Onu realiteden çıkartın. Onu siz yarattınız. Realitenizden de çıkartabilirsiniz. Ama yaşamınızda rol almaya başladığında onu kontrol etmeyin.

Bunu başkalarıyla paylaşmayın alan üyeleri. Bu şimdilik kendiniz içindir. Onun başkalarını nasıl etkilediğini anlamanız için sizinle sonradan çalışacağız.

Hava durumunu değiştirmeye çalışmayın....ama hava koşullarına kendinizi uydurduğunuzu imgeleyin. Hava durumu, bir nedenden ötürü vardır. Başkalarına da hizmet eder, sadece size değil. Olduğunuz yerdeki hava durumundan hoşnut değilseniz, kendinizi hava koşullarıyla daha rahat hissedeceğiniz başka bir yerde imgeleyin....anlıyor musunuz.

Hayal gücü, diğer insanları değiştirmekle ilgili değildir. Bu şimdilik sizin içindir.

Onu zorlamayın. Onunla mücadele etmeyin. Eğer böyle yaptığınızı farkederseniz, bir süre uzaklaşın. Sonradan ona geri gelin. Şu anda ona kısıtlamalar getirmeyin ve sonuçla ilgili bir beklentiniz olmasın – kısıtlama yok ve beklenti yok. Bir süre, imgelemekle bir şeyi nasıl gerçekleştirebildiğinizi ve yaşamınıza nasıl geçirdiğinizi izleyeceksiniz.

Evet, gerçekten, Myriam size yardımcı olacaktır, sizinle çalışacaktır. O, yaratıcı imgelemenin üstadı ve öğretmenidir. Onun nasıl iş gördüğünü bilir. O, imgelemenin, içinde olduğunuz realiteyi bile nasıl dönüştürdüğünü bilir.

Bu hayal gücü sizin yeni boyutlara yükselmenize de izin verecektir. Evet, gerçekten, her iki biçimde de iş görür – şeyleri yaşamınıza getirirsiniz, ama şimdi başka boyutlara da gitmeye başlayabilirsiniz. Bunu gerçekleştirdiğinizde, topraklanmayı asla unutmayın. Bedeninizi asla geride bırakmayın. Astral yansımayı gerçekleştirmeye çalışmayın. Siz bir mermi değilsiniz. Bu, insan bedeni içinde tümüyle topraklanmış halde Şimdi anında olmak ve bir yandan da enerjilerinizi genişletip başka boyutlara açılmakla ilgilidir.

Bir an için bize hayal gücü enerjileriyle katılın – evet, bu arada bunu doğru yapıyorsunuz. Bir sonraki – sizin deyiminizle – boyuta geçelim....ama biz bu adı (boyut) sevmiyoruz. Burada bir an için dördüncüye gidelim. Bazılarınız şimdiden bunun çok ötesindedir ama, Dünya enerjinize en yakın olan dördüncüye gidelim.

O ilginç bir – sizin deyiminizle – boyuttur. Biz ona enerji bölgesi deriz. Orası bedensiz varlıkların, fiziksel bedeni terk etmiş olup da daha tümüyle bizim tarafa geçmemiş, dünyaya bağlı ruhların takılma eğilimi gösterdiği yerdir. Onlar bu boyuta takılırlar. Burası birçoğunuzun – nasıl desek – kaçmak için hayalinizde gittiğiniz yerdir. Bu, Dünya enerjilerini çok bilen bir enerjidir, ancak fiziksel bir biçime sahip değildir.

Bu, sizinle oldukça sık buluştuğumuz bir enerjidir. Çoğu kez çok yakına gelmek bizim için çok zordur, bu yüzden de sizinle dördüncüde buluşuruz. Bununla ilgili bir şarkı yazmalıyız – "Dördüncüde Buluşalım".

Bir an için hissedin. Burada hayal gücünüzün özgürlüğüne izin verin, lütfen. Hayal gücünüze özgürlüğünü verin. Bir süre bırakın uçup gitsin. Biz sizin yanınızdayız. Korkulacak hiçbir şey yok. Bırakın bir an için uçup gitsin. O harika bir enerjidir.

Evet, gerçekten de, arada bir, burada oldukça şeytani enerjilerle karşılaşırsınız, ama onlar size hiçbir şey yapamazlar. Aslında hiçbir zaman da yapamadılar.

Ama imgeleyin...evet, sadece imgelemek için kendinize yeterince güvenebilir misiniz? Buradan, diğer boyutların çoğuna gidebilirsiniz. Ve tekrarlıyoruz, lütfen şu boyutlara sayısal ya da doğrusal bir sırada bakmayın. Bunu yaparsanız boyutlar-arası yolculukta sıkışıp kalırsınız. Boyutlar birbirini keser ve üstüste biner. Bir hiyerarşi yoktur. Onlar sadece enerjisel farklılıklara, aralarında çok alışılmadık farklara sahiptir. Hayal gücüyle oraya uçup gidebilirsiniz.

Şimdi, bunu neden yapmak isteyesiniz alan üyeleri? Nedenlerden biri, perde denen şu şeyin salıverilmesine yardımcı olmak içindir. İki tarafa da yolculuk etmeye başladığınızda – boyutlar-arası içeri ve dışarı – bu, perdenin salıverilmesini sağlayacaktır. Bu – nasıl desek – hayal gücünüzün bilenmesinde size yardımcı olur. Bazen oynamak için hayal gücünüzle bu diğer boyutlara çıkıp gelmek daha kolaydır. Ve aynı zamanda, sürekli olarak birlikte çalıştığınız varlıklardan bazılarıyla da burada karşılaşırsınız. Ve bakın...burada zihninizden çıkmak....ve kendinizi açmak....kendinizi özgür kılmak...hayal gücünüze kanatlar takmak kolaylaşacaktır. Yani, burada oynamak uygundur.

Biz size şu anda, daha önce yolculuk ettiğiniz ve maceralara atıldığınız alanların dışına çıkacağınız zaman, size eşlik etmesi için Myriam enerjilerini çağırmanızı öneriyoruz.

Bakın bu...seçtiğiniz şeyi sonradan yaşamınıza – KENDİ YAŞAMINIZA – geri getirmekle de ilgilidir. Siz de Tanrı'sınız. Siz, Tanrı suretinde yaratıldınız. Siz, imgeleyebilen, ve tezahür ettirebilen ve bunu maddeye getirebilen bir Tanrı'sınız.

Böylece sevgili dostlar, eğer seçiminiz bu yöndeyse, bir an durup, hayal gücü denen ve yaşamı seçmek konusunu konuşmadan gündeme getiremediğimiz güçlü bir araç olan bu Yeni Enerji alanının açılmasına izin verelim. Biz birlikte bazı yeni yerlere gideceğiz, Dünya üzerinde yeni bir yaşama biçimi edineceğiz.

Metatron şu anda içeriye dalıyor ve soruyor, "Bu Yeni yerlere bizimle birlikte gitmeye hazır mısınız? En çılgın hayallerinizin ötesine geçmeye hazır mısınız alan üyeleri?"

Böylece biz hayalinizde hepinize konuşmak üzere geleceğiz, gerçekten. "Bu sadece hayal gücümdü" diyerek bizden ya da kendinizden kuşkulanmayın. Biz geleceğiz. Size konuşacağız. Cauldre(Medyum) bizimle bu yoldan konuşuyor. Biz sizinle konuşacağız.

Eğer zihniniz araya girerse, derin bir nefes alın. Onu eski görevlerinden ve sarayı korumaktan kurtarın. Bu Eski Enerji'ydi. Siz şimdi güvenli bir alandasınız. Biz gelip size konuşacağız. Eğer isterseniz, birlikte yolculuk da yapacağız. Hayal gücünüzün uçmasına izin verin.

Hayal gücü ile hayalperestlik arasındaki fark nedir? Fazla bir fark yoktur! Hiç de fazla bir fark yoktur! Hayalperest dediğiniz insanlar, yüksek bir hayal gücüne sahiptir. Bu, uygun olanı, uyanı, seçtiğiniz şeyi yaşamınıza geri getirmekle ilgilidir.... anlıyor musunuz.

Böylece, keşfe çıkıp da bu hayal alemlerine geldiğinizde, derin bir nefes alın ve kendinize sorun, şu anda yaşamınız için uygun olan nedir. Size uygun olan nedir? Neyi geri getirmeyi seçiyorsunuz? Nasıl yaşamayı seçiyorsunuz? Yaşamı nasıl kucaklamayı seçiyorsunuz? İşte bu yüzden geçen ay bunlardan söz etmek zorunda kaldık. Ne tür bir denge istiyorsunuz? Ne tür bir öğretmen olacaksınız? Ve bugün ne öğreteceksiniz? Hayal gücüyle hayalperestlik arasındaki fark budur – sizin için ne kadar uygun olduğudur.

Gerçekten de, birçok parçaya bölünmüş olanlar, sadece büyük hayalcilerdir. Onlar kendileriyle harika bir oyun oynuyorlar. Kendi yaşamlarıyla ilgili, varsayılan gerçekliğe uymayan hayal ürünü öyküler yaratanlar – sizin hayalperest dedikleriniz – onlar gerçekten sadece hayal kuruyorlar.

Ama onlar dengesiz bir bakış açısından hayal kuruyorlar. Sıradan hayatlarına tahammül edemiyorlar, onun için de hayal alemlerine gidiyorlar. Ve orada yaşıyorlar. Ama yaptıkları şey, gerçekte kim olduklarını reddetmekti. Çok fazla şeyi halının altına süpürdüler, çok fazla şeyi kendilerinden sakladılar.

Bu yüzden toplantının başında "Kendinizin her bir parçasını açın ve bırakın rüzgar esip geçsin" dedik....anlıyor musunuz. Bırakın güneş ışığı girsin ve rüzgar esip geçsin – bu da yazmak istediğimiz başka bir şarkıdır.

Hayal gücüyle hayalperestlik arasındaki fark budur.

Bakın...kendinize yeterince güvenmek zamanıdır....kendinizle ilgili herşeye güvenmek zamanıdır. Hayal gücünüzü bir kenara koydunuz, çünkü kendi yaratıcılığınızdan korktunuz. En büyük korku ve en büyük armağan, hayal gücü denen bu şeydir.

Geçmiş zamanlarda onunla neler yapılabileceğini gördünüz. Ama o zamandan beri çok şey öğrendiniz. Onu açmak zamanıdır. Hayal gücünü Yeni bir alandan...Yeni bir Enerjide....güvenli bir enerjide...ve yaşamı kucaklayan bir enerjide açmak zamanıdır.

Sizi o kadar candan seviyoruz ki, ve sizinle hergün hayal gücünde çalışacağız. Orada bize katılın, ve yalnız olmayacaksınız.

Ve öyledir!

--0-- Celse sonrası gelen bilgi

Hayal gücü sizi özgür kılar. Yaşamınızda size yepyeni bir özgürlük sunar. İmgelediğiniz herşeyi, oynamak istediğiniz herşeyi ille de insan realitenize geri getirmek istemeyeceksiniz. Bazen sadece kendinizi açıp oynamak isteyeceksiniz. Bazen de, insan deneyiminizde arzuladığınız ve gereksinim duyduğunuz tüm araçları kullanmak isteyebileceksiniz. Ama imgeleme sizi gerçekten özgür kılar.

Dünya üzerindeki son yaşamımı hapiste geçirirken, imgelemenin değerini, istediğim her an hapishane duvarlarının dışına çıkma özgürlüğünü anlamamı sağlayan Başmelek Mikail'di. Bu, duvarların içindeki realite kadar gerçekti, hatta daha da gerçekti. Bu bana yaşamın değerini yeni bir biçimde görmemi, ve realite doğasının yeni bir anlayışını edinmemi sağladı.

Zihin hayal gücünü, Dünya üzerindeki birçok yaşam boyunca tutsak aldı. Ve şimdi, onu özgürleştirmek zamanıdır. Zihni suçlayamazsınız alan üyeleri, çünkü bunu yapma hakkını ona siz verdiniz. Siz izin verdiniz onun imgelemeyi tutsak etmesine....onu kapana kısmasına...onu hapsetmesine....hayal gücünün kanatlarını bağlamasına.

Oo, gerçekten, gerçekten de meleklerin kanatları kesinlikle hayal gücüdür. Kanatların, zihnin kontrolü, yargısı olmadan yeniden uçmasını sağlamak zamanıdır. Zihin için bunun hiçbir mahsuru yoktur. Daha önce de söylediğimiz gibi, ona çok yüklenildi, fazla iş yüklendi, fazla çalıştırıldı. Siz bu yüzden yorgun ve bitkinsiniz.

Her zaman sahip olmuş olduğunuz bu armağana – hayal gücüne – kanatlar takmanın zamanı gelmiştir. Oynayın onunla. Onun gerçekte nereye kadar gidebileceğini keşfedin. Realitenize neleri geri getirebileceğinizi, ve hayal gücünüze nasıl yaşam soluyabileceğinizi keşfedin. Eğer tüm bunları zihninizin kontrol etmeye çalıştığını görürseniz, ki göreceksiniz, sadece nefes alın ve tüm varlığınıza şimdi yaşamı ve özgürlüğü seçtiğinizin güvencesini yeniden verin.

Böylece, biz şimdiden sizin kendinizi enerjisel olarak açtığınızı, ve bazı tökezlemeleri de izliyoruz. Ama usta olacaksınız. İmgeleme denen bu şeyle çalışmada uzman olacaksınız.

Ve bununla çalışırken, diğer insanların kendi dünyalarında nasıl tutsak olduğunu görmek sizi şaşırtacaktır. Siz bu şeyi paylaşmak isteyeceksiniz. Kanatlarını açıp nasıl uçabileceklerini, realitelerini, bu ister bu üçüncü boyuttaki realite olsun, ister bir başka boyuttaki, seçimleri doğrultusunda yaratabileceklerini onlara göstermek isteyeceksiniz.

Evet sevgili öğretmenler, gerçek çalışmanız işte burada başlıyor. Bugün sizinle birlikte yeni bir kapı açtık. Bildiğiniz gibi, onun açılması, çiçek açması biraz zaman alacaktır. Biraz uygulama, biraz deney yapmanızı gerektirecektir. Birkaç kez yanlış bir köşeyi dönerseniz, kaygılanmayın. Siz kendi-kendini-uyumlayabilen, kendi-kendini-dengeleyebilen ruhsal bir insansınız. Kendinizi uygun yola geri getireceksinizdir. Bazı yanlışlar yapmaktan korkmayın, çünkü gerçekte yanlış yoktur. Sadece farklı yönleri araştırmak vardır.

Hayal gücü ruhun özgürlüğüdür. İnsanlık tarafından yüzyıllardır susturulmuştu. Hükümetleriniz, öğretmenler, kiliseler tarafından susturulmuştu...çünkü insan imgelediği zaman, gerçekten özgürlüğüne kavuşur. İnsanlar imgelediği zaman, her şeyi yaratabilirler. Ve bu da birçok liderin gündemi değildi. Onlar kontrol etmek istiyordu. Onlar herşeyin zihinden gelmesini istiyordu, çünkü zihin kısıtlıdır. O kısıtlı bir potansiyeldir. Ama bugün biz – siz – özgürlüğü seçiyoruz.


yazdır