--0-- Enerjilerin Salınması
Son toplantımızdan bu yana enerji değişti. Siz değiştiniz. Ah....devam etmek hep biraz enerji gerektiriyor, çünkü biz gerçekten sizinle sadece oturmayı, sizinle olmayı ve paylaşmayı seviyoruz.
Burada artık çok daha az ıstırap olduğunu hissetmeyi seviyoruz. Değişiyor Alan üyeleri. Değişiyor. Size şunu söyleyebiliriz – biz....Cauldre(Medyumdan)'dan düşünceler geliyor....bizden onay istiyor. Ama size şunu söyleyebiliriz – en zor zamanlar arkanızda kaldı. Gerçekten öyle. Biz bunu enerjisel olarak siz bireylerin içinde görebiliyoruz. Biz bunu Alan üyelerinin enerjisi olarak görebiliyoruz.
Biz "ruhun karanlık gecesi"nden geçip, öbür taraftan çıktık. Siz Kılıçlar Köprüsü'nü geçtiniz – ki bu, karmanızın salıverilmesidir, Eski inançlarınızın salıverilmesidir, sınırlarınızın salıverilmesidir. Ve siz o Kılıçlar Köprüsü'nün öbür tarafına yeni ve farklı biçimde geldiniz.
Evet, gerçekten de, Eski Enerjinin kalıntıları hâlâ vardır. Bu bir geceden ötekine olmaz. Tüm bu işlemin çok, çok yaşam alacağını düşünüyorduk. Ama siz onunla çalıştınız ve – nasıl desek – bir anlamda çarpışa çarpışa yol aldınız. Sonra da kendi içinizde ya da dışınızda artık savaş olmaması gerektiğini farkettiniz. Ona tüm tutkunuzu verdiniz. Ona tüm enerjinizi verdiniz. Ve sonra kendinizle savaşmaya son verme zamanı olduğunu, mücadeleye son verme zamanı, ıstırap çekmeye son verme zamanı ve bu Şimdi anında olmak zamanı olduğunu farkettiniz.
Bugün, David enerjisini taşıyan sunucunuzun (David McMaster'den söz ediyor) kullandığı sözcüğü seviyoruz. O bunun "şimdiki an" olduğunu söylüyor, ve o bir armağandır. O bir armağandır. O size gelir. An, bir armağandır, her an.
Siz dualitik bir enerjideki beklentilerinizi salmayı öğrendiniz. Gerçekten kim olduğunuzu olabilmek için, olduğunuzu sandığınız herşeyi bırakmak çok zordu. Onun için biz en zor bölümün atlatıldığını söylüyoruz. Mücadeleler ve meydan okumalar olmaya devam edecektir, çünkü siz bir dualite dünyasında yaşıyorsunuz.
Eğer şimdi bizim tarafa gelseydiniz, bu şeylerle yüzleşmek zorunda kalmayacaktınız. Sürekli oturmak üzere Yeni Dünya'ya gitseydiniz – ve burada bulunan herkes buna hak kazanmıştır – dualitede yaşamanın mücadelelerine sahip olmayacaktınız. Ama siz burada kalmayı seçiyorsunuz, onun için de yaşamınızda meydana gelen o basit, sinirlendiren şeyler olacaktır.
--0-- Ben kimim hizmetim neye niçin buradayım sorularına verilen cevaplar
Tüm bu Dünya'ya gelme yolculuğunun bir amacı ve anlamı vardır. Bunun bir nedeni vardır. Ve bu, yaşama enerji vermektir, onu maddede tezahür ettirmek ve ona yaşam vermektir.
Sevgili dostlar, Yuva'yı terk ettiğinizde, bir gün tahtın mirasına konacağınızı bildiğiniz için onu terk ettiniz. Bu size Kral ve Kraliçe tarafından verildi. Tanrı – Tüm Var Olan – size şöyle dedi, "Bir gün tahtı miras alacaksın." Böylece, Yuva dışında bulunmanın nasıl bir şey olduğunu....bir tahta sahip olmamanın nasıl bir şey olduğunu....sadece ölümlü, sadece sınırlı bir varlık olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek için Yuva'yı terk ettiniz.
Böylece bir gün tahtta oturduğunuz zaman – yani bir Yaratıcı, haklarına sahip tam bir Yaratıcı olduğunuzda – bir deneyim ve bilgelik noktasından iş görmek için kendinize bu deneyimi verdiniz. Siz kendi yaşamınızda bu deneyimlere sahip olmuş olacaktınız. Düşüşleri ve yükselmeleri bilecektiniz....çünkü tam bir anlayışa sahip olmadan tahtı nasıl miras alabilecektiniz ki? Bu yüzden kendinize bu muazzam yolculuğu verdiniz. Kendinize tüm bu deneyimleri verdiniz, böylece bir gün tam, tam bir Yaratıcı, haklarına sahip bilinçli bir Yaratıcı olduğunuzda, tüm bağlantıları anlayacaksınız.
İnsanca bir benzetme kullanacak olursak, bu, ailenizin, ana/babanızın bir iş imparatorluğuna sahip olması gibidir. Ve siz de onların tek çocuğusunuzdur. Ve size derler ki, "Bir gün bu şirket – bu şirketlerin tümü ve bu muazzam servet – senin olacak." Bir süreliğine aileyi terk etmenin, sahip oldukları bu iş imparatorluğunun rahatlığını terk etmenin önemli olduğunu bilecek bilgeliğe sahipsinizdir. Bu, dışarısının nasıl olduğunu keşfedebilmek, sonra da onların tümünü bırakabilmek ve haklarına sahip bir Tanrı olduğunuz farkındalığına gelebilmek için böyle olmuştur. Ve bu, bir gün – bu benzetmeye göre – aile servetini, aile imparatorluğunu bir gün miras aldığınızda, bu imparatorluğun dışında olmanın nasıl bir şey olduğunu bilebilmek için böyle olmuştur. Kendi yeteneklerinizi anladığınız noktaya geldiğinizi bilmiş olacaktınız, yani sadece başkasından bir şirket devralmamış olacaktınız. Kendi bilgeliğinizi geliştirdiğinizi bilmiş olacaktınız. İşte Yuva'yı bu yüzden terk ettiniz.
Bir gün tahtı miras alacaksınız. Haklarına sahip bir Yaratan olacaksınız sevgili alan üyeleri.
Bir an için durun ve bakın....çok kısa sürede ne kadar yol aldığınızı bir an için hissedin. Siz şu anda bir ay öncesine göre farklısınız. Ve kesinlikle bir yıl öncesine göre farklısınız. Dört yıl önce birlikte başladığımızda size farklı konuşmak zorundaydık.
Bazen bu işlemin yavaş ve sıkıcı olduğunu düşündüğünüzü biliyoruz. Ve bunu anlayabiliyoruz. Ama bir an için durun. Şu anda kim olduğunuzu hissedin. İçinizde neler öğrendiğinizi hissedin. Dışarısıyla kaygılanmayın şu anda, ama şimdi kim olduğunuzu hissedin – dört yıl ya da on yıl öncesine kıyasla, şimdi sahip olduğunuz gerçeği ve derinliği hissedin. Siz farklı bir enerjisiniz. Tümüyle farklı bir bilince sahipsiniz.
Gerçekten de, bunların tümünün çok hızlı gitmesini istediğiniz için, zaman zaman zor olmuştur. Bazen aklınızı kaçırdığınızı sandınız. Ve bir anlamda, kaçırdınız da. "Zihin" denen şu şeyden uzaklaşmaya başladınız. Şimdi farklısınız.
Bu zevk için kendinize izin verin. Arada bir arkanıza yaslanın ve şimdi kim olduğunuzu hissedin. Nereden geldiğinizi hissedin. Bazen bir yolculuk sırasında, gerçekten ne kadar mesafe katettiğinizi görebilmek için geriye bakmak gerekir. Sadece önünüzdeki yolu görürseniz, fazla bir ilerleme kaydetmiş gibi olmazsınız. Ama bir an için durup da geriye bakarsanız, gerçekten ne kadar yol aldığınızı görürsünüz.
--0-- Günün konuğu, her düşünülen realite değildir her realite hakikat değildir her hakikatte müteal değildir
Böylece biz sık sık insan biçiminde olmuş olan ya da şu anda olan konuklar getiriyoruz. Diğer konuklarımız arketipsel enerjilerdi, yani – nasıl desek – belirli bir insan ya da hatta belirli bir meleksi varlık olmayan enerjilerdi. Onlar arketipseldir – başmelek Mikail....Cebrail...Rafail...getirdiklerimizin birçoğu...Metatron.
Bunlar arketipsel enerjilerdir. Onlar kendi kimliklerine sahiptir. Kendi enerji türüne sahiptir. Ama arketipseldirler. Onlar, sizin için çalışmak üzere buradadır. Sizin türlü yanlarınızı, veçhelerinizi temsil ederler. Onlar, kendiniz için yarattığınız ve çağırabileceğiniz destek sistemlerini temsil ederler. Onlar – nasıl desek – kanatları olan insana benzer bir görünümde değildir, ama gereksinim duyduğunuzda size öyle görünebilirler.
Bugünkü konuğumuz – genelde alışık olduğunuz gibi – ne arketipseldir, ne de bu konuk daha önce bir insan biçimi edinmiştir. Bugünkü konuğumuz Myriam ile birlikte geliyor. Ve bu konuk biraz farklıdır. O, Gerçeğin enerjisidir. Gerçeğin enerjisi içeri giriyor. Gerçek olan kimse yoktur....yani enerjiyi tanımlamaya çalıştınızsa...zihniniz onu anlamaya, bilmeye çalıştıysa ve bu enerjiyi – nasıl desek – nereye oturtacağını bilemediyse....onu sizden sakındıysa...bu, Gerçeğin enerjisi sürekli değiştiği ve geliştiği içindir. Bir anlamda herşeyin ve herhangi bir şeyin Gerçek olduğunu söyleyebilirsiniz, ama yaşamınızda onun açığa çıkan daha büyük boyutları ve veçheleri vardır.
Gerçeğin enerjisinin şimdi gelme nedeni, önünüzde durandan...maddesel biçimde olandan....matematikle niceliği belirlenebilenden...-nasıl desek – bir bilgisayarla işlemden geçebilenden çok daha büyük bir Gerçeğin olduğunu anlamak için, bilincinizin açılmasını ve genişlemesini talep edecek yerlere gitmemizden kaynaklanıyor. Biz çok daha büyük bir Gerçeklik alanına gidiyoruz, ama o sınırlı değildir. Sınırlı değildir.
O her zaman değişmektedir. Yani, biz bu Yeni Gerçeğin enerjisini şimdi buraya getirirken, bilin ki değişecektir. Bir yıl sonra farklı olacaktır, hatta altı ay sonra bile farklı olacaktır.
Ama yepYeni bir Gerçeğe kendini açmak, onu yaşamınıza sokmak zamanıdır. O, SİZİN Gerçeklik enerjinizdir. O, gelmek için bekleyen....doğru yerde olduğunuzu hissetmenizi bekleyen.... Yeni Gerçeği getirebilecek kadar Eski inançları bıraktığınızı hissetmenizi bekleyen bir potansiyeldir. O sizin bir parçanızdır. Aynı zamanda her şeyin de parçasıdır.
Burada biraz – nasıl desek – belirsiz konuştuğumuzu biliyoruz, ama Yeni Gerçeğin....genişlemiş bir Gerçeğin...ve büyüyen bir Gerçeğin enerjisini solumanızı ve hissetmenizi rica ediyoruz.
Gerçek, saf haliyle, doğru olan değildir. TEK yol olduğunu iddia etmez. Şimdiki anın yolu olduğunu söyler.
Gerçek, sabit durmaz. Her zaman hareket halindedir.
Gerçek, onu yaşamınıza getirdiğinizde, açıklığa, berraklığa sahiptir. Yaşamınızın O anında açıklığa sahiptir, ve siz şeyleri Yeni ve farklı bir biçimde anlarsınız.
Bakın.....Gerçek, dengelidir.
Gerçek, mükemmel oturan bir elbise gibi size uyar. Ama bildiğiniz gibi, yeni bir elbise takımı bile sonunda eskir. Yıpranır. Ya fazla küçük, ya da fazla büyük gelmeye başlar. İplikler atmaya başlar. Modası geçer....değil mi.
Gerçek değişir. Modası geçer. Bu dizinin başında ve bir önceki dizinin başında size söyledik; bugün sözünü ettiğimiz şeyler bile....bir yıl sonra bu söylediklerimizle çelişiyormuş gibi görünebiliriz, çünkü Gerçek hep değişmektedir.
--0-- Beşeriyetin Korkuları ve Gerçeğin sahiplenilmeyeceği gerçeği
Ah....insanlar çoğu kez yaşamlarındaki değişimden korkarlar. Kendi dertleri içinde (ıstırapları, acıları içinde) çok rahat olabilirler, çünkü onu anlıyorlar. Onunla başa çıkabiliyorlar. Bazen mutsuz bir ilişkide kalmak daha kolaydır, çünkü bir sonraki anda ne olacağını bilirsiniz. Sizi mutsuz, perişan edecektir, ama ne olacağını bileceksinizdir. (yoğun kahkahalar)
O ilişkinin dışına çıktığınız zaman, ne olacağını bilmiyorsunuzdur. Kiranın ödenip ödenemeyeceğini bilmiyorsunuzdur. Yaşamınızın geri kalanında yalnızlık çekip çekmeyeceğinizi bilmiyorsunuzdur. Size neler olacağını bilmiyorsunuzdur...değil mi. Bu yüzden insanlar değişime direnmek eğilimi gösterirler.
Şimdi gelen bu Gerçeğin enerjisi, siz olan bu enerji.....yarattığınız bir potansiyel olan bu enerji şimdi geliyor. O, esneklik istiyor. O, ifade etme ve değişme ve büyüme yeteneğini istiyor. Gittiğimiz yer orasıdır alan üyeleri – bazı Yeni yerler...bazı Yeni boyutlar...bazı Yeni anlayış biçimleri...ve kesinlikle Yeni bir yaşama biçimi.
Bu sizi bazen – nasıl desek – korkutabilir. Bazen bir nefes almak – nasıl desek – bir tatil yapmak gereksinimi duyabilirsiniz. Bir süre durmak gereksiniminde olabilirsiniz, sadece yaşantınıza giren Yeni şeyleri içselleştirmek için. Bu harika bir şeydir!
Sadece anımsayın sevgili alan üyeleri , Gerçeğe tutunmaya çalışmayın, sizin bir parçanız olmasına, büyümesine ve akmasına izin verin. Gerçekle ilgili doğrucu olmaya çalışmayın. Onu başkalarına yamamaya kalkmayın. Onu sahiplenmeye çalışmayın.
Bakın...şu anda kiliseler, dinler, dünyanın başlıca dinleri, Gerçeği sahiplenmek çabasındadır. Onlar, "TEK yol budur" demeye çalışıyor. O, 2000 yıl öncesinin, ya da 4000 yıl öncesinin yoluydu. Bu, onun bugünün de yolu olduğu anlamına gelmez. Şu ara o kadar çok dert, ıstırap, acı var ki, Dünya üzerinde öylesine açmazlar var ki, bunlar bir Gerçeğe tutunmaya ...onu sahiplenmeye....onu parçalara ve kırıntılara bölmeye...kontrol edip sahiplenmeye çalışanların neden olduğu şeylerdir.
Yaşantınızda öğreneceğiniz Gerçek, sahiplenilmek için değildir....sadece olmak içindir....solunmak....yaşam...ve özgürlük verilmek içindir.
Böylece biz bu tümüyle Yeni Enerji Gerçeğini buraya getiriyoruz. Bazılarınız, "Yeni Gerçek, Eski'nin üzerine mi kurulu?" diye soruyor. Bu ilginç bir sorudur.
"Ben neden buradayım?" Erkeklerin ve kadınların aklından geçen harika sorular!
Evet, gerçekten de, Yeni Gerçek, Eski'nin üzerine kurulmuştur, ama tekrarlıyoruz, o doğrusal (lineer) değildir. O, – nasıl desek – geçmişte öğrendiğiniz şeylerle kısıtlı değildir. Önceden öğrendiğiniz herşeyin özü, eskiden kucakladığınız Gerçek, bu Yeni Gerçeğin bir parçasıdır. Ama bu Yeni Gerçek onun ötesine geçer...çok ötesine geçer. Daha önce bildiklerinizle sınırlı değildir.
Bir anlamda biz size hep diyoruz ki, "Gelecek, şifalanmış geçmiştir." Gerçek, geçmiş üzerine kurulmuştur...ama şifa bulmuştur...dengelenmiştir. Böylece o şimdi tümüyle Yeni yönlere akabilir. Daha önce bildiklerinizle sınırlı değildir.
--0-- Tobias İsrail Gezisi ile ilgili düşüncelerini paylaşıyor Beşeriyetin bilinci değişiyor
Tobias (Tou-Bay-as olarak telaffuz eder)....Tobias (bu kez Tu-bi-as olarak telaffuz eder)...ya da Tobit olarak ...beni hangi adla çağırıyorsanız.... yaşadığım yaşamı da içeren çok, birçok yaşam sürdürdüğüm topraklara geçenlerde geri dönmek, Ben, Tobias için bir onur ve mutluluktu. Bu, anıları tazelemek için gitmenin ötesinde bir şeydi.
Ben gerçekten hissettim – birlikte çevrede dolanırken – yürümüş olduğum yerleri hissettim. Cauldre(Medyum) ve ben çok şey konuştuk. Daha önceki yerler...bir anlamda aynı görünüyordu. Ve bir anlamda da, hiç de aynı görünmüyordu. Enerjide kesin bir değişiklik var. Manzara biraz farklı. Benim zamanıma göre daha fazla yeşillik var. Daha fazla ağaç ve çiçek var. Enerji farklı. Ağır. Bir bakıma oraya geri dönmek, çağlar boyu süregelen çekişmeleri, mücadeleleri hissetmek, neredeyse acı vericiydi.
İsrail ülkesinde yaşayan ve çok uzun zamandır, çok, çok uzun zamandır size hizmet amacıyla, insanlığa hizmet amacıyla bir enerjiyi orada tuttuğunu bilen alan üyeleri ile birlikte olmak zordu. Onlar doğru zamanı bekleyerek bir enerjiyi tuttular. Onların yorgun olduğunu biliyoruz. Ama yine de, o yerde enerjiyi tutarken, yüreklerinde çok sevgi var, Ruh'a ve Tüm Var Olan'a hizmet sevinci var. Birçoğu ile İsrail zamanımda birlikte yürüdüm. Ve onlar hâlâ oradalar. Ve ben buradayım.
Hava hâlâ aynıydı. Bir tatlılık var. Havada güzel bir koku var. Bu sadece oksijen değil. Oranın havasında, koklayabildiğiniz bir enerji var. Ve benim özlemini çektiğim budur.
Cauldre'nin(Medyum) de değindiği gibi, oraya geri gitmek, onunla benim aramda yapılmış bir anlaşmaydı – kontrat değil – bir anlaşma. Bakın....bakın...Cauldre(Medyum) – ki o zamanlar benim oğlum olarak, küçük Tobias olarak tanınırdı – o ve ben, doğru zamanda tüm alan üyeleri ile birlikte, hepinizle birlikte bir şey gerçekleştirmek için o topraklara geri gideceğimize dair bir anlaşma yapmıştık.
Oraya geri gidecek ve bir enerjinin, diğerleri için ulaşılır olacak bir potansiyelin ekilmesini sağlayacaktık. Bir kez daha alan üyeleri ile toplanmak için geri gidecektik. Bazı kutsal noktalara, kutsal yerlerin bazılarına geri gidecektik. O topraklarda bulunan....gerçekten topraklarda bulunan bir enerjiyi – aslında iki enerjiyi – salıvermek için geri gidecektik.
Yerkürenin ilk yapılandığı zamanlarda, sizler fiziksel bedenlere sahip olmadan çok önce, birçoğunuz buraya melek olarak gelip Dünya'ya bir enerji ektiniz. Yerküre bunu sizin adınıza tuttu. Gaia bunu sizin adınıza tuttu. İsrail olarak bildiğiniz bu yerde, – nasıl desek – Galilee "Gölü"nün (Tobias'ın Galilee Denizini tanımlamak için Cauldre'nin(Medyum) sözlerini kullanması gülüşmelere yol açar) çok yakınlarında, toprağa bir enerji yerleştirilmişti. Ve bu birleşen tanrısallığın enerjisiydi, insanla Tanrı'nın birleşmesi. Bakın...o oraya yerleştirilen bir potansiyeldi. Doğru zamanda ortaya çıkacaktı.
O, Dünya'yı insan olarak arşınlayan, maddesel biçimde tezahür etmiş Tanrı enerjisiydi. O, artık ikisi arasında bir ayrılığın olmadığı enerjiydi. O oraya çok uzun zaman önce yerleştirilmişti ve ortaya çıkmak için doğru zamanı bekledi. İbrahim'in o bölgeye çekilmesi, Canaan (Key-nen olarak telaffuz eder), Canaan (şimdi de Kann-en (Kenan Diyarı) olarak telaffuz eder)....olarak bilinen topraklara çekilmesi...oraya yerleşmesi....bin yıldan fazla bir zamandır başka grupların oraya gelmesi şaşılacak bir şey midir?
Batı dünyasının kiliseleri tam da o noktadan yayıldı. Oradan başladılar. Yeshua orada yürüdü. İbrahim'den gelen dinlerin Mekkesi olarak dini liderlerin tümü orada bulundu – tam o noktada.
Oo, toprağın kendisi....dünyada daha güzel, çok daha güzel yerler var. Ama bu İsrail toprakları, Tanrı'nın Dünya üzerinde yürüyebildiği zamanların, "Sen de Tanrı'sın" zamanlarının enerjisini tuttu.
Bu arada birçok din bu enerjiyi hissedip onu sahiplenmeye, kendilerine ait kılmaya çalıştı. Birçoğu orada kamp kurdu. Onlar her yönüyle kendi enerji tutucularını oraya yerleştirdi. Oo gerçekten, hatta metafiziksel, hatta Yeni Çağ enerji tutucularını. Ama farklı enerji tutucular vardır. Eski yolu asla bırakmak istemeyen, onun üzerinde bir kapak tutmak isteyen, hiç çıkmaması için, onu aşağıya bastırmak için kapaklara tırnak geçirmek isteyen enerji tutucuları vardır. Ve bu enerjilerin doğru zamanda ortaya çıkabilmesi için orada bulunup da, alan üyeleri gibi sadece bir dengeyi tutan, dualitede bir dengeyi tutan enerji tutucular vardır.
Böylece biz, bu yerle çok bir olmuş Eski Enerjileri salabilmek için, ve bu enerjilerin seçimi buysa, özgürlüklerine kavuşmalarını sağlayabilmek için, çok da uzun olmayan bir süre önce alan üyeleri ile – enerjisel olarak bize katılan birçoğunuz ile birlikte – oraya gittik. Biz aynı zamanda – bir anlamda bir anahtarla – bu tanrısal insanın yepYeni Enerjisi'nin şimdi akmasına izin vermek amacıyla bir kapıyı açmak için, bir anlamda, tüm insanlık tarafından kullanılabilmesi için Gaia'nın bu enerjileri salıvermesini istemek için gittik.
Siz alan üyeleri, epey bir zamandır bu enerjilerle bağlantı kuruyordunuz. Siz, kutsal topraklarda tutulmuş olan o enerjilerle bağlantı kuruyordunuz. Ama şimdi bunların salınmasına, açılmasına, dünyanın her yanında daha bir ulaşılır olmasına, onları kullanmak isteyen herkes için daha kolay tezahür etmesine yardımcı oluyorsunuz.
Biz, onu kucaklamak isteyenler için, gelecekte onu kucaklamayı seçecekler için oraya Yeni bir Enerji yerleştirmek için o topraklara gittik, orayı yeniden ziyaret ettik. Bakın...biz oraya Yeni bir Tanrı'nın enerjisini yerleştirmek için gittik.
Eski Tanrı'yı bırakmak zamanıdır. Eski Tanrı, sevgili dostlar, çok sıkı tutunmakta...kontrol etmek isteyen insanlar....korkan insanlar...Yeni bir Gerçek olduğunu anlamayan insanlar tarafından orada tutulmaktadır. Böylece biz, Dünya için Yeni bir Tanrı zamanının geldiğini, kendi enerjisel biçimimizle ilan etmek için oraya gittik. Bakın...Tanrı sadece insan bilincinin bir yansımasıdır – hepsi budur.
Atlantis günlerinde Tanrı kavramını anlamadığımızı bile, farkediyor musunuz? Bizim bir Tanrı'mız yoktu. Biri bize gelip de Tanrı hakkında konuşsaydı, neden söz ettiğine dair hiçbir fikrimiz olmazdı. Biz yaşamın kaynağını, tüm yaşamı tutuşturan yakıtı bulmaya çalışıyorduk. Ama Tanrı kavramını anlamıyorduk.
Atlantis'te yaşam kaynağını, yaşamın yakıtını bulmak amacıyla insan bedeninin içine baktık. Neden? Neden – onu alabilmek için. Onu bir başkasının bedeninden çıkartıp kendimizinkine yerleştirebiliyorduk. Ama bu spiritüel bir şey değildi. Bu çok bilimsel bir şeydi. Onu beden içinde keşfetmede başarısızlığa uğradığımızda, o zaman yıldızlarda, orada bir yerlerde olmalı diye düşünmeye başladık. Onu kendi içimize getirmenin yollarını bulmaya çalıştık.
Sizin bildiğiniz biçimiyle din – bildiğiniz Tanrı anlayışı – gerçekten sadece 6000 yıl kadar eskidir. Başlarda, Tanrı bilinci insanlara gelmeye başladığında, birçok tanrı vardı. Yağmur tanrıları...toprak tanrıları...güneş tanrıları...ay tanrıları...herşeyin tanrısı vardı. Kuş tanrıları vardı. Maymun tanrıları vardı....düşünebileceğiniz her türden tanrı vardı. Onların sayısını ve türünü bellemek epey kafayı karıştırdı. (bazı gülüşmeler) Sonra da hangi tanrının daha güçlü...daha büyük olduğu soruları çıktı ortaya. Ve sonra da, insan aklında yaratılan, tanrılar arası savaşlar oldu.
İbrahim'in zamanına kadar – nasıl desek – Tanrı İbrahim'e konuşup da "Sadece Ben varım...tek bir Tanrı...hepsi bu. Çok tanrıya sahip olmamız gerekmiyor. Bir tane var" diyene kadar. Aslında İbrahim'e konuşan, Tanrı'nın içimizde olduğunu anlama zamanının geldiğini söyleyen....Tanrı'da bir birliğin söz konusu olduğunu....kontrol amacıyla birbiriyle savaşan, çatışan ayrı tanrıların olmadığını söyleyen, insanlık bilinciydi. Bakın....bu o zamanki insanlık bilinciydi. Bilincin anlayabildiği bu kadardı.
Böylece Tanrı İbrahim'e geldi ve "Ben varım. Bir tane var" dedi. Ve bilinç onu kucakladı. İnsanlık onu kucakladı. Bu bir kez daha "Hapiru ailesi" dediğimiz, Yahudi olan insanları biraraya getirdi. Onlar, daha insanlar Dünya'ya gelmeden çok önce bu kavramın, bu anlayışın üzerinde çalışmıştı. Böylece onlar biraraya geldiler, ve o zaman tek bir Tanrı oldu. Çok tanrılar yok olmuş görünüyordu. Onlar bir oldu.
Ama sonra insanlar onu kontrol edip kendi Tanrı'ları, kendi yolları haline sokmaya çalıştılar. Tanrı bir adam haline geldi...beyaz bir adam...sakallı. Ve o yaşlıydı, ve kötü bir huyu vardı (kahkahalar)...."Seni seviyorum. Seni çok seviyorum" derken, bir sonraki an "Sonsuza dek cehenneme gideceksin" diyordu. Bu ne biçim bir Tanrıdır? Bu, sözde tüm kuralları Musa'ya veren bir Tanrı'ydı. Musa'ya kurallar ya da emirler verilmedi. Onlar Ruh'un sözleri, vaadleriydi. Ama bu tümüyle ayrı bir konudur.
İnsanların, Tanrı'nın içimizde olduğunu anlamasına yardımcı olmak için Yeshua Dünya'ya geldi. O tektir. O çoktur. Ama o içerden başlar. İbrahim'den ve tüm soylardan ve o yörenin tüm enerjilerinden birçok din çıktı – Hıristiyanlık dini...Musevi dini...Müslümanlar....ve daha birçokları – ve tümü de Tanrı'yla ilgili gerçeğe sahip olduğunu söyledi...tümü de, eğer bu gerçeği izlemezsen, tanrının seni korkunç bir yere göndereceğini söyledi.
Bakın....Tanrı'yı insan yarattı. İnsanlık bilinci Tanrı'dır. Bunun değişme zamanı gelmiştir. Yepyeni bir Gerçeklik düzeyine geçmek zamanıdır alan üyeleri. Bazıları bunu küfür, günah sayabilir. Bazıları buna Şeytan diyebilir. Bazıları korkabilir, çünkü bu, Eski biçimlere tutunmamız gerektiği, insanların içine çok derin kazınmıştır – bu Tanrı enerjisi derin, çok derinlere kazılıdır. Biz Tanrı'yı tatmin etmeliydik. Biz Tanrı'ya tapmalıydık.
Şimdi, alan üyeleri, o kadar bilgeliğe sahipsiniz. Tanrı neden tapınılmaya gereksinim duysun ki? Kendini onurlandırmak, kendini sevmek, kendine şefkat duymak...ah, budur Yeni Tanrı bilinci.
O bölgeye geri gitmek zamanıydı alan üyeleri. Sizinle enerjisel olarak oraya geri gitmek, basit bir yolculuktan öte bir şeydi. Çoğunuz Yeshua zamanında, hatta Musa zamanında ve İbrahim zamanında orada bulundunuz. Siz takip ettiniz....aslında siz tüm bu şeyin başını çektiniz. Çoğunuz kilisenin erken dönemlerinde Peter ile birlikte orada bulundunuz. Birçoğunuz dünyanın her yanında kiliselerin başlamasına yardımcı oldunuz.
Bazılarınız geçmişte başlattığınız şeyden sıkılıp yepyeni bir kilise, yepyeni bir yol başlattınız. Ama bunlar da Eski Enerji'yi, Eski Tanrı bilincini temel almıştı – Tanrı erildir...Tanrı cezalandırır....Tanrı ayrıdır...görüyor musunuz...her zaman ayrıdır...oralarda bir yerde cennetlerde yaşar, ama burada, Dünya'da tezahür etmez.
Alan üyeleri BİZİM birlikte yaptığımız yolculuk, BİZİM birlikte yaptığımız anlaşma – Ben, Tobias ile, başmeleklerle, sizinle – oraya geri gidip Eski Tanrı anlayışını ve Eski Tanrı bilincini salıvermekti, onu salmaktı. O BİLİNÇ zamanını doldurmuştur. O BİLİNÇ şimdi salınmak zorundadır....bunu gerçekleştirmeyi seçenler için.
Her birinizle oraya geri gitmek zamanıydı, ama Yeni bir Tanrı Enerjisiyle, tüm insanlığın içindeki Yeni bir Tanrı bilinciyle. Ve birlikte gerçekleştirdiğimiz budur. Hepimiz oraya geri döndük. Hepimiz buna katıldık.
Dünya için Yeni bir Tanrı (anlayışının) zamanıdır – Şefkat duyan bir Tanrı....Dünya'da yaşayan bir Tanrı...artık ayrı olmayan bir Tanrı....sevinci seven bir Tanrı....yaratmayı ve ifade etmeyi seven bir Tanrı....imgeleme, hayal gücü olan bir Tanrı. Bazılarınız şimdi soruyor....kafanızı kaşıyıp "Ama Tanrı bireysel mi? Bir yerlerde, belki de başka boyutların cennetlerinde tekil bir Tanrı mı var?" diyorsunuz.
Bu, yanıtlaması çok zor bir sorudur. Bu tıpkı "Biz neden buradayım?" sorusu gibi bir şeydir. (kahkahalar) Evet gerçekten, bir – nasıl desek – Ruh'un tekil bir enerjisi vardır. Ve siz onunla her an bağlantı kuruyorsunuz. Ama o uzak ve ayrı tutulmuştu. O sizin bir parçanızdır.
O ipleri çeken ve sizi bir kukla gibi oynatan bir Tanrı değildir. Kuralları olan bir Tanrı değildir...kural yoktur. Kuralsız yaşayabilir misiniz alan üyeleri? Dünyanız onlarla dolu. İnsanların onlara aşırı gereksinimi var görünüyor. Sürekli daha fazla kurallar koyuyorlar.
Biz bu tarafta, yaratılan yeni kurallara ve yeni kanunlara hayret ediyoruz. Neden? Oo, siz diyorsunuz ki, "İnsanları kontrol etmek zorundayız." Birini kontrol etmeye çalıştığında, sorun oluşmaya başlıyor. İnsanlar isyan ediyor. Siz isyan ettiniz alan üyeleri...her biriniz. Size kurallar konduğunda, isyan ettiniz.
Gerçekten de bir Tanrı vardır, ama dün hayal edebileceğiniz türden değil – göklerdeki adam değil...Eski Enerji değil....kesinlikle yargılayıcı değil....kesinlikle kuralsız. O zaman diyorsunuz ki, "Peki, eğer kurallar yoksa, sadece şu "sevilesi" şeyse herşey, Tanrı nasıl elle tutulur olur? Herşeyi kim kontrol ediyor?"
Dünya'da anlayabileceğiniz herşeyi aşan bir enerji vardır, – bizim tarafta sizin Gerçek diyeceğiniz – Gerçeğin enerjisi vardır. Bir an için onu hissedin. O kanunlarla ilgili değildir. O Gerçekle ilgilidir. Onun birçok düzeyi vardır. O kontrol hakkında değildir, çünkü gelişen (tekamül eden) bir Gerçek varsa, kontrole gereksinim yoktur. Sadece Gerçek sınırlı olduğunda ve baskı altında tutulduğunda kontrole gerek vardır.
Bizim tarafta ve sizinkinde, bir enerji vardır. O, Yeni Tanrı'dır....Yeni bir bilinçtir....yeni bir Gerçek'tir....herşeyin – nasıl desek – bir akışta olduğu...herşeyin kendi tarzında dengede olduğu....herşeyin ifade bulmak istediği. Ama o, büyük bir koltukta oturan sakallı adam değildir, Eski Tanrı DEĞİLDİR.
Böylece alan üyeleri, biz oraya Eski Enerjiyi salmak için geri gittik. Yaşamı kucaklamak isteyen, zorunlu tutulduğu, tabi kılındığı Tanrı'dansa, farklı bir Tanrı'yı kucaklamak isteyen milyonlarca insan var şu anda dünyada. Bu insanlar, bu dinlerin onlar için artık anlamı kalmadığını, bu dinlerin, Tanrı'ya sahip çıkmak adına, Tanrı'nın sunacağı iyilikler adına birbiriyle savaştığını, varlıklarının bazı düzeylerinde anlıyorlar. Onlar ilerlemek zamanı olduğunu anlıyorlar ama nereye gideceklerini bilemiyorlar.
Böylece alan üyeleri, biz birlikte, Yeni bir Tanrı için kutsal topraklara bir enerji potansiyeli yerleştirdik....bu oldukça inanılmaz geliyor kulağa! Ve öyleydi...öyleydi gerçekten! Biz bunu sessizce gerçekleştirdik. Biz bunu, hâlâ tutundukları inançlara tutunanlara saygı duyarak gerçekleştirdik. Ama biz arayanlar için....Yeni bir Gerçeği arayanlar için....Ruh'un varlığını içlerinde hissetmedikleri için yaşamlarında kendini yalnız hissedenler için....süslü konuşmalardan ve dogmalardan tatmin olmayanlar için...ilerlemek zamanı olduğunu bilenler için bir potansiyel yerleştirdik oraya.
Orada toplanan alan üyelerine dediğimiz gibi, o topraklardaki, o anayurttaki enerjiler şimdi kızışacaktır. Biz burada herhangi bir kehanette bulunmayacağız. Biz, enerjilerin muazzam hızlandığını söylemekten başka, tam olarak nelerin olacağını söylemeyeceğiz. Şimdi artık insanın ne seçtiğine bağlıdır. Anlaşmazlık, mücadele mi seçiyorlar, yoksa çözüm mü?
Biz şu anda kendi bakış açımızdan sevgili dostlar, – nasıl desek – orada çok şeylerin olabileceğini görüyoruz. Bunlar hızlı bir biçimde olacaktır. Dünyanın dikkatinin, dünyanın bilincinin, oraya odaklanmasına neden olacaktır.
Ve dünyanın bilinci İsrail topraklarına odaklandığında, o zaman dünyanın her yanındaki insanların, özellikle de İsrail'de olanların yüreğinden bir şey çıkacaktır. Bu öyle bir şefkatin ve sevginin akmasına neden olacaktır ki, insanlık bilinci bir kez daha değişecektir... herkes bir kez daha Yeni bir anlayışa, Yeni bir bilgeliğe geçecektir....belki de savaşlarla öğrenmek zorunda kalmayacağınız bir gün...artık hastalıklarla öğrenmek zorunda kalmayacağınız bir gün gelecektir...belki de Dünya üzerinde karma ya da günahın olmadığı bir gün gelecektir.
Böylece, gerçekleştirdiğiniz olağanüstü bir çalışmaydı alan üyeleri. İsrail topraklarında bulunanların gerçekleştirdiği çalışma, yaşamlar boyu gerçekleştirdikleri, enerjiyi orada tutma çalışması, olağanüstü bir çalışmaydı. Ve biz – oradayken – onlara söyledik, artık o toprakları bırakabilirler. Salabilirler. Artık o enerjinin tutucuları olmak zorunda değiller.
Şimdi, enerjiler hareket halinde. Akıyorlar. Onlar orada kalmayı seçebilir. Ya da herhangi bir yere gitmeyi seçebilir. Özgürler.
Böylece biz hep birlikte yaptığımız bir anlaşmayı yerine getirdik. Ve şimdi Yeni bir düzeye geçmek zamanıdır. Şimdi, şeyleri biraz hızlandırmak zamanıdır.
--0-- Gecenin konusu imgeleme
Ve şimdi imgelemeyle ilgili konuşalım.....o ne güzel bir şeydir. İmgeleme, Yeni Enerji'deki temel enerjilerden biridir. Siz onu düzenli olarak Yeni Dünya'da kullanıyorsunuz. Yeni Dünya, sizin hayal gücünüzle yaratılıyor. Ama şimdi güzel olan şu ki, siz insan biçiminde, madde içinde olmanın deneyimine artık sahipsiniz. Onun için de şimdi o enerjileri imgeleme yoluyla Yeni Dünya'ya getirebilirsiniz.
Daha önce de söylediğimiz gibi, Yeni Dünya'da olabilir ve seks ya da sevişmek gibi şeyler yapmak istediğinizde fiziksel bir beden tezahür ettirebilirsiniz. Onu deneyimlemek için fiziksel bir bedene sahip olmanın daha güzel bir yolu olabilir mi! Güzel bir yemeğin zevkine varmak istediğinizde, Yeni Dünya'da bir insan bedeni yaratabilirsiniz. Egzersiz yapıp da bedeni en mükemmel haliyle hissetmek istemez misiniz? Ama insan bedenine sahip olmayı seçmediğiniz zaman, onu bırakabilirsiniz. Ve o zaman sadece enerji, ya da ruh olursunuz.
Ama siz Yeni Dünya'yı, tüm bu enerjileri hayalinizde birleştirerek yaratıyorsunuz. İmgelemeyi burada, Dünya'da da kullanmaya başlayabilirsiniz.
Bu çok basit işlem hakkında konuşalım. Tekrarlıyoruz, imgeleme beyinden gelmez. Bedenin belirli bir yerinden gelmez. İnsanların "İmgelemenin tümü sol ayak başparmağınızdadır" diye yazmasını, söylemesini istemiyoruz. :) İnsanlarda bunu yapmak eğilimi var. İmgeleme, enerjinizin doğuştan var olan (tanrı vergisi) parçasıdır, ama çok uzun zamandır kapatılmış bir parçadır.
İmgeleme bir bakıma rüya haliniz gibidir; ancak rüya haliniz çok eteriktir, – nasıl desek – zaman zaman çok değişken olma eğilimine sahiptir. Ama burada yaptığımız açıklamaların hatırı için, imgelemenizi bir rüya hali olarak düşünün. Biz ona mantık yüklemeye çalışmıyoruz. Siz bir insan bedeni içinde tümüyle Şimdi anında mevcutken rüya görüyorsunuzdur. Ama kendinize tüm potansiyellerin rüyasını görmeye – imgelemeye, hayalini kurmaya, vizyonunu görmeye – izin veriyorsunuzdur. Yani bir anlamda imgeleme enerjinizin gidip potansiyellerle oynadığını söyleyebilirsiniz. Ama onları tanımlamaya ve sınırlamaya çalışmıyordur.
Örneğin yapmak istediğiniz belli bir işin potansiyeline sahipsiniz, birçok potansiyeline – şimdiki işinizde kalmak potansiyeline....işsiz olmak potansiyeline...kendi işini yaratmak potansiyeline....bir enerji işçisi olmak potansiyeline...kitap ya da müzik yazmak potansiyeline....tüm bu türlü türlü şeylere, tıpkı bir rüya gibi. Gidin ve bunlardan istediğiniz kadarıyla oynayın. Enerjiyi hissedin.
Kitap yazmanın nasıl bir şey olduğu enerjisiyle, rüyasıyla ya da hayaliyle çıkıp oynayın. Onu tanımlamaya kalkmayın. İçsel deneyimlerinizi başkalarıyla sözler vasıtasıyla paylaşmanın nasıl bir şey olduğunu hissedin. Kendinizi kağıtta ifade etmenin nasıl bir şey olduğunu hissedin. Başka bir çift gözün sizin sözlerinizi okumasının ve enerjinizi hissetmesinin nasıl bir şey olduğunu hissedin. Hayal gücünüzün buraya kadar gelip bağlanmasına izin verin. Yazdığınız o kitap vasıtasıyla insanların sizinle bağ kurmasının nasıl bir şey olduğunu hissedin. Hayal edin. Onun vizyonunu görün ve hissedin.
Şimdi bir de başka bir potansiyele geçin, işsiz olma potansiyeline. İşinizi sevmiyorsunuz. Ayrılmak istiyorsunuz. Gitmek zamanı olduğunu biliyorsunuz. Onun için imgeleme yoluyla kovulduğunuz potansiyelini oluşturuyorsunuz. Oo evet, bir an için hissedin. Belki de sevmediğiniz bir işten kurtulmanın nasıl bir şey olduğunu hissedin. Bir işinizin, hiçbir şeyin olmamasının, sabahları kalkmak için bir hiçbir nedenin olmamasının nasıl bir şey olduğunu hissedin. Kendiniz için zamana sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hissedin. Şimdi sadece kendinizle başbaşa olmanın nasıl bir şey olduğunu hissedin.
Şimdi, burada ne olduğunu gördünüz....insan zihniniz bu şeylere atlıyor. "Peki ama benim nasıl param olacak? Faturaları nasıl ödeyeceğim? Başka bir iş nasıl bulacağım? Ruh, Ruh, yapmamı istediğin nedir?" Biz sizin hayal etmenizi istiyoruz, gerçekten.
Bir Eski Enerji işini bırakmanın nasıl bir şey olduğunu hissedin. Bu bir anlamda, Yeni'sinin gelmesine izin vermek için bir boşluk yaratır. Özellikleri burada tanımlama çabasına girmek zorunda değilsiniz. Biz sizden enerjiyi hissetmenizi istiyoruz. Hayal etmek budur. Hayal etmek budur.
Burada başka bir potansiyele geçin, kendi işinizi yaratmaya. Ve zihin anında devreye girip "Ama ben kendi işimi yürütmekle ilgili hiçbir şey bilmiyorum ki" der. "Vergi beyannemelerini nasıl doldururum? Yapmam gereken nedir?" Bakın...anında kendinizi sınırladınız.
Kendi işinizi kurmayı hayal etmek için kendinize izin verin şimdi. Ah....bunun hayalini daha önce kurmuştunuz, değil mi? Ve sonra bunun yürüyebileceğini düşünmediniz...yürüyeceğini DÜŞÜNÜN. Bu hayalin peşinden gidip onu tamamlamak için kendinize izin vermediniz.
Onu hayal ediyor olmanız, onu seçmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Siz sadece potansiyelleri araştırıyorsunuzdur. İmgelemenin işbaşında olması budur...potansiyelleri araştırmak.
Bir noktada, bir potansiyeli seçerseniz. Dersiniz ki, "Oo, bu işsiz olma potansiyelini sevdim. Bu bana bir süre iyi gelecek. Sevdim bunu – geç saatlere kadar uyumayı, kendi kendimle zaman geçirmeyi. Kim olduğumdan fazla ayrı kalmıştım." Böylece sevgili dostlar, o noktada onu hayal ettiniz ve bir seçim yaptınız.
Burada yine alan üyelerinin zorlandığı başka bir nokta var. Onlar seçim yapmak istemiyor. Onlar, başka birisi ya da başka bir şey tarafından bu seçimin onlar adına yapılmasını istiyorlar.
Ne yapmanız gerektiğiyle ilgili rehberlerinizin size ne söylediğini merak ettiğiniz zamanları anımsayın. Onlar hiçbir zaman size ne yapmanız gerektiğini söylemediler! Onu siz yarattınız. Rehberler sizin için bir enerji tutmak, denegeyi tutmak için oradaydılar. Ne yapacağınızı asla söylemediler.
Çok alan üyesi bir seçim yapmaktan korkuyor. Ruh'un onlar için bir gündeme sahip olduğunu, zaten planlanmış bir şeyin, bir hedefin olduğunu düşünüyorlar. Hayır alan üyeleri, bu size kalmış bir şeydir. Nasıl bir seçim yapıyorsunuz? Yaşamı nasıl kucaklamak isterdiniz?
Bir süre işsizliği kucaklayın. Burada komik bir şey olur, ona enerjinizi katarsınız. Onu kucaklarsınız. Onu getirirsiniz. Şirketin size hiç olacağını düşünmediğiniz bir ‘işten ayrılma tazminatı' verdiğini görürsünüz. O işverenin, dünyanın birçok ülkesinde ayağı vardır. Belki de dostlarınız, tüm enerjinizi almayan, – nasıl desek – enerjinizi zorlamayan, sadece haftanın bir ya da iki günü çalışacağınız, ve kendinizin, kim olduğunuzun daha çok tadına varacağınız işler teklif edecektir...görüyor musunuz.
Bir potansiyeli seçip de kucakladığınızda, onun gerisindeki daha büyük, daha muhteşem potansiyel açılmaya başlar. Genelde, gidip de bir potansiyeli hissettiğinizde, onu kuşatan herşeyi farketmezsiniz. Potansiyellerin içinde potansiyeller vardır.
Böylece şimdi, işsizlik denen şu şeyi kucaklıyor ve seçiyorsunuz. "Bu Eski işi bırakmak zamanı. İşsizliği seçeyim" diyorsunuz. Ve şimdi bunu sadece nefesinizle içinize çekiyorsunuz.
Onu nefesle içine çekmek ne anlama gelir? İşsizliği nefesinle nasıl içine çekersin ki? Gerçekleştirdiğiniz şey şudur, seçtiğiniz potansiyeli alır, onun şimdi insan realitesine, Şimdi anına gelmesini sağlarsınız. Onu uzak bir yerlerde, bir hayal aleminde tutmazsınız. Onu şimdi (realitenize) getirirsiniz. Nefesten daha kolay ya da daha etkili bir yol yoktur. Seçtiğiniz potansiyeli nefesinizle içinize çekin.
Aman aman...burada korkunuzun devreye girdiğini hissediyoruz (bazı gülüşmeler). "Belki de yanlış seçim yaptım. Ne yaptığımı biliyor muyum?" Biz bir dakikaya kadar bununla ilgili konuşacağız.
Şimdi, bir şeye açıklık getirmek zorundayız. Cauldre bize bağırıyor. Tüm alan üyelerinin yarın işsiz olmasını istemiyor....istemiyoruz. (yoğun kahkahalar) Bu sadece bir örnektir. Sadece bir örnek. Biz "Peki tamam, işimi bıraktım. Şimdi ne olacak?" (yoğun kahkahalar) diyen e-postalar istemiyoruz ve Cauldre de bunları istemiyor. Bu bir örnektir.
Böylece, onu realitenize solursunuz. Eğer zihninizin devreye girip de mücadele ettiğini, hesaplayıp anlamaya çalıştığını görürseniz, bırakın gitsin, salıverin. Bu, zihnin işe karışacağı bir zaman ya da yer değildir.
Siz bir enerji solursunuz, tıpkı mecazi olarak Ruh'un size yaşam üflemesi gibi. Siz şimdi yaşam solursunuz. Ve onu kendi realitenize getirirsiniz.
Ve şimdi, onu nefesinizle içinize çektiğinize göre – bir potansiyeli seçtiniz, onu nefesinizle içinize çektiniz – onun eterik kapıdan geçip kendi insan realitenize gelmesine izin vermiş olursunuz. Açın kapıyı. Geçidi açın. Onu nefesinizle içinize çekin.
Peki şimdi ne yaparsınız? Ona özgürlüğünü verirsiniz. Onu kontrol etmeye çalışmazsınız. Ona özgürlük verirsiniz. Sizin realitenizde onun en yüksek Gerçeklik düzeyini bulmasına izin verirsiniz. Zihin onu kontrol ederse, en yüksek Gerçeklik düzeyini bulmak için özgür olamaz. Böylece onu nefesinizle içinize çekip, özgür kılarsınız. Ona kendi yaşamını verirsiniz.
Ve şimdi de bir Yaratıcı olarak – siz, bir Yaratıcı olarak – onun yaşamınızda nasıl açılıp geliştiğini izlersiniz. Onu kontrol etmeye ya da tanımlamaya çalışmazsınız. Bu, bir Gerçeği ve yaratımı sınırlamaktır. Onun açılımını izlersiniz. Güvenli bir enerjide olduğunuzdan, bunu korkusuzca gerçekleştirebilirsiniz. Güvenli bir enerjide olduğunuzdan – kendi yaşamınızdaki dualizmi salıverdiğiniz için – Eski insan zihniyle hayalini bile kuramayacağınız kutsal yollardan onun açılmasını izlersiniz. Ama şimdi, Yeni Enerji imgelemesinde, onun akmasına izin verebilirsiniz.
Sizin "eşzamanlılık" dediğiniz tüm bu şeyler burada olmaya başlar. Tüm parçalar birleşmeye başlar. Yaşamınızda akış meydana gelir. O size gelir...herşey. Şimdi anının armağanı size gelir. Bu, daha önce yaşadığınız tarzdan ve diğer insanların şu anda yaşadığından çok farklıdır.
Bu biraz çalışma gerektirecektir. Hadi buna çalışma demeyelim. Bu biraz enerjiyi kullanmayı, enerjiyi uygulamayı gerektirecektir. Onu karmaşık hale soktuğunuzda – ve ritüeller ve teknikler ve yöntemler kullandığınızda – gittiğini, yok olduğunu göreceksiniz. Siz onu en basit halde tuttuğunuzda ancak, gerçek özgürlüğüne sahip olabilecektir. O, realitenizde en yüksek Gerçeğe sahip olabilir. Bu O KADAR basit ki alan üyeleri!
Geçen gece Cauldre ile çalışıyorduk. Bize şu imgeleme enerjisi hakkında konuşuyordu. Biz ona, bunu basit tutmasını söyledik. Onu soluyun. Tanımlamayın. Bu, o büyük darbeyle ilgili dersti anımsayın. Onu tanımlamayın. Büyük darbelerle yaratın. Ona kendi yaşamını verin ve açılımını izleyin. Yaratının hayranlık uyandıran durumu budur.
Ruh sizi yarattığında, sizi bıraktı, salıverdi. O (çvr.: Tobias burada eril o "He" kullanıyor) size özgürlük verdi....o (şimdi de dişil o "she" kullanıyor) size özgürlük verdi. O (She) sizi o zamandan beri izliyor ve seviyor. O (He) size kurallar koymuyor. O (She) sizi cezalandırmıyor.
Kendi imgelemeniz ve kendi yaratınız için de aynısı geçerlidir. Şimdi belki de şöyle düşünüyorsunuz, "Bu garip. Onlar benim yaratılarım. Onlara ne yapacaklarını söyleyebilmeliyim." Bu Yeni Enerji'dir. Bu, onların açılımını izlemekle ilgilidir. Bir yaratının açılımını izlemekten daha güzel bir şey yoktur. Bir çocuk doğurmanın sevinciyle kıyaslandığında, onu bile gölgede bırakır. Siz bir şey doğuruyorsunuz. Onun açılmasını, gelişmesini izliyorsunuz. Yaratanın en büyük sevinci, enerjilerin kendilerini ifade etmesini izlemektir...görüyor musunuz...kontrol yok.
Ayrıntıları solumanız gerekmez. Özellikleri solumanız gerekmez. Onları zihninizde hesaplamak, bilmek zorunda değilsiniz.
Yine geçen gece Cauldre(Medyum) ile konuşurken – biz şimdi burada, deneyimi nasıl paylaşacağımız hakkında küçük bir tartışma yapıyoruz. Ama o bunu kendine saklamak istiyor.
Böylece biz ona şunu demeye çalışıyorduk, "Bunu basit tut. Ayrıntılara girme. Onlar kendi başının çaresine bakar. Basit tut. İmgelediğin enerjinin özünü nefesinle içine çek. Ama onu tanımlama."
Cauldre için inanılmaz bir deneyim gerçekleşti. Bu onun en çılgın inançlarının ötesinde bir şeydi. Eski Gerçeğin sınırlarını aşmıştı. Hayal edebileceği herşeyin ötesinde bir şeydi. O şimdi kendine verdi....bunu onun için biz gerçekleştirmedik .....biz ona sadece bunu basit tutmasını söyledik. İmgelemenin nasıl iş gördüğüne dair, herşeyin yaşamınıza nasıl aktığına dair yeni bir anlayışa sahip. Artık mücadele yok! Artık kontrol etmek yok! Artık sınırlamak yok!
Hayal gücünüzü ve yaratılarınızı ne sınırlar? Öncelikle ve herşeyden çok – Eski inanç sistemleri. İnanç sistemleri, imgeleme için hapisane hücresi gibidir. Onlar onu sınırlarlar. Geçenlerde İsrail'e yaptığımız yolculuğun nedenlerinden biri de, Eski inançları salıvermekti, Eski inanç hapisane hücresinin kapılarını açmaktı.
Alan üyeleri, siz Eski inançların başınızı nasıl derde soktuğunu keşfettiniz. Şu anda bile – söylemek zorundayız – hâlâ kısıtlanmış inançlara sahipsiniz. Siz hâlâ tam potansiyeli anlamıyorsunuz. Kendinizi bazen hâlâ sınırlı bir insan olarak görüyorsunuz, çünkü böyle yaşadınız, onun için de önünüzde bir tek bunu görebiliyorsunuz. İnanç sistemleri, imgelemenin hapisanesidir.
Şimdi, inançlar olmadığında kendinizi çıplak hissettiğinizi biliyoruz. "Eh, bir şeye de inanmam gerek." Neden? Neden? Aynı anda herşeye ve hiçbir şeye inanabilirsiniz.
İnanç sistemleri Yeni Enerji'de başınızı derde sokabilir. Gerçek, her an genişler. İnanç sistemlerinin çoğu içinizin çok derinlerine kazınmıştır....onları görmüyorsunuz bile....Tanrı hakkındaki inanç. Biz seminerlerimizde dünyanın her yanında alan üyeleri ile çalıştık. Alan üyelerinin nasıl bir şey söyleyip de, aslında başka bir şeye inanması ....hâlâ bir Eski inanç Tanrı'sına tutunması ilginçtir.
Parayla ilgili inanç sistemleri....alan üyelerinin başka bir can alıcı noktasıdır. Siz paranın kısıtlı olduğuna inanıyorsunuz. Onu kazanmak için çok çalışmanız gerektiğine inanıyorsunuz. Fazlasına değer olmadığınıza inanıyorsunuz. Cennete gitmenin yolu, ya paraya sahip olmamak, ya da size gelen akıştan yeterince almamak olduğuna inanıyor, akışın yönünü saptırıyorsunuz. Bazılarınızın bunu yaptığını görüyoruz. Siz tezahür ettiren mükemmel varlıklarsınız, ama akışı saptırıyorsunuz.
Bir başka Eski inanç sistemi.....biyolojinin bozulacağı inanç sistemi....şu kalıtımsal, biyolojik çizgiye sahip olduğunuz inancı. Bunların tümünü salıvermek zamanıdır.
Yaşamınızda ortaya çıktıkça, inanç sistemlerinize bir göz atın. Ve bu, gelecek 30 günlük sürede Myriam'ın sizinle çalışacağı şeylerden biridir – inanç sistemlerinizi gözünüze sokmak (bazı gülüşmeler), böylece onların sizi kısıtladığını görebilirsiniz. Burada fazla "off acıdı" olmayacaktır...daha çok "haa, anladım!" söz konusudur. Artık "off acıdı"lara ihtiyacınız yoktur. O inanç sistemini bırakın gitsin. (yoğun kahkahalar) Bu harika bir "haa, anladım" olacaktır. "Ben o Eski inanca tutunduğumu bile bilmiyordum."
Tekrarlıyoruz, tüm inanç sistemlerini bıraktığınızda, ilginç olacağını söylüyoruz. Bir süre kendinizi çıplak hissedebilirsiniz. Ama sonra, inanç sistemlerinin gerçekte nasıl Eski Gerçekler olduğunu, nasıl sahiplenmeye çalıştığınız, nasıl başkalarının sizin sahiplenmenizi istediği Gerçekler olduğunu farkedeceksiniz. Bunu bırakmak, salıvermek zamanıdır.
Eğer Eski inanç sistemlerini kucaklarsanız, biz bu çok-açık imgeleme çalışmasını gerçekleştiremeyiz. İnanç sistemleri onurlandırılır, ve her birinden öğrenilecek bir şey vardı. Ama onlar da gitmek zorundadır....sizden geçip gitmek zorundadırlar.
İmgelemeyi sınırlayan bir başka şey de, sahip olduğunuz, Yaratan olma korkusudur. Onun nasıl bir şey olduğunu....sahip olduğunuz bu korkuyu hepiniz biliyorsunuz. "Eğer ben haklarına sahip çıkan tam bir Yaratansam...aman Allah'ım, ya daha fazla savaşa neden olursam? Ya daha fazla insan öldürürsem?" alan üyeleri, siz bunun ötesine geçtiniz! Siz o dersi öğrendiniz. Şimdi de onun ötesine geçin.
Siz Yeni bir denge alanındasınız. Eğer bu sözleri duyabiliyorsanız, eğer titreşimimizi hissedebiliyorsanız, onun çok ötesine geçmişsiniz demektir. Yanlış bir şey yaratacağınız, dengede olmayan bir şey yaratacağınız kaygısını taşımanız gerekmiyor. Eğer tümüyle Şimdi anındaysanız, eğer şu anda enerjisel olarak bizimle birlikteyseniz, bu tür şeyler için kaygılanmanız gerekmiyor.
Daha önce sözünü ettiğimiz, yanlış kararla ilgili korku vardır. Gerçekten yanlış kararlar yoktur. Sadece şeyleri deneyimlemenin farklı yolları vardır. Eğer onlara doğru ya da yanlış olarak bakmaktan vaz geçerseniz – o dualiteyi salın gitsin – bu korku da gidecektir.
İmgelemeyi ve yaratıyı sınırlayan bir de toplu bilinç enerjisi vardır. Bir anlamda, onu o kadar kabullenmişsiniz ki – ya da kabullenmiştiniz ki – sizi geri çekiyor. Gerçi şimdi yaşamınızda başka şeyler var – yaratılar, imgelemeler – ama tüm çevrenizdeki dualitik enerji ve toplu bilinç yüzünden bunları tezahür ettirmek daha da meydan okuyucu olabilir.
Bazılarınız bu imgelemeyle uçmak, çok uzaklara yükselmek istiyor. Ve hayal kırıklığına uğruyorsunuz, çünkü bunu bu realiteye getirmek zordur. Gelecek tartışmalarda sizinle, hem bu realitede olup, hem de onun sınırlarından, kurallarından ve kanunlarından nasıl uzak olabileceğiniz hakkında çalışacağız. Ama şu anda, toplu bilinç ya da grup bilinci, ya da kendi ailenizin ya da dostlarınızın size yüklediği enerjiler yüzünden, diğerlerine göre tezahür ettirmesi daha zor olan belli imgelemeler vardır. Biz, içinizde ve dışınızda nelerin olduğunu nasıl farkedeceğiniz ve bu enerjileri nasıl salacağınız hakkında sizinle konuşacağız ve bunları yeniden gözden geçireceğiz.
Ve bir de sevgili dostlar, son toplantımızda da değindiğimiz gibi, imgeleme ve yaratıyı kendiniz için gerçekleştirmeniz çok önemlidir. Bunu diğer herkesler için yapmaya kalktığınızda hayal kırıklığına uğrayıp sinirlenir....başınızı derde sokarsınız. Bu öncelikle kendiniz içindir....herşey. Sözünü ettiğimiz herşeyle ilgili – önce kendi içinizde dengelenin. Dünya bunu hissedecektir, ve sonra belki o enerjiyi kendilerine çekeceklerdir.
Biz burada dünyayı kurtarmaya çalışmıyoruz. Dünyanın kurtarılmaya ihtiyacı yoktur. Bu arada bu Eski bir inanç sistemidir. Dünyanın kurtarılması gerektiği inancı – nasıl desek – toplu bilince dinler ve birçok gruplar tarafından yerleştirilmiştir. Dünya, nasılsa öyle harika ve iyidir. Dünya kendi deneyimini seçmektedir. Dünyayı kurtarmaya çalışmayı bırakalım.
Kendiniz için imgeleyin ve yaratın. Neler olacağıyla ilgili hiçbir kısıtlama getirmeyin. Bu konuda mantıklı, doğrusal düşünmeyin. Biz bazı yeni yerlere gideceğiz.
Böylece şimdi ile bir sonraki toplantımız arasındaki zamanda, potansiyellerin hayalini kurmak için kendinize izin verin. Seçim yapmak için kendinize izin verin. Onu kendi realitenize soluyun ve açılımını izleyin. Kendi içinizdeki ve tüm çevrenizdeki enerjilerin nasıl değişmeye başladığını izleyin. Yaşamın bazı şeyleriyle ilgili kendi hayal kırıklıklarınızın nasıl yok olduğunu izleyin. Herşeyin nasıl bir yumuşaklığa ve akışa sahip olduğunu izleyin. İnsan olarak dünya üzerinde yaşamanın o katı, acımasız enerjisinin nasıl gitmeye başladığını, yerine bir akışın....bir parlaklığın....bir yumuşaklığın...ve bir hayranlığın nasıl geldiğini izleyin.
Sevgili alan üyeleri, hepimizin birlikte bu noktaya gelmesi, anlaşmamızı yerine getirip kutsal topraklara geri gitmemiz, onu kucaklamayı seçenler için Yeni bir Tanrı enerjisini yerleştirmiş olmamız, bizi çok mutlu etti. Biz bu enerjiyi insanlara zorlamıyoruz. Biz onu sadece bir potansiyel olarak oraya yerleştiriyoruz. Dünya üzerinde Yeni bir Tanrı (anlayışının) şu anda zamanı gelmiştir, buna ihtiyaç vardır. Yepyeni bir Tanrı bilincinin zamanıdır, o Tanrı'yı kendine getirmek zamanıdır...artık ayrılık yok...artık kurallar yok...bu sadece yaşamakla ilgilidir...ve imgelemeyle ilgilidir....ve yaratmakla ilgilidir.
Böylece bir anlamda, birbirimizle bir enerjiyi sonlandırdığımızı söyleyebilirsiniz, ama sadece Yeni birini, Yeni bir Gerçeği, daha yüksek bir Gerçeği ve kesinlikle daha sevinç dolu bir Gerçeği kuşatan Yeni bir enerjiyi ele almak için. Bugünkü konuşmamın başında da söylediğim gibi, en zor bölüm geride kaldı. Biz şimdi birlikte uçacağız.
Ve öyledir!