--0-- Bir oturum esnasında gelip hissedilen enerjinin analitik olarak yorumlanmaması üzerine
Sevgili alan üyeleri, sizin alanınıza böyle gelirken, gerçekten biraz heyecanlanıyoruz, son haftalarda anlayışınızda meydana gelen yığınla değişiklikten geçip bugüne ulaşmanızdan biraz heyecan duyuyoruz. Bazılarınız dış olaylar nedeniyle çok meşguldü. Bazılarınız, yaşamınızda sizin dışınızdaki olaylara takıldınız...arkadaş ve akraba olayları....işteki olaylar....aklınız geçici olarak o kadar başka şeyle doluydu ki, son çalışmamızın enerjileri, içinizde bir yer bulabilsin.....aklın filtresi olmadan, ayarlama yapmadan, tüm bunların analizini yapmadan, özümsenip içselleştirilebilsin diye.
Bizim açımızdan, bunun çok fazla analizini yapmadığınıza memnunuz. Analize dalanlarınıza kibarca ve güzellikle rehberlik yapanlarınız oldu. Önce bir duygu, sonra biliş ve sonra da bilgelik gelir.
Karanlık hakkındaki bu her şey...analiz etmeye çalışırsanız, sevgili dostlar, çok şaşırtıcı bir labirentte ilginç bir oyun oynarsınız. Dışarı çıkmanın zor olduğunu görürsünüz. Tüm bu işlerde beyni kullanmamanın zor olduğunu biliyoruz. Küçük yaşlardan itibaren onu daima kullanmanız söylendi. Ve biz de gelip size dedik ki "Hayır, önce hisset, sonra düşün".
Aklın filtresini kullanmamak biraz ürkütücüdür. Ama sevgili dostlar, duyguların anlama ve kavrama yeteneği, aklın yapabileceği her hangi bir şeyin üstündedir. Tanrısallığınızın bazı şeyleri sınıflaması -güvenli alanda kalmanızı sağlamak ve size anlayış vermek için- aklın çok ötesine gider.
Ve daha önce sözettiğimiz gibi, aklınız, kendi hayatınızın hem yargıcı, hem de jürisi olma yükü ve görevinden, her kararı kendi alma zorunluluğundan azledilmek, istemektedir. Yaşamınızda aktif bir katılımcı olmak istemektedir. Ama değerleri belirlemek istemez. Yargıya varmak istemez. Dünyadaki varlığınızda beyin, esas amaca hizmet eder.
Ama şimdi, duyguların ortaya çıkmasına izin vermenin zamanıdır. Karanlığın bu tüm anlayışı, önce duygu olarak ortaya çıkar. Birçoğunuz, o sarmalayan sevgiyi hissetti. Şefkatin sarmalayan bilişini hissetti. Ah, ve akıl bir koşu gelip karanlığın analizini yapıyor. O analiz edilmek istemiyor.
O kabul edilmek istiyor. Yeniden bütüne katılmak istiyor. Şimdiye dek hissettiğiniz bu en büyük sevgi, geri gelip sizinle yaşamınızı paylaşmak istiyor. Siz kendi işinizi yaparken, kendisinin yaptığı şeyleri size göstermek istiyor. Siz kendi işinizi yaparken, etrafınızda olup bitenin farkında değilken, OH enerjisi, karanlığın taşıyıcısı, tanrısallığınız, yaptığını sizinle paylaşmak istiyor.....anlayın.
O, burada, Dünya'da çok şey yapmadı. Bildiğiniz fiziki evrenin her hangi bir yerinde yapmıyordu bunu. OH enerjisi, her zaman sizi kucaklıyordu. Sizin için başka deneyimler yaşıyordu, sizin için başka potansiyeller, şeyler...oo, benim sevgili, sevgili dostlarım, öyle şeyler ki, aklınızla hayal bile edemiyeceğiniz şeyler. Yalnızca ruhunuzla, tanrısallığınızla, sizin tüm ifadenizle hayal edilecek şeyler.
Tüm bu hayatlar boyu neyin olup bittiğini hayal edin, siz burada, Dünya'da yaşarken geçen hayatlarda, iki elli, iki ayaklı, gözlü, kulaklı bir erkek ya da dişi bedeninde tüm deneyimleri yaşarken, ikilemler içinde, en büyük gelişi ve en büyük deneyimleri yaşıyorsunuz. Şimdi burada bir dakika için durup, getirilebilecek tüm potansiyellerle oynarken ve onları sizin adınıza deneyimlerken.... tanrısallığınızın ne yaptığını hayal edin. O şimdi, bu hayatınızda o şeyleri sizinle paylaşmak istiyor.
Bu yüzden hayal gücünün altını çiziyoruz. Bu yüzden kalbinizi ve zihninizi açmanın zamanıdır dedik.....çünkü tanrısallık içeride bedenlendiğinde, OH enerjisinin ruhu, kabul edilip içeri alındığında, anlatılacak öyküler, paylaşılacak deneyimler çıkar. Kendi parçalarınızdan o kadar uzun bir süre ayrı tutuldunuz ki. Uzun, çok uzun bir süre aile ve arkadaşlarınızdan ayrı kalmaya benziyor bu. Onlarla tekrar biraraya geldiğinizde ne yaparsınız? Başınızdan geçenleri onlarla paylaşmak istersiniz. Heyecanı paylaşmak istersiniz. Enerjiyi paylaşmak istersiniz. İşte, tanrısallık, –karanlık tarafından gizlenen şey- şimdi, sizin yaşamınızda sizinle paylaşmak istiyor.
Yani, gelecek günlerde, çok büyük ölçüde bilgi, öykü, hem içinizde ama aynı zamanda dışınızda gibi de görünen duygu bombardımanı altında kalabilirsiniz. Sizin öykünüz ama deneyiminiz değil gibi gelecek. Kişisel gibi gelecek ama nereden geldiğini bilmeyeceksiniz. AH ve OH enerjisini, bu ikisinin nikah tazeleyişini kabul ettikçe bunlar içeri doluşacak. Bu güzel bir şeydir. Siz meşgul olduğunuzdan OH enerjisi de meşguldü. Anlatılacak öyküler var.
--0-- Kendi kendime verdiğim armağan
Altmış yıl önce tam bugün Başmelekler Düzeninin en büyük salonunda bir toplantı vardı. Ve bu büyük toplantıda, To-bi-wah Düzeni...Michael Düzeni....Sananda Düzeni....Raphael Düzeninin temsilcileri ve bugün toplanan tüm diğerleri de dahil, aile enerjilerinin temsilcileri bulunuyordu.Hepiniz bir biçimde oradaydınız. Bir kaçınız fizik bedende gerçekten genç yaşta dünyaya dönmüştü bile. Birçoğunuz ise yeniden enkarne olmamıştınız daha. Ve bu büyük toplantıya katıldınız, daha önce sözettiğimiz Ah-lah-oan, Allatone toplantısı. Yaratı demek olan, "Ben yaratırım, Benim" toplantısı. Allatone toplantısında, sevgili alan üyeleri, birlikteydik.
Ve bu, sizin büyük Dünya Savaşının sonları diyebileceğimiz zamandı. Savaşın ne yöne gideceğinin apaçık olduğu günlerdi, çünkü savaş, şu sizin 2. Dünya Savaşı, karar verme ve yeni bir yöne gitmenin zamanıydı. Ama 60 yıl önce bu tarihte, işin yönü, en azından bizim taraftan, belliydi. Oo, tabii ki değişebilirdi. Ama o noktada her şey öylesine açıktı ki Başmelekler Düzenindekiler, Dünya'da enkarne olmak ve zaten aşağıya inmiş olanlara katılmak için, yeni bir lejyona çağrıda bulundular.
Toplandık ve Yeni Dünya'dan sözettik. Eski Dünya'dan ve geçireceği değişimlerden söz ettik. Gelecek 60 yılda mahvoluş ve tükeniş potansiyellerinden söz ettik...ya da yeniden canlanma ve yenilenme, yeniden yükseliş ve yeniden belirlenmeden söz ettik. Bu büyük toplantı, alan üyeleri, sizin öne çıkıp dünyaya geri dönmeye hazır olduğunuzu söylediğiniz zamandı.
Bazılarınız, bir kaç yıl önce, bazı vakalarda da birkaç ay önce gitmiştiniz. Bazılarınız savaş sırasında dünyadan ayrılmış, çarpışmada öldürülmüş ve bizim tarafa dönmüştü. Bazılarınız bir kaç senedir bizim tarafta, bir kısmınız da asırlardır doğru zamanı bekleyerek bizim taraftaydınız. Dünya'da enkarne olmuş olanlar...toplantıda ruhsal olarak bizimleydi. Siz önce gitmiştiniz. Yardım etmeye –nasıl denir- diğerleri için yolu açmaya gitmiştiniz.
Böylece toplandık ve siz enkarne olma zamanının geldiğini bildiniz. Ve yapılabilecek her şeyden söz ettik. Bir tür –nasıl denir- büyük misyondan söz ettik. Dünyadaki büyük değişikliklerden söz ettik. Geri döndüğünüzde geçeceğiniz zorluk ve meydan okumalardan söz ettik. Hatırlamanın bütün bu kısmından söz ettik.
Resimdeki gülü –nasıl denir- sembolik olarak bulmaktan söz ettik. Tüm zorluk ve meydan okumalarıyla birlikte Dünya'daki hayatın resmi ve tüm hatırla-mamalardan söz ettik. Yolda, bir yerde siz bu gülü tekrar bulacaksınız. Yolda bir yerde daha önce söz ettiğimiz "gülün tohumu", tutku ve yenilenme ile temas kuracaksınız. Bu "gülün tohumu"nu bulmayı, hatırlayış ve uyanışı siz kendiniz planladınız.
Birçok meydan okumayla dolu, çok zorlu bir gençlik geçireceğiniz zor bir hayat süreci olacağını biliyordunuz. Birçoğunuz, -nasıl denir- fonksiyonsuz ailelerde, zor ailelerde doğmayı, siz kendiniz seçtiniz. Gerçekte bu tür ailelere gitme nedeni, kısmen.......karanlık ve aydınlığın nasıl işlediğini anlamak.........tüm bu oyunda nasıl kapana kısılacağınızı......içinizde dualitenin nasıl çarpışacağını kurgulamak...bunun nasıl acı ve ızdıraba neden olacağının, anlayışına varmaktı.
Bir bakıma, kendinize bir tür mancınık verdiniz, bir tür düzenek, böylece alan üyeleri işini yapmanızı, öğretmen olmanızı sağlayacak, insan formunda çok rahat kalmanızı engelleyecek bir tür tetik. Bu yüzden, bir çok vakada, zor hayatları seçtiniz. Ve bir çoğunuzun, tüm bunlara yardımcı olsun diye, terapiler gördüğünüzü, şifalar aldığını söylemeliyiz. Ve gerçekten de yardımcı oldular.
Ama sevgili dostlar, kendinize o gülü, hatırlayışı, zaten vermiştiniz. Şifalanmak ve yeniden gençleşmek için harcadığınız emek, bir harikaydı. Ama anlayın ki o armağanı zaten kendinize vermiştiniz. Kendinize herşeyin anlayış ve anımsanışı armağanını zaten vermiştiniz. Geriye kalan, yalnızca siz hazır olduğunuzda yeğlenecek bir zamanlama meseleseydi.
Bu yüzden sevgili dostlar, 60 yıl önce, her şeyi enine boyuna konuştuk. Tüm bu Allatone toplantısına kadar varacak büyük enerjileri genişlettik. Giderek AH ve OH'u biraraya getirileceğinin biliş kombinasyonudur bu. Şimdi ila sonra arasında olabilecek çok, pek çok şeyin bilişidir bu. Ama 60 yıl sonra, işte buradayız. Çok farklı bir dolu şey olabilirdi.
Ah, gerçekten, alan üyeleri olanlarınızın bir çoğu, yaşamlarının bir noktasında, yolculuğa devam etmeme kararı alabilirdi. Bazıları bizim tarafa geri döndü. Bazıları pes etti, tam anlamıyla değilse bile ilk grupta dönmek üzere beklemede. Yolculuk çok, çok zor ve çok fazla meydan okuyucuydu. Bu yüzden işi başkalarına, size bıraktılar. Bu yüzden, bizim tarafta, Baş Melekler Düzeninde hepimiz, bugünü kutlamaktayız. Yeni katlara gitmemize olanak veren....hayatın yepyeni bir bakışına sahip...niye burada olduğunu bilen....kendiniz hakkında bazı Eski öyküleri bırakmak için yaptıklarınız, bu bilgiyi ortaya çıkarabildiğimiz için – ve siz ortaya çıkabildiğiniz için- kutlama yapıyoruz.Biliyorsunuz, hepinizin bir öyküsü var. Bu bir illüzyon. Belli bir şekilde yetiştirildiğinizi sanıyorsunuz. Belli bir tür kişilik edindiğinizi sanıyorsunuz. Bunun bir illüzyon olduğunu söylemek için bugün buradayız. Bu bir üllüzyon, çok güçlü ve çok gerçek gibi duran bir illüzyon. Ama siz ona bağlı değilsiniz. Ona saplanıp kalmadınız. Kapana kısılmadınız.
--0-- Geçirdiğim haller
Geçen ayki çalışma ile, bu bilginin ortaya konulmasına verdiğiniz onay ile, öykünüzü bırakma fırsatı doğdu. Kim olduğunuzu hatırlama fırsatı sunuldu. Aynı zamanda siz demek olan OH enerjisinin, size geri dönüp kendiyle ilgili herşeyi sizinle paylaşma fırsatı. Gelecek günlerde, çok dikkatli ve güvenli bir seviyede OH enerjisi size katılırken, hepsi birden gelmeyecek. Sizi bunaltmak istemiyor. Varlığınıza güvenle, yavaşça, kibarca gelecek. Bedeninizde kendinizi tam hissedeceksiniz. Bazılarınız kilo aldığınızı düşüneceksiniz ama basküller alınan yeni kiloları göstermeyecek. Ama bedeninizde kendinizi tam hissedeceksiniz.
Ve bedeninizi, fizik bedeninizi tam hissettiğinizde, komik şeyler olur. Artık depo etmek istemez....aşırı miktarda besin tüketmek istemez. Ve gerçekten, bu kilo vermeniz için mükemmel bir enerji sağlar. Bedeniniz kendini, kendinizin her yönünü ortaya çıkardığınız için tam hisseder. Zihniniz kendini tam hissedecek. Evet, şimdi de tam hissediyor, biliyoruz. Ama yeni bir biçimde tam hissedecek, yanıtları kestirmeye çalışmak için ileri-geri sallanan biçimde değil. Ama barışcıl bir şekilde tam hissedecek. Yanıtlar orada. Belki herzaman bilincinizin tam ucunda değildi, ama derin bir nefes almakla tam duruma gelecek zihniniz. Cevaplar oradadır.
Ruhunuz.....aranızda kaçınız gerçekten onu hissetti? Bazen, evet...bazılarınız kırk yılda bir....genelde, çok nadir anlarda. Ama bazen, değişik diyebileceğiniz bir haldeyken. Ama kendi ruhunuz şimdi size geliyor. Ve kendini tam hissediyor. Herşeyi içine almış, her parçasını kabul etmiş gibi hissediyor. Yanıtları bulmak için, kayıp parçaları bulma gereği varmış gibi hissetmiyor kendini.
Şimdi sınırı, hattı, geçtiğimize göre yaşamınıza bir doluluk giriyor ve gerçekte kim olduğunuzun yeni bir anlayışına ulaşıyorsunuz. Tam şimdi burada oturup dinliyor, mesajı izliyor ya da okuyorken.....sevgili dostlar, kim olduğunuzu düşündüğünüz o Eski öyküyü terketmenin güvenli vakti ve güvenli fırsatı çıkmakta. Kötü çocukluk geçirmiş....kötü evlilikler yapmış...içki ya da uyuşturucuya saplanmış....hatta din ve spiritüaliteye bağımlı bir insanın Eski öyküsü. Kendi yaşamının kontrolünün elinde olmadığını düşündüğü o Eski hikaye ve özellikle mükemmelden aşağı bir şey olduğunu düşünen insanın o Eski öyküsü. Bu sizin öykünüzdü, alan üyeleri ve kendini mükemmelden aşağı gören insanlığın öyküsüydü. O öyküyü üstünüzde taşıdınız. Sonuna kadar oynadınız. Bu öyküden sıkılıp dışına çıkmak istediğiniz her sefer, geri çekildiniz, Eski öykü yüzünden çıpalar ayaklarınıza dolanmış gibi hissettiniz, o kötü çocukluk ve kötü evlilikler yüzünden. Bu kalıpta kapana kısılmış gibi hissettiniz.
Ve bundan kurtulmak için çığlık attınız...gelip sizi kurtaralım diye yardım çığlıkları...yaşamınıza bir tür tanrısal müdahale için yardım çığlığı.....çoğu kez bize kızdınız, biliyoruz. Bu bizi pek ırgalamıyor. sizinle yüz-yüze yine görüşeceğimiz an gelecek. Ama bize kızgındınız. Bir çoğunuz ümitsizdi, koşullardan dolayı çaresizlik içindeydi. Kurtuluşun nereden geleceğini, yardımı dokunacak bir parça bilginin ne zaman alınacağını merak ediyordu. Öykünüzde bildiğiniz üzere bir çoğunuz, tüm bu spiritüel kurslara bile gitti. Ve kanallık kanallık dolaştınız, habire okuyarak, enerjiiyi birazcık görebilmek için, yaşamınızı sürdürmenizi sağlayacak bir damla tanrısal şeker için. Zira ümitsizlik çok yoğun ve çok zordu.
Sevgili dostlar, perdenin bizim bu tarafında, bize en zor gelen şeylerden birisi de, tüm o şeylerden sizi çekip çıkartmaya, ümitsiz olduğunuz anlarda size umut vermeye, size müdahele etmeye muktedir olmamamızdır. Böyle bir gücümüz yok, çünkü fizik bunu engelliyor ve sizinle yaptığımız anlaşma bunu engelliyor. Ama çalıştığınız için, özellikle bu hayatınızda çalıştığınız için, 60 yıl önceki Allatone toplantısını izleyerek.....çalıştığınız.....içinize baktığınız.....tüm meydan okuyucu zamanlardan geçip kendi benliğinizi çıkarabildiğiniz için.....karanlığın tanrısallığınız, tanrısallığın karanlık –ikisi de aynıdır- olduğunu belirttiğiniz için...şimdi size farklı bir biçimde gelebiliriz.
--0-- Yeni Enerjiyi bedenlemek
Siz farklı bir şekilde burada olabilirsiniz. O Eski öykünüzü çıkartıp atabilirsiniz tıpkı yılanın derisini atması gibi. Bırakabilirsiniz. O artık size ait değil. Oo, evet onu siz yarattınız ama artık onu taşımak zorunda değilsiniz. Gitmesi için bırakabilirsiniz. Ve bıraktığınızda, ne olur? Bildiğiniz gibi, özgürleşir. Siz artık ona bağlı olmazsınız ve enerji, Yeni Enerji biçiminde hizmet için, size geri döner.
Evet, Eski öykü özgür bırakıldı ve zaman içinde geri dönecektir, ama Yeni biçimde, bilgelikle dolu ve sevgiyle dolu, bu harika şeylerle dolu olarak geri dönecek, alan üyeleri. Artık o hattı geçtiğimize göre –karanlık ve aydınlığın yeni anlayışına ulaştığımıza göre- kendi öykünüzden özgürleşebilirsiniz. Gitmesi için onu bırakabilirsiniz.
Olduğunuzu sandığınız kişi değilsiniz. Size anlatmaya çalıştığımız bu. Bundan çok daha fazlasısınız siz. Çok lineer bir öyküye odaklandınız. Hatta bazılarınız geçmiş yaşamları getirip onlara odaklandılar. Biz bir bakıma –nasıl denir- bu geçmiş yaşamlara odaklanmaktan pek hoşlanmayız. Onların enerjileri bazen gelip oynar ama siz artık geçmiş yaşamların bile ötesindesiniz. Ardarda yaşamların lineer ve karmik yolunu izlemiyorsunuz. Sizinle bunu aştık biz.
Onlar ayrıca Eski öykülerdi. Şayet biriyle bağlantıdaysanız....hala o enerjiyi izliyorsanız, enerjinin bir tür kurtuluşuna ya da anlayışına ulaşmaya çalışıyorsanız...artık o öyküyü de bırakmanın zamanıdır. Ve o zaman, öykülerin ne kadar kısıtlı olduğunu anlayacaksınız. Onların çok daha başka yönleri var, gerisinde ve etrafında ve içinde çok daha fazlası var o her bir geçmiş yaşamın...tıpkı bu yaşamın olduğu gibi.
Dünyada bir yerde zor bir ailede büyüdüğünüzü düşündünüz. Bazı ilişkilerinizin olduğunu düşündünüz ve belirli okullara gittiniz, belirli meslekler edindiniz. Size burada diyoruz ki sevgili dostlar, bunun ötesine bakın. Bu işin yalnızca bir cephesi idi, illüzyon dediğimiz şey, gerçekte ne olup bittiğinin yalnızca bir yönüydü.
Bazılarınızın kafasını hafifçe kaşıdığını biliyoruz. Bazılarınızın bunu gerçekten hissetmeye başladığını biliyoruz. Hazır olduğunuzu, Eski öykününün ötesine geçmeye hazır olduğunuzu, gerçekte ne olup bittiğini anlamaya başlamaya hazır olduğunuzu biliyoruz.
Yani, size seslendiğimiz şu bizim kanallık ve celselerle geçen son beş yılda, müthiş değişimlerden geçtiğinizi biliyoruz. Sizi izledik; sizinle birlikte olduk. Bildiğiniz üzere, siz asla, asla yalnız değildiniz. Allatone toplantısından çıktığınızda, her birinize yüzlerce ve yüzlerce semavi yardımcı, koşucu, melek verildi. Enerjileri desteklesinler, boyutlararası yanları ve potansiyelleri birarada tutsunlar ki, siz de Dünya'ya inip birini, bir realiteyi, bir illüzyonu deneyimleyin diye.
Ama etrafta onlardan da fazlası vardı. Bu meleklerin bazılarına rastlamaya başlayacaksınız. Bazı koşucularla (meleklerle) karşılaşmaya başlayacaksınız. Neler olup bittiğinin çok-boyutlu yanlarını, -sizin deyiminizle- paralel deneyimlerin anıları size gelmeye başlayacak. OH'un yaşadığı bazı deneyimleri hissetmeye, işitmeye ve bilmeye başlayacaksınız.
Artık bunun için hazırsınız. Şayet bu, bir ya da iki ya da beş yıl önce olsaydı ödünüz patlardı. Ama şimdi buna hazırsınız ve bu, korkutucu olmayacaktır. Bir bakıma esprili olacaktır. Size gerçekten "ha ha" dedirtecek, alan üyeleri.
Ve sıradaki değişimlere hazır olduğunuzu biliyoruz. Ama daha önce de söz ettiğimiz gibi, en zorları geride kaldı. Öyküyü gitmesi için bırakabilirsiniz. Kendini şifalandırmasına izin verebilirsiniz. Her enerji çözüm arar ve bulur. Eski öykünüzü gitmesi için bırakabilirsiniz. Eski öykünün gitmesine izin verdiğiniz zaman siz, hiç kimse- nötr-görünmez olmazsınız. Hayır, gerçekten çok farklı bir şeyin olduğunu göreceksiniz. Sizin gerçek kimliğinizin yeni bir anlayışına ulaşacaksınız. Burada, "Gerçek kimlik"in altını çizmek istiyoruz. Daha önce, kısıtlı bir kimlik ve kısıtlı bir bilinçle yaşıyordunuz. Ve şimdi, yeninin anlayışına sahip olabilirsiniz.
Hayatınızda değişiklikler olacak. Onları içinize soluyun. Onlardan keyif alın. İşinizde olacaklardan ya da taşınmaktan ya da bu gibi şeyler yüzünden endişe duymaktan vazgeçin. Hayatınızda değişiklikler olacak ama yeni bir kademede olacak onlar.
Bu son beş yılda çok zorlu adımlar atmak zorunda kaldık. Bazı adımlar sizi lineer insan olmanın ötesine götürmek, sizi insanlığın dışına taşımak içindi ve siz bazen isyan ettiniz. Aslında siz daha çok insanlık talep ettiniz. Almakta olduğunuzun daha fazlasını istediniz aslında. Bir bakıma daha fazla kısıtlılık istediniz. Oo evet, daha büyük bir ev, daha iyi bir iş ve daha yakışıklı bir eş istediniz. Ama sevgili alan üyeleri, size yardım etme eğilimine direnmek zorunda kaldık. Bunlardan geçmeniz için –her ne kadar zor olsa da- bunları aşıp bu noktaya gelebilelim, AH ve OH'un tekrar biraraya geldiği, hemhal olduğu bu yere ulaşalım diye, geçmenize yardım ettik.
--0-- Bu yazı dizisinin konusu ve Günün misafiri Yeshua'nın belirtilen bilgiyi deneyimlemesi,gerçek mucize nedir sorusuna verilen cevap
Günün konuğu Yeshua, Eski Ahitten gelen değildir. Evet, Yeshua'nın bir yönü orada basılıdır. Bazı öyküler, yineleyelim, onun hakkında öyküler yazıldı. Bazıları, öykü yazılmaktayken kanallık enerjisinden etkilendi. Bazısı tümüyle uyduruldu. Bugün burada bize katılan Yeshua enerjisi, Eski Ahitte olandan değildir. Onu bir kenara bırakın.
Evet, gerçekten, o pek eski bir kitap. ÖYLESİNE geçmişte kalmış ki alan üyeleri, bizi bu tarafta hem yaralıyor hem de güldürüyor. 2000 yıl öncesi için amaçlanmıştı. Yaklaşık bin yıl kadar geçerli olmasına niyet edilmişti. Ve sonra ötesine geçme zamanı gelecekti. Ama yeni kitabı yazmayı unuttular. Korkuyorlardı. Ama söylediğimiz gibi, Yeshua, Eski Ahitten azad edilmek istiyor. Bunun olacağını sanmasak da.
Yeshua buraya geldi çünkü tüm bu karanlıkla yüzleşme meselesini anlıyor. Son Shoud'umuzu izleyen haftalarda size yardım etti. Onun karanlıkla kendi deneyimi vardı. Öykünün bir kısmını biliyorsunuz, 40 gün 40 gece çölde kaldı –alın size tekrar 4 rakkamı- şeytanla savaşmak için...ah, eski kitap böyle diyor. Şeytanla savaşma hakkında değildi halbuki.
Çöle kalabalıktan uzaklaşmak için gitti, çünkü bu noktada onu birazcık delirtmeye başlamışlardı. Mucizeleri seviyorlardı. Keşfettiğiniz ya da kendi yaşamınızda keşfedeceğiniz gibi, insanlar mucizeye bayılır. İyi şovu severler. Oo, ama bu dikkat dağıtıcı olabilir, zira onlara bir mucize verin, iki tane isterler. Onlara balık ve somun ekmek verin, onlar da suyun şarap olmasını istesinler. Ve bu böylece sürer gider. O zaman elimizde, bir grup güçsüzleştirilmiş insandan başka bir şey yoktu.
Böylece sevgili dostlar, Yeshua 40 gün 40 gece için çöle gitti. Ve kendi katınızda siz de onunla gittiniz. Siz orada Yeshua ile oldunuz. Orada, karanlığın ne olup ne olmadığına bakmak istediniz, zira o zamana kadar bu pek anlaşılamamıştı.
Evet, iblisler diye tanımlanmışlardı. Ah, onlara birer isim ve kimlik verilmişti. Bunlar, insanların kendilerinde bulunmasından hoşlanmadığı kötü yanlardı. Her şeye kadir olanın enerjisini dış tanrılara, idollere ve çok, pek çok tanrıya yükledikleri kadar, kendileri hakkında sevmedikleri şeyi de iblislere ve Şeytan ve Lucifer denilen varlığa yüklediler.
Yeshua bunlardan herhangi birini kabul etmedi. Tanrılar olduğunu, –nasıl denir- farklı türde tüm bu idolleri kabul etmedi. Hatta uzakta bir cennette olan tanrıyı da kabul etmedi. Etmedi. Eski Ahitte o kadar çok yanlış naklettiler ki onun sözlerini. Tüm bu iblislerin varlığını kabul etmedi. Ve bir takım çılgın kurallara uyulmazsa, onları zaptedecek olan Şeytan enerjisinin varlığını de kabul etmedi. Bu yüzden çöle gitti, kendi keşfetsin diye.
Ah, o Ruh ya da Tanrı dediğinize inanıyordu. Ama kiliselerin, her hangi bir kült ya da her hangi bir grubun tanımladığı gibi olduğuna inanmıyordu. Aklı pek karışmıştı. Bu size bir şey çağrıştırıyor mu, alan üyeleri? Ve siz onunlaydınız. Bu yüzden tefekküre dalmak, sakinlemiş enerjide olmak için çöle gitti. Kendi yaşamınızda keşfettiğiniz gibi –hepiniz- doğaya açılmak iyi gelir insana. Şehrin ve ailenin enerjisinden uzakta olmak.
Ve böylece Yeshua, kendisi için neyin doğru olduğuna bakmak için çöle gitti. Şeytanla savaşmadı. Zaman içinde şeytanın onun bir parçası olduğu anlayışına ulaştı. Bunun böyle olmasının bir nedeni olmak zorunda olduğu anlayışına ulaştı. Oraya onu test etmek için konmamıştı. Kendini daha az insan ya da daha az melek hissetsin diye konmamıştı oraya.
Niye oradaydı peki? Bu karanlık neydi? Ve gerçekten Yeshua –ve o zaman hepiniz- farketti ki karanlık, insan varlık tarafından reddedilen her şeydi. Karanlık, ruh varlık tarafından reddedilen her şeydi. Yeshua, sizin geçen gün kelimelendirdiğiniz anlayışa geldi. Karanlık tanrısallığınızdır. İkisi birlikte gider; ikisi birlikte gitmek zorundadır. Yeshua anladı ki, insanın içinden çıkarılacak şeytanlar yoktur, kaçıp saklanılacak şeytan yoktur. Daha çok, tüm bunların içeride kucaklanması vardı.
Alan üyeleri, enerjik ve spiritüel olarak siz oradaydınız. Hepiniz, Yeshua denilen bu varlığın oluşumuna, Dünya'da fizik bedenle ortaya çıkmasına yardım ettiniz. İkibin yıldır bunu bilişle yürümekteydiniz. Bu sizin içinizdeydi. Bu anlayışa ulaşmıştınız. Ve bunun bir yaşamın bir noktasında ortaya çıkacağını, yaşanacağını, bedenleneceğini biliyordunuz. 1500 yıl ya da bin yıl önce doğru zaman değildi.
Oradaydı. Hissediyordunuz. Spiritüel öğretmenler, kiliselerce öğretilenin tam olarak doğru olmadığını bilen bir şey vardı içinizde. Onu doğru kılmaya çalıştınız. Katılıp paylaşmaya çalıştınız. Başkalarının hissettiği şeyleri kendinize duyumsatmaya çalıştınız ama yapamadınız, çünkü sizin bildiğiniz farklı bir şey hep vardı.
2000 yıl öncesinden, tüm bu karanlık ve aydınlık meselesini içinizde anlamıştınız. Dış iblisler olmadığını anlamıştınız....tabii olmasını istemezseniz, anlıyorsunuz ya.
Şu anda Dünya'da büyük bir çoğunluk var........onlar harici bir iblis istiyor. Onunla savaşmak istiyorlar. Durum umutsuzlaştıkça savaşmak istiyorlar. Haklı çıkacakları bir şey istiyorlar, yaşamlarında suçlayacakları bir şey istiyorlar, negatifiklerini boşaltacakları bir şey istiyorlar ki kurban rolünü oynamayı sürdürebilsinler.
Bu yüzden Şeytan-Lucifer denilen şeyi yaratıyorlar. Bizim tarafta o mevcut değil, alan üyeleri. Buraya gelin.....hazır olduğunuzda. Şeytan ve Lucifer enerjilerini bulmayacaksınız.
Şimdi, burada –nasıl denir- insan bilincinde yaratılmış bu tür şeytanı, ona inanmak isteyenler bulur. Ve o, onlara hizmet eder. Onların efendisi olarak hizmet eder. Ve onları ele geçirmeye gelir. Onları ayartmaya gelir. Ve onlarla oynamaya gelir. Ve hayatlarını sefil etmeye gelir. Onlara hizmet eder. Onu, onlar yaratıyor. İstiyorlar. Yaratıyorlar.
Yaşamınızda artık ona gereksiniminiz yok. Karşı güçlere ihtiyacınız yok. Hiç bir şeyle savaşmak zorunda değilsiniz. Bunu ötesine geçtiniz siz. Yeshua son zamanlarda oralarda dolaşıp bu çok zor şeyden hepinizin geçmesi için size yardım etmekteydi. Evet zor bir şey, zira içinize kazınmış bu karanlık ve aydınlık meselesi, bunların yanlış anlamları. Bu yüzden Yeshua sizin yanınızdaydı. Çöldeki zamanı hatırlamanız için size yardım ediyordu, gerçek şifanın ve gerçek mucizenin ne olduğunu hatırlamanız için size yardım ediyordu.
Daha önce söz ettiğimiz gibi, mucize –gerçek mucize- açık bilinçtir. Ve açık bilinç, lineer insan konumundan kurtulmanızı, anda, tümüyle anda kalırken ve Şimdi anında yaşarken, çoklu boyutlarda olmanızı sağlar.
Ama Eski hikayesiz şimdi, eski ağırlıklar olmadan şimdi. OH enerjilerini yaşamınızın içine çekmeyi sağlar. Şimdiye dek deneyimlediğiniz her şeyi tam anlamıyla deneyimlemenizi sağlar aslında. AH ve OH enerjilerini açıkça beyan ettiğiniz bu yeni bilgelik ve derin anlayış, şimdiye kadar başınızdan geçenleri gerçekten yeniden deneyimlemenizi sağlar.
Bir bakıma, tüm aydınlanmanız, şimdiye kadar başınıza gelen herşeyin zaman ve mekanından parlayarak çıkar da diyebiliriz. Geçmiş yaşamlarınızdaki olayların sırasını ya da şimdiki yaşamınızdaki şeyleri değiştirmez ama onları nasıl deneyimlediğinizi değiştirir. Bu günlerde, geriye gidip çok zor ve acı verici anıları olan şeyleri yeniden deneyimlerken bulabilirsiniz kendinizi.
Ah, bu şeyler bazılarınıza musallat oldu, biliyoruz. Yaşamlarınıza tekrar tekrar giriyorlarmış gibi görünüyor. Onları orada istemiyorsunuz. Şimdi, geri gidip onları yepyeni bir anlayışla yeniden deneyimleyebilirsiniz, artık size musallat olamazlar. Size ıstırap vermeyecekler. Artık yolunuza çıkıp karanlığınızda sizi izlemeyecekler. Neşeyle yeniden deneyimleyebileceksiniz. Geri gidip -nasıl denir- televizyon programı seçer gibi kendi geçmişinizden bölümler seçip onları yeniden deneyimleyebileceksiniz. İstediğiniz kadar ileri ve geri gidebileceksiniz.
Sevgili alan üyeleri, karanlık, olacağını düşündüğünüz şey değildir. Büyük çilenin, büyük sevginin ve büyük yanlış anlamaların yeri olagelmiştir o. Bu dünyada oynanmış olan en büyük oyunlardan biridir. Artık onun bitme zamanıdır. Bu yoldan grup olarak geçecek ilk sizsiniz. Bazılarınız bu gerçeği aklen geçmişte farketti. Ama bunun bedenlenmesini hiç yapmadınız. Ve arada büyük fark vardır. Gelecek yıl boyunca, sizinle konuşacağız. Bedenleme konusunda Shoud aracılığıyla siz kendiniz konuşacaksınız. Ve birlikte bu dizilere "Bedenleme Dizileri" diyeceğiz. Bunu hayatınıza sokarak, dışarıda bırakmıyarak ve aklileştirmeyerek yapacaksınız.
--0-- Tobias kendi önceki yaşamından örnek vererek halleri açıklar
Ah, bazılarınızın o kadar çok entellektüel kavramları var ki, onları hayatta yaşamayı düşünmediniz bile. Onlardan söz etmekten hoşlanır ve onları yaşamayı unutursunuz. Bu yıl yaşamak hakkında. Bu yıl, enerjilerin, AH ve OH'un bedenlenmesi hakkında. "Kendinizi tam hissedeceksiniz," dedik, yaşamınıza gerçekleşme gelecek. Hayatınızı ve kavramlarınızı ayrı tutarsanız, spiritüel bir öğretmen, spiritüel bir süperstar olamazsınız.
En büyük söylevcilerin bir kısmı, hayatta en büyük kaybedenlerdir. Gerçekten, bunu söyleyebilirim çünkü ben öyleydim. Ah, Tobias olarak o günlerde söylev vermeyi severdim. Ve insanlar da gerçekten dinlerdi. Nasıl olduğu komik....konuşursan, genellikle dinlerler, değil mi? Onların payına pek az seçme şansı düşüyor. Ah, diskur çekmeyi severdim. Metinlerden alıntı yapardım. Musa'nın bilgeliğinden ve İbrahim'in bilgeliğinden alıntılar yapardım.
Ve neden söz ettiğimden bile haberdar değildim ama insanlar dinlerdi ve benim bir tür kutsal adam olduğumu düşünürlerdi çünkü metinlerden alıntı yapabiliyordum. Bunu yaşama geçirmedim. Ah, onunla oynadım. Bir savunma olarak kullandım, özellikle karıma karşı. Bir şeyler onu tutmuş olmalı. Bunu tüm saygımla söylüyorum.
Papa edasıyla söylev vermeyi sürdürdüm, çünkü kendi sözleri olduğunu düşündüğüm şeyleri söylersem, Tanrı buna müteşekkir kalır sandım. İnsanlara onun sözlerinden alıntı yaptım. Ve onları öylesine vurdum ki benim hayatımı hiç sorgulamadılar. Hayatım, aslında öylesine paramparçaydı ki bir yerde kör olmayı seçtim, hem de kuş pisliği yüzünden. Kutsal bir adam için ne hakaret!
Ama körlük benim içeri yönelmeme neden oldu. Evet, niye yaşamayı sürdürdüğümü de sorgulamama neden oldu. Kördüm. Tüm gücüm elimden alınmıştı. Kralla birlikte seyircim elimden alınmıştı.
Böylece, hayatı sorguladım. İçeriye dönmek zorundaydım. Ve ne sahtekar olduğumu farkettim. Ah, o bölümü oynamak eğlenceliydi. Ama sonra bunun hiçbir kısmını bedenlemediğimi farkettim. İçime almamıştım. Bunu hep başkalarına anlatıyordum ama kendi içimde yaşamıyordum. Ve en komik kısmı da, bunların ne demek olduğuna dair hiç bir fikrim yoktu. Yalnızca kulağa hoş geliyordu.
Yani, söylev çekip hayata geçirmeyenler hakkında konuşabilirim çünkü ben bu yolla öğrendim. O hayatta Tobias olarak daha sonra öğrendim ve bir sonraki hayatta –hapisanede bir çok gün geçirdiğim hayatta. Nasıl bedenleneceğini öğrendim. Bir hapisanede Ruh'u kendi içimde nasıl bedenleyeceğimi öğrendim. Her anda onu yaşamayı öğrendim. O dört duvarın arasında bir insan olarak alabileceğim en büyük zevki öğrendim. Mecburdum. Onu bedenlemeyi öğrenmek zorundaydım.
Alan üyeleri, zorlukla karşılaşınca bir çoğunuz kaçıyor....böyle durumlarla karşılaştığınızda.....kendi karanlığınızla yüz yüze geldiğinizde. Siz kaçıyorsunuz. Şu sizin bedeni bırakıyorsunuz. Bilincinizi terkediyorsunuz. Başka bir yere gidiyorsunuz. Saklanıyorsunuz. Artık bedenlemenin zamanı gelmiştir. Artık, zor durumlarla karşılaştığınızda, onu bedenlemek için derin bir nefes almanın ve hepsini içinize çekmenin zamanı geldi. O anda düşünmeyin....yalnızca bedenleyin....içeri alarak.
Bazı şeylere bakmanın yepyeni bir yolu olacak...evet, işte, ilişkilerde ama özellikle kendinizle olan durumlarda zorlu koşullar. Herşeyi bedenledikçe, tüm kabulde olun, fizik realitenin Şimdi anına tam katılımı. Bunu içinize çektikçe, ona yepyeni bir bakış şekliniz olacak.
Korkunun ötesine geçin. Sahip olduğunuz her hangi bir ürküntünün ötesine gidin. Bedenledikçe, onu bambaşka bir biçimde göreceksiniz. Size zor bir durum sunulursa, derin bir nefes alın ve onu, varlığınıza tümüyle bedenleyin. Ve gözünüzü açtığınızda, farklı bir şey göreceksiniz. Bazılarınız belirli şeylerden hoşlanmaz. Bazı besinleri sevmezsiniz. Size yaramadıklarını düşünürsünüz. Ah, derin bir nefes alın. Ona tümüyle farklı bir ışıktan bakın. Ah, zihninizde bir çok kategori yaratmışsınız –iyi ve kötü. "Kötü" sizi hasta edecek. Şayet o oyunu oynamayı seçmişseniz, evet, edecek. Derin bir nefes alın. Ah, evet, gıda örneğini verdik çünkü gıda gerçek bedenlemedir. Onu bedeninizin içine getirin. Ötesine geçin. Bir bakın. Yargılamış olduğunuz besinlerin bir kısmında sizin görmediğiniz bir şey var.
Örnek olarak, insanlar....insanları sınıflandırırsınız....iyi insanlar ve kötü insanlar...ah, aydınlanmış insanlar....ve aptal insanlar. Onların bir kısmı etrafta ise zor anlar geçirmiştiniz. Ve anlıyoruz....kendinizi açmakta ve daha duyarlı hale gelmekteydiniz. Öyle ama onlara farklı bir biçimde bakmanızı istiyoruz. Tüm enerjileri bedenleyin.....zor durumları... içinize soluyun....tümünü bedenleyin.....içeri alın. Sonra, yeni bir anlayışa açılmaya başlayacaksınız. Onu bedenledikçe, şimdiye dek görmüş olduğunuz şeyin ötesini göreceksiniz.
Sizin kendi varlığınız...bedeninizi soluyun. Bu, zorlu anlar yaşadığınız şeylerden biridir. Onu soluyun. Bedeniniz hakkında farklı bir şey görmeye başlayacaksınız....onun neşesi ve güzelliği.....size nasıl hizmet ettiği.....ondan nefret ederken size bir çok şekilde nasıl hizmet ettiği.....burada Dünyada olmaktan nefret ederken acısını fizik bedenden nasıl çıkardığınızı......ve onun burada olmaktan duyduğunuz hoşnutsuzluğun nasıl bir yansıması olmasına izin verdiğinizi göreceksiniz.
Ah, evet burada olmanın hoşnutsuzluğu....spiritüaliteyi bulmak için insan olmayı reddetmeye çalıştınız. Bu artık asla bu şekilde olmayacaktır. Buda sizi bunu söyleyebilir. O bunu keşfetmişti. Kutsal olabilmek için insan olmayı reddetmişti. Ama sonunda elinde kalan, spiritüalitesindeki boşluklardı...anlayın.
Yani sevgili dostlar, tümünü bedenleme hakkında bu, yanlış ya da kötü olduğunu düşündüğünüz her şeyi, kendiniz hakkında sevmediğiniz her şeyi, tüm karanlıkları bedenlemeyle ilgili. Bedenleme, onunla anlaşmaya varmak demektir, bir neden olduğunu kabul etmek demektir, görüp-işitip-hissettiğinizin ötesinde daha fazlasının olduğunu kabul etmektir. Bedenleme demek onu bu realiteye getirmek demektir.
İnsanlığınızı bedenleyin. İnsan olmanın bu inanılmaz ve muhteşem serüvenini bedenleyin. Onun gibisi yoktur. Biz hepimiz bunu yapmak zorundayız. Biz hepimiz sizi izlemeliyiz. Bu yüzden, insanlığınızı bedenler ve sarmalarken, daha önce hiç tahayyül etmediğiniz bazı şeyler göreceksiniz –bu gelişte-. O kadar uzun süre bir lanet olduğunu düşündüğünüz şeyin, nasıl bir kutsama olduğunu göreceksiniz.
Karanlığın bütün bu alanı, dostlar....ne kadar yanlış anlaşıldı, ne kadar. Burada yeni bir bölgeye yeni bir anlayışla girmektesiniz. Ama bu gerçekten çok basittir.
Bir fırtına bulutunun su damlacıklarını taşıdığı, uygun zamanda damlaları teslime hazır olduğu kadar, tanrısallığınız da, o fırtına bulutunun suyu tuttuğu gibi, sizin karanlığınızı tutuyordu. Bu, fırtına bulutunu hatalı yapmaz. Fırtına bulutunu kötü de yapmaz. Bu bir amaca hizmet eder.
Tanrısallığınız karanlığı barındırmaktaydı –deneyimlerin minik damlaları, enerji ve sevginin minik damlaları –artık geri dönmeye hazır, yepyeni bir biçimde insan hayatınızın tepesinden aşağıya dökülmeye hazır. Ah....bu bedenlemedir. Bu serbest bırakmadır. Bu, içinde her şeyin değiştiği kabul ediştir.
Ve alan üyeleri, ben, Tobias, size burada diyorum ki –değişimi zorla yapmanız gerekmiyor...anlıyor musunuz. Değişim sözcüğünü duyduğunuzda; buradan çıktıktan sonra, monitörleri kapayıp beni izlemeyi bitirdikten sonra ne yapmanız gerektiğini düşüneceksiniz, .....hiç bir şey....hiç bir şey. Enerji çözüm arar. Değişim kendi seviyesini bulur. Öylesine olmaya başlar.
Öyleyse ne yapmalısınız? O frenden ayağınızı çekin. Anlıyor musunuz...değişim gözükmeye başladığında, siz de ayağı fren pedalına koyuverirsiniz. Ve bu, herşeyi durdurur. Ve her şey size yanıt vermeye başlar ve der ki "Pekala, değişim yok". Sonra da siz bize öfkelenirsiniz, hayatınızda niye hiç değişiklik yok diye.
Yani, alan üyeleri, değişimler olacak ve yeni bir tür değişim olacak. Onu iyi ya da kötü olarak damgalayamayız. Buna Yeni Enerji değişimi deniyor. Artık, korkma gereği, endişe etme gereği, doğru şeyi mi yoksa yanlış şeyi mi yapıyorum diye şaşırmanın gereği yok. Bugünden itibaren –doğru ya da yanlış şey- olmadığını varsayın. Yalnızca tek bir "şey" var. Hayatınızda sadece "olma hali" var, "yapma hali" yok. Bu kadar basit olsaydı, kendinize basitlik armağanını verir miydiniz?
Ah evet, gerçekten, bu Eski karanlığı, bu Eski savaşı ve kendiniz hakkında bu Eski öyküyü salıverebilir misiniz, ve hepsinden önemlisi alan üyeleri, kendinize yeniden insan olmaya batırılma armağanını bahşedebilir misiniz? Ah evet, Yeni enerjinin vaftizi....şimdi kendinizin yeniden insan olmaya batırılması.
İster inanın, ister inanmayın, çok uzun bir süre dışarıdaydınız. Ah, tam merkezde olduğunuzu sanıyordunuz. Kendinizi geri çekmiştiniz. Geri çekmiştiniz. Mecburdunuz. Bu planın, bizim planımızın bir parçasıydı. Var oluyordunuz. Yaşıyordunuz. Bir takım hareketleri yapıyordunuz ama bazı kavramları incelemek için bir parçanız geri çekiyordu. Yeni spiritüaliteyi ve Yeni Enerjiyi başka katlarda deneyimleyebilirdiniz. Siz –nasıl denir- tam değildiniz ama plan buydu. Tümüyle burada değildiniz. Bunun bazen yıkıcı olduğunu biliyoruz. İnsanlık kimi kez buna sinirlendi. Bir parçanız başka katlara gitmiş, başka işler yapıyordu.
Şimdi, insanlığa yeniden dönmenin zamanıdır. Ama yeniden dönünce, bu farklı olacaktır. Yeni olacaktır. Dengeli ve güvenli olacaktır. Bu güvenli bir enerjidir. Bu, aydınlık ve karanlığın yeni anlayışından kaynaklanır. Tam bedenleme durumundan kaynaklanır. Tıpkı vaftiz gibidir.
Biliyorsunuz......Yeshua çöle gittikten sonra, Ürdün nehrine geri döndüğünde, Vaftizci Yahya vaftiz yapıyordu ve Yeshua vaftiz yapılmasına onay verdi, günahlarından arınmak için değil, tam tersine. Ve o, daha sonra Yahya ile konuştu ve vaftizin günahları ya da kötülükleri temizlemek için olmadığını anlattı. Kendisinin insan bedenine, fiziki kata geri dönmesiydi bu, Ruh'un insan oluşa tümüyle bedenlenmesiydi.
Bir parçanız çok uzun bir süredir uzaktaydı. Şimdi geri dönmeye hazır. Sevgili alan üyeleri, burada birlikte bir dakika duralım – şayet hazırsanız- Yeshua'nın enerjisiyle yarattığımız bu güvenli alanda duralım. Ah evet, bazılarınız, Yahya ile vaftizde, Yeshua'nın başından geçenleri hatırlıyor.
Bu güvenli alanda hazırsanız, yeniden geri dönelim. İnsan bedeninde insan boyutuna, tüm bedenlenmeyle geri dönelim. İnsanlığın tümüyle kabulüne, biyolojinin tümüyle kabulüne, içinde bulunduğumuz muhteşem Şimdi anının tümüyle kabulüne geri dönelim. Kendinize yeniden geri dönme izni vermeye hazır olduğunuzda, tamlığın geri gelmesi için kendinize izin verirsiniz. Kavga olmaz. İleri-geri gidiş olmaz. Hatta artık bir misyon bile olmaz.
Yeniden geri dönme, şimdiye geri dönme iznini kendinize verdiğiniz zaman, tüm AH ve OH enerjilerini getirirsiniz, hiç bir şey reddedilmez, hiç bir şey geride bırakılmaz. Geride bırakılacak bir şey kalmaz. Hepsinin içeri girmesine izin verirsiniz. Ayrıca, uygun zamanda sizinle paylaşılmak üzere tüm OH deneyimlerinin içeri girmesine izin verirsiniz. Tüm varlığınızın Şimdi anında olmasına, insanlığınızdan daha fazla utanmadan, "insan realitesi" denilen bu güzel şeyden artık utanmadan, izin verirsiniz. Şimdi, hepsini içeri, Şimdi anına getirebilirsiniz. Nefesiniz aracılığıyla, derin nefesle, yepyeni bir biçimde geri dönelim.
Merak eder....bazen bize sorarsınız, "Hayatın anlamı nedir? Hayatın amacı nedir?" Yalnızca yaşamaktır. Sadece burada olmaktır. Şu anda bir misyona gereksiniminiz yok.
Boş görünse de, bir amaca ihtiyacınız yok. Amaç, bir bakıma, kısıtlar. Amaç olmadan tam olabilirsiniz siz. Tam olduğunuzda, bir Yaratıcı olabilirsiniz. Bir Yaratıcı olduğunuzda, istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Şu anda bir misyona ya da amaca gereksiniminiz yok.
Öyleyse, yalnızca tamamlanmış olun, bu yaşamda yeniden bütünlenin. Ve bazılarınızın tahmin ettiği gibi, bu olduğunda.....ah, belirlenmiş bir amaca ihtiyacınız kalmaz. Bir misyon yazılması gerekmez. Artık karanlığın imhası gibi bir misyona sahip olmak zorunda olmazsınız. Hayır, bu noktaya geldiğinizde, her şey apaçık olur.
Amaçsız olma halindeyken, birdenbire anlamaya başlarsınız. Birdenbire yeni bir tutku ortaya çıkar. Artık bir tutkuyu yaratmak ya da üretmeye çalışmak zorunda olmazsınız. Yalnızca bilirsiniz. Bir tutku belirir. "Gülün tohumu" ortaya çıkar, tümüyle yeni bir biçimde bütünlenerek.
Ah, o zaman, bir Yaratıcı olmanın nasıl bir şey olduğunu anlarsınız. Sonra, anlarsınız ki –yaratmayı ya da yapmayı seçtiğiniz her şey- tüm araç-gereç oradadır....hiç bir şey sizden saklanmamaktadır...hiç bir şey geride tutulmamaktadır. Artık tahmin etmek zorunda olmazsınız. Biliş çıkıp gelir. Bunu itmeyin, alan üyeleri. Zorlamayın. O size gelir. Bedenleme, bütünlük, enerjiler, kaynaklar....size gelir. Daha önce deneyimlediklerinizden farklı bir yaşam biçimi. Size gelir.
Alan üyeleri, çok, pekçok zor yıllardan geçtiniz. Rehberleri bırakmak zorunda kaldınız. "Rebersiz" kaldınız. Koruyucuları bırakmak zorunda kaldınız. Hiç kimse sizi koruyamazdı, korunmaya ihtiyacınız da yoktu. Koltuk değneklerini bırakmak zorundaydınız. Eski hikayeleri bırakmak zorundaydınız. Her şeyi bırakmak zorundaydınız. Bu yere, tam bedenleme ve yeniden bütünleme noktasına gelmek için Kılıçlar Köprüsünden geçmek zorundaydınız.
Şimdi, Eski Enerjideki insan gibi düşünmeyin artık. Yeni Enerji tanrısal insanı gibi düşünün....anlıyor musunuz. Eski yolu bırakın ve hayal gücünüzün yükselmesine izin verin. Kapanıştan önce, bir dakika için, sizinle birlikte olan ve değişik katlarda sizi desteklemekte olan lejyonları hissetmenizi istiyoruz. Dünyada nerede olduklarını merak ettiniz. Burada olacaklarını tahmin ettiniz. Diğer katlarda, farklı boyutlarda idiler.
Personelinizi bir dakika için duyumsamanızı istiyoruz. Sizin takımın üyelerini, siz kendi işleminizden geçerken, ilahi bütünlüğü temin etmek için sizin için diğer katlarda yaptıklarını hissedin. Ah evet, onları hissedebilirsiniz, değil mi? Neredeyse onlara seslenebilirsiniz. Neredeyse onları görebilirsiniz.
Size hizmet verenler, onlardı. Onlara hiç bir borcunuz yok. Onlara hiç bir şey borçlu değilsiniz. Size hizmet edebilme, ödemenin kendisiydi...büyük liderlere hizmet, bu kainatın en büyük ailelerine hizmet. Asla yalnız değilsiniz.
Ve öyledir!
--0-- Celse sonrası gelen bilgi
Ve öyledir, alan üyeleri , birlikte deneyimlediklerimizin enerjisiyle sürdürüyoruz.....burada, Dünya'da, yaşamın tüm bu harika deneyimiyle sürdürüyoruz.....Başmelekler Düzeninde hep beraber toplanıp kutlama yaptığımız 60 yıl önce kaldığımız yerden sürdürüyoruz ve biliyoruz ki Dünya denilen bu yere, en zor ve en meydan okuyucu ama bir o kadar da ödüllendirici deneyimler için geldiniz. Tüm bu zorluklarlardan geçerken, şarkı söylemeyi, müzik yapmayı, gülmeyi ve keyfini çıkartmayı başardınız.
Ve şimdi, birlikte yeni bir yere gidiyoruz, öyle bir yer ki –nasıl denir- sizin insan olma halinizi kapsamamazlık etmiyor, onu arkada bırakmıyor ama yalnızca yepyeni bir perspektife kuantum sıçraması yapıyor. Sizin hazır olduğunuzu biliyoruz çünkü size sormuştuk. Yaşamı kucaklamaya hazır olduğunuzu biliyoruz çünkü buradasınız.
Aklınızın hâlâ biraz karışık olduğunu biliyoruz, ancak bu da yok olup gidecek. Kendinizi, yaşamakta olduğunuz kısıtlılıkların ötesine açmaya hazır olduğunuzu biliyoruz. Kendi realitenizin dışında ne olduğu anlayışına ulaştığınıza göre korkacak bir şey yoktur. Tümü sizsiniz. Tümü sizin enerjinizdir.
Bedenleme Dizisine devam ettiğimiz sürece, bunu varlığınıza, realitenize getirme ve tezahür ettirme yollarını tartışacağız. "Usta" teriminin yepyeni bir anlayışı doğacak, ama belki bu terimi kullanmaya gerek bile olmadığını anlayacaksınız. Öğretmen ve öğrenci rolünün yepyeni bir anlayışı ortaya çıkacak. Anlamını yeniden tanımlayacaksınız.
Kutsal kişi olma, çok farklı bir kavram olacak, çünkü geçmişin kutsal kişileri, ruhani liderleri gibi olmayacak. Farklı olacak. Bazılarınız büyük aydınlanmalar yaşadı, hayatlarında büyük değişimler oldu. Ama bizim türde özel bir toplantıdan ya da başkalarından uzakta kendi özel çölünüzde olduğunuz bir workshoptan çıktıktan sonra insan yaşamı realitesine geri döndünüz. Dünyaya, ailenize, işinize ve arkadaşlarınıza geri döndünüz. Ve duvara çarpmış gibi oldunuz.
O günlerde çöle doğru ileri attığınız her adım için birdenbire iki adım geriye doğru çekildiniz. Direnç duvarına toslamışsınız gibi geliyordu size. Ve bu sizi korkutuyor, ve bu Dünya'ya ait olup olamayacağınızı merak ediyorsunuz. İnsan olma deneyiminin sunduğu her şeye katılıp katılamayacağınızı merak ediyorsunuz. Bir bakıma, bazılarınız kısıtlı hayatlarına, kısıtlı realitelerine sürünerek geri döndü, ama Ruh ile yeniden bağlantı kurmayı çok isteyerek.
Bunun tüm nedeni, alan üyeleri, Eski Enerji dünyasına geri döndüğünüzde, öykünüzü hala üzerinizde taşıyor olmanızdı. Ve dünya, öykünüze tam anlamıyla uygun güzellikle cevap veriyordu....kurban öykünüze....cezalanma öykünüze...başkalarına oranla sizin daha çok zorluk çektiğiniz öyküsüne....hastalık öyküsüne...eksiklik öyküsüne. Bu öyküyü üzerinizde taşıdığınız sürece, dünya yanıt verecektir. Evren demek istemiyoruz ama çevrenizdeki dünya, uygun yanıt verecektir.
Çevrenizdeki insanlar, öykünüze uygun yanıt vereceklerdir. Öykünüz eksiklik üstüne örülmüşse, öyle yanıt vereceklerdir. Öykünüz, dengesiz ilişkiler üstüne örülmüşse, o şekilde yanıt vereceklerdir. Fiziksel hastalıkla örülmüşse, öyle yanıt vereceklerdir.
Bu nedenle, öyküyü değiştirme zamanı geldi –onu geçersiz kılmak ya da yadsımak anlamında değil- yalnızca değiştirmek. Öykünüz, bu realitede deneyimlemeyi seçtiğiniz şeyin yalnızca bir yanıydı. Ama daha çok, pekçok yan vardır. Öykünüz, üzerinizde sabit kalmaz. O, sizi tanımlayan tek şey değildir.
Bu nedenle, bugün size soruyoruz –"Öykünüz nedir? Kimsiniz? Kim olmak istersiniz? Bu yaşam süresi içinde olduğunuz her şeyin perspektifini değiştirmek ister misiniz?- yineleyelim, yadsıyarak değil, öfke ve nefretle değil ama daha çok deneyimin bilgeliğiyle. Eğitimin yok öyleyse akıllı değilsin ve bu yüzden iş dünyasında başarılı olamazsın diyen öyküyü bırakmaya hazır mısınız? Belli bir tür fizyonomiyle doğduğun için mükemmelden ve film yıldızı kalitesinden daha altta olduğunu düşündüğün öyküyü bırakmaya hazır mısınız? Kendinizi kısıtlamak için o öyküyü kullanmayı bırakın. Etrafınızdaki insanlar...ve yaşam, size direkt olarak yanıt verir.
Öykünüzün değişmesine izin verirseniz, bu, üzerinde çalışmak zorunda kalacağınız bir şey olmayacaktır. Geri dönüp yeniden yaratmak zorunda değilsiniz. O, serbest bırakılmak istiyor. Çözüm istiyor. Öykünüzün, hakkınızdaki her şeyi –yalnızca bildiğiniz kısmı değil- ama ruhunuzu, tüm varlığınızı, içinizdeki AH ve OH'u şimdi sarıp kuşatmasına izin verirseniz, insanlar farklı yanıt verecektir. Yaşam farklı yanıt verecektir.
Bu yüzden hepinize soruyoruz. Öykünün değişmesine....değişmek için.....dönüşmesine izin vermeye.....zor bir çocukluktan, zor evliliklerden ve yaşamınız boyunca süren eksiklikten daha görkemli olmasına izin vermeye hazır mısınız? Değişmesine izin vermeye hazır mısınız? Öykünüz, artık o öykü olmak istemiyor. Çok daha fazlası olmak istiyor. Bu, "Evet" demek kadar basittir. Bu, "Ben bir varlığım, insani ve tanrısal bir varlık" demek kadar basittir.