Şaud 5 Kendine Bak

--0-- Bedenleme

Bakın....bedenlemek o kadar bütün, o kadar zengin olabilir ki. Herhangi bir şeyi bedenlediğinizde, onu varlığınızın içine aldığınızda, onu daha çok anlayabilirsiniz. Bazen bazı şeyleri anlamak zordur, bu ister diğer insanlar olsun, ister spiritüel kavramlar olsun, ister biz olalım. Kendi dışınızda olduğunda zordur. Siz neredeyse doğal bir dualite ve ayrılık türü oluşturursunuz. Ve ona farklı bir duyular kalıbıyla bakar ve algılarsınız.

Şeyler sizin içinizde bedenlendiğinde – şu anda Ben Tobias'ın olduğu gibi – onu anlamaya çalışma ihtiyacını, mantıklı hale getirme ihtiyacını salabildiğinizi....ve sadece onu duyumsayabildiğinizi görürsünüz. O sadece vardır. O sadece vardır. Enerjinin bilişi, yapısı belki daha sonra size gelecektir. Ama şu anda, şu an size konuşan herhangi birimizin enerjisini neden biçimlendirmek zorundasınız? Onun size nasıl geldiğini neden anlamak zorundasınız? O sadece vardır. Onu anlamaya çalışmadan anın keyfini çıkartabilirsiniz.

--0-- Kendi Nirengi noktanızda meydana gelen değişim

Alan üyeleri, şu anda Eski nirengi noktalarınıza çok geri dönüyorsunuz. Değişimlerinizin ve gelişimlerinizin düzeyini saptamaya çalışıyorsunuz. Eski nirengi noktalarınızı temel alarak anlamaya çalışıyorsunuz. Nerede olduğunuzu anlamanıza yardımcı olsun diye Eski Enerji'ye geri gidiyorsunuz. Ve bu gerçekten de çok anlaşılır bir şeydir, çünkü bu bildiğiniz şeydir ve size mantıklı gelen şeydir. Ama biz bu Eski nirengi noktalarının, yaptığınız karşılaştırmaların artık işe yaramadığını sizinle paylaşmak için burada bulunuyoruz.

Örneğin alan üyeleri, birçoğunuz, ne kadar yol aldığınızı anlamak ve karşılaştırmak için kendinize aynada baktığınız bir nirengi noktası kullanıyorsunuz. Ve sık sık, şimdilerde hızla yaşlandığınızı görüyorsunuz. Çok hızlı bir yaşlanma işleminden geçtiğinizi hissediyorsunuz. Ve sizin nirengi noktanız, gençliğin iyi, yaşlanmanın kötü olduğunu hissetmenizdir. Peki ama, ya öyle değilse? Ya nirengi noktası değişmişse?

Bazılarınız panikliyor, çünkü yaşamınızda, zihninizde, bedeninizde bir şeyler oluyor. Ve iyi ve kötü, doğru ve yanlış'ın Eski nirengi noktalarına geri gidiyorsunuz. Ama ya nirengi noktaları değişiyorsa? Ya onlar şimdi bu Yeni Enerji'de farklıysa? Son zamanlarda duyduğunuz kaygıların içine girmeye başlamadan sizi cesaretlendiriyoruz – nirengi noktasının kendisine bir göz atın. O geçerli mi? "Kesinlikle Tobias, aynaya baktığımda daha genç görünmek geçerli" dediğinizde o geçerli mi?

Peki ama, ya içinizde birşeyler oluyorsa? Ya bir parçanız – tümünüz değil, ama bir parçanız – ölüyor ve hızla yaşlanıyorsa, ve aynada gördüğünüz de bu katmansa? Siz bunu belki kırışıklıklar olarak algılıyorsunuz....ya da cildinizde artık o parlaklık yok...ya da bedeniniz tükenmiş ve yorgun hissediyor. Ama ya bu sadece bir veçhenizse, değişen, yaşlanan ve yavaş yavaş yok olan küçük bir parçanızsa? Ya, artık Yeni Enerji fiziksel bedeninde olamayacak Eski Enerji insanının bir veçhesiyse....görüyor musunuz?

Herşeye farklı bakmanızı daha önce de rica ettik – herşeye farklı bakın – çünkü farklıdır. Şimdi bakılacak o kadar çok katman var ki. Aynaya baktığınız zaman, kendinizin tek bir katmanını görüyorsunuz. Şaşırtan bir şey görmek istiyor musunuz? Aynaya bakarken bir an gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın ve yeniden gözlerinizi açın, ama doğrudan görüntüye değil de, dolaylı görüntülere bakın. Yeni şeyler görmeye başlayacaksınız. Aynada belki de bir bebek yüzü görmeye başlayacaksınız.

Aynada gördüğünüz gerçekten de kendi yansımanızdır. Başkalarının gördüğünün de bir yansımasıdır, çünkü siz enerjinizi ve aslında inanç sisteminizi de onlara yansıtabilirsiniz. Evet, bir gün size "Vay, ne kadar yorgun görünüyorsun. Yaşlanıyormuş gibi duruyorsun" diyebilirler. Ve bir sonraki gün kolaylıkla size "Vay, çok genç bir görünüşün var" diyebilirler. Siz gerçekten bir günden ötekine değişiyorsunuz.

Nirengi noktalarınıza bir bakın, kendinizi nasıl ölçüyorsunuz, kendi gelişiminize nasıl bakıyorsunuz. Bazen zihinsel berraklığınıza bakıyorsunuz. Ve bu, insanlığınızın ve zihninizin ve kendinizin bir nirengi noktasıdır. Ama alan üyeleri, bildiğiniz biçimiyle berraklık ya gitmek zorundaysa? O salıvermek zorundadır ki yepYeni bir zeka türü gelebilsin.

Biliyorsunuz, beyniniz ölüyor. O gerçekten ölüyor. Bazılarınız bunu farketmek istemeyecek kadar iyi biliyor. Ama orada gerçekte olan şudur, bilgiyi zihinsel işlemden geçirmenin Eski tarzı, şimdi Tanrısal Zekâ'nın gelebilmesinin önünü açıyor. Ve bu ikisi karşılaştırılamaz bile. Tanrısal Zekâ daha büyük, daha güçlü bir zihin değildir. Karşılaştırmak HİÇ mümkün değildir. O tümüyle farklı bir anlama biçimi, – sizin deyiminizle – tümüyle farklı işleyen bir sistemdir.

Bir veçheniz çok kadim, çok Eski, çok dualitik bir hale geliyor. Ama yine de nirengi noktanız bazen "düşündüğüm Eski biçimlere tutunmaya çalışmalıyım. Berraklığın o Eski biçimini, bilgiyi çekip çıkartmanın o Eski biçimini tutmaya çalışmalıyım" diyor. Ve o zaman siz panikliyor ve "Neler oluyor?" diye düşünüyorsunuz. Buna farklı bakın. Nirengi noktasını değiştirin.

Zihniniz kelimenin tam anlamıyla çekiliyor, böylece Tanrısal Zekâ....o sadece omuzlarınızın üstündeki beyin bölgesinde değildir....o diğer alemlerin, düzlemlerin tümünde yerleşiktir. Ve o kendini bu realiteye getiriyor. Şimdilerde sizin için çalışmaya başladı. Bazılarınız bunu bir an için görmeye başladı. Ve bazılarınız olağanüstü haller yaşamaya başladı, yepyeni anlayışları, zamanın çok ötesinde olan bazı anlayışları. Ama o sizin için çalışmaya geliyor.

--0-- Bir şeyleri bedenleyebilmek için varolanları salınıma bırakmanın önemini idrak etmek.

Bakın, tuttuğunuz bazı enerjileri salmakta zorlandığınız kadar – aile enerjileri, ya da geçmiş yaşam enerjileri, ya da Gaia enerjileri – bunların bazısı da sizi terk etmek istemez. Bazıları size o kadar yapışmış ki.

Bazıları sizden beslenmeye o kadar alışmış ki....evet, tıpkı bir çocuk gibi, annesinden beslenen bir bebek gibi sizden beslenmeye alışmış. O sizden beslenmeyi sürdürüyor. O, sizin bir öyküyü yinelemenizi sağlamayı sürdürüyor....anlıyor musunuz. Sizin o öyküyü bırakmanızı istemiyor, çünkü o Eski veçhe, bırakırsanız kendisinin de artık var olmayacağını düşünüyor. Oysa olmaz. Var olmaması söz konusu değildir. Olmuş olan ya da yaratılmış olan herşey hep var olur. Ama belki geçmiş yaşamlardan gelen ya da hatta bu yaşamdan olan ve alıkonulsun isteyen veçheler var. Alıkonulmak rahatlatıcı olabilir. Alıkonulmak sevecen olabilir.

Ve evet, alıkoyduğunuz bazı veçhelerin gitme zamanı olduğunu bilen yüksek benliğiniz, bunları bırakabilmeniz için şu anda bazılarınıza çok, çok parlak enerjiler yönlendiriyor. Bazılarınız bunları bırakmanız gerektiğini biliyorsunuz, ama yine de, tutunduğunuz, alıkoyduğunuz bu enerjileri korumaya devam ediyorsunuz...onlara asılmaya....hatta onları barındırmaya devam ediyorsunuz. Sevgili alan üyeleri, bu enerjiler kötü değildir....onlar kötü değildir. Sadece, onlara yüklenen yapıyı bırakmak zamanıdır ki, yeni ve en yüksek potansiyellerini bulabilsinler.

Siz bu geçmişin enerjilerini reddetmiyorsunuz. Onlardan kurtulmaya çalışmıyorsunuz. Siz sadece yapıyı salıveriyorsunuz. Siz tıpkı çamurla çalışan ve ona biçim veren, ve onu bir öyküye, bir yaşama ve bir realiteye dönüştüren heykeltraş gibisiniz. Ve o, sizin ona verdiğiniz o yapıda, o kalıpta kalır.

Ama herşeyin Eski yapısından özgürleştiği bir zaman ve nokta gelir. Gelmek zorundadır. Enerji er ya da geç akmaya devam etmelidir. Ölüm denen şey bu yüzden Dünya'da vardır, böylece herşey yapısından özgürleşip gelişebilecektir. Öykülerde de, kendinizin parçalarıyla da ve kendi veçhelerinizle de durum aynıdır. Er ya da geç yapının, kalıbın gitmesi gerekir. Yaptığımız budur – yapıyı, kalıpları salmak.

--0-- Enerjiler şuurlu imajinasyon yolu ile bedenlenilmesi


Böylece alan üyeleri, derin bir nefes almanızı ve yüksek benliğinizin enerjilerinin getirilmesine, varlığınızda bu enerjilerin bedenlenmesine yardımcı olmanızı rica ediyoruz. Enerjiyi tutan olmaktan Enerjiyi Hareket Ettiren olmaya dönüştüğünüz bu değişimde, yüksek benliğiniz sizinle çalışmaya ve sizinle yürümeye devam edecektir. Yüksek benliğiniz size bugün konuştuğumuz şeylerden geçmenize, enerjileri nasıl hareket ettireceğinizde, işlemde, kendi bütünlüğünüzü nasıl koruyacağınızda yardımcı olacaktır. Bazılarınız enerjiyi hareket ettirmenin – nasıl desek – bir tür sürtüşmeye, ya da dualitik bir tepkiye neden olması gerektiğini sanıyor. Yüksek benliğiniz size, enerjiyi nasıl çabasızca hareket ettireceğinizi gösterecek. Enerjiyi hareket ettirmek yükselip uçmak gibidir. Oo, siz uçmanın nasıl bir şey olduğunu, ne kadar sevinçli bir şey olduğunu rüyalarınızdan biliyorsunuz. Enerjiyi hareket ettirmek de böyle bir şeydir. Bu çok özgürleştirici olabilir.

Burada bir an için durun ve hayal edin. Evet, imgeleme denen o harika şeyi kullanın. Bir an durun ve okul bahçesinde teneffüse çıkmış, oynayan bir grup çocuğu hayal edin. Ve siz çocuklar nasıldır bilirsiniz. Kendi küçük gruplarını kuracaklardır. Salıncaklarda oynayan küçük bir çocuk grubu olacaktır....birbirini iten...ve gülen...sırayla sallanan....ne kadar yükseğe çıktığına bakan....bir yandan başka biri onları iterken, onların hareket etmesine yardımcı olurken, bir yandan da ileri geri sallanmanın deneyimini tümüyle hisseden.

Ve başka bir çocuk grubu da oyun alanında olacaktır...oğlanlar belki....kavga edeceklerdir....tartışacaklardır...yumruklarını sıkacaklardır....güreşe başlayacaklardır, ve bazı oğlanlar....hatta belki de birkaç kız....çevrede durup onlara tezahürat yapacaktır....vur vur diye bağıracaktır...kazanana tezahürat yapacaktır...kaybedene tezahürat yapacaktır.

Sonra, başka bir öğrenci grubu....belki genç kızlardan oluşan bir grup....bir kenarda öğretmenleri hakkında konuşacaktır....sınıf arkadaşlarından....modanın son yeniliklerinden söz edeceklerdir. Bir kenarda da belki farklı malzemeler toplayan....garip parçalar....ahşap parçalar....metal parçalar....ip parçaları toplayan başka bir öğrenci grubu vardır. Onlar bir şey yapmaya, bir şey inşa etmeye çalışıyordur. Ve bu işin onlara meydan okumasına bayılıyorlardır. Farklı parçaları birleştirerek yeni bir şey ortaya çıkartmaya çalışmak deneyimine bayılıyorlardır. Ve, zihinleri ve elleri işliyordur.

Ve bir kenarda da başka bir grup vardır, şuurlu imajinasyon yapan birinin olduğu bir grup. Onlar diğerlerinden uzakta çimende oturuyordur....hayal kuruyor....olabilecekler hakkında konuşuyordur....yaşam süreçlerinde neler yapacaklarından konuşuyorlardır....hatta ille de insan doğasıyla ilgili olmak zorunda olmayan şeylerden söz ediyorlardır. Onlar şuurlu imajinasyon yapanlardır. Onlar, bu gencecik yaşlarında bile filozof olanlardır. Onlar kavramlardan söz ediyordur. Olanaklardan ve potansiyellerden söz ediyorlardır.

Alan üyeleri, bildiğiniz gibi, siz şuurlu imajinasyon yapanlarsınız. Siz insanlık adına şuurlu imajinasyon yapanlarsınız. Siz kavramcılarsınız. Siz öteye geçenlersiniz. Yeni bir realitenin ve yeni bir potansiyelin vizyonunu gören sizlersiniz.

Siz oyun alanında oynanan oyunları zaten oynamıştınız. Kavga denen şeyi yapmıştınız. Sallanmak, inşa etmek, havadan sudan konuşmak, dedikodu yapmak denen şeyleri yapmıştınız. Bunları deneyimlediniz. Onların nasıl şeyler olduğunu hissettiniz. Siz tüm yaşamlarınız boyunca bu farklı şeyleri deneyimlediniz. Ve şimdi, şuurlu imajinasyon yapanlarsınız. Siz, potansiyel-oluşturansınız. Yeni geleceğin yaratılmasına yardımcı olan sizlersiniz. Değişimin nasıl bir şey olacağını merak eden sizlersiniz.

Ve siz bunu küçük grubunuzda gerçekleştirdiğinizde – ya da hatta kendi kendinize – tüm gruba bir şeyler olur. "Ben değişim için hazırım; bir değişimin hayalini kuruyorum" dediğinizde, oyun alanında oynayan her biri için, tüm gruplar için yeni bir enerji tetiklenmiş olur....anlıyor musunuz. Şuurlu imajinasyonlar yapmasaydınız, değişimler olmayacaktı. Kurduğunuz gibi bir imgeleme olmasaydı, değişimi ve yeni potansiyelleri ve olasılıkları düşünmeseydiniz, herşey bir statüko halinde kalırdı.

Ama şuurlu imajinasyon yapan birinin birinin, ya da bir grup hayalperestin öne çıkıp da – peki bundan sonra ne olacak....ya şöyle olursa....ne yapabiliriz....nasıl uçabiliriz diye merak etmesi – sadece onların enerjisini – ya da bu durumda sizin enerjinizi değiştirmekle kalmaz – tüm grubun enerjisini değiştirir. Oyun alanındaki genç öğrenciler – şuurlu imajinasyon yapanlar, şeylerin ötesinde ne olduğunu merak eden gençler – herkesin enerjisini etkiler...anlıyor musunuz. Şuurlu imajinasyon başladıkları an ve değişimi düşündükleri, bundan sonra ne olacağını düşündükleri an, tüm grubun dinamikleri değişir. Ve bu, oyun alanındaki herşeyi değiştirir....anlıyor musunuz. Ve birden bire, yeni şeyler gelmeye başlar.

Belki, yeni bir öğrenci ansızın denklemin bir parçası olacak ve grubun tüm enerjisel dengesini değiştirecektir. Belki, gözcülük etmekle görevli bir öğretmen oyun alanına girecek, ama yeni bir bilgeliği de beraberinde getirecektir. Belki, oyun alanının hemen yanındaki sokakta öyle bir olay olacaktır ki, her öğrencinin dikkati oraya çekilecektir. Belki bir fırtına kopup gelecektir ve çocuklara ve oyun alanına yağmurunu boşaltacaktır.

Burada altını çizmeye çalıştığımız şey alan üyeleri, değişimlerin olması için sahneyi hazırlayanların şuurlu imajinasyon yapanlar, öncüler olduğudur. Sonra da onu deneyimlemeye başlayan ilk kişiler yine onlar oluyor. Ama o, herkes için herşeyi değiştirir. Bu değişimin potansiyelini oluşturur. Sizin gerçekleştirdiğiniz de budur.

Ve, Ben Tobias'ın – ve yüksek benliğinizin – bugün vurgulamak istediği şey, bir kez daha neden burada bulunduğunuzu anlamanıza yardımcı olmaktır. Sizler, insan bilinci için şuurlu imajinasyon yapanlarsınız. Siz, başını alıp giden ve yeni realiteleri düşünen grupsunuz. Artık statükoculuk olamayacaktır, en azından sizin için. Değişim zamanıdır. Yeni bir şeyin zamanı gelmiştir.

--0-- Eski dünyadaki insanların durumu

Sorunun bir bölümü de şuydu – insan bilincinin geri kalanı, insanlığın geri kalanı, olmakta olan değişimler için hazır olacak mı? Ya da, bu Eski Dünya alanını terk edip, yeni şuurlu imajinasyonlarınızı gerçekten deneyimleyebilmek için Yeni Dünya'ya gitmek zorunda mı kalacaksınız? Meydan okuyan şeylerin bir bölümü de, birçok insan şuurlu imajinasyon sahibi değilken, Dünya'da şuurlu imajinasyon yapan biri olmaktı. Bu zordur....ve bu yalnızlıktır...ve hayal kırıklığı yaşamak, sinirlenmektir. Ve o insanların hayalleri nerede diye merak edersiniz. Ama onların hayalleri de sizin içinizdedir...anlıyor musunuz. İnsanlığın geri kalanı sizin içinizde ve sizin vasıtanızla hayal kuruyor. Biz birazdan bundan ve Enerjiyi Hareket Ettiren olmanın öneminden söz edeceğiz.

Onların çoğu kendi şuurlu imajinasyonlarına nasıl sahip olacağını bilmiyor ve kendi şuurlu imajinasyonlarına sahip olmaya hazır değil. Onlar, Dünya'da olmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimliyor. Onlar bir öykü deneyimliyor. O realitenin içinde yaşıyor. Onların içinde hayallere yer yoktur, bu yüzden de sizin içinizde ve sizin vasıtanızla şuurlu imajinasyon deneyimi yapıyorlar.

Alan üyeleri, siz bunu sadece kendiniz için değil, herkes adına yapıyorsunuz. Değişimi oluşturan sizlersiniz. "Kuantum sıçrayışı" denen o şeyin yaratılmasına yardımcı olan sizsiniz. Onun hayalini siz kurdunuz. Onun hayalini siz kurdunuz alan üyeleri. Siz onun hayalini çok yaşamlar önce kurdunuz. Atlantis günlerinden beri onun hayalini tekrar tekrar kurdunuz. Bu Dünya'ya doğduğunuz andan beri kurdunuz onun hayalini. Bu yaşamda o ilk nefesi aldığınız andan beri bu yaşamınız hayaller ve yeni potansiyeller ve kuantum sıçrayışıyla ilgiliydi. Siz onun hayalini o zamandan beri kurup durdunuz.

Alan üyeleri, bazen böyle bir şuurlu imajinasyon sahibi biri olarak bile çok normal olmaya, geri kalan insanlara uymaya çalıştınız. Bu işe yaramaz. Sizin bunu bildiğinizi biliyoruz. İşe yaramaz. Onlara uymak ve normal olmak için yaşamınızın kaç yılını harcadınız? şuurlu imajinasyon yapan birinin bunu yapamaz. Normallik için sabrınız yoktur. Siz bunu yaşadınız ve yaptınız, ve ilerlemek zamanı olduğunu biliyorsunuz.

Kendinizi oyun alanındaki diğer öğrencilerden oluşan o gruplara girmeye zorladığınız zaman, boğuluyor gibi olursunuz. Bu acıtır. Bu zordur. Oo, gerçekten de, onlar sizinle alay ederler. "Şuradaki hayalperestlere de bakın. Kendi küçük, hayal ürünü oyun alanlarına bir bakın" derler. Ama kimin oyun alanı hayal ürünüdür alan üyeleri? şuurlu imajinasyon yapan biri kimdir? Onlar belki de size lakâplar taktı. Belki de sizin garip ya da farklı olduğunuzu söylediler. Ama alan üyeleri, şuurlu imajinasyon yapanlar sizsiniz. Onlar için enerjinin değişmesine yardımcı olan sizsiniz.

Bu kolay iş değildir. Kolay iş değildir. Oo, bunun çok daha kolay yollarından söz edeceğiz. Ama siz herzaman bunun, öncü olmanın ve şuurlu imajinasyon sahibi olmanın, değişime vasıta olmanın, Tüm Var Olan adına bu kuantum sıçrayışını yaratmaya yardımcı olmanın zor olacağını bildiniz. Bu kolay iş değil, ama siz yine de kendinizden verdiniz. Israr ettiniz, sebat ettiniz. Buna bağlı kaldınız. Ve işte buradayız. Bu kolay iş değil alan üyeleri.

Yeni Çağ'ınızda bile sizinle alay edildi. Yeni Çağ'ınızda bile insanlar UFO'lar ve geçmiş yaşamlar ve sözüm ona diğer gizemler hakkında konuşmayı neden sevmediğinizi anlamadılar. Gizem yoktur. Sizin vasıtanızla ve tanrısallığınız vasıtasıyla ifade bulan yaşam vardır. Olan biten budur. Her bir yeni okuma....her bir yeni – nasıl desek – dram kitabı çıktığında....her bir yeni komplo teorisi çıktığında, koşa koşa gidip bunları neden almak istemediğinizi anlamayan Yeni Çağ insanları var. Oo, biliyoruz, bunlar bazen çekici gelir.

Ama alan üyeleri, biz size en baştan söyledik – bu herkes için değildir. Bu her insan için değildir. Bu her metafizikçi için değildir. En baştan beri size şunu söyledik, kendi içinize o denli derin ve o denli berrak bir biçimde bakın ki, yeniden kendinize aşık olmayı öğrenebilin; bir insan için bunu gerçekleştirmek kolay iş değildir. Sizi saf bir yola, belki de daha zor bir yola sokacağımızı söylemiştik.

Evet, bu şaşırtmacalara düşmek kolaydır. Bunu biliyorsunuz. Dramlara kapılmak kolaydır. Bazen de eğlencelidir. Dramlara girip çıktığınızı ama onlara kapılmadığınızı göreceksiniz. Dramlardan çıkmayı başardığınız sürece dramlar harikadır. Sadece dramlara çekildiğinizde, dramların enerjisini tuttuğunuzu gördüğünüzde oradan çıkmak zorlaşır. Ama alan üyeleri, siz bu eşsiz....çok özel görevi....bu zamanda Dünya'ya gelme görevini....şuurlu imajinasyon yapan biri olmayı....ve bir kez daha enerjinin hareket ettirilmesine yardımcı olmayı kabul ettiniz.

--0-- Enerji zekidir ve Enerjiyi hareket ettirmenin önemi

Şimdi, bir dakika kadar Enerjiyi Hareket Ettiren olmanın öneminden söz edelim. Siz çok uzun bir süre enerjiyi tutanlar oldunuz. Şimdi Enerjiyi Hareket Ettiren olmanın öneminden konuşalım, özellikle de Dünya'nızdaki bu büyük ve muhteşem değişim zamanında.

Enerji aslında nötr bir halde bulunur. Enerji en saf halinde, özünde – Ruh'un enerjisi bile – sizin nötr olarak düşünebileceğiniz bir haldedir. Bazılarının bu konuda bize meydan okuyacağını biliyoruz. Tanrı ya da Ruh'un enerjisi ışık formunda ya da "iyilik" formunda değildir. O sadece olandır. "Olmak" nötrdür, en azından bugünkü anlayışınıza göre. "Olmak" nötrdür.

Enerji gelişmek, tekâmül etmek ister....deneyimlemek ister....kendini bilmek ister. Bu yüzden de, onu aktive etmeye gönüllü olan, onunla oynamaya gönüllü olan bir kaynak bulmak ihtiyacındadır.

Enerji, Dünya'daki her insana, her yaşam formuna girer, hatta yaşamsal-olmayan formlara bile girer. Enerji nötr olmasına karşın, kendini ifade etme arzusu içindedir ve bunu yapmayı sever.

Eğer buna şimdilerde geçerli olan bilim ve fiziğin nirengi noktalarından bakacak olursanız, bazı çelişkiler görürsünüz. Ama eğer bunun ötesine bakarsanız, enerjinin nötr olabileceğini görürsünüz. Ve o, ifadeci olmanın ve deneyimlenmenin ve bütünlenmenin ve bedenlenmenin o harika arzusuna sahip olabilir. Enerji gelmek ihtiyacındadır, deneyimlenmek üzere içeriye alınmak ihtiyacındadır.

Ama alıkonulduğu zaman atıl hale gelir. Eskir. Salınmak ister. Ve salınmak için en zayıf noktayı bulur. En zayıf noktalar da genelde mutsuzluk.... keder.... karanlık.... depresyon.... hayal kırıklığı....kaygı gibi şeylerdir. Bunlar en zayıf noktalardır, ya da – burada kullandığımız terimlere dikkat etmemiz gerekiyor – ama evet, bunlar insan doğasının en zayıf noktalarıdır. Böylece alıkonulmuş olan Eski Enerjiler, salınmak üzere bu yollara baş vuracaklardır, öyle ya da böyle. Siz onunla ya savaşırsınız, ya da hareketlenmesine, ilerlemesine yardımcı olursunuz...anlıyor musunuz.

Enerjilerin hareketini sürdürmek, onların akmasına yardımcı olmayı sürdürmek önemlidir. Enerjilerin şu anda – sizin deyiminizle – insan realitesine ve insan bilincine yollarını bulması önemlidir. Diğer alemlerden....diğer boyutlardan gelen enerjiler.... saf, nötr halde bulunan enerjiler....ve sadece hayallerin ürünü olan... potansiyellerin yaratıları olan diğer enerjiler....bunların tümü şu anda gelmek istiyorlar.

Ama onlar bir kaynağa sahip olmak zorundalar. Onlar bir akış kaynağına sahip olmak zorundalar. Bu yüzden Enerjiyi Hareket Ettirenlere ihtiyaç vardır – enerjiyi tutanlara değil de – Enerjiyi Hareket Ettirenlere. Bu yüzden biz alan üyelerine bu zamandan söz ettik....Enerjiyi Hareket Ettiren olma zamanı geldi dedik. Bu, nötr enerjilerin gelmesine.... o enerjilerin tanrısallığınızla....ve bu realitede....ve bu boyutta bulunan insanlığınızla kutsanmasına....ve sonra da sizden geçip yayılmasına izin vermekle ilgilidir. Özellikle de bu Yeni Enerjilerin – sözünü ettiğimiz bu Yeni, Yeni Enerjilerin – gelmesini ve sizin vasıtanızla demirlenmesini....ve yine sizin vasıtanızla bu realitede yolunu bulmasını sağlamak....bu enerjiler ancak ondan sonra başka insanlara....bu boyutta sıkışıp kalmış....ona ihtiyaç duyan....bu akışa ihtiyaç duyan başka bilinçlere yolunu bulabilir.

Biz insanların buna ihtiyaç duyduğunu söylüyoruz. Onlar herşeyden çok bunu istiyorlar. Enerjilerini sıkışıp kalmaktan kurtarmanın bir yolunu arıyorlar. Onlar bu enerjilerin öykülerinde sıkışıp kaldılar. O kadar uzun bir zamandır o enerji yapılarında kaldılar ki, enerjiyi salmanın bir yolunu bulmak istiyorlar. Yeni Enerjilerin akışıyla ne olacak? Şimdi sizden geçip gidecek enerji akışı bu işleme yardımcı olacaktır.

Şu anda Dünya'da enerji işçilerinin – ya da Enerjiyi Hareket Ettirenlerin – olması, meydana gelen enerji akışını sürdürmek açısından önemlidir, özellikle de birkaç yıla kadar olacak sıçra sıyrıl yerleş dönemine yaklaştığımız bu sıralarda. Şu anda Dünya'ya, şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla nötr ve saf enerji gelmektedir. Çok hızlı gelmektedir....çok hızlı gelmektedir. Bu enerji, burada olan biten tarafından çekilmektedir. O buraya çekilmektedir, çünkü insanlar onu çağırmaktadır. O, değişimle ilgili şuurlu imajinasyon yüzünden buraya çekilmektedir.

Bu enerji sadece fiziksel evreninizden değil, başka alemlerden de gelmektedir. Siz fiziksel evreninize gelen enerjilerin bazı delillerini, yıldızlarla ve gezegenlerle ve kometlerle ve bu tür şeylerle olan ilginç ve farklı olaylarda görüyorsunuz.

Ama başka alemlerden gelen enerjiler de var. Bu enerjiler Dünya boyutuna ve insan bilincine yollarını bulduklarında, hızla hareket ettirilmelidirler; yoksa, ya geri yansıtılırlar – ilginç bir biçimde ifade edersek, geri yansıtılırlar – ya da, Dünya üzerinde inecek bir yer bulamazlar ve enerjileri, sonraki bir zamana kadar hareketsiz, cansız bir hale gelir. Ancak, eğer sizin gibi Enerjiyi Hareket Ettirenler varsa, bu enerji uygun kanalı bulur ve uygun insan topraklanmasını bulur ve sizden geçer.

Siz insanlık ve Gaia için inanılmaz bir hizmette bulunuyorsunuz. Sizler, Enerjiyi Hareket Ettirenlersiniz. Bu çok önemli bir iştir. Bunun size yararı alan üyeleri – merak ediyorsunuz, değil mi – bunun size yararı, enerjilenmenize gerçekten yardımcı olmasıdır. O gerçekten, sizin şimdiki insan bilinci yapılarının ötesine genişlemenize yardımcı olur.

Size olan yararı size....o size yepyeni bir özgürlük duygusu, yepyeni bir anlayış duygusu sağlayacaktır. Siz kendinize güvenli bir alanda olmaya izin verdikçe.....kendinize burada ve mevcut olmaya izin verdikçe...bu enerji, fiziksel bedeninizin çok, çok hızlı yenilenmesini sağlamak potansiyeline sahiptir. Sizin vasıtanızla gelen bu enerji, başka boyutlara, başka realitelere olan birçok bağlantıyı ve yolu da beraberinde getirir. Bir anlamda diyebilirsiniz ki, bu enerji bilincinizi ve şeyleri anlama biçiminizi, insan zihni için mümkün olmayan düzeylere hızla açacaktır. Bu Dünyasal alemden olmayan şeylerle ilgili derin bir farkındalığa çok hızlı sahip olacaksınız.

Diğer bir yararı da, bilecek olan ilk kişiler olmanızdır. Şu anda Dünya'daki enerji çalışmasının nasıl meydana geldiğinin derin bir anlayışına, insanların nerede olduğunun anlayışına sahip olacaksınız. Siz – nasıl demeli – şimdiye kadar hiç sahip olmadığınız bir ‘üstten bakışa' sahip olacaksınız. Ve sizden akan, sizden hareket eden bu enerjinin her bir zerresi, size de hizmet edebilir. Siz sadece onun girmesine ve çıkmasına izin vermiş olmuyorsunuz. O size dokunuyor da. Sizinle dans ediyor. Siz onu kutsadıkça, o da sizi kutsar. Enerji, size hizmet etmek için oradadır. O size hizmet için oradadır.

--0-- Enerjiyi hareket ettirenin ilk prensibi kişinin kendisine bakmasıdır.

Şimdi, yüksek benliğiniz bugün enerjiyi hareket ettirmenin bazı prensiplerinden söz etmemizi istedi. Ve biz bu prensipleri basit tutacağız. Biz onları anlaşılır kılacağız.

Öncelikle, listedeki herşeyden, herşeyden, herşeyden daha önemli olan, KENDİNİZE BAKMANIZdır. Siz kendinize bakmak zorundasınız. En önemlisi – biz burada diğer noktalara neredeyse değinmek bile istemiyoruz, çünkü bu hâkim noktadır. Herşeyin üstündedir. KENDİNE BAK.

Kendinizi çok ihmal ettiniz. Enerjiyi tutanlar olarak birçok açıdan başka herkese bakmanın önemli olduğunu hissettiniz. Aslında, kendine bakmanın uygun olmadığı inancını kabul ettiniz. Bunun bencillik olduğunu söylediniz, öyleyse bırakın bencillik olsun ve bırakın bencillik muhteşem olsun. Her zaman başkalarına vermelisiniz ve başkaları için birşeyler yapmalısınız gibi hissediyorsunuz. Asla başkalarından daha fazlasına sahip olmamalısınız, çünkü bunda bir yanlışlık olur hissine sahipsiniz. Bir dengesizliğe sahip olursunuz. Başkasını yoksun bırakmış olursunuz. Onlar yüzünden kendinizi reddetmek zorunda olduğunuzu düşündüğünüzde, sadece onları kendi öykülerinden yoksun bırakmış olursunuz. Herkese yetecek bir enerji bolluğu vardır.

Kendinize bakın. Bolluk içinde olmak için kendinize izin verin alan üyeleri. Yaşamınızdaki inanılmaz bolluğun, inanılmaz bolluğun örneğini oluşturun. Bazen bunu nasıl gerçekleştireceğinizi bilmemenizi.....parayı nasıl kazanacağınızı bilmemenizi....nasıl para kazanılacağını bilmek istemeyişinize bağlıyorsunuz. Bu, birçoğunuz için ilk Hıristiyanlık günlerine kadar geri giden, tutunduğunuz Eski bir şeydir. Çılgın bir bolluk içinde olmak zamanıdır.

Ve eğer bolluk içinde değilseniz, sadece öykünüze bir göz atın ve kendinizi bundan neden engellediğinize bakın. Artık, uygun aileye sahip değilsiniz....uygun eğitimi almadınız....yaşamda uygun fırsatlara sahip olmadınız gibi şeyler olmasın. KENDİ ölçülerinize ve KENDİ parametrelerinize....KENDİ nirengi noktalarınıza bir bakın. Kendinize bakmak, kendinizle ilgilenmek zamanıdır.

Bu enerji geldikçe ve sizden geçip gitmek istedikçe, bir yük treni gibidir. Çabuk gelecektir....ve hızlı gelecektir....ve içinizdeki her Eski sistemi yıkıp geçecektir. Ve, bu bir nimettir. Bunu geçenlerde, içeriye doğru hareketlendiğinde hissettiniz. Şimdi, bizim tarafta bunların tümünü dengelemeye ve ayarlamaya çalışan çok, çok varlık var. Ama o hızlı hareket ediyor.

Bakın....Enerjiyi Hareket Ettirenler çok bencil olmak zorundadır. Onlar bedenlerine bakmak zorundadır. Başka bir deyişle, biraz bedensel egzersizin....masajın nimetleri için kendinize izin verin. Değişiklik olsun diye kendinize güzel yiyecekler yeme iznini verin. Alan üyeleri bazen fazla sağlıklı besleniyor. Bedeniniz çok miktarlarda yiyecek ihtiyacı duyacaktır. Ve bazı günler sizden çok miktarda hamur işleri isteyecektir. Ah, hamur işleri! Görüyor musunuz....sizden hemen negatif bir enerji çıkıyor. "Oo, ben hamur işi yiyemem." Bazı günler ona ihtiyaç duyacaksınız. Bazı günler büyük miktarlarda sıcak suya gereksinim duyacaksınız....sıcak su, çok miktarlarda.

Bedeninizi dinleyin. Ben, Tobias'ı dinlemeyin. "Sıcak su içmem gerekiyor" diye yazmaya başlamayın. Bedeninizi dinleyin. O size söyleyecektir. Çukulata! Evet!

Bedeninizin yiyecek istemediği zamanlar olabilir. Yiyecek midenizi bulandırabilir, çünkü o kadar çok enerji gelmektedir ki – nasıl desek – bedeninizdeki yiyeceği işlemden geçirmek için gerçekten zaman yoktur. Biz bundan daha önce söz ettik alan üyeleri. Daha önce sözünü ettik. Bedeninizi dinleyin. Yiyecekle ilgili olarak zihninizi dinlemekten vazgeçin.

Sıkı bir perhiz yapmaya çalışmak, nasıl bir perhiz olursa olsun, sizi çok zorlayacaktır. Eğer sıkışıp kalmışsanız ve Eski bir perhize tutunuyorsanız, çok miktarlarda Yeni Enerjiyi içinize almak ve onu hareket ettirmek çok zor olacaktır. Bedeninizi dinleyin. Gereksinim duyduğu şeyi size tam olarak ve sevecen bir biçimde söyleyecektir. Yani, kendinize bakın. Kendinize bakın.

Eğer tutunduğunuz o ilişkilerden birinin içindeyseniz – ipucu, birçoğunuza ipucu – enerjinizi çeken ve sizi geçmişte tutan bir ilişki içindeyseniz, bırakın gitsin. Bırakın gitsin. Onlar kendi başlarının çaresine bakabilirler. İster inanın, ister inanmayın ama gerçekten bakabilirler. Bırakın ki, kendinize bakabilin. Kendinize baktığınız zaman, bu aynı zamanda dinamikleri de oluşturur, hayalperestlik dinamiklerini, sizin için uygun OLAN ilişki türünü getirecek dinamikleri.

Her yönüyle kendinize bakın. Kendinizi yorgun hissettiğinizde ve insanlardan uzaklaşmak ihtiyacı duyduğunuzda, uzaklaşmak için zaman ayırın. – Nasıl desek – Dünya'yı kurtarmak için burada olmak zorunda değilsiniz. Size bundan söz ettik.... hiçkimse dünyayı kurtarmayacaktır....onun kurtarılmaya gereksinimi yoktur. Yalnızca insanlar değişim istediklerinde değişim gelecektir....anlıyor musunuz.

Melekler, her an dünyayı kurtarmak için burada değildirler. Çoğu zaman eğlendikleri için buradadırlar. Ama dünyayı sever ve onurlandırırlar. Onu kurtarmaya çalışmazlar.

Onlar bekler....gelmek için sadece bekler. Hayal kuran bir grup "değişim için hazırız" dediğinde hemen eyleme geçerler. Çalışmalarına başlarlar. Enerjileri getirip götürme işine başlarlar. Melekler zaman uygun olduğunda gelirler, insanlar değişim istediğinde, hayal kuran bir grup yeni bir şey deneyimlemek, bir sonraki düzeye geçmek istediğinde gelirler.

Kendinize bakın alan üyeleri, herşeyden çok. Biz bunun altını çizmek istiyoruz. Biz bunu – nasıl diyorsunuz – kalın harflerle yazmak istiyoruz. Bunu çok güçlü kılmak istiyoruz. KENDİNE BAK ve bununla ilgili bencil hissetme. Bencil hissetme.

Eğer bir insan için herhangi bir şeyi yapamıyorsanız, ya da bir randevu veremiyorsanız, ya da benzer bir şey, söyleyin bunu onlara, "yapamıyorum" deyin. Sizinle oynayan, sizi arayıp "bunu yapabilir misin? Şunu yapabilir misin?" diyen insanlar var. Ve siz de yapıyorsunuz, ve kendinizden nefret ediyorsunuz. alan üyeleri, onlara "Hayır, bunu yapamam. Kendime bakmakla meşgulüm" deyin.

Eğer yüksek-miktarlarda Enerjiyi Hareket Ettiren biri olacaksınız, kendinize bakmanız çok önemlidir. Bunda bencillik söz konusu değildir. Herkesin potansiyeli için neler yaptığınıza bir bakın. Siz Dünya için, insanlar için, büyük miktarda enerjiyi kendinizden geçiriyorsunuz, büyük miktarda. Siz bir şey yapıyorsunuz. Herşeyi yapmak zorunda değilsiniz.


--0-- Enerjiyi hareket ettirenin ikinci prensibi kisinin enerjinin içeri ve dışarı akmasına izin vermek.

Enerjiyi Hareket Ettirenler'in prensipler listesinde ikinci sırada, enerjinin içeriye ve dışarıya akmasına izin vermek var. Ona tutunmak zorunda değilsiniz. Ona tutunmak zorunda olduğunuzu, onu zorlamak ya da ittirmek, ya da onunla herhangi bir şey yapmak zorunda olduğunuzu düşünmek eğilimi göstereceksiniz. Bırakın içeri aksın. Bırakın dışarı aksın.

Bunu yapması için sadece izin vermek, onun sizinle o dansı yapmasına izin verir. Bu bir anda olur – nasıl desek, bunu tanımlamak zor – ama anın küçük bir parçasında olur, kutsanmış, kutsal bir anda sizinle dans eder. Onu manipüle etmek zorunda değilsiniz. Onu yeniden biçimlendirmek ya da ona bir biçim vermek zorunda değilsiniz. O sizinle o inanılmaz, inanılmaz nükleer dansı yapar. Sizin içinizde patlar.

Bazılarınız ona imzasını atmak zorunda olduğunu sanır. Eh, bunu şimdiden yaptınız. Bazılarınız, içinizde ve sizin vasıtanızla hareket eden o Yeni Enerji'yi tanımlamak zorunda olduğunu düşünür, tanımlamak ve bir şekilde değiştirmek. Bunu yapmayın. Eğer yaparsanız acıtacaktır. Yapmanız gereken tek şey onu kutsamak, ona insanlığınızın topraklamasını vermektir. Bırakın içeri aksın. Bırakın dışarı aksın.

Bir beklentiniz, gündeminiz olmasın....gündem olmasın alan üyeleri. O sizden geçip aktıkça, onu yaşamında isteyen herkes ve herşey için bir değişim potansiyeli ve güçlü bir enerji potansiyeli, ve bir yeni bilgelik potansiyeli haline gelir. Sonuçlarla ilgili beklentiye girmeyin. Bu yine Eski nirengi noktası konusudur.

Bazılarınız şimdiden enerjileri akıtıyor, hareket ettiriyordu. Ama hayal kırıklığına uğradınız, çünkü sonuçlarla ilgili beklentiniz var. İşte bu, sizlere çok zor gelecektir. Beklentiler genelde Eski nirengi noktalarını, Eski Enerjileri temel alır. Belirli miktarda Yeni Enerji hareket ederse, dışarda belirli bir tepki oluşmalı diye düşünüyorsunuz. Bu Eski Enerji-giriş/çıkış denklemidir. Ama o denklem Yeni'yle birlikte değişmektedir. Artık Eski'si gibi değildir.

Bir uca belli bir malzeme karışımını koymanız, o malzeme karışımının öbür uçtan çıkacağı anlamına gelmez. Herşey değişiyor. Enerjinin bölüm sayısı değişiyor; ve bu yüzden de sonuç kendini değiştirmelidir. Beklentileriniz onu kısıtlar, ve bu da sizi çok sinirlendirecektir. Beklentileriniz olmasın.

İzleyin, enerjiyi akıttığınızda neler oluyor izleyin. Neler oluyor izleyin. Sonuçların ne olabileceğine dair yepyeni bir fikir geliştirmeye başlayacaksınız. Enerjileri kendinizden akıtıp hareket ettirdikçe, onlara kendi yaşamlarını verin. Kendi ifadelerini ifade etmelerine izin verin.

İnsanlar sık sık bir enerjiyi içlerine alıp – nasıl desek – onu bir yapıda ya da bir öyküde o kadar çok tutarlar ki, o kendi yaşamına sahip olamaz. Her enerji sizin gibidir – kendine ait bir yaşamı, kendine ait bir ifadesi olmak üzere tasarlanmıştır. Siz farklısınız, çünkü siz Yaratıcı-varlıklarsınız, ama yine de, sizden akan her enerji, her düşünce, deneyim, yaşam, bunlardan herhangi biri, kendini ifade etme yeteneğine gereksinim duyar.

Yani, enerjileri sizden geçirip akıtırken, onu kısıtlamayın. Sınırlamayın. Ona kendi yaşamını verin. Onu kendinizden geçirdiğinizde yaptığınız budur ve onu kutsuyorsunuzdur. Siz onu yaşam realitesine, yaşam ifadesine kutsuyorsunuz. Bırakın akıp geçsin.

Yine alan üyeleri'da, sizde, bu enerjiyle birşeyler yapma eğilimi var, başka boyutlardan gelen bir enerjiyi buraya getirmek ve onu dünya barışı gibi şeylere yönlendirmek gibi, birini şifalandırmak gibi şeylere yönlendirmek, birinin kendini daha iyi hissetmesi gibi şeylere yönlendirmek. Bu onurlandırılan bir şeydir. Ve bunu neden yaptığınızı anlıyoruz alan üyeleri. Ama başka bir açıdan bakın. Nirengi noktasını değiştirin. Beklentiyi değiştirin.

Peki, böylesine saf bir enerjinin gelmesine izin verseniz ve onu varlık halinizle, Tanrı-benliğinizle kutsasanız ve sonra hiç bir beklenti, bir gündem olmadan başka birine akmasına izin verseniz, ne olur? O insanlar şifayı seçerse, o enerjinin neler yapabileceğini bir hayal edin. İnsanlar barışı seçerse, onun neler yapabileceğini bir hayal edin. İnsanlar yaratıcı olmayı seçerse, onun neler yapabileceğini bir hayal edin. O enerji sınırlı olmazsa, üzerinde hiçbir beklenti, hiçbir gündem olmazsa neler yapabileceğini bir hayal edin.

Alan üyeleri, enerjiyi hareket ettirmek, bunu yapmak için kendinize izin vermek kadar basit bir şeydir. Düzenli biçimde nefes almak kadar basit bir şeydir. Bu, enerjilerin sizden geçmesini sağlayacaktır.

Bulunmuş olduğunuz yerler ve kim olduğunuz yüzünden, arada sırada bir enerjiyi tutmayı, ya da onu depolamayı, ya da onu biçimlendirmeyi istemek gibi bir eğiliminiz olacak. Bu, onu kabul ettiğiniz sürece, onu bilerek ve bilinçli bir biçimde seçtiğinizi anladığınız sürece, pekâladır. Bazen o enerjinin bir bölümünü alıp onunla oynamak isteyeceksiniz, tıpkı oyun alanında oynayan çocuklar gibi. Ama, yaptığınızın bu olduğunu anlayın ve kabul edin, ve er ya da geç onun sizden akıp çıkmak isteyeceğini de anlayın. Siz bunu nefesinizle gerçekleştirirsiniz.....nefesinizle... nefes, enerjinin hareketini sürdürür.

Bazen size gelen ve sizin vasıtanızla çalışan o enerji miktarı.... kendi yaşam deneyiminizde, kendiniz için birazının tadına bakmak isteyeceksiniz. Ve bu pekâladır. Bu pekâladır. Ondan istediğiniz kadarının tadına bakabilirsiniz. Ama yaptığınızın bu olduğunu anlayın. Bilinçli bir seçim yapıyorsunuz. Ve onu bırakıp gitmesine izin vereceğiniz bir zaman da gelecektir.

Bu arada, bunlardan hiç birini kendiniz için depolamak zorunda değilsiniz. Bunu yapmak zorunda değilsiniz. O her zaman oradadır. Her zaman erişilir haldedir.... depolamaya gerek yoktur. O her zaman içinizdedir ve sizden akmaktadır.

Alan üyeleri, tekrarlıyoruz, bu önemli bir çalışmadır, şu anda ihtiyaç duyulan bir çalışmadır, herkese göre değildir. Gelecek aylarda, kendi yaşam deneyimlerinizle bununla ilgili daha çok şey öğreneceksiniz. Ve evet, yol üstünde bazı meydan okumaların olacağını, bazı parçalarınızın ona direneceğini, hatta belki de bazı parçalarınızın ondan korkacağını söyleyeceğiz size. Bunu sadece kabul edin. Ona bakın ve onu hissedin. İçinizde öyle parçalar olacak ki – nasıl desek – Eski'ye tutunarak Yeni'yi gerçekleştirmek isteyecek....bunu kabul ettiğiniz sürece yaptığınız bu olacaktır. Ama er ya da geç o enerji akıp gitmek durumunda kalacaktır.

Bazen, tüm ölçme ve değer biçme yöntemlerinizi ve nirengi noktalarınızı değiştirdiğinizde, içinizde bir meydan okuma ve çelişki oluşur. Siz buna alışık değilsiniz. Bu, işlemin bir parçasıdır. Ama acıtmak ve ıstırap vermek zorunda değildir. Bu, zerafetle ve kolaylıkla gerçekleştirilebilir. Bundan geçen ilk kişiler olduğunuz için, evet, size daha meydan okuyucu gelecektir.

Evet, birbirinize daha sık güvenmek durumundasınız. Toplanın ve konuşun. Nasıl gittiğini tartışın. Ve Enerjiyi Hareket Ettirenler için olan bu rehber'de kendi yüksek benliğinizin son noktasının – KENDİNİZE BAKIN – olduğu hakkında konuşun. Bu ilk noktadır ve son noktadır. Geri kalan herşey neredeyse önemsizdir. Evet, bırakın aksın. Bırakın içinize ve sizden aksın. Beklenti, gündem oluşturmayın. Ama kendinize bakın.

Enerjinin çok zorlayıcı olabildiğini göreceksiniz. Eğer kendinize bakmıyorsanız, yaşamınızda kendiniz için bolluğa ve mutluluğa ve sevince izin vermiyorsanız, enerji çok zorlayıcı olabilir. Kendinize bakın. Bu o kadar önemli ki.

Biz bunun, Şaud'un başlığının "Kendine Bak" olmasını istiyoruz. Bu çok önemlidir. Biz bunu tekrar tekrar size vurgulayacağız.

Bazılarınız şöyle diyor, "Ama bakıyorum. Kendime bakmaya çalışıyorum. Bakmaya çalışıyorum." Ve biz, kendinize bakmakla ilgili nirengi noktalarınıza bir göz atmanızı rica ediyoruz. Ölçü olarak ne kullanıyorsunuz? Sizi durduran nedir? Sizi engelleyen hangi Eski Enerjilere hâlâ tutunuyorsunuz?

Sizi bunların herhangi birinden alıkoyan hiçbir şey yok alan üyeleri, bizim taraftan yok, Ruh tarafından yok, hiç birşey tarafından yok. Sizden başka. Ve bunu duymak istemediğinizi biliyoruz. Ama bir bakın. Bir şey var. Eğer yaşamınızda bolluk ve sevgi ve sevinç deneyimlemiyorsanız, ne olduğuna bakın. Akış ve hareket orada olabilir. Ama onu engelleyen bir şey var. Bir göz atın. Kendinize bakın.

Bir de sizden rica ediyoruz, Enerjiyi Hareket Ettirenler olarak her zaman bir bakın. O siz misiniz, yoksa dışardaki bir şey mi? O sizin realiteniz mi, yoksa bir başkasının mı? Geçtiğimiz birkaç haftada içinden geçtiğiniz deneyimlerin büyük bir çoğunluğu....hissettiğiniz hislerin büyük bir çoğunluğu aslında size ait değildi....anlıyor musunuz, Enerjiyi Hareket Ettirenler.

Siz enerjiyi hareket ettirdikçe ve kendinizi açtıkça, herşeye karşı çok daha duyarlı olmaya başlıyorsunuz. Kendinizi açtığınız an, o dış enerjileri çeker....gerçekten çeker. Başka insanların dışsal enerjilerini çeker, onlar farkında olmasa bile, çünkü onların bazı bölümleri salınmak ister, dönüştürülmek ister.

Ve onlar – sizin deyiminizle – psişik alemlerde ve boyutlar-arası koridorlarda size doğru yollarını bulurlar. Onlar realitenize gelerek sizi haftalardır bombardımana tuttu. Ve siz bu hislerin, deneyimlerin size ait olduğunu sanıyorsunuz. Bazı korku, huzursuzluk ya da depresif hislerin size ait olduğunu düşünüyorsunuz. Bazıları öyledir. Ama birçoğu dışardan geliyor. Bazı – nasıl desek – kapana kısılmışlık ve hapsedilmişlik hislerinin sizden geldiğini düşünüyorsunuz, ama bunların çoğu dışardan gelmedir.

Çok ayırt etmek zorunda kalacaksınız. Realitenizin içinden gelen nedir? Dışardan gelen nedir? Bu enerjiler yollarını size çok hızlı bulacaktır. Hareket ettirdiğiniz sadece Yeni Enerjiler değildir. Başka insanlar için de enerjileri hareket ettireceksiniz....tutmayacaksınız, dikkatinizi çekeriz, onların enerjilerini tutmayacaksınız, onların enerjilerini hareket ettireceksiniz.

Şimdi, bazen, örneğin, ofisinizde birlikte çalıştığınız bir kişiyi ele alalım. Birbirinizle fazla konuşmasanız bile, arada sırada birbirinize sert sözler sarf etseniz bile, onlar, sizin onlar için enerji tutmanıza alışıktırlar. Bu örnekte siz onların enerjisini tutuyorsunuzdur. Onların enerjisi, size gelmenin yeni yollarını bulacaktır. Bunu deneyimlemiş olabilirsiniz. Son haftalarda, birdenbire sizinle konuşmak isterler. Aynı zamanda da biraz yakınınıza gelmeye çalışırlar.

Ve siz neler oluyor diye merak edersiniz. Onlar size çekilir. Dinamikleri size çekilir. Onların bir parçası, işlemci sizin ve enerjiyi hareket ettiren sizin, onları işlemden geçirmesini ister. Enerjilerinin bir bölümü, sizin onları sadece tutmanızı, enerjilerini kendi içinize almanızı, hatta geçmişte tuttuğunuzdan daha fazlasını tutmanızı ister. Bunu yapmak için iyi bir zaman değildir. Bu, enerjileri hareket ettirmek zamanıdır, tutmak değil.

Hayvanların enerjisinin, hatta ağaçların, ve bitkilerin, ve Yerküre enerjilerinin şimdi size geldiğini göreceksiniz, hareket ettirilmek üzere geldiğini. Onlar kapana kısılmıştır. Onlar hapsedilmiştir. Eğer geceleri rüyanızda bir hapishaneden çıkmaya çalıştığınızı, gömüldüğünüz yerden çıkmaya çalıştığınızı, yerin altında – nasıl desek – bağırdığınızı ama sesinizin bile çıkmadığını görüyorsanız, başkalarının enerjilerini alıyorsunuz demektir, başka insanların, salınmak isteyen başka öykülerin enerjilerini. Onların şimdi size gelmesinin nedeni, izin verdiğiniz içindir.

ENERJİLERİ HAREKET ETTİRİN.......TUTMAYIN ONLARI....bunlar çok farklı şeylerdir, çok farklı! O enerjileri hareket ettirmek için kendinize izin verin. Bunu nasıl gerçekleştirirsiniz? Tekrarlıyoruz, kendinize izin verin ve sadece soluyun. Bu öyle çok önemli bir şey olmak zorunda değildir. Bunun için yıllarca eğitim almanız gerekmiyor. Bu sadece, tutmaktansa, hareket ettirmeyi kabul etmektir.

Hareket ettirdiğiniz zaman, başka insanların ya da hayvanların ya da bitkilerin enerjilerini hareket ettirdiğiniz zaman, bu işlem özünde o enerjiye tanrısallığın ve kutsallığın bir kutsamasını yükler. Sonra da, onlara geri döner. Onlara geri döner ve konuşur – o enerjinin sahibi ve yaratıcısı – onlara geri gider ve der ki, "Peki, benimle şimdi ne yapacaksın? Ben, senin değişmene yardımcı olma potansiyeline sahibim." Yani, bunu onlar için siz gerçekleştirmiyorsunuz. Siz onu o enerjiyi sadece kutsuyorsunuz.

Yaşamınızda şu an neler olup bitiyor bir bakın. Gerçekten SİZİN olan konu, sorun nedir? İçinizden yükselen bir geçmiş yaşam konusu mudur? Yoksa dışsal bir konu mudur? Gördüğünüzde şaşacaksınız – Cauldre(Medyum) bizim bir sayı vermemizi istiyor – öyleyse diyeceğiz ki, şimdi hissettiğiniz herşeyin yüzde 93.5'i dışsal enerjilerdir. Onları kendinizin gibi algılamak çok kolaydır. Yakınlarda hissettiğiniz gibi, yüklerinizin çok olduğunu ve tüm bu şeylerle dolu olduğunuzu hissetmek çok kolaydır. "Tüm bu konular, sorunlar şimdi neden ansızın içimden çıkıyor" diye soruyosunuz. Çıkmıyorlar. Onlar size dışardan geliyor. Onları içinize soluyun....kutsayın....ve salın gitsinler.

Biz, dünyanın her yanındaki alan üyeleri'dan, birbiriyle enerjiyi hareket ettirme toplantıları yapmalarını isteyeceğiz. Sadece solumak, sadece birbirinizle soluma yapmak, ve sonra da kendinize bakmak, kutlamak, iyi bir zaman geçirmek. Bu, işlemin önemli bir parçası olmalıdır.

--0-- Dünyanın kurtarılmaya ihtiyacı yoktur

Anımsayın, siz dünyayı kurtarmaya çalışMIYORSUNUZ. Ve eğer bunu yapmaya kalkarsanız, gelip ellerinize vurmak zorunda kalacağız. Dünyanın kurtarılmaya ihtiyacı yoktur. Dünyanın bir kısmı değişmek istiyor. Biz bu yüzden buradayız, ve siz de bu yüzden buradasınız. Dünyanın geri kalanı oyun alanında muazzam iyi bir zaman geçiriyor, öykülerini anlatıyor, oyunlarını oynuyor, savaşlarını veriyor. Onlar buna bayılıyor. Bunu yaptıkları için onları onurlandırın.

Yineliyoruz alan üyeleri, bir eğilime sahipsiniz....dünyayı kurtarmaya çalışıyorsunuz. Dünyanın kurtarılmaya ihtiyacı yok. Ama, hazır olan ve değişim ve dönüşüm isteyen enerjiler var. Onlar Eski yapıdan yorgun düştüler. Salınmak istiyorlar. Ve onlar sizden akmaya başlayacaktır. Dış alemlerden....melek alemlerinden....Yeni Dünya alemlerinden...ve Dünya alemlerinden akan ve hareket eden enerjiler gelecektir....tümü birlikte akacaktır....tümü sizin realite noktanızda buluşacaktır....(o nokta) sizsiniz....sizden akacaklar.

Bu işle başa çıkabilir misiniz?

Alan üyeleri yanıtlar: Evet.

Biz bu soruyu sizin adınıza yanıtlayacağız, ama yine de teşekkür ederiz. Evet, başa çıkabilirsiniz. Bu zarif bir çalışmadır. Bu güzel bir çalışmadır, ve bu aslında gerçekleştirmek üzere buraya geldiğiniz çalışmadır. Tüm diğer şeyler ısınma hareketleriydi, ve şimdi gerçek işinizi görmeye başlıyorsunuz.

Ama onu, sistemlerinizi zorlamadan gerçekleştirebilmek için, nirengi noktalarını değiştirmek zorunda olduğunuzu hatırlayın. Kendinizi nasıl ölçtüğünüzü ve başka şeyleri nasıl ölçtüğünüzü değiştirmelisiniz. Evet, bu zaman zaman rahatsız edicidir, çünkü nirengi noktaları sizin odakta kalmanıza ya da yaptığınızı anlamanıza yardımcı olur. Ama şu anda herşey değişmektedir alan üyeleri, herşey – bunu farkettiniz – herşey. Nirengi noktasını değiştirin.

Yineliyoruz, vurguluyoruz – kendinize bakın.....kendinize bakın. İhtiyacınız olan şeyi kendinize verin. Kendinize bolluk için izin verin. Tüm o içsel veçhelerle tartışmayı ve savaşmayı bırakın, ve şu ara sizden gelip geçen şeylerin çoğunun sizinle ilgisi olmadığını anlayın.

--0-- Depresyon ve Anksiyete

Bu Şaud'da bir şeye daha değinmek istiyoruz. Bazılarınızı derinden üzen bir konuya değinmek istiyoruz...iki şeye. Biz pek de uygun olmayan – nasıl desek – terimler kullanmak zorundayız, ama başka insan sözcükleri yok. Siz bu şeylere "depresyon" ve "anksiyete (derin kaygı, korku)" diyorsunuz. Siz bunlarla mücadele edip durdunuz alan üyeleri. Zor zamanlar geçirdiniz. Bizim için de izlemek zor. Öylesine bunaltan, öylesine zor bir şey ki. Ama maalesef işlemin de doğal bir parçası. Ama bu denli zor olması gerekmiyor.

Buna neden olan unsurların bir bileşkesi (kombinasyonu) söz konusudur, çünkü sizin bir parçanız ölmektedir, içinizde tüm bu ölüm işleminin depresyonu var. Eski siz değişmektedir. Yeni siz feryat edip tutunmak istemektedir. Ve bu, Eski sizle Yeni siz arasında, hedeflerin ya da arzuların bir tür çelişkisi gibi görünecektir. Bu, enerjinin ters dönmesi gibi algılanacak şeye neden olur ki, bu da depresyon dediğiniz şeye neden olur. Depresyon çok gerçektir. Çok derindir. Çok bunaltıcıdır, bildiğiniz gibi.

Bu depresyonda, bu karanlıkta, yalnız değilsiniz. Siz, bir denge tutmaya yardımcı olan, çok zor olan bu işlemden geçmenize yardımcı olan, perdenin bizim yanından gelen uzman bir ekip tarafından kuşatılıyorsunuz. Biz, bunun farkında olduğumuzu bilmenizi istiyoruz. İçinden geçtiğiniz şeyleri farkındayız. Siz onun öbür yüzünden çıkacaksınız. Ve hâlâ burada, bu Dünya'dayken çıkacaksınız. Depresyon dediğiniz bu şeyin üstesinden gelmek için ya da onu değiştirmek için Dünya'yı terk etmeniz gerekmiyor.

Bu zor bir sorundur alan üyeleri. Ve siz mücadele ederek oradan çıkamazsınız. Birçoğunuz dövüşerek oradan çıkmaya çalıştı. Birçoğunuz depresyonunuzu tatsız laflarla, klişe sözcüklerle, kendini-iyi-hissetirmeyi sağlayan küçük mısralarla beslemeye çalıştınız. Ve bu da işe yaramaz. Bu, içinden geçtiğiniz derin ve yoğun değişimlere kabul vermek durumudur. Bir anlamda, depresyon dediğiniz o şeyin uçurumuna yuvarlanmak için kendinize izin verin deriz. Ondan çıkmaya çalışırken herşeyi karman çorman ediyorsunuz.

Bu, onun içinde tümüyle bedenlenilmek için kendinize izin vermenizle ilgilidir. Ve, duymak istediğinizin bu olmadığını biliyoruz. Depresyonu ve o derin korkuları tümüyle bedenlemekle, Yeni bir enerji türü ve Yeni bir hareket türü gelecektir. İçinin derinliklerine girmek istemediğiniz bu şeyi derinlemesine bedenlemekle, geçmişinizin, geçmiş yaşamlarınızın enerjileri, şimdiye kadar yarattığınız her bir realite-altı enerjileri gelecektir. Onlar koşup gelecektir. Onlar sizinle çalışmak için, sizi bu depresyondan geçirmek için koşup geleceklerdir.

Birçoğunuz için şu aralar korkular, kaygılar derindir, çünkü siz olması yakın değişimi hissedebiliyorsunuz. Birşeyin vermek üzere olduğunu hissedebiliyorsunuz. Ama soru şu – o bir şey kendi içinizde mi, yoksa sizin dışınızda mı? Bir korku, bir kaygı hissediyorsunuz, çünkü şimdiye kadar olduğundan çok daha duyarlısınız. Evet, siz duyarlılığınızı açıyorsunuz ve her şeyi hissediyorsunuz. Kendi içinizdeki korku ve kaygıları hissediyorsunuz, VE tüm çevrenizdeki dünyada olanları da. Bu insanı bunaltabilir. Bu korku ve kaygılar ve tüm bu enerjiler bunaltıcı olabilir.

Enerjiyi Hareket Ettiren olmanın bir başka noktası da, her zaman izleyen olmaktır, hatta kendi depresyonunu ve kendi korku ve kaygılarını izleyen olmaktır. Onun izleyicisi olun. Siz onunla mücadele ederek, dövüşerek, onu saf dışı bırakmaya çalışarak, içine giriyorsunuz. Bazen, depresyonla çalışmayı bırakırsanız, ona karşı güç kullanmayı bırakırsanız, sizi teslim alacağını düşünüyorsunuz. O bir enerji hareketini sağlayacaktır, ama sizi teslim almayacaktır. Bir işleme yardımcı olacaktır, ama sizi yok etmeyecektir.

Alan üyeleri, burada şunu da söylemek durumundayız, hepiniz için, ister korkuları ve depresyonu deneyimliyor olun, ister duyarlılıkları. Kendinizi kapatmayı istemek eğilimine sahipsiniz. Biz sizden enerjileri hareket ettirmeyi sürdürmenizi, izleyici olmak için kendinize izin vermenizi, ve duyarlı olmanızı, tümünü aynı anda yapmanızı rica ediyoruz. Duyarlılıklar açılıyor, çünkü siz bunu talep ettiniz. Herşey değişiyor, çünkü siz bunu talep ettiniz.

Bu işlemin, bu prosedürün devam etmesine izin verin, ama nerede olduğunuzu ölçtüğünüz nirengi noktasını değiştirin. Bu bazen büyük, kafa karıştıran bir enerji girdabı gibi görünür. Ve bunun nedeni, herşeyin içinizde hızla hareket etmesindendir. Ama anımsayın, bir düzeyde onu siz yarattınız. Siz kendinize her yanıtı, her aracı, her bir enerjiyi verdiniz. Siz kendinize deneyimi ve tüm anlayışı verdiniz.

Ve son bir nokta....şu ara dramlara kapılmak çok kolaydır. Bu güzel bir sapmadır. Sizi, bir anlamda, Eski Enerji'deki sıcak ve rahat bir ortama geri getirir. Dramlar tüm çevrenizde oynanmaktadır ve ona kapılmak çok kolaydır. Ve yineliyoruz, eğer dramı oynamak istiyorsanız, yaptığınızın bu olduğunu en azından kabul edin. Bu şekilde ondan daha kolay çıkarsınız.

O komploların tümüne kapılmak çok kolaydır. Komplolar yoktur alan üyeleri, sizin için yoktur....tabii siz onları seçmedikçe. Bu arada komplo, sadece ideallerin ve amaçların ve düşüncelerin birleşmesi anlamına gelir, bazı kişilerin işbirliği için birleşmesi, ne amaçla olursa olsun fikirlerini birleştirmek için işbirliği yapmaları anlamına gelir. Bazıları dünyanın karanlık güçler tarafından teslim alındığı düşüncesinde birleşir...ve sonra öyle de olur....onlar için.

Alan üyeleri, bu şeylere kapılmak çok kolaydır, çünkü sizin dikkatinizi saptırırlar, çünkü onlar bir enerji üretirler, Eski bir Enerji, dualitik bir enerji, ama bu, size geçici bir haz veren enerjiyi üretir. Ama daha sonra neler olduğunu biliyorsunuz. Siz dibe vurursunuz. Bu da depresyon ve korkuyla ilgili tüm sorunun bastırılmasını sağlar. Yani, bir drama, bir komploya, o dram enerjilerinden herhangi birine geri gitmeye çalışırsanız, evet, kısa bir süre için kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaklardır, ama sonra depresyonu ve korkuyu vurgulayacaklardır. O oyun alanında oynamak istiyorsanız, güzel. Biz sadece – nasıl desek – sizi biraz uyarmak istiyoruz.

Sizin için şu aralar kurban-durumuna düşmek çok kolaydır, çok kolay, çünkü siz diğer insanların kurban-olma-durumlarını hissediyorsunuz. Siz kendinizin daha önceki kurban-olma hislerini hissediyorsunuz. Buna kapılmak ve "Tobias, ben bir Yaratıcı değilim. Bunların tümü bana sadece oluyor" demek çok kolaydır. Öyleyse, öyle olun. Ama, Yaratıcılığa geri dönmeye hazır olana dek, bir süreliğine kurban olmayı seçtiğinizi kabul edin.

Peki, Cauldre(Medyum) bize bugün fazla lafladığımızı söylüyor. Yüksek benlik geldiği zaman böyle oluyor.

Böylece, bu sevinç veren alan üyeleri grubundan derin bir nefes almasını rica ediyoruz. Onun sizden geçmesine izin verin. Hiçbir şeye tutunmayın. Geçerken, tanrısallığınızla kutsanmasını sağlayın. Ve bu güvenli ve mükemmel alanda bir dakika birlikte oturmamıza izin verin....hiçbir şeyi düzene sokmaya çalışmadan.... hatta kendimizi bile düzene sokmaya çalışmadan....hiçbir şeyi şifalandırmaya çalışmadan....sadece bu değerli alanda olmamıza izin verin.

Güvenli alan, biyolojinizin kendini doğal olarak yenileyebildiği yerdir. O ne yapacağını bilir. O zaten ne yapacağını bilir. Güvenli enerjide oturduğunuz zaman, o da çalışmasını gerçekleştirebilir. Zihinsel dengeniz nasıl dengeleyeceğini ve kendini nasıl koruyacağını bilir....zihniniz....hatta duygularınız, bu güvenli alanda birlikte....çalışmasını gerçekleştirebilir.

Bakın....biz bir şey yapmak zorunda değiliz. Siz bir şey yapmak zorunda değilsiniz. Bu, sizin yarattığınız doğal bir işlemdir. Enerjiyi hareket ettirmek doğal bir işlemdir. Bir şey yapmak zorunda değilsiniz. Biz bu güvenli ve kutsal alanda sadece oturabilir ve sadece enerjileri hareket ettirebiliriz. Enerji hareketiyle ilgili dramlara ihtiyacımız yoktur. Onunla ilgili herhangi bir haşinliğe ihtiyacımız yoktur. Biz onun hareket etmesine sadece izin veririz.

Alan üyeleri, bunu herhangi bir zamanda gerçekleştirebilirsiniz.....güvenli enerjide olun....bırakın bedeniniz yenilensin....bırakın zihniniz yeni bir denge düzeyi bulsun.....bırakın tanrısallığınız Yeni oyun alanına girsin.

Ve öyledir!

--0-- Çalışma sonrası gelen bilgi


Enerjiyi hareket ettireceğiniz bu yepyeni süreçte sizin de farkedeceğiniz gibi, yaptığınız, gerçekleştirdiğiniz herhangi bir şeye yaratıcı enerjilerinizi ve yaşam-ifadesi enerjilerinizi uyguladığınız zaman, o şeyin etkisi çok daha fazla olacaktır. Başka alemlerin enerjilerini kendinize çekip, kendinizden geçirdikçe, bu, kendi yaratıcılığınızı, kendi yaratıcı/tanrısal merkeziniziuyandıracaktır. Ve bu, kendinizi hiç hayal bile edemediğiniz biçimlerde ifade etmenize yardımcı olacaktır.

Şarkı söylemek gibi bir şey bile sesinize öylesine bir derinlik ve enerji kazandıracaktır ki, bu sadece şarkı söylemek olmayacaktır, tıpkı konuştuğumuz zamanlarda Cauldre(Medyum) ile gerçekleştirdiğimiz gibi, enerjilerin akmasını ve yansıtılmasını sağlayacaktır. Bu sözcüklerle, ya da hatta sadece sesle ilgili değildir. Bu, enerjileri birçok farklı düzlemlerde, sizinle ve sizin vasıtanızla kurduğumuz iletişim oluşurken oluşan düzlemlerde hareket ettirmekle ilgilidir. Böylece, enerjiyi hareket ettirme işinin mutluluk verici yararlarından birinin de, kendi yaratıcılığınızı yeni bir biçimde ifade edebilmek, kendi enerjilerinizi hareket ettirmek olduğunu göreceksiniz.


yazdır