Şaud 11 Işıyan Varlık

--0-- Çalışma başlığının nerden kaynaklandığına dair açıklama

Ruh, Ruh'un özü, tek bir düzeyde yaratmaz. Ruh, mümkün olan her bir düzeyde ve eşzamanlı olarak aynı anda yaratır. Ve alan üyeleri olarak, Yeni Enerji öğretmenleri olarak öğrendiğiniz şeylerden biri de, birçok şeyi birden olabileceğinizdir. Aynı anda birçok öykünüz olabilir. Ve bunların olumsuz olması gerekmez.

Ah, gerçekten de bütünleşmiş, birleşmiş öyküler.... çok öykülere sahip olmakla, – sizin deyiminizle – çok kişilikli olmanın karmaşıklığına sahip olmak arasındaki fark, bunların birleşmiş olmasından kaynaklanıyor. Onlar birbirlerinden haberdarlar. Aynı aktif enerji kaynağından geliyorlar. Birbirlerini seviyorlar. Birbirleriyle oynadıkları rolleri onurlandırıyorlar, oysa – psikiyatrik tanımlamalarınıza göre olan – çok kişiliklilik, veçhelerle saklambaç oyunu oynar. Muazzam bir reddediş vardır. Ama alan üyeleri, zaten öğrendiğiniz şeylerden biri de, farklı düzeylerde nasıl iş göreceğinizdir.

Biz bu grupla, fiziksel olarak burada, bu odada bulunanlarla, (şu anda) dinlemekte olanlarla birlikte oturduk. Birlikte Şaud yaptık, sadece iki ya da üç ses olarak değil, tüm grup olarak. Enerjilerimizin tümünü birleştirdik, ve sonra da hem tek ses, hem de aynı anda çok ses olarak şarkı söyledik....anlıyor musunuz. Biz bunu başka düzeylerde, -sizin deyiminizle- başka boyutlarda, insan olarak var olduğunuz boyutlara çok az benzeyen ve fiziksel olmayan boyutlarda gerçekleştirdik. Biz o potansiyeli yarattık.

Biz bir ışıma yarattık. Ve "ışıma", bugünkü kanallığımızın sözcüğüdür. Bu, bugünkü Şaud'umuzun başlığıdır, "Işıyan Varlık".

Birkaç gece önce birlikte oturduk ve bir ışıma yarattık. O, sizden gelen bir titreşim, genişleyen bir enerjidir. Grupla birleştirildiğinde ışımaya başladı. Ve siz şimdi onun enerjisinin tadını çıkartıyorsunuz. O sandalyelerde oturdunuz. Şimdi de evlerinizde, ya da bir arkadaşınızın evinde oturmuş dinliyor, birkaç gece önce yarattığınız enerjinin tadını çıkartıyorsunuz.

Bunun nasıl iş gördüğü şaşılacak bir şeydir. Bunların tümünde muazzam, ama yine de çok basit olan fizik kuralları geçerlidir. Biz bugün kontrolleri elden bırakmayı öğreneceğiz. Yeniden ışımayı öğreneceğiz. Onun ne anlama geldiğini anlayacağız. Onun fiziğini, hissini, sevgisini anlayacağız.

--0-- Dünyada meydana gelen değişimler ve beşeriyetin uyanış işlemindeki yolculuğu

Alan üyeleri, geçenlerde de söylediğimiz gibi, şu anda çevrenizdeki dünyada çok şeyler oluyor, bilinçlerde çok şeyler oluyor. Başlıklarınızı okursanız, ya da televizyondaki haberlerinizi dinlerseniz, sanki herşey yanlış yönde ilerliyormuş gibi görünüyor. Ama bu bir yanılsamadır. Bunun bir tür hipnoz ya da gölge katman olduğunu size bildirmemiz gerekiyor. Bu, bu tür dramların bir okuyucu kitlesi yaratmasından kaynaklanıyor. Bu tür dramlar – nasıl desek – bir tür enerji bağımlılığı yaratıyor.

Bunların ötesine geçin. Tanıdığınız insanlardan, birlikte çalıştığınız insanlardan, ailenizden oluşan dünyanızda gerçekte olan bitene bir bakalım. Bu dünyanın her yanında, başlıklara yansımayan, haberlere yansımayan muazzam bir uyanış var. Bu gezegene – ve bu enerjiyi kullanmaya gönüllü ve istekli olan insanlara – yönelen muazzam bir Yeni Enerji dalgası var. Bu Yeni Enerji dalgası herkesi farklı düzeylerde ve farklı yollardan etkiliyor.

Bazı insanlar, sizin 5, 10, 20 yıl önce geçtiğiniz şeyden, kendi hipnotik hallerinin âni kargaşasından geçiyorlar. Siz buna, onların uyanışı diyorsunuz. Onlar yaşamlarında bir kargaşadan geçiyorlar, ve bu kargaşa belki de acı ve duygusal keder, zorluk olarak algıladıkları şeylere neden oluyor. Kendilerine ne olduğunu merak ediyorlar.

Ama hepimiz biliyoruz, ve siz biliyorsunuz. Bu, dönüşümdür. Bu, onları kendi hipnozlarından uyandırmaktadır. Onları kendi gerçek özlerine açmaktadır. Bu onları, para ya da güç ya da bu tür şeylerin hiç biriyle asla ulaşamayacağınız, kendi içinizdeki bir dinginliğe, bir sevgiye açmaktadır. Bu sevgi ve dinginliğe sizin dışınızda bulunan bir Tanrı'ya dua etmekle, dışınızdaki bir takım insanların koyduğu kurallara uymakla asla ulaşamazsınız. Bir uyanış olageliyor. Şimdi'nize, tanıdığınız insanlara, size gelmeye başlayan insanlara bir bakacak olursanız, bunu görürsünüz.

Biz perdenin bizim yanından böyle görüyoruz. Meydana gelen gerçek değişimleri görebiliyoruz. Gerçekleştirdiğiniz çalışmanın etkisini görebiliyoruz. Uygarlığınızda olan biteni görebiliyoruz. Bu çiçek açmakta olan güzel enerjiyi görebiliyoruz.

Bazen, o eski öyküyü bırakmak zor geldiği için olan biten güzel görünmüyor. İnsanı bazen çok zorluyor. Ve insanlarla birlikte oturduğunuz zamandan, gözyaşlarından biliyorsunuz ki, yakınlarda sevdikleri birini kaybettiler. Belki de sahip olduklarını sandıkları herşeyi kaybettiler. (Ya da ) bedenleri bir tür hastalığa maruz kaldı.

Ama bunun sadece bir yön değişikliği olduğunu hem siz, hem de biz biliyoruz. Meydana gelen uyanış sadece, bazılarınızın deyimiyle "kavşaklar"dır. Bunu, sahip oldukları bilinç düzeyiyle kabul etmek insanlara zor geliyor. Ama siz biliyorsunuz ki, ve biz biliyoruz ki, gelmekte olan değişimler, gerçeğin değişmesinden, insan ve Ruh'un kaynaşmasından ve birleşip bütünleşmesinden doğan değişimlerdir.

Biz uygarlığınızda meydana gelen şeyleri izliyoruz. Bunlar şaşırtıcı şeyler. Şaşırtıcı, ve bazen de o kadar basit ki, gözden kaçırıyorsunuz.


--0-- Star Wars filminin verilen semboller



Geçenlerde şu yeni film, "Star Wars – Yıldız Savaşları" vizyona girdi, karanlık varlıkların geri dönüşü. Bu inanılmaz bir dizi oldu; yaklaşık 30 yıllık bir zamana yayıldı, sizin uyanış sürenizin yaklaşık 30 yılına alan üyeleri. İlk filmi ilk kez gördüğünüzde çoğunuz gerçekten, gerçekten uyandı. Belki de bunu bilinçli olarak farketmediniz.

Ama.... bu filmin enerjisel dokusuna gerçekten dokunmuş olan ve "geçmişte" nasıl olduğunun anılarını tetikleyen şeyler vardı...ya da hâlâ var. Bu filmler bilimkurgu olmaktan çok, gerçeklere dayanıyor. Bunlar uzun, çok uzun zaman önce olmasına karşın sanki gelecekte olmuş gibi görünüyor. Zaman eğilip bükülüyor.

Bu, aydınlık tarafla karanlık tarafın öyküsü. Bu, her ikisini de araştırmak üzere yola koyulmanın öyküsü. Gerçek bir anlayış için sonuçta her ikisinden de geçip, onları yeniden birleştirmeniz gerekir. Bu, (filmde) "güç" olarak adlandırılan Ruh'un öyküsü. Bu, yolculuklarınızın öyküsü. Çoğunuzun bu filmle bu kadar yakın bir bağ kurmasının nedeni, yaptığınız savaşların öyküleri olmasındandır. Ah, öyle küçük, uçan metal gemileriniz yoktu. Bu, fiziksel olmayan realitelerde gerçekleştirildi. Ama alan üyeleri, bu gerçekti.

Filmde bir kişi karanlık tarafa geçer, karanlık tarafın lideri ve komutanı olur, bunun nasıl bir şey olduğunun keşfine çıkar. Sonra bir de öbür karakter var, Luke; o aydınlık tarafta çalışır. Bakın, Luke bir savaşçı olmak üzere eğitiliyordu. Ama ileri eğitimlere geçtiğinde, önceki eğitimlerde öğrendiği her şeyi unutması gerekti. Işık kılıcını nasıl tutacağını unutması gerekti. Alışılmış şeylerin tümünü unutması gerekti. Öğrendiği, bir savaşçı olarak eğitimini görüp uyguladığı kontrolleri unutması gerekti. Bunları bırakması gerekti.

Başı derde girdiğinde ona gelip de "Gücü hisset Luke" diyen sesi, o kanal olan sesi duyduğunu anımsayın. O ses, "Gücü düşün Luke" demedi. "Gücü analiz et" demedi.O ses, "Gücü hisset Luke. Bırak varlığının her bir parçasından aksın. Zihnini devreden çıkar. Kontrolleri elden bırak. Öğrendiğin her şeyi unut" dedi.

Ve Luke, tıpkı sizin gibi, başta buna karşı koydu. Kontrollerini çok iyi öğrenmişti. Kendiyle zihin yoluyla başa çıkmayı, eylemlerini, düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmişti. Ve bunların tümünü bırakmak çok rahatsız ediciydi.

Ama bunu bir kez gerçekleştirdiğinde, "gücü" bir kez hissedip de ondan akmasına izin verdiğinde, bir yandan yapması gereken şeyleri yapması için zihnine izin verirken, bir yandan da "gücün" akmasına izin verdiğinde, bunu ilk kez gerçekleştirdiğinde, o altın hisse sahip oldu. O öfori (kendini aşırı derecede zinde hissetme hali) hissi geldi. "Güç" ile yeniden bağlantı kurduğunda o anımsama hissi geldi. Ve sonra da aktı. Ne yapması gerektiğini daha yapmadan biliyordu. Düşmanının ne yapacağını, daha düşmanı yapmadan biliyordu. O güç sadece oradaydı. Akıyordu.

Alan üyeleri, birçoğunuz bunu şimdiden deneyimlediniz. Siz bunu, tanrısal biliş diyeceğimiz, insan bilincinin normal halini dönüştüren o altın ânı deneyimlediniz. Bu, kozmik bilinçtir. Bu, sadece bildiğiniz o altın andır. Onu kimseye açıklayamazsınız. Hatta kendinize bile açıklayamazsınız. Sadece bilirsiniz.

Bu, kontrolleri elden bıraktığınız....bazen de bırakmak zorunda kaldığınız andır. Luke, kontrolleri bırakmak zorunda kaldı. Düşmanı tarafından manevra yapamaz hale getirildiğini biliyordu. Eski savaşçı yöntemlerini, kontrol altındaki savaşçı yöntemlerini kullanmaya devam etmesinin, kesinlikle ölmek anlamına geleceğini biliyordu. Seçimi yoktu. Bırakmak zorundaydı.

Siz bir seçime sahipsiniz elbette. Siz, Luke'un içinde bulunduğu o belânın içinde değilsiniz. Ama burada yine de, kontrolü bırakmak konusunda öğrenilecek harika bir ders var. Tobias geçen ay bununla ilgili konuştu – tümüyle bırakmak hakkında. Şimdi, siz daha sadece bunun yüzeyini kazımaya başladınız. Kontrolü bırakmakla ilgili ilk deneyimlerinize sahip oldunuz. Bırakmayı sürdürmeniz için sizi yüreklendirmeye devam edeceğiz.

Şu şey var; ona tanrısallık deniyor. "Star Wars" filminde ona "güç" dendi. Ama o sizin tanrısallığınızdır. O tüm çevrenizde ve içinizdedir. Başka bir yere ait değildir. Uzaklaştırılmış bir enerji değildir. O çok yakın ve çok kişiseldir. Kontrolü bırakmak, o tanrısallığın gelmesine izin verir, insanla tanrısal olanın kaynaşmasına, birleşmesine izin verir. Kontrolü bırakmak başlangıçta biraz korkutucudur. Buna alışmayı gerektirir.

Ve biz, birçoğunuzun bazı kontrolleri bıraktığını biliyoruz. Şu son 30 gün içinde bu konuda bazı deneyimler edindiniz. Bunları bırakmayı sürdürdükçe o yepyeni anlayışa, o tanrısal bilişe, o akışa geleceksiniz.....işte ışıma, bundan sonra gelecektir.

Geçen ayki Şaud'da ifade edildiği gibi, kontrol, öğrendiğiniz bir şeydi....tıpkı çömlekçinin çamuru....çarkı, çömlekçi çarkını....ve çarkın dönüş hızını kontrol etmeyi.... çamurun kendisini kontrol etmeyi....ve elleriyle kontrollü bir biçimde çalışmayı öğrenmesi gibi. Ama bir çömlekçi ne yaratır....bir çanak mı....ya da belki bir heykel mi? Bu statik bir şeydir. Sadece durup durur. Çarktan alınmıştır. Kuruması için, işlemden geçmesi için, sertleşmesi için fırına konur. Fırın onu, ona verilen biçimin enerjisiyle kaplar. Artık kontrol altındadır. Ve çanak boyanır ve bir rafa konur. Ve o varoluş hali içinde kontrol altına alınır.

Yani alan üyeleri, kontrol, enerjinin içinizdeki genişleme yeteneğini kısıtlar. Siz bu yaşamınızın her anında enerjinizi kontrol ettiniz. Siz, öykünüze biçim veren çömlekçi oldunuz. Ona güzel biçim verdiniz. Pürüzlü yüzeylerin birçoğunu temizlediniz. Yeni bilincinize uysun diye onu zaman zaman yeniden biçimlendirdiniz. Ama o bir anlamda hâlâ kontrol altındadır. Hâlâ çok özel bir araç haline getirilmiş biçimdedir. Ona, öykünüz deniliyor.

Şimdi, öykünüz üzerindeki bu kontrolleri bırakmak ve yaşamınızda ne olup bittiğine bakmak zamanıdır. Ne tür yeni eşzamanlılıkların size geldiğini izleyin. Bu enerji ışımasının meydana gelme zamanıdır.


--0-- Enerjinin fiziği hakkında bilgiler

Böylece bir kez daha enerjinin fiziği hakkında biraz konuşalım. Söylediğimiz gibi, enerji mevcut değildir. O, cennetlerde mevcut değildir. Enerji diye adlandırılan bir şey yoktur. Pozitif ve negatifin düşman güçleri yoktur. Bunların tümü sadece aktive edilmeyi bekleyen nötr potansiyellerdir.

Siz onu, "alan" denilen şeye bağlanmakla aktive edersiniz. Sonra onu realitelerin ya da boyutların türlü hallerine getirirsiniz. Onu Dünya'ya getirdiğinizde, biçimlendirilir ve kontrol edilir, sonra da sizin için çalışır hale getirilir. Her türlü potansiyel grubunu seçebilirsiniz. Onun pozitif ya da negatif, eril ya da dişil bir ifadeye sahip olmasını seçebilirsiniz. Seçimi siz yapıyorsunuz.

Kendi başına enerji yoktur. O sadece ifade edilmeyi bekleyen bir potansiyeldir. Şimdi, onu biçimlendiren sizsiniz. Onu kontrol eden de sizsiniz. Kontrol, kendiniz ve öykünüz de dahil olmak üzere yaratılarınızın herhangi birinin ışıma yeteneğini sınırlar. Bununla ne demek istiyoruz? İşte bu, bugünkü konuşmamızın özünü oluşturuyor.

--0-- Yaratıcı olmak, enerji zekidir

Her bir Yaratıcı varlık, bir ruha sahip olan her varlık yeniden-yaratma, yaratıları sürekli kılma, tekrar tekrar yaratma yeteneğine sahiptir. Bu Yaratıcılık yeteneği ağaçlar gibi ve çoğu hayvanlar gibi cansız nesnelerde yoktur. Evcil hayvanlarınızın çoğu bile Yaratıcı yetenekler değildir. Onlar, sizin gerçekleştirdiğiniz gibi enerjiyi ışımaz, yaymazlar.

Siz Yaratıcı bir varlıksınız. Yaydığınız ışıma, yaratınızın bir uzantısıdır. Ama siz yine de biçimlendirdiğiniz o çok kontrol altındaki araçta yaşadınız. Ve siz artık ışımıyorsunuz, en azından ışıyabileceğiniz kadar ışımıyorsunuz. Enerjinizin sürekliliği yok.

Başka bir deyişle, herşeyi o kadar öykünüzle ilişkilendirdiniz ki, gölgelerle, inanç sistemleriyle ve hipnozlarla ilişkilendirdiniz ki, gerçek Yaratıcı enerjiniz özgür değil. O, o çanak gibi. O, o çömlekçinin yarattığı vazo gibi, biçim verilmiş ve sınırlanmış bir halde rafın üstünde oturuyor. Kendini açmak zamanıdır. Enerjinizi ışımaya, yaymaya başlamak zamanıdır.

Şimdi burada oturuyor ya da bunu Şimdi anınızda okuyorsunuz, ve çoğu insan, hatta alan üyeleri'nın çoğu ışımaya, parlaklığının yayılmasına, Yaratıcı enerjilerine çok sınırlı, çok sınırlı bir biçimde izin veriyor. O zaman yaşamınız da sınırlı hale geliyor. Size geri gelen şey sınırlı oluyor.

Kontrolleri bıraktığınızda, bu güzel enerjiyi yayarsınız. O canlı bir enerjidir. O kadar canlı bir enerjidir ki, dokunduğunuz herşey, karşılaştığınız herşey, düşündüğünüz herşey, Yaratıcı enerjinizden etkilenir.

Kendinizi enerji yayan güzel bir alev olarak imgeleyin. Onu herhangi birine ya da şeye zorlamıyorsunuz. Onu sadece ışıyor, yayıyorsunuz. Bazı büyük başmeleklerin yaptığı budur – onlar sadece ışırlar. Siz şu alev, Mikail'in alevi, hatta Metatron'un ve birçoklarının alevi – nasıl desek – hissini ya da içgörüsünü ya da görüntüsünü buradan edindiniz. Bu, onların varlıklarının ışımasıdır. Ve siz bu ışığın, bu alevin....zorlayıcı olmadığını, herhangi bir şeyi değiştirmeye kalkmadığını farkediyorsunuz. O sadece, onunla bağlantı kurmaya gönüllü olan herkes için potansiyel Yeni Enerji'yi yayar.

Alan üyeleri, kendi ışımanızın çok kısıtlı olmasının nedeni kontroller yüzündendir, yanılsamalar yüzündendir. Artık bunları bırakmak zamanıdır.

Elinizde bir kalem tuttuğunuzda, fiziksel olarak bir kaleme dokunduğunuzda, enerjinizi tam anlamıyla ona yayarsınız. O kalem, sizin enerjinizi tutmayı, enerjinizi hissetmeyi sürdürecektir. Siz, şu anda çok düşük düzeylerde olsa da, sürekli enerji yayıyorsunuz. Ve herşeye enerji yayıyorsunuz. Ve yineliyoruz, "ışıma" dediğimiz zaman, bir parlaklıktan, bir genişlemeden, enerjinin altınlaşmasından söz ediyoruz. O, değiştirmeye çalışmaz; o sadece bir potansiyel yayar.

Örneğin, ışımanızın, tanrısallığınızın herşeye yayıldığını fark edersiniz. Bu yüzden arabanız bile, kullandığınız o otomobil enerjinizi üstlenir, çünkü siz onu tam anlamıyla kendi tanrısallığınız ile renklendiriyorsunuz. Ona, arabanıza, bazen bir ad veriyorsunuz. O sizi ve sizin niteliklerinizi üstleniyor. Sizin enerjinizle doluyor.

Hayvanlarınız ve evcil hayvanlarınız sizin enerjinizle doludur. Siz onlara enerjinizi yayıyorsunuz. Yaşamınızda yakın olduğunuz kimseler....siz sürekli ışıyor, parlıyorsunuz. Ve bir süre sonra bu şeylerden bazıları, ister insan olsun, ister nesne, enerji niteliklerinizi öylesine üstleniyorlar ki size benzemeye başlıyorlar, sesleri sizinki gibi çıkmaya başlıyor. Kimliğinizin birazını üstleniyorlar. Bakın, Yaratıcı varlık bunu gerçekleştirme yeteneğine sahiptir. Oturduğunuz sandalyeler..... onlar sizin yaşam gücü özünüzü üstlenirler.

Tam anlamıyla bir modelin, bebek diyeceğiniz bir şeyin heykelini yapabileceğinizi biliyorsunuz. Çamurdan bir varlık yapıp insan gibi görünmesini sağlayabilirsiniz, istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Ve işlenmiş o çamur parçasına enerjinizi yerleştirerek, enerjinizi ona yayarak, ona gerçekten yaşam verebilirsiniz. İşte ışımak budur. Sahip olduğunuz yetenek budur....evet, belki bir insan figürü haline getirilmiş çamur parçası, cansız bir nesne.

Nefes alıp verdikçe, güç ve çaba kullanmayıp sadece ışıdığınızda, insan biçimi verdiğiniz o çamur parçası gerçekten canlanabilir. Bu gerçektir. Ben bunu daha önce gerçekleştirdim. O nesne gerçekten sizinle birlikte nefes almaya başlayabilir. Bunu deneyebilirsiniz. Biraz zaman alır. Bu, gizemlerin basitliğine dair bazı anlayışları ve kendi ışımanızla ilgili anlayışı gerektirir.

Ama ona nefes verebilirsiniz, onunla birlikte soluyabilirsiniz, ve o canlanacaktır. Göreceksiniz. Ah, bu çok, çok uzun bir zaman alabilir, ama onun solumaya başladığını göreceksiniz. Günün birinde hareket etmeye başlayacak. Ve, günün birinde kalkıp doğrulacak. Ve günün birinde konuşmaya başlayacak.

Evet, şu anda böyle bir şey gerçekleştirme yeteneğine sahipsiniz. Yineliyoruz, bu biraz çaba gerektirecektir, çünkü....."çaba" sözcüğünü kullanmamamız isteniyor. Sabır isteyecektir. Bunun nasıl gerçekleştirileceğinin öğrenilmesi sabır isteyecektir. Hepinizin fırlayıp bunu yapmak üzere(işe koyulmasını) önermiyoruz. Ama bunu daha çok, enerjinin nasıl iş gördüğüne, kendi enerjinizin nasıl iş gördüğüne dair abartılı bir örnek olarak kullanıyoruz. Siz sürekli olarak herşeye enerjiler yayıyor, ışıyorsunuz.

Şimdi, bu konu Yeni Enerji fiziğinin çok önemli bir parçası olduğu için buna değiniyoruz. Buna değiniyoruz, çünkü nasıl olsa olmakta. O şu anda olmakta.

Ama sizin ışıma düzeyiniz çok düşük. Biz bizim tarafta pek öyle ölçüm araçlarına sahip değiliz. Ama anlamanıza yardımcı olmak için 1'den 10'a kadarlık bir skala kullanacağız : 1, çok, çok, çok düşük bir ışımaya sahip, Ruh'un tanrısal enerjisinin onlardan çok az aktığı insanlar için; 10, tanrısal enerjinin engellenmeden, kısıtlanmadan, açıkça ve safça aktığı, en yüksek yaşam gücü enerjisine sahip en yüksek hal için.

Çoğu insan 3 ile 5 arasında iş görüyor, çok düşük. Işıma düzeylerinin çok düşük olmasının nedeni, kendilerine koydukları sınırlar, kontroller ve yasaklar, sahip oldukları inanç sistemleri yüzündendir. Onlar o çamurdan heykelin içindeler. Onun içinde katılaşmış haldeler. Kendi öykülerine çok inanmış haldeler.

Çoğu alan üyeleri şu anda 4 ile 6 arasında ışıyor. Sizin ışımanız daha büyük ve daha parlak. Ama sizi sınırlayan, sizi geri tutan bir dolu kontroller, bir dolu eski inanç sistemleri hâlâ var.

Bu enerji ışımasının önemi çok-katlı, çok-boyutludur. Öncelikle, tanrısal enerjilerinizin ışımasına izin verdiğinizde, bu, onları bedeninizin ya da realitenizin içinde tutsak etmiyorsunuz demektir. Akmalarına izin veriyorsunuz demektir. Ve her enerji akmak üzere tasarlanmıştır. O, o aracın, o beden heykelinin içinde hapsedilmek, tutsak edilmek üzere tasarlanmamıştır. Akması öngörülmüştür.

Enerji yaydığınız zaman, gerçek bir Yaratıcı olursunuz. Yaptığınız şey, o potansiyel akışın herşeye akmasına izin vermektir. Enerjiyi genişletiyorsunuzdur. Enerji yaydığınız zaman gerçekleştirdiğiniz şey, kendinize ve yaratılarınızın (ürünü) herkese gelişmeyi, tekâmül etmeyi sürdürme hakkını ve özgürlüğünü vermektir....anlıyor musunuz.

Çoğu insan Yaratıcılar, çoğu insanlar, genişlemeyi ve yaşamayı sürdürme hakkını hiç vermezler. Bir şey yaratırlar ve onu kısıtlar ve sınırlandırırlar. Ve o hiç akmaz. O hiç....tıpkı bir vazo gibidir – bir rafa konmuştur. O bir vazo olmak doğasını asla değiştirmez.... anlıyor musunuz. Çoğu insan bir şey yaratır, onu kontrol eder, ve yaratı işlemini durdurur. Çoğunuz bunu geçmişte fazlasıyla yaptınız. Çoğunuz bu yüzden hâlâ yaratı konusunda tökezliyor ve onu beceremiyorsunuz.

Gerçek yaratı, bir şeyi doğurmaktır....bir fikri, bir hissi, bir kavramı doğurmaktır....onu doğurmak....ve sonra ona "var-olma-halini" bağışlamaktır....gelişmesini sürdürmesine izin vermek....büyümesini sürdürmesine izin vermek....onu geri tutmamaktır. Bir parçanız bununla ilgili kendini biraz garip hissediyor, çünkü bir şey yarattığınızda onu kısıtlamanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Sonra da ona karşı bir sorumluluğunuz ve yükümlülüğünüz var sanıyorsunuz. Ve onun da size karşı bir sorumluluğu ve yükümlülüğü var sanıyorsunuz. Oysa yoktur.

Gerçek bir Yaratıcı yaratır ve bırakır, salıverir. O her zaman sizin bir yaratınız olacaktır. Ama şimdi kendi yaşamını üstlenecektir. Genişlemeye ve büyümeye devam edecektir. O, bir vazoya dönüştürülmüş çamur parçası olup rafa kaldırılmaktansa, kendini tekrar tekrar ve yeniden tanımlamayı sürdürecektir. O bir noktada vazoyken...bir sonraki anda bir ağaç....sonraki anda bir kuş....ve sonraki anda çamur olan aslına geri dönebilen, canlı, yaşayan bir enerjiye dönüşmüş çamur parçası olacaktır.

Simya budur. Değişim, dönüşüm budur. Enerjinin asıl doğası budur. Bunun size tanıdık geldiğini biliyoruz, çünkü daha önce bu konuyu tartıştık. Biz zaten bununla çalışıyoruz. Siz bununla çalışıyorsunuz. Ve bu sizi, yaratının kontrolleri ve sınırlılıkları ya da korkularıyla gölgelenmemiş özgün Yaratıcı enerjilerinizin bazısına geri getiriyor.

Bu, gerçek ışımadır. Ruh'un tüm yaptığı budur – ışımak, kontroller olmadan, kısıtlamalar olmadan. Bu inayettir. Bu, akıştır, alan üyeleri. Yaşamınızda size olan budur.

Şimdi, enerji yaydığınız zaman, beklentisi, gündemi olmayan bir poyansiyel ışırsınız. O sadece tanrısal bir potansiyeldir. Birşeyler yarattığınızda, onları realiteye getirin, ve sonra da gelişmelerini sürdürmeleri için onlara haklarını verin, bu, enerjinin size geri akışını da değiştirecektir. Çok basit bir Yeni Enerji fiziği: sizden giden enerjiyi kontrol ettiğinizde, size geri gelen enerji de kontrol edilecektir. Tam anlamıyla şunu diyebilirsiniz; evrenler bütünlüğü harfi harfinedir. O harfi harfinedir.

Yani siz kontrol ederseniz, siz de kontrol edilirsiniz. Kendi içinizdeki ve sizden akan enerjiyi kontrol ederseniz, size geri gelen herşey kontrol olarak geri gelir. Kendinizi açar da kendi kontrollerinizi bırakırsanız, ve yaratının bu inayet-dolu, ışıyan yeni türüne başlarsanız, herşey size inayet-dolu, ışıyan bir yaratı olarak geri döner.

Bu çok basittir, o kadar basittir ki bazılarınız "Peki ama, bunu bize neden beş yıl önce söylemediniz? Neden tüm bu Şaud'lardan geçmemiz gerekti? Neden işlemlerimiz sırasında uzun uzadıya bu toplantılarda oturup bu zorluklardan geçmek zorundayız?" diyecektir.

Birincisi, alan üyeleri, sizi ziyaret etmek için buraya gelmeyi seviyoruz. Bu bize en azından ayda bir kez burada olma fırsatını veriyor. Ve ikincisi, o zamanlar bunu anlamak için bir temele sahip değildiniz. Bunu bize siz söylediniz; bunlar sizin Şaudlarınız. Siz, herşeyin bir anlamı olsun diye adım adım, bölüm bölüm gitmek istediniz; herşey akıp birleşti. Herşey uyum içinde oldu.

Böylece yineliyoruz, enerjinin fiziğini anlamak: enerji, realitenizde ifade edilen, Yaratıcı-lık için kullanılan potansiyeldir. Siz artık kontroller olmadan yaratırsınız. Ve akmasına izin verirsiniz. Ona bir yaşam verirsiniz. Onu kutsarsınız. Ona bir yaşam verir ve gelişmesini sürdürüp genişlemesine ve yine genişlemesine izin verirsiniz.

Şimdi, o size geri gelen, kesinlikle size hizmet eden, sahip olduğunuz her bir ihtiyacınıza ve arzunuza kesinlikle hizmet eden, özgürce akan bir enerjidir. O size, sizden çıkmasına izin verdiğiniz oranda temiz, berrak ve saf olarak geri döner. Bu, Yaratıcı-lığın doğasıdır – ham potansiyeli alıp onu bir enerji biçimine sokmak, onunla yaratmak, ve ona yaşam vermek.

Birçoklarının zorlandığı yerde siz enerjinin doğasını ve Yaratıcı-lığın doğasını anlamaya başlıyorsunuz, ama hâlâ yaratılarınızı sınırlıyorsunuz. Onlara, kendi ifadeleri için izin vermiyorsunuz. Onları kısıtlamaya ve sınırlamaya ve sahiplenmeye kalkıyorsunuz. Onları özgür bırakın, alan üyeleri. Salıverin. Bu yepyeni akışın nasıl oluştuğunu izleyin. Eşzamanlılıkların, yaşamın istisnaları olmak yerine, nasıl yaşam tarzı haline geldiklerini izleyin.

Şimdi, burada zor olan tek bir şey var, çoğunuzun zorlandığı, başınızı belâya sokan bir alan. Bu, tanrısal arzuya karşılık insani arzular kavramıdır. Ve görünen o ki, yaşamınızda meydana gelen çelişkiler, insan bir şey arzu ettiği ve sizin tanrısal ya da Ruh dediğiniz başka bir şey arzu ettiği için oluyor.

Yaşamınız sırasında çoğunuza şu oluyor; dua ediyorsunuz, bazı şeyler istiyorsunuz, şeyleri yaratmaya çalışıyorsunuz, ve sonra bunlar olmuyor. Ve sonra da kendinize ya da Ruh'a kızıyorsunuz. Gerçek bir Yaratıcı olmadığınızı hissediyorsunuz. Çok yakın zamanlara dek tanrısal olanla insan olan ayrıydı. Siz onlara ayrı ayrı davrandınız. Onlar arasına bir duvar örüp, "ben burada bir insanım, ve tanrısallığın da öbür tarafta olduğunu biliyorum, ama biz (birbirimize) bağlı değiliz" dediniz.

Eh, onlar şimdi birleşiyorlar. İkisinin yeniden biraraya gelmesi ya da birleşmesi, bütünleşmesi söz konusu. Bu, bu realitede oluyor. Dışarıdaki eterik alemlerde değil. Bu, sizin Şimdi anınızda oluyor. O ikisi yeniden birleşiyor. Siz, eski insan arzusunun –çok sınırlı bir arzu- ne olduğunu ve ruhunuzun, canınızın arzusunun, isteğinin, sevgisinin ne olduğunu anlamaya başlayacaksınız.

--0-- Eşzamanlı Yaşam

Size bir örnek verelim. İnsanoğlu, şu anda içinde kısıtlandığınız öykünüz, asla ölmek istemiyor. Devam etmek istiyor. Yaşamak ve yaşamak ve yine yaşamak istiyor. İnsanlar binlerce yıldır, insan bedeni içindeyken sonsuz yaşamı aradı durdu. Ve insanlar bazen, "eh, o zaman ben de kendime ölüm yaratmam. Sonsuza kadar yaşayıp gitmeyi yaratırım" derler. Ama yine de ölürsünüz. Öleceksiniz. Bunu daha önce çok kez yaptınız. Oldukça da iyi becermeye başladınız.

Ve işte bu noktada, Yaratıcı-lığınızla, insan Yaratıcı-lığınız dediğiniz şeyle, tanrısal Yaratıcı-lık dediğiniz şey arasında bir çelişki var gibi görünüyor. Bu ikisi arasında bazen o kadar fark var ki, kafanızın çok karışmasına neden oluyor. Hangi yöne döneceğinizi bilemiyorsunuz. Bu ikisi yeniden kaynaşmaya başlıyor. Siz o üstten bakışa sahip olmaya başlıyorsunuz. Tanrısal planın anlayışına, tanrısal arzuya karşılık insan arzunun anlayışına gelmeye başlıyorsunuz.

İnsan arzusu bazen çok kısıtlı bir öyküye sarılmıştı. İnanç sistemlerine, varlığın daha büyük amacına hizmet etmeyen inanç sistemlerine sarılmıştı. Biz bazen bizim tarafta şunu söyleriz – insani arzulara karşılık daha yüksek, tanrısal arzular. Ve kural olarak tanrısal ihtiyaçlar, insani arzulara üstün gelir, çünkü siz aslında er ya da geç ölmek istersiniz; aksi halde kendi eski öykünüze çok tutsak olursunuz. Çıkmak çok zordur. Ölümü siz tasarladınız. Ölümü, özgürleşmek için, o öykülere tutsak olmamak ya da içine gömülmemek için tasarladınız. Böylece bu, insani arzularla tanrısal arzunun bazen nasıl örtüşmediğine bir örnektir.

Ama bunun bir nedeni ve amacı vardır. Bazen yaşamınızda neden sevdiğiniz biri, paylaşacak bir eşiniz yok diye merak edersiniz. Üzülürsünüz. Kızarsınız. Bazen tanrısal ihtiyaçlar ve arzular insana üstün gelir. Bazen, kim olduğunu keşfetmek, gerçekte kim olduğunuzu anlamak için kendi başınıza geçireceğiniz o zamana sahip olmak önemlidir. Tanrısal olan, yaşamınızda başka birinin olmasının dikkatinizi dağıtacağını bilir.

Bazen iplerin kimin elinde olduğunu merak ediyorsunuz. Ama kendinizi açtıkça, alan üyeleri, insan ve tanrısal olan yeniden birleşmeye başladığında, arzuyu baştan başa, akışı baştan başa duyumsamaya başlarsınız. İnsani sınırlılıklara tutsak olmazsınız. Önemsiz, küçük ihtiyaçlar olarak tanımlanacak şeylere tutsak olmazsınız. Tersine, daha yüksek ihtiyaçlara, daha yüksek ve büyük amaçlara yönelirsiniz.

Böylece, bilinçli olarak yaratmaya çalışıp da çok kez şu engellere ve sorunlara tosladığınızı biliyoruz. Ama bu birleşme ve kaynaşmayla birlikte bunlardan daha fazla anlam çıkartmaya başlayacaksınız. Kontrolleri bırakırsınız. Enerjinizi yayarsınız. Yaratılarınızı kutsarsınız. Ve onlar yaşama dönerler. Enerji, size hizmet etmek üzere geri gelir. Enerji, görkemli ve yeni yollardan size hizmet etmek üzere geri gelir. Buna "eşzamanlı yaşam" denir.

Bir anlamda, eşzamanlı bir yaşamda ihtiyaçların olmadığını söyleyebilirsiniz. Herşey zaten oradadır. Onunla mücadele etmeniz gerekmez. Artık yaşamla kol-güreşi tutmanız gerekmez. O sadece oradadır. Bir anlamda, eşzamanlı yaşamda zorlanmış bir yaratı yoktur.

Hatta ihtiyacınızı tanımlamanız bile gerekmez. Bolluk ya da sağlık dediğiniz şeyler için ya da bunlardan herhangi biri için hiç kaygılanmanız gerekmez. O sadece oradadır. Eşzamanlı yaşamda ihtiyaçlar yoktur, çünkü onlar zaten karşılanmıştır. İçinizde bir akış gerçekleşir ve o anda ihtiyacınız olan şey için sadece içeriye uzanıp onu dışarı çıkartırsınız.

Eşzamanlı yaşamda, daha önce de söylediğimiz gibi, sorular daha sorulmadan yanıtlar oradadır. Eşzamanlı yaşamda, tanrısallığınız ve Ruh ile devamlı süregelen bir yeniden-birleşme vardır. Onu zorlamaya çalışmazsınız. Onu iradeyle oluşturmaya çalışmazsınız. O sadece oradadır. Sadece akar.

Eşzamanlı yaşama ulaşmak için alan üyeleri – o, o kadar da uzakta değil – ona ulaşmak için, sadece kontrolleri bırakmak söz konusudur. O doğal olarak meydana gelir. Uzun bir süre önce şunu söyledik – yapılacak en iyi şey, yapabileceğiniz en iyi şey, kendi yolunuzdan çekilmektir. Kontroller yolunuzu engelliyor. Kontroller, sizinle tanrısallık arasında, sizinle eşzamanlılık arasında bir tür perde ya da engel oluşturuyor.

Kontrolleri ve korkuları ve inanç sistemlerini bırakın. Bunların tümünü salıverin. O zaman eşzamanlı yaşam anında size bağlanıp yaşamınızda yer almaya başlayacaktır. Tümü oradadır. Onu tanımlamaya çalışmak zor, çünkü o bir formül değildir. O sadece bir var olma biçimidir. Eşzamanlı yaşamda o akış vardır.

Evet, öyle; siz hâlâ insan realitesinde yaşıyorsunuz. Hâlâ, eğer seçiminiz buysa, sabahları kalkmanız gerekecek. Hâlâ maddesel dünyaya katılmanız gerekecek. Ama bu çok daha kolaylaşacak. O gerginlik olmayacak. O zorlama olmayacak. O zihinsel mücadele olmayacak.

Eşzamanlı yaşam akar. İnsanlar oradadırlar, sadece orada bulunuyor olurlar. Araçlar ve kaynaklar hemen oradadır. Onları planlamanıza bile gerek kalmaz. Onlarla mücadele etmeniz gerekmez. Onlar için dua etmeniz gerekmez. Onlar öylece ortaya çıkıverirler.

Eşzamanlı yaşama girdiğinizde farkedeceksiniz, bu şeylerin her birinin zaten orada olmuş olduğunu farkedeceksiniz. Siz onları sadece görmediniz. Alnınıza vurup onu nasıl görmezden gelebildiğinize şaşacaksınız. Her kaynağın, aracın, kişinin, enerjinin, şifanın, sevginin zaten orada olmuş olduğunu farkedeceksiniz. Siz onu sadece görmediniz.

Siz öykünüze odaklanmakla o kadar meşguldünüz ki, realitelerinizi nasıl yaratacağınıza odaklanmakla o kadar meşguldünüz ki. İnsan olmakla o kadar meşgulsünüz ki, onu göremediniz. Ama o hep oradaydı. Şu anda da orada, size hizmet etmeye hazır, gelmeye hazır.

Eşzamanlı yaşam.... beklentilerin olmadığını söyleyebilirsiniz. Gereksinimler yoktur. Şimdi, biz "git ve sahip olduğun tüm dünya mallarını at ya da dağıt" demiyoruz. Bu yine zorlanmış bir eylem olur. Onu zorlamanız gerekmiyor. Eşzamanlı yaşamda, örneğin yeni bir araba, ya da yeni bir ev gibi gereksinimlerin olmadığını keşfedeceksiniz. Sevdiğiniz insanlara, birlikte olması eğlenceli insanlara gereksinim duymayacaksınız, çünkü onlar zaten oradadır.

Bakın, zaten oradaysa, herhangi bir gereksinim hiç olabilir mi? Sizin için yaşayacağınız doğru yer, doğru araç zaten orada olacaktır. Gereksinim, daha siz bile farketmeden karşılanır. Akış budur! Eşzamanlılık budur! Bu, elinizi sallayarak gerçekleştirdiğiniz bir tür sihir değildir. Psişik bir eylem türü değildir. Bu inayettir, yaşamınıza soktuğunuz tanrısal inayet.

Artık herhangi bir plana da ihtiyacınız olmadığını görürsünüz, çünkü daha siz bile bilmeden plan oradadır. Herşey, daha ihtiyaç bile saptanmadan ortaya çıkar.... anlıyor musunuz. Eşzamanlı yaşam, gereksinim ve zaman ve realiteyle olan tüm ilişkiyi değiştirir. O, lineer yaşama ilişkisini değiştirir, böylece daha gereksinim farkedilmeden karşılanmış olur.....anlıyor musunuz. O, bir tür genişlemiş, dairesel, büyüyen, dinamik biçimde yaşamınızda yaşamaktır.

İhtiyaçlar sizin tarafınızdan halledilir....sizin tarafınızdan, Ruh tarafından değil, bizim tarafımızdan değil. İhtiyaçlar, daha siz bile gereksinim duyduğunuzu farketmeden halledilir. Eşzamanlı yaşamak budur: artık arayış yoktur, yanıtlar için bile bir arayış yoktur, çünkü daha siz bir sorunuz olduğunu bile farketmeden yanıtlar oradadır..... artık Ruh'u aramak yoktur, çünkü Ruh hemen oradadır..... melekleri aramak yoktur çünkü onlar oradadır – aslında hep oradaydılar – geçmiş yaşam veçhelerinizi aramak yoktur çünkü siz öyle bir alan yaratmışsınızdırki, onlar zaten oradadır.

Eşzamanlı yaşamak, mevcut andaki görkemli ruhsal farkındalıktır. Ve yineliyoruz, oraya ulaşmak herhangi bir gücü ya da çabayı gerektirmez, alan üyeleri. Oraya ulaşmak için izlemeniz gereken herhangi bir plan ya da program ya da kural yoktur. O hemen şimdi, şu anda meydana gelebilir. Eski inanç sistemlerini bilinçli olarak özgürleştirdiğiniz an meydana gelebilir. Yaşamınızda kontrolleri bıraktığınız an meydana gelebilir. Bir anlamda, birkaç gece önceki konuşmalarımızdan bildiğiniz gibi, o zaten meydana geldi. O zaten oldu.

Eşzamanlı yaşam, diğer insanların epey bir süre anlamayacağı bir yaşamdır. Hâlâ dualite dünyasında olanlar.....onlar hiç anlamayacaklardır. Onu kıskanacaklardır. O kadar kıskanacaklardır ki, sizi belki küçümseyecek, reddedeceklerdir, ya da sırrı, eliksiri bulmak için size belki zarar vermeye kalkacaklardır. Onlar onu istiyorlar. Onu şiddetle istiyorlar, ama aslında içinde ne olduğunu anlamıyorlar.

Onlar sadece eski öykülerini biraz daha büyütüp daha iyi bir öykü haline getirmek istiyorlar. Onlar bir süper-insan olmak istiyorlar, tanrısal insan değil. Ve ikisi arasında muazzam bir fark vardır. Onlar, tanrısal varoluş yerine süper güçlere sahip olmak istiyorlar. Onlar yaratıp kontrol etmek istiyorlar, yaratıp kutsamayı ve izin vermeyi, yaratılarınıza kendi varoluşları için izin vermeyi değil.

Yarattığınız her bir geçmiş yaşamın yaşamaya devam ettiğini biliyor musunuz. Ona varoluşunu bağışladınız. Ve o diğer boyutlarda yaşamayı sürdürüyor..... burada Dünya'da değil, yani çoğunlukla, (dünyada yaşaması) ara sıra olabilir, ama genelde olmaz. Geçmiş yaşam veçheleriniz yaşamayı sürdürür de sürdürür de sürdürür. Onlar sizin gibi Yaratıcı-varlıklar değildir. Yeni Enerji, yeni bir alan yaratamazlar, ama onlar dönüp durmaya, onlara bağışladığınız enerjilerde genişlemeye devam ederler.

Böylece, diğer insanlar eşzamanlı yaşam denen şeyi anlamayacaklardır, en azından bir süre; öğrenmek.... anlamak.... bırakmak.... salıvermek....ruhsal bir varlık olduğunuzu ve herşeyin zaten orada olduğunu farketmek.... sizin de Tanrı olduğunuzu farketmek gibi geçtiğiniz işlemlerin bazısından geçmeden anlamayacaklardır. Onlar, yaşamınızın böyle çabasız nasıl sürdüğünü, işlediğini anlamayacaklardır. Nasıl bu kadar az enerji tüketip bu denli çok şey başardığınızı anlamayacaklardır.

Alan üyeleri, bir çoğunuz son zamanlarda şu – nasıl desek – dualite dünyanızdan, işinizden ve ailenizden ve diğer şeylerden dışlandığınız olgusunu deneyimliyorsunuz, oralardan atılmayı deneyimliyorsunuz, çünkü sizin enerjiniz artık o çevrelere uygun değil. Ama siz kendiniz için yeni çevreler yaratıyorsunuz. Eski yolların tümünü bırakmak bazen biraz korkutucudur. Ama siz kendiniz için eşzamanlı yaşamayı içeren yeni çevreler yaratıyorsunuz. Yeniyi keşfedebilmek için eski tarzdan dışlanmanız gerekiyordu. Onun zaten orada olduğunu keşfedebildiniz.

Bu bir akıl oyunu değildir. Herşeyden çok, bir akıl oyunu değildir. Biz sizin bu Şaud'u dinledikten ya da okuduktan sonra çıkıp da, "o zaten orada. O zaten orada" diyerek aklınızla oyun oynamaya kalkışmanızı istemiyoruz. Bu, enerjiyi zorlamaktır. Bu, bu yolla tezahür ettirmesi çok zor bir inanç sistemine kendinizi zorlamak demektir. Ama bu daha çok, onun orada olduğunun bilinmesidir, yürekten bilinmesi, onun, herşeyin zaten orada olduğunun kabulü, eşzamanlı yaşamanın zaten orada olduğunun kabulü.

Onunla başınız belâya girdiğinde, sizinle uyuşmuyor gibi hissettiğinizde, eski dualiteye geri kaydığınızı hissettiğinizde, öncelikle sizi kısıtlıyor olabilecek kontrollere, onu yaşamınızda deneyimlemekten sizi alıkoyan kontrollere bir bakın. Son Şaud'da da söylendiği gibi, kontrolleri bırakmak muazzam, muazzam bir güven gerektirir, eşzamanlılık içinde yaşamak için muazzam bir kendine güveni, kesinlikle herşeyin icabına bakıldığını bilmeyi, fiziksel bedeninizin iyileşebileceğini, zihninizin yeniden dengelenebileceğini bilmeyi gerektirir. Yaşamınızda gereksinim duyduğunuz herşey şimdiden size gelmiş durumdadır. Bu, muazzam bir güven gerektirir. Herşeyden çok, ki sizin, bizim şimdi bulunduğumuz nokta burasıdır, kendine güveni, o büyük salıvermeyi, büyük salıvermeyi gerektirir.

Böylece, bugün burada oturan grup olarak bunu hissedelim ve kendimiz için deneyimleyelim – kontrollerin o büyük salıverilişi, o büyük kendine güven. Şimdi, biz bunu grup olarak gerçekleştireceğiz. Hiç kimsenin bu enerjiyi zorlamasını istemiyoruz. Yineliyoruz, zorlanan enerji, size zorlayıcı güç olarak geri dönecektir. Böylece biz sadece salıvermeye, güvene izin vereceğiz, kontrolleri bırakacağız, eşzamanlı yaşamak halinde olacağız. Ve bu da hiç bir beklentiyi, hiç bir ihtiyacı, ya da arzuyu içermez.

Biz bunu çok basit bir biçimde soluma yoluyla gerçekleştiririz. Nefes alın ve o güven sıçramasını gerçekleştirmek için kendinize izin verin, korkuları da, kaygıları da bırakın gitsinler. Biz, bırakın gitsin derken, onları engellemek anlamında söylemiyoruz. Sadece bırakın gitsinler. Onlardan geçip gidin.

Bu, sizin ne kadar tanrısal olduğunuzu bilmekle ilgilidir. Siz burada Dünya'da bu insan şartları içinde yaşayabilecek kadar kutsanmış bir Yaratıcısınız. Siz Yeni Enerjilerin, yeni kavramların Yaratıcısı olabilirsiniz. Onlara var-oluşlarını bağışlayabilirsiniz. Onlara kendi mevcudiyetlerini bağışlayabilirsiniz ve sonra herşey size geri döner, zarif ve saf bir biçimde.

Bu, bu anın içinde oturmak ve artık yaşamın ne hakkında olması gerektiğini tanımlamaya çalışmamakla ilgilidir, artık kim olmanız gerektiğini tanımlamaya çalışmamakla ilgilidir, tanrısal güvenin bu anında oturmak ve "ruhsal" nedir ya da "insan" nedir, bunları bile tanımlamaya çalışmamakla ilgilidir. Burada, bu saf anda olmak, ihtiyaçlarınızı tanımlamamızı bile gerektirmez. Siz bunun ötesine geçtiniz. Tanımlamanız gerekmiyor; sınırlamanız gerekmiyor; yaşamınızda uygun olan şeyleri zorlamanız gerekmiyor. Onlar zaten oradadır. Onları istemeniz ya da onlar için dua etmeniz gerekmiyor.

Bu saf anda hiç beklentisiz böyle birlikte olmak, gerçekten dönerek yeni bir yaşama düzeyine, Eski Enerji insan aklıyla hayal bile edemeyeceğiniz bir düzeye değişmenize izin verir. O Eski Enerji insan zihni hep ayrıntıları, yapıları, kontrolleri bilmek isterdi. O Eski Enerji insan zihni herşeyin hep beyin yoluyla tanımlanmasını isterdi. Siz onu aşıyorsunuz.

Sadece burada, bu anda oturalım ve hiç bir şey yapmaya çalışmayalım, hiçbir şeyi zorlamayalım. Siz bunu bu kutsal varoluş içinde gerçekleştirirken, ışıma, sizin ışımanız genişler. Tanrısallığınız gelir ve insanlığınızla kaynaşıp birleşir. Herşey genişlemeye, parlamaya, ışımaya başlar.

Biz bunu şimdi görebiliyoruz. Kontrolleri bıraktınız. Engelleri ve kalkanları indirdiniz. Savunmalarınızı indirdiniz, çünkü artık onlara ihtiyacınız yok. Şimdi ışıyorsunuz. Şimdi, o alevsiniz. O alevsiniz. O hep sizdi.

Siz bizi beklediniz. Siz Ruh'un size bir alev vermesini beklediniz. Ama o hep sizdi. Şimdi ışıyorsunuz. Enerjiniz yayılıyor. Akıyor. Dans ediyor, daireler, spiraller çiziyor, oynuyor. Tüm çevrenize yayılıyor, sadece fiziksel realitenizde değil, tüm boyutlarda. Bu, yaşaması çok daha kolay bir yol alan üyeleri. Sadece enerjinin sizden akmasına izin veriyorsunuz. Yaratının sizden yayılmasına izin veriyorsunuz.

Yaratı hakkında komik olan.... o çoğu insanın olduğunu sandığı şeyin neredeyse tersidir. Siz yaratmanın, elinizi uzatıp da havadan altın tezahür ettirmek olduğunu düşündünüz. Yaratmanın bu olduğunu düşündünüz.

Gerçek yaratı oldukça farklıdır. Gerçek yaratı, Adamus'un da keşfettiği gibi.... aslında elinizi bile uzatmanız gerekmiyor; altın hemen orada. Yaratmaya çalışmanız hiç gerekmiyor. O sadece vardır. Yaratma enerjisi gözlerimizi yaşartabilir, gözlerinizi yaşartabilir; o denli kolaydır. O kadar anda ve o kadar mükemmeldir.

Şu anda, biz size konuşurken ışıyorsunuz alan üyeleri. Alevinizi yeniden canlandırdınız. Kafanızdan çıktınız. Bakın – şimdi hayal etmek için kendinize izin verin – alevinizin ışınlarının nasıl çıktığını görüyorsunuz. Onlar herhangi bir şeyi değiştirmeye çalışmıyorlar. Siz havayı değiştirmeye çalışmıyorsunuz. Neden? Hava mükemmel. Siz realitenizi değiştirmeye çalışmıyorsunuz. O hep mükemmeldi. Siz belki de onun sadece küçük bir mükemmel-olmadığını sandığınız veçhesini görüyordunuz. Ama şeylerin daha büyük doğasına göre o mükemmeldir.

Siz enerji yayıyorsunuz. Dans etmesine izin veriyorsunuz. Onun herhangi bir yere gitmesine çalışmıyorsunuz. Onun herhangi bir şey yapmasına çalışmıyorsunuz. Hatta o belli bir renkte bile olmak zorunda değildir. Belli frekans aralığında olması gerekmiyor. O sadece ışıyor. Bu....bu....bu yaratıdır. Bu saf yaratıdır, çünkü ışıdığınız şeyi herkesin gözlemleyebilmesi için yayıyorsunuz, herkesin gözlemleyebilmesi için ışığınızı yayıyor, şarkısını söylüyorsunuz, olduğunuz o melek, olduğunuz o tanrısallık, şimdi size geri geliyor. Şimdi herşeyi doldurmak üzere, size hizmet etmek üzere geri geliyor.

alan üyeleri, bu bu kadar kolaydır. Siz bunu zorlaştırdınız. Zorun nasıl bir şey olduğunu görmek istediniz. Bunu bırakmak zamanıdır. Bu, bu kadar kolaydır. Ve eğer kafanızda kapana kısılırsanız, tüm o kurallar ve yönetmeliklerin kapanına kısılırsanız, tekniğin kapanına kısılırsanız, yanlış yapıyorsunuzdur. Bir an için geri gelelim, derin bir nefes alın. Siz alevsiniz. Hep öyleydiniz. Siz saf yaratı enerjisi yayıyorsunuz.

Şimdi, yarattığınız şeyi bile tanımlamaya kalkmayın. Ruh'un ruh evinde oturup da tanımlamaya çalıştığını mı sanıyorsunuz? Ruh sadece yaratır ve canlı enerjiyle kutsar.

Siz alevsiniz. Yaratıyorsunuz. Işımanızı kutsuyorsunuz. Canlılıkla çıkan enerjilerinizi kutsuyorsunuz. Ve sonra o alev sadece ışırken, sadece parlarken, sadece yaratının içinde sevinç doluyken, o takla, ya da dönüş, dönüşüm – adını ne koymak isterseniz – meydana gelir. İşte o zaman herşey size geri gelir.

Eşzamanlı yaşam budur. Onu hiç tanımlamanız gerekmez. Onu hiç yapılandırmanız gerekmez. Onun için hiç kaygılanmanız gerekmez. Bu, bu kadar basittir.

Gerçekten de buradan çıkacaksınız. Bir dualite dünyasına geri döneceksiniz. Tüm o ağırlığın, tüm o çelişkilerin ve her türlü şeyin saldırısına uğrayacaksınız. Alevinizi anımsayın. Onun nasıl ışıdığını, şefkatle ışıdığını, gereksinim duyduğunuz herşeyi size geri getirdiğini anımsayın.

Böylece, Tobias ve Saint Germain'in enerjileri, size sunduğumuz bu basit enerji teslimatı için bugün burada sizinle birlikte olmak istediler. Sözcükler söylendi, ama onların anlamı azdır. Enerji teslim edildi, ve o sizindi. O başından beri sizindi.

Biz Bedenlenme Dizisi'ndeyiz, tanrısallığınızın bedenlenmesi, sizin her bir veçhenizin bu realiteye bedenlenmesi, tam kabul, korkusuz kabul, bu yaşamınızda kendiniz olarak bildiğiniz her veçhenin sadece bir öykü, varolma halini bağışladığınız harika, güzel bir öykü olduğunu anlamak. Onu da bırakıyorsunuz. Ve o zaman, gerçekten kim olduğunuzun köklerine geri dönebilirsiniz.

Bir sonraki Şaud'umuzda, bu dizinin sonu olan Şaud 12'de biraraya gelmeyi umuyoruz. Bu yıl boyunca biraraya getirdiğimiz tüm enerjileri doruğa çıkartmayı, onları çok kutsal bir yerde, çok kutsal bir enerjide birleştirmeyi umuyoruz. Ah, bu sonra çok hızlı hareket ederek bir sonraki dizimize devam etmemize izin verecek.

Sizi candan seviyoruz. Biz her zaman, her zaman sizinle çalışıyoruz, sizinle birlikteyiz, sizinle paylaşıyoruz. Gerçekten, asla yalnız değilsiniz.

Ve öyledir!

--0-- Çalışma sonrası gelen bilgi

Ben Ben'im....ve öyledir, toplantımıza devam ediyoruz....soru ve yanıt zamanı....Şaud'unuzun enerjisini gerçekten içinize çekmek zamanı.....bu Şimdi anında kalıp, az önce kendinize verdiğiniz, teslim ettiğiniz herşeyi içinize çekmek zamanı. Siz onu gecelerce önce teslim ettiniz kendinize. Ve insan hali dediğiniz bu realitedeki çevreyi siz yaratıyorsunuz. Ve onu gerçekliğinize getiriyorsunuz.

Şimdi, onun sisteminizin içine derinlemesine girmesine izin verin. Zihinde yapılması gereken hiç bir şey yok, hiç bir zorlama, çalışma yok, onu sadece içinize emin, sadece bırakın sizin adınıza çalışmaya başlasın. Bu, bu kadar basittir. Eğer alan üyelerine gösterebileceğimiz bir şey varsa, o da bunların tümünün ne denli basit olabileceğidir.

Biz size burada kim olduğunuz, Ruh'un kim olduğu bilmecesini biraz çözüyoruz, size küçük bir anlayış sunuyoruz. Bakın....Ruh olmuş olandır...ve şimdi olandır....ve olandır.....sever....ve genişler....yaratıda sevinç bulmaya bayılır. Yine de, Ruh yaratı içinde herşeyin var olduğunu ve her zaman da var olmuş olduğunu keşfeder. Bu size, bir süre üzerinde düşüneceğiniz bir konu sağlayacaktır. Bu, Ruh ve yaratının temel anlayışıdır.

Bakın....Ruh, her zaman var olmuş olan dinamik enerjidir. O kendiyle ilgili daha çok şey keşfetmek ve kendini yaratı yoluyla ifade etmek istediğinde, "olmaya" dönüştü. Ama o, yaratının sadece olduğunu keşfetti. Herşey oradadır, ve hep oradaydı....anlıyor musunuz. Ama işte burası, şu anda bulunduğunuz noktadır Şambra. Eşzamanlı yaşam: o şimdiden mevcuttur, ve hep mevcuttu. O sizin ışıyan Yaratıcı olmanıza izin veriyor....hep olan....ve hep olmuş olan....anlıyor musunuz.

Siz sadece bir mum, bir alev gibisiniz. Ama alevin üstüne metal bir kap, bir kapak yerleştirilmişti. Alevin üstüne yerleştirilmiş olan metal kap ya da kapak inanç sistemlerinizi temsil ediyor. Kontrollerinizi ve sınırlılıklarınızı temsil ediyor.

Bir alevin üstüne metal bir kap koyduğunuzda ne olur? Alev hâlâ oradadır, ama siz onu artık göremezsiniz ya da hissedemezsiniz. Saklanmıştır. Hâlâ oradadır. Ama ışıması, ışığını yayma yeteneği artık yoktur. Bazılarınız, mumun üzerine metal kapak yerine, buzlu cam, çok buzlu bir cam kapak konmuş gibi yaşıyordunuz, öyle ki, ışığınızın sadece birazı çıkabiliyor. Kendi alevinizin üzerine koyduğunuz o buzlu cam yine kendi inanç sistemleriniz, kendi sınırlılıklarınız, ve kendi kontrollerinizdir.

Bırakın şimdi bunu da kaldıralım. Biz o alevin üzerine başka hiç birşey koymak istemiyoruz. Buna ihtiyacınız yok. Siz alevinizin, tanrısallığınızın üzerine sizi koruması için birşeyler koyuyorsunuz. Onu, saklambaç oyununu oynayabilmek için alevin üstüne koyuyorsunuz. Onu, alevi bilmemenin, görmemenin ya da hissetmemenin nasıl bir şey olduğunu görmek için alevin üstüne koyuyorsunuz.

Ama siz şimdi o noktaya geldiniz. Çok anlayış kazandınız. "Bundan sonra ne yapmam gerekiyor? Birleşmiş, bütünlenmiş, tanrısal bir insan nasıl olabilirim? Dünya'da gerçek bir Yaratıcı nasıl olabilirim?" diyorsunuz. Kontrolleri, inançları ve sınırlılıkları bırakın. Yineliyoruz, bırakın ruhunuz özgürlüğüne sahip olsun, ifadesine sahip olsun.

Bu şaşırtıcı bilgi oldukça basittir. Yaratıda yaratmak zorunda olmadığınızı söyler. Başka bir deyişle, yaratı diye bir şey yoktur, en azından sizin deyimlerinizle. Sizin deyimleriniz hep şunu ifade ediyordu; yaratının olmasını sağlayan ve yaşamınızdaki şeyleri olduran, tezahür ettiren aktif bir dışsal güç vardı. Ama sonuçta yaratı diye bir şey yoktur, çünkü o hep olandır ve her zaman da olmuştur. Herşey oradadır.

Şimdi, "ben onunla mücadele edeceğim" oyununu oynarsanız, o da size karşılık verir. Ve geri gelen enerjiler, mücadele enerjileri olacaktır. "Ben, yaratmak için zorlamak gerektiğinin nasıl bir şey olduğunu öğreneceğim" dediğinizde, o kendini yaşamınıza sunacak, tanıtacaktır. Ama artık buna ihtiyacınız yok....seçiminiz buysa tabii.

Yaratı, yaratı değildir. O hep olandır, ve o hep olmuştur. Ruh'un spirali budur....Ruh olandı....Ruh olandır....Ruh yaratmayı sever....ki o hep olandır....ve hep olmuş olandı....bu bir spiraldir. Siz busunuz. Şu andan sonra ışığınızı yaymak için kendinize izin verin.


yazdır