Şaud 7 alan üyelerinin sesi

--0-- Hayatın içindeki mizah

Ve öyledir. Sevgili alan üyeleri, ben Tobias bu güzel günde bu alan üyeleri enerjisiyle biraraya geliyorum.

Maddesel gerçekliğinizin havası ya da çevresi yüzünden güzel değil, güzel, çünkü bir kez daha biraraya gelebiliyoruz. Bir kez daha bu kutsal alandaki kutsal ânı kullanabiliyoruz. Enerjilerimizin tümünü birleştirebiliyor ve bir an için neden burada olduğumuzu anımsayabiliyoruz.

Geçmişimizi anımsayabiliriz, en son günlerimizi anımsayabiliriz, ya da bu ânı yalnızca gevşemek – yeniden canlanmak – için kullanabiliriz.

Zamanın geçen şu son birkaç ayında ben bunu çok sık yaptım. Kuthumi gelip bu iskemleye oturdu. Yakışıklı, çekici ve herşeye kadir Saint-Germain – onun bir ay önce oturduğu bu iskemlede oturmaktan onur duyuyorum! O da buradaydı.

Bu arada alan üyeleri, mizah, yeni çağ bilincini, Yeni Enerji bilincini işler hale getiren şeydir. Gerçekten öyledir. Gerçekten öyledir. Seçtiğiniz bu alan üyesi olma işi ve yeni bilinci gerçekleştirme işi, her zaman kolay değildir. Siz karşıt bir güç olmasanız bile, tüm çevrenizde karşıt güçler var. Bunlar çevrenizde olmayı sürdürecektir. Şeylere gülebilmeniz gerekir.

Önce kendinize gülerek başlayın. Kendinizi, şimdiye kadar olduğunuzdan çok daha hafife alın. Sizin şu, saçınızın kötü göründüğü gün dediğiniz günlerden biri olsa bile, buna gülün. O saçın ne kadar aptalca görünebildiğine gülün. Bazen kendinizi bu tür kalıplara nasıl gömdüğünüze bakın. Eski inanç sistemlerinin ağırlığını yükleniyorsunuz. Buna gülün.

Zor haberler okusanız bile, evet zor haberler, onlara şefkat duyun, ama gülmeniz de gerekiyor, anlıyor musunuz. Gülmek zorundasınız. Bunlar sadece oyunlar oynayan insanlardır, ve bunu fazla ciddiye alırsanız, tam da içine çekilirsiniz.

Bazılarınız belki bunu anlamıyor. Diyorsunuz ki, "Ama Tobias, dünyanın her yanında savaşlar var. Her gün ölen insanlar var. Kaygılı ruhlar, kaybolmuş ruhlar var. Tobias, buna gülebileceğimi hiç sanmıyorum." Eğer gülemezseniz – yaşam denen bu nimetteki mizahı göremezseniz, bu yaşam tiyatrosundaki, insanlar tarafından oynanan bu oyundaki mizahı göremezseniz, sizi içine çekecektir.

Sizi kendi dramının içine çekecektir. Sizden beslenecektir. Düşünme tarzınızı eğip bükecek, bunun siz olduğunuza inanmanızı sağlayacaktır. Savaşları sürdürenin siz olduğuna, hastalıklara sahip olanın siz olduğuna, derin ve karanlık ve depresif hislere sahip olanın siz olduğuna inanmanızı sağlayacaktır. Bizim kitle bilinci dediğimiz bu oyunu kabul edip inanmanızı sağlayacaktır. Ve bildiğiniz gibi, sonra oradan çıkmak çok zorlaşır.

Bu gelecek ay kendinize bir iyilik yapın. Ve bu bazılarınıza zor gelecektir. Bu bazılarınızın öğrendiklerine, inandıklarına ters düşecektir. Ama yeni bir öyküyü, zor bir yeni öyküyü ele alın. Onda bir mizah bulun. Kolay bir şeyle başlayın – politikayla – bu hep kolaydır, onu hep bir espri haline getirin. Ve sonra da öykü sırasını yukarıya doğru izleyerek daha zor olanlara gelin – genelde kalbinize işleyecek ve genelde sizi hemen içine çekecek öykülere gelin. Onların içindeki mizahı bulun.

Şimdi biz kötü ya da zalim bir mizahtan söz etmiyoruz. Başka bir insanla alay ettiğiniz ya da onu küçük düşürdüğünüz bir mizahtan söz etmiyoruz. Ama biz dualitenin mizahi durumlarından söz ediyoruz. Bu mizah vardır. Siz sadece onu görmüyorsunuz. Bir şefkat alanında olsanız ve insanların seçtiğinin bu olduğunu anlasanız – onlar da gerçekten sizi gibi yaratanlardır – en zor durumların bazısında bile mizahı görebilir halde olursunuz.

Şu anda Cauldre(Medyum) ile biraz mücadele ediyorum, çünkü o şöyle diyor, "Bunu nasıl söylersin Tobias? Bu sözler benim ağzımdan nasıl çıkıyor – savaş gibi bir şeyde mizahı görmek? Ve küresel ısınmada?" Küresel ısınma, perdenin bizim yanında çok esprilere neden olan bir konu!

Çünkü anlamıyorsunuz. Öylesine ciddisiniz ki. İnsanlar kendi dramlarına kapılıyor ve çok sıkışıp kalıyorlar. Buradaki mizah şu ki, Gaia herşeyi nasıl temizleyeceğini biliyor. Gaia, kendine nasıl bakacağını bilir. Gaia, epey bir süre daha Dünya üzerindeki yaşamı desteklemeyi sürdürecektir. Biz, küresel ısınma bir sorun değil, demiyoruz, ama o soruna bir bakın. Onun bazı zor unsurlarına bakın ve sonra da arkasında yatan mizaha bakın.

Ortalıkta koşuşturan, ortalığı velveleye veren, küresel ısınmayla ilgili bayrakları ve pankartları taşıyan çok insan var. Sorunu çözmek yerine, bunu daha fazla beslenmeyi ve daha fazla dramı sürdürmek için kullanıyorlar. İşte mizahi yanı da bu. Bu o kadar da zor bir durum değildir. Halledilebilir sevgili alan üyeleri, hem de çok yakında. Bunun yüzyıllar alacağını, belki de insanlığın yok olacağını söyleyen haberleri duyuyorsunuz. Dünya belki kendini yakacak (deniyor). Üzgünüz. Bu olmayacak.

Dünya üzerinde bunu etkileyecebilecek küçük bir insan grubu var. Gelecek kuşakları destelemek için dengenin geri getirilmesine yardımcı olabilecek insanlar var. Ve onlar bunu gerçekleştirmeyi seçmezlerse, Gaia, bunu kendi halletmeyi seçecek. Buradaki mizah şu ki, küresel ısınmadan söz ediyor ama bu grupta ‘Soğuk-Cold' Creek Canyon'da oturuyorsunuz (bazı gülüşmeler). Donuyorsunuz! İşte bu bizim taraftan çok komik görünüyor!

Saint-Germain, Kuthumi ve ben, ve çoğu kez Madame Blavatsky de, birlikte oturduğumuzda hep bu şeyler hakkında espriler yapıp duruyoruz. Bunu fazla ciddiye almamaya çalışıyoruz. Yaşamınızdaki günlük açmazların, çelişkilerin mizah yanını bulun, çünkü, sevgili alan üyeleri, bunlar geçici şeylerdir. Bunlar yalnızca kendini devindiren, kendini geliştiren ve genişleten enerjinin bir parçasıdır. Ya onun içine çekilirsiniz, ya da onun üstüne yükselirsiniz. Ya ilahi varlık zirvesi'ne gidebilir, ya da Dante'nin Cehennemi'ne girebilirsiniz. İkisinden biri. Bu size bağlı. Mizah, Yeni Enerji bilincinin yağdanlığıdır.

--0-- Tobias doğacağı kendi biyolojik bedeninden bahsediyor

Geçtiğimiz aylar boyunca Saint Germain ve Kuthumi buradaydılar. Benim dikkatimin büyük bir bölümü ise, Dünya'ya doğmuş olan biyolojik benliğime yönelmişti. Ve bugün, o varlığın adını ve yerini açıklayacağım. Hayır!

Biraz mizah alan üyeleri. Burada enerjiyi hareket ettiriyoruz. Yakında bu habercimi kaybedeceğimi söylüyorlar. O bugün benden çok utanıyor. Neredeyse bu Şaud'u şu anda sonlandırabilir, bu kadar, diyebiliriz, ama sizinle konuşacak birkaç şeyimiz var.

Dikkatimin büyük bir bölümü biyolojik varlığıma odaklanmıştı. alan üyeleri'ya söylediğim gibi, fiziksel bir form içinde buraya, Dünya'ya doğmuş olan bir kabuk bedenim var. Ve o kabuk beden gelişmeye ve büyümeye başlıyor. Şimdi bazılarınız, bu kabuk beden benim çokca zamanımı ve ilgimi çekmeye başladığı için benim belki de yakınlarda gideceğime ilişkin teoriler ve varsayımlar ürettiniz. Bunun bir bölümü doğru. O beden benim zamanımı alıyor ve ilgime neden oluyor. Bu bedenle gerçekten kaynaşıp birleşmeyi öğreniyorum.

Genelde bedenlerden fazla hoşlanmazdım. Enkarne olmak hep zoruma giderdi ve, Hay Allah sevgili alan üyeleri, şu anda şeyler o kadar rahat hale geldi ki. Isınıyorsunuz – bir düğmeye basıyorsunuz – ve ısınıyorsunuz. Yaşantılarımın bazısında ateş yakabilmek için sopaları birbirine sürtmemiz gerekiyordu. Dükkana gidip bir şişe şarap alabiliyorsunuz. Ben üzümleri kendim ezmek zorundaydım, ve içmeden önce de en az bir hafta beklemem gerekiyordu! Öykü. Elbette öykü.

Alan üyeleri, şu kağıtlarla enerjileri ne kadar kolay ve hızlı değiş-tokuş edebiliyorsunuz. Bazen yalnızca elektronik bir işlemle giysiler alabiliyorsunuz. Harika bir yemek alabiliyorsunuz.

Şu anda yeniden biyolojiye geri gelmekten büyük sevinç duyuyorum. Enerjimin bir bölümü, bu biyolojik varlığa çok, çok güzel bir biçimde işliyor ve kaynıyor. Büyük bir bölümü hâlâ burada, ama ilginç bir şey var, ve birçoğunuzun bundan söz ettiğini biliyorum. Enerjimden yüklü bir miktarı bu biyolojik bedene yerleştirmem gerektiğini, ve bunun da benim ruhumu, can enerjimi tükettiğini düşünüyorsunuz. Aslında bu böyle olmuyor. Şimdiye kadar olduğumdan çok daha dinç, canlı, güçlü olduğumu görüyorum, çünkü o kabuk beden, o yeni ben, Yeni Enerjidir – tümüyle Yeni Enerji.

Şimdi, onun sakıncaları olduğunu da söylemem gerek. Annem ve babam anlamıyorlar. Kaygılanıyorlar. Bana bakıyorlar ve bazen gülmek zorunda kalıyorum. Şimdiden enerjimin, sizin deyiminizle, belirli bir oranı, o bedende. Şimdilik ona Sam diyeceğim. Bu tabi gerçek adı değil. Sam'in içine şimdilerde çok iyi işlemiş olan belli miktarda bir enerji var, ve ben bazen anne-babama oyunlar oynuyorum.

Tabi, bütün Tobias enerjilerimin o biyolojik bedene inmesine izin veriyorum ve gözlerime baktıkları zaman, dehşete düşüyorlar. Çünkü yalnızca gözlerime bakmıyorlar, farklı bir yüz – olgun bir yüz, bilge bir yüz, çok derin bir yüz – görüyorlar, ve sonra sıradan bir günü temel alırsak, Sam'de birşeylerin hiç de yolunda gitmediğini ve çok yüzeysel olduğunu – ona bir şeyler olduğunu düşünüyorlar. Sam, diğerleri gibi yemiyor. Yaşamak için çok bir yiyeceğe ihtiyacı yok. Sam, küçük çocukların ilgi duyduğu bir dolu şeyle ilgilenmiyor. Oyuncaklarla oynamıyor. Bilgisayarı seviyor, ama daha anlamlı bir şeyler yapabileceği yaşta değil. Ama benim kayıp Sam'e girdiğim, onun ve benim bilgisayara gidip internete girdiğimiz zamanlar oluyor.

Muhteşem bir araç! Biz, benim Tobias günlerimde böyle bir şeye sahip değildik. Dünyada istediğim yere gidebilmemi ve seçtiğim herşeyin enerjisini hissedebilmemi sağlayan muhteşem bir araç. İnanılmaz. Ve bazen anne ve baba içeri girip de Sam'i bilgisayarla oynarken görüyorlar ve... o şu anda çok küçük. Ve klavyeyi kullanmak ya da okumak ya da o tür şeylerin nasıl yapılacağını asla bilemeyeceği bir yaşta. Onun için de dilleri tutuluyor. Şu anda hayalet görmüş gibiler.

Ama alan üyeleri, konu şu ki, o canlanıyor. O benim yaratım. Benim yeni enerjim. Benim yeni eğitimim ve bilgeliğim. Ben şu anda yepyeni bir biçimde insan olmayı öğreniyorum. Şimdiye kadar bunu gerçekleştirdiğim yolların aynısıyla değil. Bakın, birinden diğerine geçtiğim yaşamlarım oldu.

Atlantis'te birbirimizi tanıyorduk. Birbirimizi birçok farklı zamanlarda tanıdık, ve o yaşamlar dizisi ya da o ilerleyen yaşamlar, kendi üstüne kurup durdu. Ama Sam farklı. O tümüyle Yeni Enerji. Gerektiğinde, benim bazı geçmiş yaşam veçhelerimi kullanıyor. Daha büyük benliğimin, To-Bi-Wah'ın kaynaklarını kullanıyor, ki o da bugün bu salonda.

Sam, ağdan, alandan beslenmiyor. Sam, kendi içindeki herhangi bir yerden enerji türetmiyor. Sam, şaşılası bir çocuk. Sam'in en büyük meydan okuması, nasıl uyum sağlayacağı, anne-babasını bunaltmamaya çalışmak. Gerçi, sadece gülmek amacıyla arada bir bunu yapmaktan keyif alıyorum. Şu anda Sam, tümüyle Yeni Enerji olduğunu çok iyi bildiği halde, bir Eski Enerji dualite dünyasıyla nasıl bağdaşacağının yollarını arıyor.

İlginç bir şey var. Sam'in aklında, kendisiyle ilgili sorular yok. Kendine bakıp da ne kadar farklı olduğunu ve uymaya çalışırken nasıl değişmesi gerektiğini düşünmüyor. Farklı olduğunu biliyor, ve kendini diğer herkese benzer hale sokmak yerine, enerjisini diğer herkese için daha hoş ve daha koşullu hale getirmeye çalışıyor.

Fark şu ki, o, çevresinde bulunanlar gibi olmaya çalışmıyor. Başka küçük çocuklarla tanıştı, ve ben, onların Eski Enerjiden geldiğini söylemek zorundayım, ve Sam, onların tarzını tam olarak anlamak için çaba harcıyor. Ama benim bazı geçmiş yaşam deneyimlerim vasıtasıyla, bu anlayış ona geliyor.

Sam bir yaratı. Sam bir veçhe. Sam, benim ruhumun bir parçası, ama yine de tümüyle özgürlüğe sahip. Bakın, bu şöyle iş görür. Sam, bir arzudan doğdu, ve bir fikre dönüştü, ve sonra odaklanma sayesinde yaratıldı ve şimdi de tezahür etti. Ama ben Sam'i sahiplenmiyorum. Ben, Sam'in bütünü değilim. O benim bir parçam; ben de onun bir parçasıyım. Ama o yine de kendi özgürlüğüne sahip. Kendi gözlerine, kendi aklına, kendi kalbine, kendi kimlik duyusuna sahip – ve bu arada bu – beni en çok heyecanlandıran şey – bunun yaratılmasına yardımcı olduğumu biliyorum, ancak onu kontrol etmiyorum.

Onu kutsuyorum. Onunla çalışıyorum. Onu, şu anda enerjimi Dünya'ya getirmede, enerjimi nüfuz ettirmede, sizin de içinden geçtiğiniz şeyler hakkında hep daha fazla şeyler öğrenmede, bir yöntem olarak kullanıyorum. Yeni Enerjiyi kullanmak nasıl bir şeydir? Bu, inanılmaz, inanılmaz bir kavramdır.

Hepiniz, öyle ya da böyle kendi Sam'lerinize sahipsiniz. Ben, biyolojik bedenlerden söz etmiyorum. Ben, kendinizin veçhelerinden – yaratılarınızdan – söz ediyorum. Jean'in ‘yaratan kartları' bir Sam'dir. Onlar bir kimliktir; bir enerjidir. Fiziksel bir bedene sahip olmayabilirler, ama ortada bir yaratı var. Bugünden sonra dünyaya açılacaklar. Daha çok enerji kazanacaklar. Kimseden bir şey almazlar.

--0-- Ruhun arzusu

Sizin yaratılarınız, alan üyeleri, her türlüsü, onlar da Sam'dir. Sizin yaratılarınız, bizim ilerlemiş arzu dediğimiz – ruhun bir arzusu – vasıtasıyla yaşam bulur. İhtiyaçları ya da istekleri olmayan bir ruh. O yalnızca ifade etmek ve yaratmak ister. Her ruhun bir arzusu vardır. Biz geçenlerde bundan adada yaptığımız Okul 3'te söz ettik – ruhun ihtiyacı ile ruhun arzusu arasındaki farktan söz ettik. Hepiniz ruhsal arzulara sahipsiniz.

Bunlar zihinden çok daha derinlere giden, kalp dediğiniz şeyden çok daha derinlere giden – insan ihtiyaçlarından çok, çok daha derinlere giden şeylerdir. Bir anlamda, ruhsal arzunun, insan ihtiyaçları gibi şeyleri anlamadığı bile söylenebilir ve bir anlamda, umurunda da değildir. O, engellenmek istemez, boğulmak istemez. O bir arzudur, bir tutku, ve her birinizin ve hepinizin içindedir. O, olduğunu düşündüğünüz şey değildir. İnsan düzeyinizdeki hiç bir şeye benzemez. O yalnızca genişleme, ifade etme, keşfetme arzusudur.

Ruhsal arzu sonra bir fikir haline gelir – bir fikir. Arzu gibi çok geniş bir kavram ele alınıp da bir şey haline şimdi nasıl sokulur. İşte fikir, ya da sizin yaratıcılık dediğiniz şey, burada devreye girer. Bir arzu enerjisini alırsınız – sadece bir şey yapmak, sadece yaratmak arzunu – ve şimdi fikirler gelmeye başlar. Fikirler, sizindir.

Çoğu kez, geçmişte öğrendiğiniz şeyleri temel alırlar. Bazen de, kitle bilincinden kazandığınız ya da geliştirdiğiniz başka şeylerin uyarlamalarıdırlar. Ama fikirler, sizin eşsiz fikirleriniz haline gelirler.

Bu, yani o fikre sahip olmak, insan olma ve yaratma sürecinin ya da işleminin güzel bir parçasıdır. Her birinizin çok, çok fikirleri oldu. Çoğunuz onları bastırıyorsunuz, ama arabada giderken aklınıza bir fikir geliveriyor; rüyadan uyanıyorsunuz ve bir fikriniz oluyor. Televizyon izliyorsunuz – aklınıza bir fikir geliyor. Bu, ruhsal arzunun enerjisini alıp ona biçim vermeye, bir form vermeye başlamaktır, tıpkı bir çömlekçinin çamura biçim vermesi gibi.

--0-- Yaratıyı tezahür ettirirken karşılaşılan meydan okumaları zarif bir şekilde dönüştürme yöntemleri


Çoğunuz bu noktada iki nedenden ötürü duruyorsunuz – fikir güzel bir enerjidir, bir tutku enerjisidir. Onun bedeninizde gürül gürül aktığını hissedebilirsiniz. Bir şey icat etme, bir şey yaratma, bir şey yazma fikrine sahip oluyorsunuz, ama orada kalıyorsunuz, çünkü onu bir sonraki aşamaya nasıl götüreceğinizi bilemiyorsunuz. Ve bir anlamda o fikrin enerjisini de o kadar seviyorsunuz ki, bir süre onun içinde eğlenmek istiyorsunuz – ki bu pekâladır. O enerjinin içinde kalıp, fikri nasıl alıp da uyguladığınızı ve başkalarının bunu nasıl takdir ettiğini ve o başarı ve ödül hissini hissettiğinizi, bir şey gerçekleştirdiğinizi bilmeyi, en sonunda da bir yaratan olduğunuzu bilmeyi hayal ettiğiniz düşünceler içinde eğlenmek istiyorsunuz.

İnsanlar başarı derken, paradan ya da şöhretten söz ediyorlar. Bunlar insanca şeylerdir ve geçicidirler. Yok olurlar. Gerçek bir ödül ya da başarı duygusu, yalnızca bir şey yarattığınızı bilmek fikrinden gelir. Bu, size ödenebilecek paraların tümünden çok daha üstündür. Şöhretin tümünden çok daha üstündür. Bu tür şeyler – para, şöhret – bunlar hızla yok olur. Bir yaratan olduğunuzu bilmek ve anımsamak, en muhteşem şeydir.

Çoğunuz, o fikir aşamasında duruyorsunuz. Kısmen, o enerjinin tadını çıkartmak istediğiniz için, kısmen de bir sonraki adımı atmaktan korktuğunuz için. Korku, birkaç şeyden geliyor. Ya gerçekten bir yaratansanız? Aman Allah'ım.

Eğer gerçekten nasıl yaratılacağını öğrenirseniz, neleri yanlış yapabilirsiniz? Hangi yanlış düşünceler, hangi yanlış eylemler, hangi yanlış faaliyetler olabilir? Birçoğunuz, kendinizin o yaratan parçasından korktuğunuz için geri çekiliyorsunuz alan üyeleri, ve ben size daha önce de söyledim, artık onunla yanlışlık yapamazsınız.

Onu bir başkasına karşı kullanmaya kalksanız bile, önce size geri gelecektir. Enerjinizi bu yönde oluşturdunuz. Şu anda bir başkasına zarar veremezsiniz. Gerçekten. Deneyin. Yapamazsınız.

Yeni Enerjide ve alan üyeleri'nin kendi içinde, bunun olmasını engelleyen bir dinamik var. Onu bu şekilde yarattınız. Sorumsuz enerjilerin ortalıkta dolanıp da başkalarına, özellikle de kasıtlı olarak zarar vermesini istemediniz. O nedenle, onlar size bir hatırlatıcı olarak geri gelirler – sorumlu bir yaratan ol, ya da cessurca, korkusuzca yarat, ama sorumlu ol. Onun için şu anda bir başkasına zarar veremezsiniz, bunu korku listenizden çıkartın.

Bazılarınızın da bu fikir aşamasında durmasının nedeni, belki de bir yaratan olmadığınızdan korktuğunuz için. Başka bir deyişle, harika fikirleriniz olabilir, ama bunları Dünya'ya getirebiliyor musunuz, onları hayata geçirebiliyor musunuz, ve onlara özgürlük verebiliyor musunuz.

O nedenle orada duruyorsunuz, çünkü başarısızlık istemiyorsunuz, hayal kırıklığı istemiyorsunuz. alan üyeleri, size hemen şunu söylemeliyim ki, tüm yaşamların döngüleri boyunca tüm insanlara baktığımızda – başarılı olmuş olanların tümüne ve başarısız olmuş olanların tümüne baktığımızda, tarih kitaplarında onların adının geçtiğini görürüz. Onların hepsi başarızlığa uğramıştır.

Ben, Thomas Edison örneğini çok sık kullanırım. Doğru ampul telini bulana kadar binlerce ve binlerce deney yaptı. Bazılarınız başarısızlıktan korkuyor, ve geçenlerde bu gruba söylediğimiz gibi, başarısızlık, sürecin ya da işlemin bir parçasıdır, ve hatta şimdi başarısızlık kavramından da kurtulmak zamanıdır. Ona öylesine olumsuz bir enerji yüklenmiştir ki. Başarısızlık bu değildir. O deneyimdir... deneyim ve deneyler yapmak, test etmek, keşfetmek. Başarısızlık yoktur. Başarısız olmak mümkün değildir.

Yine size davet çıkartıyorum alan üyeleri – bazılarınız hâlâ Eski Enerjide oturmuş, Yeni'nin nasıl olabileceği hakkındaki düşüncelerine bakıyor, dışarı çıkıp bunu denemeye korkuyorsunuz. Başarısız olmayı deneyin.

Bu ayın ev ödevlerinden biri de bu. Başarısız olmayı deneyin. Ne olup bittiğini izleyin. Siz tüm zamanınızı başarısız olmamaya harcıyorsunuz – tüm enerjileriniz bundan korkuyor. Şimdi bunu bir deneyin. Ne olup bittiğini izleyin, ve Saint Germain'in geçen ay söylediğini anımsayın, enerji artık farklı çalışıyor, onun için sizden bununla farklı biçimlerde oynamaya başlamanızı isteyeceğiz.

Çok üzücü durumlarda mizahı yakalamak – bu, enerjiye farklı bir biçimde bakmaktır. Başarısız olmayı denemek – bu, enerjiye farklı bir biçimde bakmaktır. O şimdi yenidir. Onun için, biz size hodri meydan diyoruz ve onu farklı yollardan deneyin diyoruz. Onu farklı bir açıdan deneyin ve neler olduğunu izleyin.

Böylece, şimdi bu fikir aşamasındasınız diyelim ve belki ona bir şans vermeye karar veriyorsunuz. Onu tezahür ettirip ettiremediğinize bakacaksınız. Bu noktada o hâlâ bir yaratıdır. Arkasında belli bir yaşam gücü enerjisi yatar. Belli bir enerji kalıbı ve dinamiğine sahiptir. Diyelim ki, yeni bir gıda ürünü yaratmaya çalışıyorsunuz, ki bundan az sonra söz edeceğiz.

Bir arzunuz var. Onu imgelediniz. Şimdi ona enerjiyi odaklamaya başlıyorsunuz. İşte burada bir uçurumu aşıyorsunuz. Fikirle odak arasındaki uçurumu aşıyorsunuz. Onu bu dünyaya, gerçekliğe getireceksiniz. Bu uçurumu geçmek bazen zordur. Ama sıçrayın. Öteye geçin.

O uçurumu aşarken, arzu ve fikire ait ilk enerjilerin dönüşmeye başlamasına izin verin. Yaratmak istediğiniz şeye odaklanmaya ve enerjiyi yöneltmeye başlayın. Kendinizi ona akıtmaya başlayın, tıpkı benim şu anda kendimi Sam'e akıtmam gibi. Bunun sizi tüketmediğini keşfedeceksiniz. Aslında bu sizi yeniden canlandırır.

Ona odaklanmaya başladığınızda, enerjilerin değişmeye başladığını da keşfedeceksiniz. Şimdi, bazılarınızın bu noktada morali bozuluyor ya da çılgına dönüyorsunuz, çünkü orijinal fikriniz – yani aklınıza gelen fikir... ben burada hepinizin yakın olduğu başka bir örnek kullanacağım – bir merkez fikrini.

Çoğunuzun 20, 30, 40 yıl önce böyle bir fikri vardı. Bir vizyonunuz vardı. Etkileyici bir görüntüye sahiptiniz, size nasıl olacağını, nerede olacağını gösteren bir açılıma. Bu bir fikirdi. Ve bir süredir bir fikir olarak ya da bir varoluş hali olarak öylece duruyordu. Bu bir yaratıdır. Canlıdır.

Ama o uçurumu aştığında ve siz ona enerji yüklemeye başladığınızda, değişmeye başladı. Türlü nedenlerden ötürü – dünya değişiyor, enerji değişiyor, ve ayrıca, fikir de kendini daha yüksek, daha uygulanabilir hallere geliştirmek isteyecektir. Böylece, 30 yıl önceki bir merkez kurma fikri, şimdi duvarlara ve bir çatıya sahip olmayabilir. Ama internette olabilir. Bu bir merkezdir – bir enerji merkezidir.

Bazılarınız çok üzgün, çünkü diyorsunuz ki, ama ben bir merkez istiyorum ve bir merkezin olmasına çalıştım ve olmuyor, olmuyor işte. Çünkü siz, fikrinizin kendini nasıl değiştirip dönüştürdüğüne bakmayı unuttunuz. Ha, o hâlâ orada, ama kendini yeni bir tarza uyumlamak istiyor – tıpkı benim Sam gibi. Benim Sam, onu kuşatan duruma ve çevreye kendini geliştiriyor. Ben onu kontrol etmiyorum. Ona bir şeyler yaptırmıyorum. Ben oyum, ama onun tümü değil, anlıyor musunuz.

Böylece, fikirlerinize odaklanırken, onların uçurumu aşmasına da izin verin ve sonra, odağınızı ona kattığınızda, onun nasıl değiştiğini izleyin. Dönüşür. Eğer o orijinal fikre ya da düşünceye ya da buluşa tutunursanız, kendi yaratınızı boğarsınız.

Benim, Sam'in nasıl olmasını istediğime ilişkin, Sam'in nerede yaşamasını istediğime, Sam'in nasıl görünmesini istediğime ilişkin bir fikrim vardı. Bunların bazısı oldu, ama çoğu değişti. O, onun olacağını düşündüğüm şekle hiç benzemiyor. Bu arada, o çok yakışıklı, çok yakışıklı ... ama pek de olacağını düşündüğüm gibi değil. Böylece Sam'in, odaklandığım fikrin, gelişmesine ve değişmesine ve kendi başına uyum sağlamasına izin veriyorum, anlıyor musunuz. Bu, yaratı çalışmanızda çok önemlidir.

Ve sonra, yaratıyı gerçekleştirmenin son aşaması, elbette, onun gerçeklik halini aldığı tezahürdür. Şimdi burada birçok adım söz konusudur. Meydan okumalardan, engellerden geçersiniz. Sinirlenip etkili bir yaratan olmadığınızı düşündüğünüz zamanlar olacaktır. Böyle zamanlarda, durun.

Kısa duvarın arkasına geçin. Belki de yaratınıza ilişkin belli beklentilerinizin olduğunu ve bu yüzden yaratınızı kontrol etmeye çalıştığınızı ve enerjinin de bir türlü biraraya gelmediğini anlayın. Şimdilerde adını sıçrama tahtası olarak koyduğunuz konuşmalarda, gelecek aylarda da dinleyeceğiniz yaratanlardan bazısı – ve mesaj tahtasında konuşacağınız yaratanlardan bazısı – bunun çok doğru olduğunu gördüler, bunun çoğu kez düşündüklerinden farklı tezahür ettiğini gördüler. Ve yol üzerinde meydan okumalar var. Meydan okumalar var, çünkü bir 3B gerçekliğinde yaşıyorsunuz, meydan okumalar var, çünkü bir anlamda hâlâ Yeni Enerjiyi dışarıya itmeye çalışan enerjisel fizik kuralları var, çünkü yeni fikirlere her zaman izin vermeyen ya da onları her zaman desteklemeyen enerjisel fizik kuralları var.

Uzun bir süre önce dört bilye kavramından söz etmiştik ve çoğu kez, tanrısallık bilyesinin gelmeye çalıştığı durumlarda, diğer üçünün onu nasıl dışarıya atmaya çalıştığından – çünkü onunla nasıl başa çıkacaklarını bilmediklerinden söz etmiştik. Onlar kurmuş oldukları sisteme bu dördüncü bilyeyi nasıl dahil edeceklerini bilemiyorlar, ve bu konuda bir korkuya da sahipler. O nedenle, evet, durumlarla, meydan okumalarla karşılaşacaksınız. Ve bu, gnost'un devreye sokulma zamanıdır.

Bu, yaratıcı bir çözümün devreye girmesinin zamanıdır, ve yaratanlar ve alan üyeleri bunu fark etmeye başlıyorlar. Bu, kısa duvarın arkasına geçip enerjilerin kendilerini yeniden uyumlamalarına izin vermek ve sonra onların peşine düşmek zamanıdır. Bu arada, bundan geçerken güç kullanmak zorunda değilsiniz. Bazen geçmiş eğitimleriniz size, bir meydan okumayla karşılaştığınızda onunla mücadele etmeniz gerektiğini, onu zorlamanız gerektiğini, ısrarcı olup azimle devam etmeniz gerektiğini öğretti. Hayır, bu bugün bir Vince Lombardi kanallığı olmayacak, çünkü o Eski Enerjiydi. (çvr. 1970'de ölen Vince Lombardi, amerikan futbolunun çok başarılı ve çok meşhur bir koçuydu.) Orada söz konusu olan, bir enerjinin diğerini tutup durdurmasıydı, birbirine karşı mücadele etmekti. Bazı Eski Enerji motivasyon yolları – olumlu tutum, mücadeleye devam – tüm bu şeyler... amigoluk. Bunlar Yeni Enerji değildir. Bunlar, Eski Enerji. Bunlar, eski dualiteyle halleşmenin yolları, ama siz şimdi yeni bir varoluş halindesiniz.

En büyük şeylerden birinin de, o kısa duvarın arkasında durmak olduğunu göreceksiniz. Kendi yaratılarınıza gülün. Derin bir nefes alın ve bırakın gnost devreye girsin.

Çözüm orada olacaktır. Çözüm için mücadele etmeniz gerekmiyor. Evet, yaratanların bildiği gibi, bazı şeyleri yapmanız gerekir. Bir şey gerçekleştireceğinizde, örneğin bir kitap yayınlayacağınızda – evet, telefon görüşmeleri yapmak zorundasınız. E-postalar göndermeniz gerekir. Birkaç çek yazmanız gerekir, ve iyi haber şu ki, sonra gidip kitapları teslim alıp taşımanız gerekir. Yani belli bir fiziksel değiş-tokuş olacaktır, ama yaratı adına mücadele etmek kavramı, Yeni Enerjide geçerli değildir.

Onun gelmesine izin verirsiniz. Bir kez geldi mi, ‘yaratan kartları' ya da kitap gibi şeyleriniz bir kez geldi mi, kontrolleri, beklentileri elden bırakırsınız, çünkü bunlar kısıtlamadan başka bir şey değildir. Bazılarınız, onu kontrol etmeniz gerektiğini – ona olanları tam olarak kontrol etmeniz gerektiğini – düşünüyor.

Bu arada, buradaki kontrol türlü şekillerde olabilir. Bazen yalnızca korkudan ötürü kontrol edilir. Bazen, başkalarının onu kontrol etmeye çalışacağından korkulur. Bunları bırakın. Onu bilerek bırakın. Yaratınıza genişleme özgürlüğü verin. Yaratınıza, onu gerçekten isteyen ve gereksinen kişilere yolunu bulması için özgürlüğünü verin.

Yaratılarınızı başkalarıyla paylaşmanın bazı eski ve geleneksel yöntemlerini aşın. Bunları aşın, ve şaşırtıcı, inanılmaz sonuçlar göreceksiniz. Ve sonra bu yıl anlayacaksınız – bu yıl – anlayacaksınız. Kahretsin, ben bir yaratanım. Bir fikri, bir projeyi ele aldım. Onunla bir öğrenme deneyimi yaşadım, başarısızlık değil, sadece öğrenme, ve o gerçekleşti. Burada. Burada olmakla kalmadı, durmuyor da. Devam ediyor.

Bakın, örneğin bir kitap, yalnızca bir kitap değildir. O bir potansiyeller enerjisidir, bir bilgelik enerjisidir. Siz belki onun yeni baskılarını ve daha çok kitap çıkartmayı düşünüyorsunuz ama, başka bir açıdan bak yaratan. Aslında olan şudur, o aynı zamanda sizin için de yeni potansiyeller oluşturmaktadır – kitabınızı alan ve sizin çok parlak olduğunuzu düşünen biri, şimdi sizinle konuşmak isteyebilir, sizin gelip de gruplarında bir konuşma yapmanızı isteyebilir. Başka biri kitabınızı alır ve yanıtlara ihtiyacı vardır, gelip sizi bulur; bir başkası kitabı alır ve sizin çok bilge olduğunuzu, belki de kitap konusunda başkalarına yardımcı olmanız gerektiğini söyler. Bu katlanarak gider. Hayal bile edemeyeceğiniz yollardan genişler.

O yalnızca bir kitap değildir. Yalnızca ‘yaratan kartları' değildir. Yalnızca yeni bir gıda ürünü değildir. Bütün bunların içinde yatan potansiyellerdir.

--0-- Geçen ayın konusu Çarpışmalar ve çarpışmalar esnasında kendine zaman ayırma

Geçen ayın Şaud'una Saint Germain gelip sizlere çarpışmadan söz etti – bir çarpışma yılı olacağından. Ve söyledikleri gerçekten de çok doğru. Çarpışmalar, tüm çevrenizde olacak. Ha elbette – dualite olduğundan beri – çarpışmalar hep oldu. Ama bu yılki çarpışmalar farklı olacak.

Bu yıl olacak çarpışmalar, enerjinin bir başkasına hükmetmesi ve ondan beslenmesi yerine, daha çok çözüm amaçlı ve Yeni Enerjiye girme hareketi şeklinde olacak. Geçmişte gördüğünüz çarpışmalar – anlaşmazlıklar, çatışmalar, dualite – temelde farklı enerjilerin kendilerini daha iyi anlama girişimleriydi.

Ama çoğu kez, enerjiler çarpıştığınızda ve çatıştığında, öbür enerjiye hükmetmeye ve ondan çalmaya çalışmışlardı. Bu, bir süre devam eder ve Enerji B'ye hükmeden Enerji A, şimdi güç kaybetmeye başlar, çünkü daha en başından yapaydı. Enerji B güçlenmeye başlar, dışarı çıkar ve Enerji A ile savaşır ve ona egemen olur. Bu, neredeyse insanoğlu Dünya üzerinde olduğundan beri sürmektedir. Bu yıl, bu farklı olacak.

Çarpışmalar, kontrol ya da beslenme ya da egemen olmayla ilgili değil, tam olarak yeniden bütünlenmeyle ilgili olacak. Saint Germain'in dediği gibi, şimdilerde ulaşılır olan yeni potansiyel boyutlarına açılmakla ilgili olacaktır, ve ne yazık ki çoğu insan bunu fark etmeyecektir.

Bu yıl, size şimdi anımsatıyorum, sonraları da anımsatacağım, kendi yaşamlarınızda – Yaratıcı Dizisinin birinci dersine geri gidin. Herşeyi olduğu gibi kabul edin, ve birinci derste önemli olan şey, kısa duvarın arkasında durmaktı.

Bu çarpışmalar arttığında, kısa duvarın arkasında durun. Kısa duvar, güvenli alandır. Kısa duvar, sizi günlük dramlardan çıkartır. Kısa duvar biraz geriye çekiliyor.

Bunun birçok önemli nedeni var. Siz enerjinizi düzenli olarak yeniden-canlandırmak zorundasınız. Çoğunuz gece gündüz çalışıyorsunuz ve kendinizi tüketiyorsunuz. Sürekli çalışmak ve çalışmak ve çalışmak gerektiğini düşünüyorsunuz. Eh, asla bir bakış açısı edinemiyorsunuz. Bir nefes almak için ilahi varlıklar zirvesine hiç gitmiyorsunuz.

Bu şekilde çalıştığınız zaman ve fiziksel bedeniniz yorulduğunda, ne oluyor, zihniniz her zamankinden çok daha fazla kontrolü ele alıyor. Çok, çok yorgun olduğunuzda, zihniniz daha da uyanık hale geliyor. Tıpkı dünyanın her yanında teröristlere karşı alarmda olmanız gibi – çünkü dünya yorgun. Böylece zihninize gidiyor ve daha az etkili olmaya başlıyorsunuz. Ve o zaman fiziksel olarak tükenmiş ve zihinsel olarak da kısıtlanmış ya da kapana kısılmış bir hale geliyorsunuz. Ve bu iyi bir durum değildir.

Kısa duvarın arkasına geçin. Bu, birkaç gün kendi başınıza kalmak olabilir. Zaman zaman başkalarının ihtiyaçlarına hayır demek zorundasınız, ailenize, arkadaşlarınıza, eşlerinize bile. Birkaç günü kendinize, kendinize ayırın. Bunu yaptığınızda, çevrenizde olup bitenlerin dramlarına kapılmayın. O zamanı kendinize ayırın. Bir hafta tatil yapın, ve ben sizin, ama çalışmam gerekiyor, tatilim yok, dediğinizi duymak istemiyorum. Bunların hepsi bahane. Bahane. Bir kez bunu yapmaya karar verdiğinizde, bu kararı destekleyecek kaynaklar da devreye girecektir.

Şu ara kendinizi düzenli olarak tazelemeniz ve yeniden-canlandırmanız gerekiyor. Spa zamanı. Kendi başınıza spiritüel spa zamanı. Ben bunu ille de kelime anlamında söylemiyorum ama, bir süreliğine kendinizi yenilemeniz gerekiyor.

Bu yıl yapılacak, sizin deyiminizle çok çalışma olduğunu biliyoruz, ama biz bunu farklı bir yoldan yapmak istiyoruz. Bu çalışmayı eski zorlama ve itiş-kakış ve duvarları yıkmaya çalışma biçiminde yapmak istemiyoruz. Bunu çok daha etkili, sizin deyiminizle kolay gerçekleştirmek konusunda alan üyeleri ile çalışmak istiyoruz.

Böylece bu yıl, bu yıl, kısa duvarın arkasında durmaya bolca zaman ayırın. Bunu yaptığınızda, başka bir şey olur.

Kısa duvarın arkasında durup kendinize zaman ayırdığınızda, bedeniniz ve zihniniz yeniden-canlanma şansına sahip olur. Ama bu, Yeni Enerjinin de gerçekliğinize gelmeye başladığı bir zamandır.

Meşgul olduğunuzda, kızgın olduğunuzda, kendiniz için üzüldüğünüzde, saçınızı süpürge ettiğinizde, kendinize zaman ayırmadığınızda, Yeni Enerjinin gelmesi çok zordur. Bu arada, şunu da sormak zorundayım, kendinize neden hiç zaman ayırmadınız?

Herhalde, kendinizi yeterince sevmediğiniz ve ilgi göstermediğiniz için. Sanki spiritüel bir mazlumsunuz. Çalışmayı, mücadele etmeyi sürdürmek zorunda olduğunuzu düşünüyorsunuz. Sabahın ilk ışıklarından gecenin son dakikalarına kadar çabalamanız gerekiyor. Eğer böyle bir durumdaysanız, ara vermenin zamanı gelmiştir. Kısa duvarın arkasına geçmek zamanıdır. Biraz nefes çalışması yapmak zamanıdır. Ve sonra da bu Yeni Enerji potansiyelinin gerçekliğinize gelmesine izin vermek zamanıdır.

Bakın, orada olmak ruhun arzusudur. Bir fikirdir. Hepiniz bu fikre sahiptiniz – bu harika fikre – yaşamınızdaki Yeni Enerji. Bu fikri seviyorsunuz. Bazılarınız ona biraz odaklandı ya da dikkatini yöneltti.

Ama çoğunuz, onu bu gerçeklikte tezahür ettirmek ya da bedenlemek için gerçekte kendine izin vermedi. Kendinize biraz zaman ayırın. Bunu yapmak çok önemlidir, özellikle de tüm çevrenizde ya da yaşamınızda çarpışmaları gördüğünüzde. Bir kez daha, geride durmak zamanıdır.

Saint Germain'in sözünü ettiği çarpışmalar... ben bunların dünyada tam olarak nasıl meydana geleceği hakkında spekülasyonlara girmek istemiyorum, ama olacaklar. Kötü olması gerekmiyor. Onlara bir mizah duygusuyla bakmak mümkündür.

Çarpışmalar... geçen aydan bugüne kadar olan süreye bakın. Yılın başlangıcından bugüne kadar yaşamınızda deneyimlediğiniz çarpışmalara bakın. Hatta alan üyeleri'nın kendi içindeki çarpışmalara bakın.

Ve şimdi, bu çarpışmaların aslında nasıl abartılı bir hale geldiğini, ve gerçek dünyada, alan üyeleri-olmayan dünyada, kitle bilincinde oyun alanına gireceğini izleyin. Sizin içinden geçtiğiniz şeyler, sizinle ilgili değildi. Siz onu enerjiniz vasıtasıyla ve alan üyeleri enerjisi vasıtasıyla en az şekilde deneyimliyordunuz. Dünyada nasıl olacağının tadına bakıyordunuz. Buna siz neden olmadınız, onun için de sorumluluğunu almayın. Onu siz yaratmadınız. Kendinize sadece küçük bir örnek, küçük bir tat sundunuz.

Şimdi, bunu tam kelime anlamında söylemiyoruz, ama belli çarpışmaların nasıl meydana geldiğine bakın. Siz gözlemci mi oldunuz, yoksa katılımcı mı? Drama kapıldınız mı, yoksa bu meydana gelirken oluşan potansiyele mi baktınız? Tartışmalar, anlaşmazlıklar, zamanında yetişememek gibi şeylerin, otuz gündür yaşamınızda nasıl küçük çarpışmalar yarattığını ve şimdi dünyanın her yerinde nasıl hızla arttığını izleyin. Geçen ayın bu küçük örneği, dünyanın her yanında nasıl büyük bir örneğe dönüşüyor, izleyin.

Siz olacaklara ilişkin kendinize bir tat verdiniz, bir anlamda, grip aşısı olan biri gibi – oluşacak daha büyük bir virüse karşı kendini aşılamak gibi.

Bu yıl, bazı dramların ve travmaların, değişimlerin ve uyumlanmaların meydana geleceği yıldır, çünkü siz bunun azıcık tadına bakmak için kendinize izin verdiniz. Grip aşısı oldunuz. Ve ille de bütün bunlara yakalanmanız gerekmeyecek. Gözlemleyebilecek halde olacaksınız. Enerjilere yakalanmayacak ya da onlara tutsak olmayacaksınız. Böylece alan üyeleri, kısa duvarın arkasında durun ve kendinizle ilgilenin.

Bugünün bir sonraki bölümüne geçmeden önce, derin bir nefes alalım.

--0-- Emma'nın öyküsü

(duraksama) (Tobias nefes alır)

1965'e geri gidelim. Birlikte küçük bir yolculuk yapacağız. Burada bulunanların çoğu o zaman Dünya'da yaşıyordu. Eğer yaşamıyorduysanız, yine de zamanda geri giderken bize katılın.

1965.... akşamın erken saatlerinde, yatağının yanında diz çökmüş dua eden küçük, güzel bir kız var.

Kız, annesi orada durmuş onu izliyor, yatağa girmeden önce dualarını okuduğundan emin olmak istiyor diye dua ediyordu – "Cenetteki Babamız, kutsal adı...." Biz bu kıza – ona Emma diyeceğiz. Emma, kolektif bir enerji, çok gerçek, ama daha çok tüm alan üyeleri'nin kolektifi. Bazılarınız bu belirli deneyime sahip ve bazılarınız da Emma'yla çok iyi ilişki kurabilecek. Emma, yatağın yanında dua ediyor ve annesi de izliyordu, ama Emma bu duayla rezonansta değildi. Bu duayı belki yüzlerce, binlerce kez söylemişti ve ona hep belirsiz, anlaşılmaz gelmişti. Hiç anlamadı. Kelimeleri ezberledi ama, anlamlarını hiç anlamadı.

Ama kelimelerin enerjisini hissediyordu. Aslında bu duayı okurken bir korku hissediyordu, sanki yukarda biri onu gözetliyor ve yargılıyordu. Dua etmekten hoşlanmıyordu, ama annesi onu zorluyordu. Sadece dizleri üstünde olduğu için değil. Başka bir şey yapmak istediği için değil. Bu dua, onun içinde hep bir korku tetikliyordu – annesinin ettirdiği her türlü dua. Ama Emma, annesini hoşnut etmek için bunları okuyordu. Belki de, annesinin daha iyi hissetmesini sağlayacağını düşündüğü için okuyordu.

Yaşam zor olmuştu. Emma'nın annesi ve babası boşanalı bir yıl olmuştu. Parasal durumlar daha zordu ve Emma annesinde, şimdiye kadar onda hiç olmayan bir kaygı ve korku hissediyordu. Annesi hep gülümserdi, gülerdi ve şarkı söylerdi. Oysa şimdi, Emma'nın annesinin yüzünde çatık kaşlarının çizgileri vardı. Acımasız, sert bir sesi vardı. Artık şarkı söylemiyordu. Emma'nın annesi hem ona, hem de iki küçük erkek kardeşine bakmak zorundaydı. Bu arada, erkek kardeşleri artık dua etmek zorunda değillerdi. Emma'nın annesi onlarla tartışmaktan çok yorulmuştu.... bu dua etme ritüelini ailedeki herkes adına sürdürme sorumluluğunu taşımak Emma'ya kaldı, diye düşünüyordu.

Emma'nın annesi, sabahları masada oturur, kahvesini içerken gazeteyi okurdu, ve Emma bu hissi de sevmezdi. Annesinin, savaş gibi şeylerden kaygılandığını görebiliyordu. Arada bir arkadaşlarıyla nükleer saldırılar hakkında fısıldaşırdı. Politika ve meşhur kişilerin ve liderlerin öldürülmesi gibi şeyler hakkında konuşurdu. Emma, içinde bir ağırlık ve bir keder hisseder, bununla ne yapacağını bilemezdi.

Bunun kendine ait olduğunu hissederdi, sanki bu ağırlığı tüm dünya adına o taşıyordu, ve ona aitti. Annesi ona iyi geceler dileyip de öptükten sonra, ışıkları kapatır ve kapıyı çeker, ama beş santim aralık bırakırdı – bakın Emma için kapının biraz aralık olması gerekiyordu, çünkü karanlıktan korkuyordu, ama sadece bu değil, annesinin enerjisini hissetmeye de devam etmek istiyordu, çünkü annesi ve erkek kardeşleri ve tüm ailesi ve dünya için kaygılanıyordu – dünya sabah burada olacak mıydı ki.

Böylece o gece yatağa giren Emma, başını yastağa koydu, Raggedy Ann bebeğini kendine çekti – ki bu bebek onun sürekli yoldaşıydı... Raggedy Ann'i kollarına aldı ve sonra gerçek dualarını okudu.

Bakın diğerleri, annesi kendini iyi hissetsin diye söylediği zorunlu dualardı, ama asıl duasında şöyle dedi, "Sevgili Tanrı, kim olduğunu bilmiyorum, az önce dua ettiğim kişi olduğunu sanmıyorum. Nerede olduğunu bilmiyorum, ama çok uzak olduğunu da düşünmüyorum. Sevgili Tanrı, köpeğim Skip'e bakacağından emin olur musun, çünkü ben onu gerçekten seviyorum ve her zaman da ona nasıl bakılacağını bildiğimden emin değilim, ve Sevgili Tanrı, bir gözün de kardeşlerimin üzerinde olabilir mi, çünkü onlar aptal – ergenlik çağındalar ve onlar adına kaygılanıyorum. Sevgili Tanrı, babam gidiyor. Başka birini buldu ve bu şehirden gidiyor ve ben onun için kaygılanıyorum. Ona da bakar mısın? Ve herşeyden çok, annemle ilgilenir misin, çünkü onun bu ara çok iyi olduğunu sanmıyorum.

Benim için kaygılanıyor, oysa asıl ben onun için kaygılanıyorum. Sevgili Tanrı, dünyayla da ilgilenir misin, çünkü ben dünya için de kaygılanıyorum. Öyküler duyuyorum ve şu anda pek de mutlu görünmüyor. Başka insanlara sözünü edemediğim bir dolu başka şey için de kaygılanıyorum Tanrım. Raggedy Ann'le konuşmaya çalışıyorum. O yalnızca dinliyor ve bir şey söylemiyor. Ve Skip ile konuşmaya çalışıyorum, köpeğim, ama o da yalnızca oynamak istiyor.

Seninle konuşacağım. Bu dünya beni kaygılandırıyor. Ne yapılması gerektiğinden emin değilim. Anlamama yardımcı ol, çünkü bu gece midem bir garip. Kendimi hiç de iyi hissetmiyorum. Sanki hasta olacakmışım gibi hissediyorum. Bana neler olduğundan emin değilim, ve eğer beni duyuyorsan, bunu bana bildir, olur mu?"

O an, Emma yatağın içinde dönmeye başladı. Gözleri kapalıydı ve Raggedy Ann'e yapıştı, ama yatağın da dönmeye başladığını hissetti. Gözlerini açmaya cesaret edemedi, çünkü korktu, belki de yatağın altında bir canavar vardı ve ayaklarıyla yatağı döndürüp onu yalayıp yutmayı bekliyordu. Onun için de gözlerini açmak istemedi, ama herşeyin giderek daha hızlı döndüğünü hissediyordu ve neredeyse hem kusacak, hem de bağıracak hale geldi, ama bu iyi bir fikir değildi. Derin bir nefes aldı ve şöyle dedi, "Sevgili Tanrı, yanlış bir şey mi söyledim? Seni kırdım mı? Sevgili Tanrı, bu dönmeyi durdur çünkü artık dayanamıyorum."

Ve tam annesine bağıracakken, dönme durdu. Hâlâ yatakta yattığını biliyordu, ama kendini farklı hissediyordu. Yine gözlerini açmaya cesaret edemedi, çünkü bir şeyler değişmişti ve ona ne olduğunu görmek istemiyordu.

Kendini tümüyle farklı hissediyordu. Artık 10 yaşındaki küçük Emma gibi hissetmiyordu. Kendini daha yaşlı değil ama daha büyük hissediyordu. Şimdi çevresindeki herşeyde sıcak bir parıltı hissediyordu. En son ne zaman hissettiğini anımsayamadığı bir mutluluk hissediyordu. Bir tür rahatlama hissediyordu ve aklına başvurup "Ben neredeyim?" dedi.
Bir ses yanıt verdi, "Sevgili Emma, şu an benimlesin. Benimlesin."

Tüm olan bitenler Emma'nın aklını karıştırmıştı. Kafasında hızla tüm parçaları birleştirmeye çalıştı, neler söylediğini ya da neler istediğini düşünmeye çalıştı. Ama ağzından çıkan sözler şöyleydi, "Şu anda korkuyorum. Korkuyorum ve ne yapmam gerektiğinden de emin değilim."

Ve ses dedi ki, "Sen sadece şeyleri hissediyorsun. Anneni hissediyorsun. Çevrendeki diğer insanları hissediyorsun, ama aslında sen bu değilsin."

Emma bir an düşündü, ama yine, 10 yaşındaki Emma değil, genişlemiş bir Emma. Emma bir an düşündü ve sonra sese dedi ki, "Şu anda ne yapmam gerekiyor?"

Ve ses dedi ki, "Tam olarak yaptığın şeyi. Tam olarak. Dünya'da olmak, küçük bir kız olmak, her bir günün keyfini çıkartmak."

Eh, Emma şimdi biraz daha cesaretlenmişti, çünkü ses ona güven veriyordu. Onu rahatlatıyordu. Onu bir yerde duyduğunu biliyordu ama nerede olduğunu anımsayamıyordu.

Sese şöyle dedi, "Peki ne yapmam gerekiyor? Bana neler olacak?"

Ve ses yanıt verdi, "Büyüyeceksin. Okula gideceksin – liseye gideceksin. Mezun olurken notların orta olacak ama mezun olacaksın."

Ve Emma araya girdi, "Neden öbür çocuklar benim gibi değil? Sanki onlarla uyuşamıyorum. Neden onlardan bu kadar farklı hissediyorum?"

Ve ses derin bir nefes alıp şöyle dedi, "Çünkü sen onlardan farklısın. Sen farklı bir rota seçtin. Farklı bir yol seçtin. Ve onlar seni sevmiyor değil, sadece seni anlamıyorlar. Herhangi birini kırmıyorsun, ama onları şaşırtıyorsun, onlara esrarlı görünüyorsun – annen bile senin için kaygılanıyor.

Emma, "Peki başka neler olacak?" dedi.

Ve ses yanıt verdi, "Erken evleneceksin. Üniversiteye gideceksin. Üniversitedeki birinci yılının sonunda evleneceksin. Kendine, üniversiteye geri döneceğim, diyeceksin ama birkaç çocuğun olacak, ve sen zamanını onları büyütmeye harcayacaksın. Ve otuzlu yıllarının ortalarında, kocan bir araba kazasında ölecek."

Emma bir an bunları düşündü ve, "Tanrı'nın bana olması istediği şeyler bunlar mı?" diye sordu.

Ve ses dedi ki, "Hayır, hiç değil. Bu, senin seçtiklerin. Bunlar, senin kendin için seçtiklerin. İstediğin an değiştirebilirsin, ama seçtiklerin bunlar."

Emma, "Peki sonra ne olacak?" dedi.

Ve ses şöyle dedi, "Hayal kırıklığı yaşayacaksın. Bunalıma gireceksin. İntihar etmeye meyilli, çok yalnız olacaksın. Hayatında bir dolu zor, zor yıllar var."

Emma bunu da düşündü, ne kadar garip bir seçim yaptığını düşündü. Dedi ki, "Ama bana yardım edecek insanlar olacak, öyle değil mi?"

Ses yanıt verdi, "İnsanlar değil. Bunu kendi başına yapacaksın."

Ve ses şöyle dedi, "İnsanlar değil, ama ilahi varlıklar olacak. Bunlar insan formunda olmayan ama seni sevecek ve seni destekleyecek ve senin için hep orada olacak varlıklardır, ama sen bunların çoğunu yalnız başına, kendi başına yapacaksın."

Emma bir derin nefes daha aldı ve bunların hepsini düşündü...ve dedi ki, "Peki sonra ne oluyor?"

O zaman ses şöyle dedi, "Sonra, hayatının bu karanlık döneminden geçtikten sonra, bütün parçalar birleşmeye başlayacak. Öncelikle, neden burada, Dünyada olduğunu anımsamaya başlayacaksın. Seçtiğin deneyimleri neden seçtiğini anımsamaya başlayacaksın. Bu deneyimleri bir ceza olarak değil de, anlayış için ve şefkat için oluşturduğunu anlayacaksın. Tüm bu deneyimleri yaşamına, bir anlamda beklerken – doğru zamanı beklerken, doğru yeri beklerken – soktuğunu anlayacaksın."

Emma bunların hepsini içine alıyor, bunun iyi bir şey mi, yoksa kötü bir şey mi olduğundan emin olamıyordu. Ardından sese, "Peki sonra?" dedi.

Ses şöyle dedi, "Sonra ben sana geri geleceğim. Bunun gibi bir konuşma daha yapacağız. Ve bu yaklaşık 1998'de olacak. Hayatında bir şey olacak – bunu daha seçmedin. Okuduğun bir kitap olabilir. Konuştuğun bir arkadaşın olabilir. Yaşamında çok korkutucu bir durum olabilir. Belki hastaneye kaldırılacağın bir araba kazası. Bunun nasıl olacağına daha karar vermedin. Ama olduğu zaman, ben sana geri gelip seninle konuşacağım. Yaşamına hem biraz güleceğiz hem de biraz ağlayacağız ve ardından bir sonraki aşamaya geçeceğiz."

Emma, "Neden şimdi başlamıyoruz? Neden 1998'e kadar beklememiz gerekiyor?" dedi.

Ve ses yanıtladı, "Çünkü dünya daha hazır değil, çünkü Dünya üzerinde enerjinin temel iş görme biçiminde bir şeyler oluyor – insanların bunu yaşamlarına getirme biçiminin temelinde. Dünya daha hazır değil. Ve bu arada, hazır hale gelmeyebilir de. Gelmeyebilir. Dünya'da bir felaket olabilir, ama bu sonraki aşamaya geçiş de gerçekleşebilir."

Emma durup bunu da düşündü... "Peki 1998'de bana geri gelip de konuştuğun zaman ne olacak?"

Ses dedi ki, "Sana kim olduğunu, neden burada olduğunu anımsatacağım ve sana geleceğe ilişkin tüm potansiyelleri anımsatacağım."

Ve ses şöyle dedi, "Sana, buraya gelmeyi – Dünya'da olmayı – Yeni Enerjide bir yaratan olmak için seçtiğini anımsatacağım. Yeni Enerjiyi Dünya'da tezahür ettiren, konuşmanın ötesine geçen, yalnızca bunu düşünmenin ötesine geçen ilk kişilerin arasında olabilirsin – ilk kişilerden biri olabilirsin. Sen buraya, Dünya'ya, Yeni Enerjide bir yaratan olmak üzere geldin. Sen buraya, insanlık için duyduğun yürekten sevgi ve arzu yüzünden geldin, ama bu inanılmaz açılımı deneyimlemek için kendine duyduğun sevgi yüzünden de geldin. 1998'den sonra, seni eğitecek ve sana nasıl öğretmen olunacağını, nasıl yaratan olunacağını, Dünya'da nasıl yaşanacağını ve en sonunda nasıl örnek olunacağını, bir lider ve diğer insanlar için bir bayrak nasıl olunacağını öğretecek bir dizi deneyimlerden geçeceksin."

Emma bunları da bir süre düşündü ve neden burada olduğunu anımsamaya başladı. "1998'de bana geri geldiğinde ve ben yaşamımın sonraki aşamasına geçtiğimde, hâlâ yalnız mı olacağım? Şu anda hissettiğim gibi yalnız mı olacağım?"

Ve ses ona şöyle dedi, "Hayır, olmayacaksın, gerçekten... çünkü ben yalnızca sana değil, ama 144.000 kişiye daha konuştum. Yalnız olmayacaksın. Bir ailen olacak – biyolojik bir aile değil, hatta meleksel bir aile de değil. alan üyeleri denen bir ailen olacak. Onlar da, senin şu anda geçtiğin şeylere çok benzer şeylerden geçecekler. Sen onlarla yeniden karşılacaksın. Her zaman için bağımsız ve benzersiz kalırken, enerjini birleştireceksin. İnsanlığın bir sonraki çağını buraya getirmek için, Yeni Enerji zamanının ve Yeni Enerji potansiyellerinin – dualitenin ötesine geçme, savaşın ötesine geçme, ıstırabın ötesine geçme, bedenini bir anda şifalandırma, tanrısallığını gerçekliğinle birleştirebilme potansiyellerinin – müjdecisi olmak için, enerjilerini onlarınkiyle birleştireceksin. O nedenle, hayır sevgili Emma'm, yalnız olmayacaksın."

Emma bir derin nefes daha alıp bunların hepsini düşündü, hissetti, hepsini anımsadı. Parçalar birleşiyordu.

Sonunda Emma dedi ki, "Bu gece buraya geldiğin teşekkür ederim. Yarın gece de tekrar konuşmak üzere gelecek misin?"

Ve ses dedi ki, "Hayır. Gelmeyeceğim. Gelemem. Sana geri gelebilmek için 1998'e kadar beklemem gerekiyor. Bu gece konuştuğumuzu anımsamayacaksın. Yatağına geri döndüğünde, ve kollarında Raggedy Ann ile uyandığında, konuştuğumuzu anımsamayacaksın. Senin için bir dolu uzun ve zor yıl olacak, ama geri geleceğim. Geri geleceğim ve sana alan üyeleri ailesinin enerjisini anımsatacağım."

Ve işte Emma'nın öyküsü böyle. Sizin öykünüz alan üyeleri.

Emma'nın duyduğu ses, hepinizin büyümesini bekleyen, Dünya üzerinde daha doğacak olan alan üyeleri'nın sesiydi, Metatron'un sesiydi, ben Tobias'ın sesiydi. Yeni Enerjinin ve yeni potansiyelin sesiydi. Biz size geldik, ister 1998 ya da 2002 ya da hangi yılda olursa olsun. Biz size kim olduğunuzu anımsatmak için geri geldik. Biz size bu alan üyeleri ailesini anımsatmak için geri geldik.

Alan üyeleri.... alan üyeleri meleksel bir aile değildir. Alan üyeleri, biyolojik bir aile değildir. Alan üyeleri bir kült ya da bir din ya da bu tür şeylerden biri değildir. Alan üyeleri, bir anlaşmadır – geri geleceğinize ilişkin bir anlaşma. Yeni Enerjiye geçenlerin arasında ilk olacağınıza ilişkin anlaşma. Sizler farklı ruhsal ailelerden geliyorsunuz. Alan üyelerini eşsiz kılan budur. Bazılarınız Mikail'in evinden geliyorsunuz, bazıları Rafael'in, bazıları Cebrail'in. Bazılarınız, birçok başmeleğin evlerini temsil ediyorsunuz, ama farklı ailelerden, farklı yerlerden ve farklı geçmişlerden geliyorsunuz. Ama her birinizde benzersiz ve ortak olan tek şey, burada olmayı kabul etmenizdir. Bundan önce zor, çok zor yaşamlardan geçmeyi kabul ettiniz. Uzun bir bekleme süresinden geçmeyi kabul ettiniz – bu noktaya varmanın zorluklarından ve kendinizden kuşku duyduğunuz dönemlerden geçmeyi kabul ettiniz. Ama alan üyeleri, artık buradayız. Buradayız ve biz size geri geldik – Emma'nın 1998'de duyduğu ses gibi. 1999'da konuşmaya başladığımız ve devam ettiğimiz bir ses olarak.

Siz alan üyeleri'sınız – bunun sorgulanacak, kuşkulanacak hiç bir yanı yok. Ve alan üyeleri olarak buraya, bu hayata geldiniz. Buraya enerjiyi genişletmek üzere geldiniz. Dört şey gerçekleştiriyorsunuz ve ilki genişlemektir. Doğduğunuz günden beri enerjileri genişletiyorsunuz ve insanların sizi çoğu kez anlamamasının nedeni bu. Siz genişletensiniz, büzüştüren, kısaltıp küçülten değil.

Buraya, enerjinin genişlemesine izin vermek için geldiniz, yalnızca büyümek ya da yapılanmak için değil – yalnızca dualitenin yaptığı gibi titreşmek için değil, ama genişlemek için. İlk yıllarınızdan beri genişleten oldunuz. O yüzden anlaşılmadınız. Onların izlediği yolları izlemediniz. Kendi yolunuza gittiniz, kendi tarzınızı yaşadınız.

Dünyaya, bir yaratan olmak için de geldiniz. Çok az insan yaratandır. İzleyen insanlar, itaat eden, hayatta kalan insanlar vardır. Çoğu da sadece hayatta kalır. Bunlar, eski, kadim karmik oyunları kendileriyle ve çevrelerindeki insanlarla oynayanlardır. Ama siz, ben yaratacağım, demek için buraya geldiniz.

Asıl amaç bu, çünkü bir yaratanın yaptığı budur, yaratır. Bazılarınız şimdi tıkanıp kaldınız, ama biz sizlerle çalışıyoruz. Bazılarınız, bir yaratanın ne olduğunu anlamıyor. Bu kavramla mücadele ediyorsunuz, ama öğreniyorsunuz. Ne olduğu hakkında çok daha fazlasını öğreneceksiniz.

Siz, bu zamanda burada yaşamak için geldiniz. Yaşamak. Biz bunu geçenlerde yaptığımız sınıfta konuştuk – hayatta kalma çabasının ötesine geçme ihtiyacı ve gerçekten yaşamak, Dünya'nın şu anda tadını çıkartmak. İstediğinizi söyleyebilirsiniz. Tanrı hakkında, ruh hakkında, tüm bu şeyler hakkında istediğiniz kadar felsefe yapabilirsiniz, ama Dünya üzerinde bedeninizde ruhu bedenleyerek ve yaşayarak ve yaşamın keyfini çıkartarak, yaşamla birlikte yaşama gülerek, her bir ânı takdir ederek yaşamadıkça, yaşıyor olmuyorsunuz. Yalnızca hayatta kalıyorsunuz. Dualitede on adım geride hayatta kalıyorsunuz.

Siz buraya yaşamak ve nasıl yaşanacağı hakkında başkalarına örnek olmak için geldiniz. Söylemek bizi üzüyor ama gerek siz gerekse ben, yalnızca hayatta kalan insanların ne kadar çok olduğunu biliyoruz. Neden burada olduklarını bilmiyorlar. Yalnızca o günle başa çıkıyorlar, her seferinde yalnız birini ele alıyorlar. Siz, nasıl yaşanacağını, nasıl tutkulu olunacağını göstermek için geldiniz.

Ve son olarak alan üyeleri, siz öğretmek için geldiniz. Bir bayrağın yaptığı budur. Bayrak bir örnektir – parlak bir örnek – ve başkalarına örnek olarak öğretirler. Öğreti bir sınıfta olabilir. Öğreti, sadece sokakta yürürken de olabilir. Öğretmek... bayrak, başkaları için yeni potansiyelleri oluşturan örnektir. Sizler, tıpkı Emma gibi, burada, bu Yeni Enerjidesiniz ve bu kolay olmadı. Yalnızlık çektiğinizi de biliyoruz.

Birçoğunuz, bunun tatmin edici olmadığını bile düşünüyor. Daha tutkunuzu bulmuş değilsiniz, ama bu yeni Enerji yılında, yaratan olacağınız bu yılda, tutku da gelmeye başlıyor. O, insan kavramlarıyla düşünüp de olacağını sandığınız şeyden farklıdır. Farklıdır, ama gelmeye başlıyor.

Şu an her biriniz... her biriniz kendi enerjisini yayıyor ve bunu alan üyeleri'nın grup enerjisine katıyor. Ve şu anda bu alan üyeleri enerjisi dünyaya yayılıyor ve arayanlar için yeni bir potansiyel oluşturuyor.

Şu anda dualarını edenler için – o eski ezbere okudukları dualar değil, ama kendi dualarını edenler için. Yardım ve rehberlik talep eden ve arayanlar için.

Siz şu anda enerjinin nasıl çalıştığını öğreniyorsunuz. Gelecek oturumlarda bundan daha söz edeceğiz – yeni bir enerji fiziği – titreşimsel enerjinin ötesine, genişleyen enerjiye geçmek, Yeni Enerjiyi şu anda yaşamınıza getirmek. Gelecek birkaç Şaud'da, özellikle bu Yeni Enerjinin nasıl geleceğinden ve onunla nasıl çalışabileceğinizden söz edeceğiz.

Bugün, o sesi yeniden duyabilesiniz diye, Metatron, alan üyeleri'nin sesi, ve başmeleklerin sesleri, hepsi yeniden Emma'ya ve size geri gelmek istediler.

Ve öyledir.

--0-- Çalışma sonrası gelen bilgi

Ve öyledir sevgili alan üyeleri, bu alan üyeleri gününün enerjisiyle devam ediyoruz.

Hakkında konuşmak için bugün bu enerjiyi seçiyoruz, çünkü bu alan üyeleri ailesinin enerjisi ve bireyler olarak sizin enerjiniz, genişlemeyi sürdürüyor, yeni düzeylere geçmeyi sürdürüyor. Biz, sizin gerçekleştirdiğiniz çalışmayı takdir edip onaylamak istiyoruz. Buraya gelme nedeninizi unutacağınızı bilerek, çok, birçok uzun ve yalnız gün ve gecelerinizin olacağını bilerek, kendinizi farklı, benzersiz, ama yalnız – diğer birçok insandan, hatta bazı durumlarda kendi ailenizden bile farklı hissedeceğinizi bilerek, buraya nasıl geldiğinizi takdir etmek istiyoruz.

Siz buraya çok eşsiz bir ruhsal hizmet türü için geldiniz, sizi tüketmesi gerekmeyen bir hizmet türü için. Bu sizi tamamlayabilir ve size verebilir. Ama siz buraya tüm insanlığa, tüm melek krallıklarına duyduğunuz bir sevgiyle ve bir yürekle ve ruhla geldiniz, ve bunu da özveriyle yaptınız.

Size daha önce de söylediğim gibi, bu herhangi bir başka yaşam değildir. Bu O yaşamdır. Bütün parçaları birleştirip bütünleştirdiğiniz yaşamdır. Yeni bir enerjiye bu yaşamda geçersiniz. Eski engellerinizi bu yaşamda aşarsınız.

Alan üyeleri enerjisi, bir bireyin enerjisine çok benzeyen geniş kapsamlı bir enerjidir. Onun da bir tutkusu ve bir arzusu vardır, tıpkı sizin ve ruhunuzun olduğu gibi. O, genişlemek ve yaratmak ve deneyimlemek ve yaşamak tutkusuna ve arzusuna sahiptir, ve sonra o alan üyeleri enerjisinin bir fikri oldu.

Fikir, daha Atlantis günlerinde başladı; ve fikir, bir kez daha Mesih günlerinde filizlendi; ve sonra o fikir bu Yeni Enerjiye taşındı ve bugün buradayız. Uçurumun kenarındayız. Bazıları bu uçurumu aştı, bazıları ortasında ve bazıları da hâlâ kenarda duruyor. Ama o fikir şimdi enerji kazanıyor ve bir odak noktası oluyor. Ve şimdi alan üyeleri enerjisi Dünya üzerinde tezahür ediyor.

Ve bunu da, bazılarınızın 1.000 ya da 500.000 yıl önce hayal bile edemeyeceği yollardan gerçekleştiriyor. Alan üyeleri enerjisi, bazılarınızın anlayamadığı, hayal edemediği, böyle olacağını düşünemediği yollardan açılıyor ve genişliyor, çünkü her türlü sınırları, toprakları aşıyor. Ve bu oluyor.

Alan üyeleri enerjisi bir bayrağın enerjisidir, bir yol gösterenin, öğretmenin enerjisidir. Bunlar, neden burada olduğunuzun, neden birbirinizle etkileşime girip çalıştığınızın, neden bu kutsal alanda toplandığınızın, neden bir bina değil de bir internet sitesi olan merkezde toplandığınızın temeli ve esasıdır.

Alan üyeleri enerjisi Dünya üzerinde tezahür ediyor. Onun yakıtını kısmen sizin Fes Kırmızısı alan enerji şirketi karşılıyor. Bu şirket, tezahür işleminin yapılanmasına yardımcı oluyor. Ayrıca sizin gerek bireysel gerekse grup olarak ürettiğiniz fikirlerinizi Dünya'da ortaya çıkartacak enerjinin tümünü ya da yakıt sağlama işlemini yapılandıracak.

Gelecek yıllarda Fes kırmızısı düzeni ve , Fes Kırmızısı alan enerji şirketi alan üyeleri'nin kendini burada, Dünya'da tezahür ettirmesine ve topraklanmasına yardımcı olacak. Bu bizim yaratımız değil. Sizin yaratınız. Sizin.

Fes kırmızısı düzeni ve alan üyeleri yardım edip destekleyecek, çünkü siz bunu seçtiniz. Yeni Enerjiye geçmeleri için diğerlerine yardım edip destek verecek. Dünyayı tam anlamıyla değiştirme potansiyeline sahip olacak icatlar için yakıtın ve yöntemin ve odağın yaratılmasına yardımcı olacak, özellikle de enerjiyle ilgili icatların, tıpla, eğitimle, işle ilgili icatların. Bunun olmasını siz sağlıyorsunuz.

Alan üyeleri, sizin içinizde bile, bu insan grubu içinde bile, bazı anlaşmazlıklar var. Şeyleri gerçekleştirmede ya da yapmada bazı farklı yollar var, ve bu uygundur. Şu ara söz konusu olan, enerjilerin çarpışmasına izin vermektir. Ama ayrıca, dramlardan da uzak durmaktır, ve çarpışmalarda, enerjilerin yeniden birleştirilmesinde, muazzam yeni potansiyellerin olduğunu da anlamaktır.

Şimdi bunu bedenlemek zamanıdır. Şimdi bunu buraya getirmek zamanıdır. Dramlara kapılmak değil, herhangi bir engele takılmak değil, meydan okumalardan bunalmak değil, ama bunu buraya getirmek. Bu gerçekleştiriliyor. Bu şu anda Dünya'da oluyor ve hepiniz bunun bir parçasısınız. Ses bugün geri geliyor, size anımsatmak için, size teşekkür etmek için ve sizi onurlandırmak için.


yazdır