SORU: Hayatımda, öbür tarafla iletişim kurma yeteneğine sahip olan birkaç arkadaşım oldu. İçlerinden biri sanki bu yetenekle doğmuştu. Bir diğeri de, profesyonel daktilocu olduğu zamanlarda yaşamının krizli bir döneminde, parmaklarının sanki tuşlara vurarak kelimeler yazdığını hissetti ve öyle cümleler çıktı ki, bazı durumlara inanılmaz yanıtlar geldi, tıpkı diğer arkadaşımın da yapabildiği gibi. Ben bunu gerçekten kıskandım. Edgar Cayce, kişinin psişik yeteneklerini geliştirmeye çalışmamasını, bunun yerine spiritüel yeteneklerini geliştirmesini önermişti ve ben de bunu gerçekleştirmeye çalıştım. Ve şimdi, kafamdan kas testine benzer bir tepki aldığım, evet ve hayır yanıtlarını aldığım noktaya geldim, ama bu daha diğerlerinin almayı başardığı yanıtlardan çok uzak, yani bilirsin işte, cümleleri duyarak geçmişi ya da arka planda yatanı açığa çıkarmak. Ve bu Yeni Enerjide bu, sahip olabileceğim, geliştirebileceğim bir şey mi? Ve bunu gerçekleştirebilmek için özel olarak ne yapmalıyım? Ve bu yalnızca öbür tarafla iletişim kurmak için isteyeceğim bir şey değil, ama Yüksek Benliğimle bu şekilde iletişim kursam, eşzamanlılıkları fark etmekten ya da bu tür saçmalıklardan çok daha iyi olurdu!
TOBIAS: Gerçekten de. Ve ben bunu yine Sam'in(Şu anki enkarnasyonu) gözlerinden sunacağım. İşte Sam, 8 yaşında; içsel olarak çok, çok açık, yani kendi içinde kendine çok açık; enerjiyi görebiliyor; enerjiyi kesinlikle hissedebiliyor. Ve Sam'i şaşırtan şeylerden biri de, çünkü çevredeki varlıkları görüyor – bazen onları renk ya da biçim olarak görüyor, aradabir de fiziksel bir beden edinmiş yanılsamalar olarak görüyor – ama, insanların birbiriyle konuşabilmeleri; ve yayılan radyo dalgalarını görmeseler bile ya da ses dalgalarını görmeseler bile, radyo dinlemeleri; ve buna benzer şeyleri yapıp da, fiziksel olmayan varlıklarla konuşmanın doğal olmadığını düşünmeleri, Sam'i şaşırtıyor. Bu fiziksel olmayan varlıklarla konuşmak aslında en doğal şey. Hepiniz buna sahipsiniz, yani herhangi bir şeyle konuşabilme yetisine – bu bir yetenek bile değil, bu sadece vardır.
Cauldre(Medyum)'un kendini açması için bir yıl bekledik, oysa başka yaşamlarda da kanallık yapmıştı, Dünya'nın yoğunluğu o kadar fazla ki, bazen unutuveriyorsunuz. Biz ona bir yol işaretiyle, zeminle, iskemleyle nasıl konuşacağını en baştan öğretmek zorunda kaldık. Bunu tabi, başka insanlar görmesin ve onun akıl durumunu sorgulamasın diye gizlilik içinde yaptık ama burada önemli olan herşeyin bir bilince sahip olduğunu ve herşeyle iletişim kurulabileceğinin anlaşılmasıydı. Eğer söz duymak beklentisindeysen, iş çok zorlaşacaktır. Büyük bir olasılıkla söz falan duymayacaksındır. Bir ruh gelip de tuşlar üzerinde parmaklarını hareket ettirmeyecektir. Bu, hissetmekten gelir.
Haydi, bunu hemen şimdi yapalım. Hepinizin yanında bir zemin var. Burada, Coal Creek'de olanlarınızın yanıbaşında bir zemin var, ahşaptan yapılma, ağaçlardan geliyor. Zeminin enerjisini hissetmek için kendinize izin verin. Şimdi bu noktada, "Ama bu yalnızca bir zemin" diyecek olursanız, derin bir nefes alın. Bilincinizi genişletin. O, yalnızca bir zemin olmaktan fazlasıdır. O, ağaçtır. O, ondan akan Gaia'nın enerjisidir. O, o ahşapla uğraşan, zemini inşa eden ve bu zeminin üzerinde yürümüş olan herkesin enerjisidir. O, farklı düzeylerde çok, çok yılların enerjisidir.
Ama siz tüm bu düzlemleri keşfetmeye ya da onlarla iletişim kurmaya çalışmak istemezsiniz. (Yalnızca) bir katmanı hissedin; bir katmanın içini hissedin. Bu bazen fazlasıyla... bunalırsınız. Bir seferinde birçok şeyi birden hissetmeye çalışıyorsunuz. Bir katmanı ya da zeminin bir katmanını hissedin, ve o sizinle iletişim kuracaktır. İngilizce kelimelerle değil, yüksek sesle değil, Mors alfabesiyle değil, ama o sizinle enerjisel olarak iletişim kuracaktır – hisler yoluyla. Fiziksel bir duyumsamanın peşinde olmayın. Tanımlama peşinde olmayın. Bakın, şu anda ona bir tanım yapıştırmaya çalışıyorsunuz. Tanımlamaya duyduğunuz gereksinimi salıverin ve yalnızca hissedin.
Bunu nesnelerle ve sonra insanlarla ve sonunda sizin anladığınız manada fiziksel bir bedene sahip olmayan varlıklarla gerçekleştirdiğinizde, bir hisse sahip olduğunuzu öğreneceksiniz. Ve bunu zihinsel olarak hemen anlamayabilirsiniz, ama bir hissin, bir duyumsamanın meydana geldiğini bileceksiniz. Zihniniz, gelen o hisse daha sonra bir kavram oturtabilecektir ve en sonunda siz de ona kelimeler yakıştırabilecek hale geleceksinizdir, tıpkı Cauldre(Medyum)'nın, ona ilettiğimiz hisleri kelimelere dökebilmesi gibi. Biz ona kelimeler göndermiyoruz, biz ona his gönderiyoruz. Biz ona özü – bilinci – gönderiyoruz, ve siz de aynını yapmayı öğrenirsiniz. Bunu çok basit tutun, çünkü öyledir. Bu, yani herşeyle sözsüz olarak, işin içinde kafanız olmadan, fiziksel bir duyunun ya da tepkinin beklentisi içinde olmadan iletişim kurmak, doğal bir şeydir. Şimdi bunu da söyledikten sonra, farklı nesneleri deneyin.
Ve bir başka şey de, hepiniz için, size gelene güvenmektir. Yanıtın tümünü kapsamayabilir. Başka bir deyişle, ayaklarınızın altındaki zeminle iletişim kurduğunuzda, yanıtın sadece bir kısmını alabilirsiniz. Örneğin buradaki zeminde, kötü bir gün geçiren birini hissedebilirsiniz ve kızgın olduklarını, ve siz zeminin o bilinç katmanıyla iletişim kurmuş olabilirsiniz. Ama ona güvenin. Size bir kızgınlık hissi geri gelirse, anlayın ki onun bilincinde, size bunu geri yansıtan bir şey var.
Ve aynı şey, fiziksel olmayan varlıklar için de geçerlidir. Onlar birçok katmana sahiptir. Ben, Tobias, bir Sam katmanına sahibim. Atlantis'ten Muir'in katmanına sahibim. Sayısız katmanlarım var... Dünya'daki son yaşamımdan Agos katmanı, ve Tobias, ve tüm diğerleri. Böylece siz benim enerjimi hissettiğinizde ve bir tür iletişim kurmak istediğinizde, bu iletişimin birçok farklı katmanlardan kurulabileceğini anlayın.
Ben şu anda sizinle uygun olarak dört ya da beş düzlemden iletişim kuruyorum, ve bu bazen zihni bunaltabiliyor ve o zaman da siz kendinizi kapatıyor ve "Eh ben bunu nasıl gerçekleştireceğimi bilmiyorum" diyorsunuz. Aslında nasıl gerçekleştirileceğini biliyorsunuz ve süregelen iletişimlerin türlü katmanları ve düzlemleri arasında gidip gelmeyi öğreniyorsunuz. Size gelenlere (algıladıklarınıza), iletişimde algıladıklarınıza her an güvenerek. Bunun belki de sadece tek bir katman ya da düzlem olduğunu anlayarak, ama zihninizin de bunu filtrelemesine ya da çarpıtmasına ya da hatta tanımlamaya çalışmasına izin vermeden.
Bizim bilinç ya da öz dediğimiz düzeyden gerçekleşen iletişimler çok doğaldır. Alfabesinde sınırlı sayıda harfleri ve sözlükte sınırlı sayıda kelimeleri olan konuşulan bir dili kullanmak, hiç doğal değildir. Bizim gibi ilahi varlıklar için, bizden sözcükler beklediğiniz zaman iletişim kurabilmek çok zordur, çünkü bu öylesine... öylesine sınırlıdır ki. Bizi kapana kısıyor. Bu nedenle biz sizlerle sözlerin ötesinde çalışıyoruz. Tanımsız. Teşekkür ederiz.
Hazirun: Çok teşekkür ederim.
Elbette. Böylece alan üyeleri, bugün derin bir nefes alalım.
Sam uyandı, akşam yemeğine hazır, muazzam acıkmış bir halde ve nedenini de bilmiyor. Bugün buraya katılmaktan çok etkilendi. Onun genç özünün bu denli dinamik bir gruba gelmesinin büyük bir şey olduğunu anlamalısınız. Bugün Sam'e birşeyler oldu. Neden burada, Dünya'da olduğunu hatırladı. Bunun sadece iki tane baş belası ebeveynin 8 yaşındaki oğlan çocuğu olmakla ilgisi olmadığını hatırladı. Dünya'ya gelişinin bir nedeni olduğunu hatırladı. Bir tutkunun olduğunu, ve o bugün yeni bir Sam. Bugün, Dünya'da yaşamaktan heyecan duyan bir Sam oldu.
Ve öyledir.