Şaud 8 Kim Olduğuna Sahip Çık

--0-- Kendini onurlandır

Ve öyledir, sevgili alan üyeleri, bu güvenli kutsal alanda yeniden biraraya geliyoruz. Her zamanki gibi, ben Tobias için bu saygın Yeni Bilinç işçilerine konuşmak bir onur. Gerçi burada olup da sizi eğitmem bir onur olduğu kadar biraz da komik, çünkü gerçekte öğretmen olan sizlersiniz.

Benden yolculuğun bir yerinde, zaten bildiğiniz şeyleri anlamanıza ve hatırlamanıza yardım etmemi istediniz. Bu yürüyüşü sizinle birlikte gerçekleştireyim diye, benden öbür tarafta kalabildiğim kadar kalmamı istediniz. İçinden geçtiğiniz, ama bilinçli olarak farkında olmayabileceğiniz şeyleri anlamanızı sağlayabildim. Benden, sizinle ilgili notları almamı istediniz. Bilincinizin ve yolculuğunuzun belgeleyicisi olmamı ve zaman zaman, içinden geçtiğiniz şeyleri, neden burada olduğunuzu ve potansiyellerinizin aslında neler içerdiğini anımsatmamı istediniz, ki ben de bunu yapıyorum.

Saint Germain, Kuthumi, ben Tobias, ve hatta Kuan Yin bile sizden daha muhteşem değildir. Biz yalnızca öbür taraftayız. Biz, insan durumu denen bu şeyin bu kadar derinine dalmış değiliz. Onun derinliklerine sizin daldığınız kadar dalmadık. Siz kesinlikle içindesiniz. Onu her düzeyde hissediyor ve deneyimliyorsunuz, ve bizden sadece olduğunuzu düşündüğünüz kişi olmadığınızı arada bir anımsatmamızı istediniz. Siz, sınırlı/kısıtlı bir insan değilsiniz. Zaten önünüze serilmiş bir yazgıya sahip değilsiniz, ve hatalar yapmıyorsunuz. Siz şimdiye kadar hiç olmadığı gibi deneyim topluyorsunuz, ama hata yapmıyorsunuz.

Şimdi bu Şaud'u başlatalım... ve bu Şaud'a başlamadan önce şunu da söylemeliyim, biz çok uzun zamandır birlikte çalışıyoruz, Tien Tapınakları zamanından bu yana, Yeshua zamanından önce başlayan ve Yeshua zamanına kadar gelen bir süreçte, tarihler boyunca birlikte çalıştık. Ben her yönden size çok yakın ve bağlı hale geldim. Geceleri toplanıyoruz, birlikte Yeni Dünya'da çalışıyoruz, alan üyeleri Hizmet Merkezine gidiyoruz, bazen bireysel olarak, bazen de bir grup olarak.

Sam kanalıyla yakında Dünya'ya geri dönecek olmam biraz garip bir durum, sizlerle öylesine yakın bir işbirliği içinde çalıştık ki. Bu değişecek. Bugünden sonra bir yılı biraz aşan bir zamanım var, ama birlikte çalıştığımız yüzyılların, yılların ve deneyimlerin sayısını göz önüne alacak olursanız, sanki bu zaman çok hızlı geliyor.

Biraz gönülsüz olduğumu söylemek zorundayım, ve sizinle şunu da paylaşmam gerek öyle zamanlar oldu ki, size duyduğum şefkat ve her birinize olan ilgim, Dünya'ya geri gelme, Sam'le birlikte olma seçimimi yeniden gözden geçirmeme neden oldu. Kulübemde kendi başıma oturmuş, "Belki de burada kalmam daha iyi olur. Belki de, orada Sam olarak sizinle birlikte olmak yerine, şimdi yaptığım gibi diğer alemlerden sizinle çalışmayı sürdürmek daha iyi olur" dediğim zamanlar oldu. Ve bazen, size belki de bu yoldan daha fazla hizmet edebileceğimi düşündüğüm zamanlar oldu.

Sonra... sonra duruyor ve ister inanın ister inanmayın ama, insan biçiminde bir melek olmanın özgürlüğünü ve güzelliğini ve sevincini düşünüyorum. Kendi ruhsal benliğim için olduğu kadar, bana katılmaya ve alan üyelerine katılmaya gönüllü olanlar için de gerçekleştirilebilecek iyiliği düşünüyorum. Ve insan olmanın, başka bir insana dokunabilmenin, alan üyeleri'yle biraraya gelebilmenin ve birkaç şarkı söylemenin ya da birkaç öykü anlatmanın, bir kadeh şarabın ve çok, birçok kahkahanın keyfine varabilmenin güzelliğini düşünüyorum – ve o zaman bu düşünce karşı konulamaz bir hal alıyor. Geri gelmem gerekiyor.

Sizin bildiğiniz ve benim de bildiğim başka nedenler de var – ama bunları Cauldre(Medyum)nin ağzından söylemeyeceğim – ama yeniden Dünya'da olmayı çok arzulatan nedenler. Ama bunu Dünya'ya gelmeyi düşündüğümü bildiriyorum size. Bu seçimi düşündüm. Birlikte ne güzel bir yolculuk yapıyoruz.

Sizden iki tane ev ödevi yapmanızı isteyeceğim. Birini şimdi söylüyorum, ve diğerini de birkaç dakikaya kadar söyleyeceğim, ama şimdiki şu; bu gece, ne yapıyor ya da nerede olursanız olun, ister gece olsun, ister bu oturumumuz bittiğinde sizin için sabah olsun, bir an durun ve kendiniz için kutlama yapın ve yaptıklarınız, gerçekleştirdikleriniz için kutlama yapın. Biliyorum, o bilinç çalışmasının önemi bazen gözünüzden kaçıyor, çünkü direkt ve belirli bir fiziksel tezahüre sahip değil. Hatta, şu anda bilinen yöntemlerle bilinci ölçmek bile zor. Çalışmalarınızın genel olarak insanlık üzerindeki ve tüm alemlerdeki ilahi varlıklar üzerindeki etkisini, oturduğunuz yerden görmek zordur.

Bu gece bir şekilde kendiniz için kutlama yapın. Şöyle güzelce bir gülün ya da ağlayın, bazılarınızın buna ihtiyacı var. Kendiniz için genelde yapmayacağınız bir şey yapın. Hatta bir süre nefes bile alabilirsiniz, ama kendiniz için kutlama yapın.

--0-- Güvenli Alan

Bu Şaud'a girerken, iki şey yapmak istiyoruz. İlki, bu güvenli alanı yaratmak ve sonra da onurlandırmak. Güvenli alan belki de – eh, aslında kesinlikle – din ve psikoanalizden sonraki en büyük buluştur. Yaratılmasına hepinizin yardım ettiği güvenli alan, çok basit bir kavramdır. Zor olması gerekmez. Çok basit olabilir.... öhö öhö...

Güvenli alan, bilinçle ilgili öylesine güzel bir basitliğe sahip olan bir kavramdır ki. Güvenli alana izin verdiğiniz zaman, kendiniz için onu yarattığınız zaman ya da bir grup yarattığı zaman, gerginliği/gerilimi yatıştırır. Sizi savunmaya hazır olmaktan korur. Sizi kaygılanmaktan ve meraktan ve kuşku duymaktan korur. Ve güvenli alanda, enerjilerin doğal yeniden-dengelenme yetisine izin verebilirsiniz. Onu her yerde, her zaman yaratabilirsiniz. Sıkıntılanmanız gerekmez. Onu zorlamanız gerekmez. Onu yalnızca seçersiniz. Sonra da derin bir nefesle onu gerçekliğinize getirirsiniz.

Şimdi birlikte güvenli alanı seçelim, ama bugün, onu kendi bilinciniz için seçin, farkındalığınızın güvenli alanı, sizin için.

Derin bir nefes alıp da güvenli alanı seçerken, ve biz bunu bir grup olarak birlikte yaparken, sizin tamamınızın size katılmasına izin verin. Biz burada fazla açıklama yapmayacağız, ama – tamamınızın – burada olması, güzel ve basit bir Kuthumi kavramıdır. Sadece alan üyeleri yanınız değil; biliyoruz, birçoğunuz bugünkü toplantıya yalnızca alan üyeleri veçhenizi davet etti. Peki sizin tümünüzü buraya davet etmeye ne dersiniz – pek de kutsal olmayan yanınızı, çok insanca ve insan olduğu için çok sinirlenen yanınızı, geçmişinizin tüm veçhelerini ve yarın ve sonraki gün ve sonraki gün seçeceğiniz tüm potansiyellerin veçhelerini – derin bir nefes alın ve kendinizin tamamını, tümünü, bu güvenli alana davet edin.

Şimdi bu güvenli alanda, belki de lazerle yapılan ameliyatlardan sonraki en muhteşem şeyi çağıralım. Biz ona Bayrak Teknolojisi diyoruz. Bakın, siz çıkmış şu bilinç çalışmasını gerçekleştirirken, aynı zamanda insan olma çalışmasını da gerçekleştiriyor, başka insanlarla etkileşimde bulunuyordunuz. Ama siz insanca-olmayan enerjilerle de etkileşim içindesiniz, ilahi varlıklarla etkileşim içindesiniz, ve Yakın Dünya alemlerine sıkışıp kalmış, yakalanmış varlıklarla da etkileşim içindesiniz.

Başka insanların duygu ve hisleriyle öyle ya da böyle uğraşıyorsunuz. Yaptığınız budur. İş olarak üstlendiğiniz budur. İşiniz, bir idareci ya da bir hemşire ya da bir şifacı olarak yaptığınızı düşündüğünüz şey değildir. Sizin şu anki işiniz, bilincin gelişmesine yardım eden biri olmaktır, ve bunu yaparken, her türlü farklı düzeylerdeki enerjilerle etkileşimde bulunursunuz.

Bu enerjiler ve bu bilinçler, deyim yerindeyse, sizin mekânınıza ya da alanınıza gelirler. Bedeninize ve zihninize – bilincinize – gelirler, çünkü açıksınızdır, çünkü hissediyorsunuzdur. Ve o nefesi alıp da onları salıverseniz bile, geride biraz da olsa size yapışan bir tortu, bir kalıntı ya da enerjisel toz hep kalır. Şimdi bu güvenli alanda, onu çabasızca salıvermek için – bedeninizi temizlemek, bilincinizi, zihninizi temizlemek için – Bayrak Teknolojisinin özünü kullanabilirsiniz. Bu yalnızca bir seçimdir.

Bedeniniz, zihniniz, ruhunuz, gnost'unuz – hepsi, nasıl yeniden-dengeleyeceğini ve yenileyeceğini biliyor. Ama özellikle burada birçoğunuzun geçen ay onu bedenine aldığını görüyorum. Siz şimdi bilinçle nasıl baş edeceğinizi çok daha iyi öğreniyorsunuz, ama bedeniniz hâlâ bu dışsal enerjileri ve dengesizlikleri toplamak ve onlara tutunmak, onları depolamak eğiliminde.

Onun için, şimdi derin bir nefes alalım ve bedeninizin doğallıkla yenilenmesine izin verin.

(duraklama)

Derin bir nefes alın.

(duraklama)

Görüyor musunuz, zihin oyunları oynamanız gerekmiyor, sadece bedeninize izin vermeniz gerekiyor. Siz kendinizi nasıl arındıracağınızı, nasıl dengeleyeceğinizi zaten biliyorsunuz. Bazılarınızın içinde küçük enerji kalıntıları var, sanırım buna dişinizin çürümesi gibi diyebiliriz. Bunu bırakmak zamanıdır. Bazılarınız onu kemiklerinizde, birçoğunuz hayati organlarınızda depoluyorsunuz. Bu öyle çok büyük oranlarda değil, korkmanıza gerek yok. Toksik düzeyde değil.

Derin bir nefes alın ve bırakın bedeniniz bu dengesizliklerin tümünü kolaylıkla ve doğallıkla salıversin.

(duraklama)

Birçoğunuz, üşütme ve grip ya da hatta alerji dediğiniz şeyler kapıyor ve bunlar için çok kaygılanıyorsunuz, bedeninizde ne var diye merak ediyorsunuz. Belki bedeniniz, bir üşütmenin ya da bir gripin ya da bu tür herhangi bir şeyin de, bedeninize almış bulunduğunuz kalıntıları salıvermenin doğal yolları olduğunu biliyordur. Ama siz hemen kendinizden kuşku duyuyorsunuz. Neden hastalanan bir spiritüel varlık olduğunuza şaşıyorsunuz. Siz hasta değilsinizdir. Arınıyorsunuzdur.

Arınma sürecine, nefes almanın yanısıra çok yardımcı olan bir başka şey de, saf/arı, katıksız su içmektir. Arı su, bazı kalıntıların – örneğin derinizdeki bazı kalıntıların – temizlenmesine yardımcı olur. Birçoğunuz, son zamanlarda kaşıntılar, hafif döküntüler deneyimliyorsunuz. Su, bunların atılmasına yardım edecektir, ama en önemlisi, yenilenmesi için bedeninize izin vermektir.

Şimdi bunu yapalım. Derin bir nefes alın.

(duraklama)

Bırakın o dengesizliklerin, kirliliklerin bazısı aksın gitsin.

(duraklama)

Bazısı enerjisel olarak akıp gidecektir, yani fiziksel olmayan bir yoldan eterik düzeylere geri salınacaktır. Bazısı bedenin kendisi tarafından temizlenecektir, ve siz bedenin ne tür yollardan temizlediğini biliyorsunuz, onun için bu işlemi durdurmaya kalkmayın. Onunla mücadele etmeye çalışmayın. Bu doğaldır... doğaldır.

Bu alanda, yenilenmesi için bedeninize izin verebilirsiniz. O, bunu arada bir yapmanızı hak ediyor; yalnızca güvenli bir alanda gevşeyin, sadece bir an için durun, kendinizin tüm o fiziksel ve bilinç veçhelerine yeniden-dengelenmeleri için izin verin.

Siz orada çok zor bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz, insanların genel olarak bugün bulunduğu noktanın ötesine geçen, meydan okuyucu bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Birkaç yara, birkaç bere almanız şaşılacak bir şey değil; siz bazı artık enerjileri topluyorsunuz. Onları burada silkip atmak zamanıdır.

Derin bir nefes alın.

(duraklama)

--0-- Bugünün Konukları Sigmund Freud ve ilk defa bedenlenecek kristal çocuklar

Bugün buraya getirmek istediğimiz birkaç konuğumuz var. İlki, Kristal Çocuklardan oluşan küçük bir grup – daha belirleyici olursak, yedi varlıktan oluşan bir grup. Bunlar, çok, çok yakında buraya gelecek varlıklar. Onlar fiziksel bedenler üstlenecekler. Sizinle birlikte Yeni Dünya'da araştırıp inceleme çalışmaları yapıyorlardı, ve – buraya gelmekte olan çok, birçok varlığı temsil eden – bu küçük grup, bu fiziksel gerçeklikte sizinle çok direkt bir deneyimi paylaşmak üzere geliyor. Onlar, sizin enerjinizi hissetmek için geliyorlar, bir beden içinde olmanın neye benzediğini hissetmek, bir zihne sahip olmanın ve herşeyden de çok, kuşkuya sahip olmanın neye benzediğini hissetmek için geliyorlar.

Onlar, kuşku denen bu çok garip ve tuhaf bilinç virüsünü anlamak istiyorlar. Geliyor ve gözlemliyorlar. Onlardan hiç bir şey saklamanız gerekmiyor. İnsanların kuşku duymaları çok yaygın – doğal olmasa da çok yaygın.

Onlar gözlemlemek için, sizinle birlikte olmak için geliyorlar, ve birkaç gün etrafınızda olmak istiyorlar. Gözlemledikleri ve hissettikleri şeyleri alıp, Yeni Dünya'da, ve buraya gelmeden, Dünya'da bedenler üstlenmeden önce "monatlık"ta (Saint Germain'in Rüya Yürüyüşü Doğum kursunda sözünü ettiği, doğumdan önceki enerjisel "tüp") araştırma yapanlara geri götürecekler. Onlar sizi rahatsız etmeyecek, bir dolu soru sormayacaklar, sadece duyumsamak istiyorlar.

Bugün buraya getirdiğimiz bir başka konuğumuz daha var. Derin bir nefes alın ve tahmin etmeye çalışmadan bu enerjiyi yalnızca hissedin.

(duraksama)

Bugün getirdiğimiz konuk, epey bir zamandır buraya gelmeyi talep edip duruyordu. Doğrusu onun daha önce de Dünya üzerinde enkarnasyonları oldu. Ve o aslında yine Dünya'da enkarne olmuş halde, ama onun çok ünlü veçhelerinden biri, bu zamanı paylaşmak, alan üyelerinden bir şey öğrenmek için, onu potansiyel olarak özgür kılacak, ve bir dolu başkalarını da özgür kılacak bir şeyi öğrenmek için bugün buraya gelmek istiyor.

Bugünkü konuğumuz... bazılarınız belki garip kokular, özellikle de puro kokusu duyumsuyor ya da kokluyor olabilir... Dr. Sigmund Freud. Dr. Freud – bu veçhe – özellikle, bizim Yeni Bilinç dediğimiz şeyi gözlemek için geliyor.

Şimdi, Dr. Freud, çoğunuzun bildiği gibi, 1800'lerin ortalarında doğmuş ve 2.Dünya Savaşından hemen önce intihar etmişti. Dr. Freud temel olarak psikoanaliz denen şeyin kapılarını açmak için gelmişti. Dr. Freud o yaşamında çok akılcıydı – fazlasıyla zihinde olan, hislerine pek önem vermeye biriydi – ve Dr. Freud'un bu yanı, türlü nedenlerden ötürü ona çok sıkıntı verdi ve çok, çok azap çektirdi. Öncelikle, kendini iyileştiremediğini hissetti. Dünya'dayken, analiz gibi, ve geri gidip çocukluğa bakmak gibi, özellikle de çocukla anne ve baba arasındaki, ve ailenin diğer üyeleri arasındaki ilişkilere bakmak gibi, ve analizi gençlikte olan şeylere odaklamak ve çocuğun diğer insanlarla nasıl ilişki kurduğuna odaklamak gibi, çok parlak – o zamanlar için – muhteşem düşüncelere ve fikirlere sahipti. Psikoanaliz çalışmasına öncülük etti, ve bu bugüne kadar hâlâ Dünya üzerinde kullanılıyor.

Ama Dr. Freud kendini zihinsel olarak da iyileştiremeyince – çünkü evet, sonraları kanepeye yatırdığı insanlara empati duyabilmek için kendini zorlu bir eğitimle terbiye etti – ama fiziksel bedenini iyileştiremedi, ve bu yüzden başarısız olduğunu hissetti. Sonunda, intihar ederek kendi yaşamını aldı. Bedeninden çıkıp giderken sevinç ve doyum hissetmedi, ve aslında bunalımdaydı, fiziksel rahatsızlıklarına teslim olarak onların kendisinden daha güçlü olduğunu sandı, ve öğrettiklerinin bir çoğunun, çağdaş psikolojinin birçok prensibinin, belki de yanlış olduğunu sandı.

Öbür tarafa geçtiğinde, tahmin edebileceğiniz gibi, hemen yakın alemlere gitti. Ve yakın alemlerde, sizin şimdi psikopat diyebileceğiniz çok varlık vardır. Bunlar, yalnızca zihinsel olarak değil, aynı zamanda spiritüel olarak da rahatsız olan varlıklardır. Ve o kendini yakın alemlerde buluverdi, öteye geçmiş olup da büyük acılar çeken ve işkence gören, hâlâ zihinde olan ruhlarla dolu o yanıltıcı psikopat koğuşları diyebileceğiniz – akıl hastanelerinde – buluverdi.

Dr. Freud oraya gitti ve sanki aynada kendi yaşamına bakıyormuş gibi hissetti, başarısız olduğunu hissetti, çünkü karşılaştığı birçok varlık onun kanapesinden geçmişti. Onları öbür tarafta görmek, ona gerçekten kendi cehennemini yaşattı. Onlar üzerinde başarısız, yetersiz olduğunu hissetti, ve ayrıca, eğer Dünya'daki çalışması, onun başlattığı psikoanaliz türüyle devam edecek olursa, daha çok, birçok insanın Yakın Dünya psikopat koğuşlarına gitmesine neden olacağını hissetti.

Sıkıntı ve keder içinde Dünya'da dolandı durdu, bir hortlak gibi, taa ki sonunda, çok da uzun olmayan bir süre önce, yardım isteyene dek. Bu arada, her enkarne olmamış ruh – her kaybolmuş ruh – yardım çağrısında bulunabilir. Bunu yaptığında, Dr. Sigmund Freud olan – zihinsel olan, analitik olan, kendi egosuna, kendi kimliğine odaklanmış olan – Dr. Sigmund Freud kimliğinde kapana kısılmış olan – o yanını teslim etti. Teslimiyeti, varlıklarla kuşatılmış olduğunu görmesini sağladı; Dünya'da gerçekleştirdiği çalışma yüzünden onu seven varlıklarla ve meleksi varlıklarla kuşatılmıştı, çünkü o, bilincin değişmesine yardım etmişti.

Öylesine bir kendinden-kuşku-duyma halindeydi ki, tam anlamıyla kendi enerjisini tüketiyordu. Kendi çalışmasına koyduğu sınırlar yüzünden büyük pişmanlıklar içindeydi. Çocukluğa geri dönmenin ötesine geçmiş olsaydı ve gerçek ya da fiziksel ana-baba figürlerine odaklansaydı; ve aslında bunu başka bir düzeye taşıyıp da ana-babayı anlasaydı, anneye rağmen, babaya, çocuğa rağmen – benliğe rağmen – onları veçheler, insanı ve zihinsel durumları aşan veçheler olarak anlasaydı; çocukluğun ötesine geçerek geçmiş yaşamları, şimdi sizin Aspektoloji, geçmiş yaşamınız olarak bildiğiniz şeyleri tartışıp, bu yaşamdaki kendi yaratıcı yanlarınıza odaklansaydı; buralara girseydi, belki de bugünkü bilincin doğasını tümüyle değiştireceğini, içindeki bir düzeyden biliyordu.

Dr. Sigmund Freud kendinden kuşku duyuyor. O nedenle biz onu şimdi, bu kavramı anlayan insanları görmesi için Fes Kırmızısı Çembere getiriyoruz. Bakın, o bunu daha derin düzeylerde biliyordu, bunu hissediyordu, ama bunu açıkça tartışmaktan korkuyordu. Dr. Freud, Aspektoloji sorunlarını ve geçmiş yaşam sorunlarını ve fiziksel-olmayan gerçekliklerin sorunlarını, Benliğin bir dolu çok-boyutlu doğasıyla ilgili sorunlarını tartıştı. O bunları zaman zaman birkaç kişiyle tartıştı, ama emsallerinden sıyrılıp ortaya çıkmadı. Ders verdiği üniversitelerde bunları dile getirmedi, ve üzerinde çalıştığı hastalarda iddialı psikoanalizinin sınırlarını aşmadı. Bu yüzden, onun bu yanı çok üzgün, çok bunalımda. Onun bu parçası kaybolmuş bir halde dolanıp durdu.

Şimdi, onun başka bir parçası şu anda yeniden Dünya'da enkarne olmuş halde. Bunun, şimdi Dünya'da olan fiziksel varlık için yarattığı çatışmayı tahmin edebilirsiniz. O, bu kederi ve bunalımı hissediyor. Kuşkuyu hissediyor, ve bilinçle ilgili herhangi bir şeye bulaşmanın tehlikesini hissediyor.

Dr. Freud'un kimliği şimdi İsviçre'de yaşayan ve bir fabrikada çok sıradan sıkıcı bir işte çalışan genç bir adam. Büyük bir açılma arzusu duyuyor. İş arkadaşlarının kendi yaşamlarındaki durumlarla ilgili konuşmalarını her duyduğunda, konuya atlayıp, onlarla çok daha fazlası olduğunu paylaşmak istiyor. Çok daha fazlası. Sizin temel spiritüel prensipler diyeceğiniz – kolay, basit prensiplerin bir varlığı tam anlamıyla yepyeni bir bilinç düzeyine fırlatabileceğini paylaşmak istiyor, ama kendinden kuşku duyuyor. O aslında, Sigmund Freud denen o veçhenin kuşkularını hissediyor, o yüzden de konuşmuyor, bundan söz etmiyor.

Kendini sınırlıyor, ve o sınırlama içinde de kendi cehenneminde yaşıyor. Daha derin bir düzeyde, daha derin düzeylerde bir şeyin gerçek olduğunu bildiğinizi, ama bunu paylaşmadığınızı, ifade etmediğinizi hayal edebilir misiniz – ah evet, edebilirsiniz, değil mi? Bir şeyin böylesine derin ve tümüyle gerçek olduğunu bilmek, ama korku yüzünden ve kuşku yüzünden kendini tutmak, söylememek. İşte bu, cehennemi yaşamaktır. Her türlü engeli oluşturmak zorundasınızdır. Kendinizi sınırlamak için kandırmak zorundasınızdır. Ve işte Dr. Freud'un ve şu anda Dünya'da bulunan varlığının yaptığı tam olarak budur.

Dr. Freud, belki de duvarlarında bir takım ünvanları ya da dereceleri asılı olmayan bir insan grubunu görmek için burada konuk olarak bulunuyor, ve şu anda diyor ki, "Belki de bu iyi bir şeydir." Zihnin ya da bilincin mekaniğini öğrenmek için üniversiteye gitmeyen insanlar, çünkü hiç bir üniversite şu anda gerçekten o – ‘yetki vermeyen' üniversiteyi gerçekleştiremiyor.

Dr. Freud, gözlemlemek ve sizlerden öğrenmek ve belki de kendini özgürleştirmek, artık o kuşkuyu ve o kederi beraberinde taşımamak için burada bulunuyor. O sizde, kendi içinde hissettiklerini görüyor. Veçhe denen şeyler var. Ruh denen bir şey var. Ana-baba veçheleri ille de biyolojik anne ve baba anlamına gelmeyebilir. Gençlikte olan şeyler, özellikle de cinsellikle ilgili şeyler, bir virüstür, hata değil. Ve bu virüs, o basit kendini sevme eylemiyle temizlenebilir.

O nedenle bir an için, her birinizden, kalplerinizi ve bilincinizi Dr. Freud'a açmanızı istiyorum. Ona acımanızı değil, kim olduğunuzu ona göstermekten başka bir şey yapmanızı değil, çünkü ona kalplerin kalbini gösterirseniz, onun, yeni bir bilincin olduğunu – olduğunu – anlamasını sağlarsınız. Ve bunun üzerinde çalışan bir grup insanın olduğunu, ve bugünkü psikoanalizin, onun oluşturduğu prensiplerle sınırlanmasının gerekmediğini, genişleyebileceğini, anlamasını sağlayabilirsiniz.

Ve belki de Dr. Freud'un bu şekilde özgürleşmesi, kendini kendi yaşamı içinde kapatmış olan o insan enkarnasyonunun, verecek, sunacak onca şeyi varken bir fabrikada çalışan, ama kendinden böylesine kuşku duyan o enkarnasyonunun da özgürleşmesine yardım edecektir. Belki, yaptığı şeyden hiç de mutlu olmayan bu fabrika işçisini özgürleştirecek ve dünyadaki alan üyelerinin yanında yer almasını sağlayacaktır. Belki Dr. Freud'un şu anki enkarnasyonu alan üyelerine katılacak ve bir öğretmen olacak ve kendini kendi gerçeğine açarak bunu başkalarıyla da paylaşacaktır.

Dr. Freud bir süre buralarda takılabilir, sizlerle birlikte kendine gelebilir. Bizim taraftan birkaç melek ona eşlik edecek, Charles Dickens'in "Scrooge – Cimri" öyküsünde olduğu gibi. O, gözlemlemek istiyor, ne yaptığınızı, nasıl yaptığınızı görmek istiyor, ve ev ödevinizi nasıl ele aldığınızı görmek istiyor. Biz ev ödevinizi erkenden veriyoruz, ve sonra onu yeniden hatırlatacağız.

--0-- Bugünün Ev Ödevi

Sevgili alan üyeleri, derin bir nefes alın.

Ev ödeviniz çok basit. Ama basit derken, "zorluklar içermiyor" anlamında değil. Basit, zihninizden çıkıp da sadece yapacak olursanız gerçekten oldukça basittir, anlamına geliyor. Basitlik, karmaşıklığı/zorluğu da içerebilir, eğer o tür bir insansanız. Basit, kolay ve pürüzsüz olabilir ve şeylerin çok, çok verimli gitmesini sağlayabilir. Ya da basit... basit... uzun ve karmaşık ve ıstıraplı ve zor ve meydan okuyan bir sürecin/işlemin sonundaki son adım anlamına gelebilir. Ve o sürecin/işlemin sonuna varır ve "Ama yanıt pek basitti" dersiniz.

Ev ödeviniz çok basit. Önünüzdeki 30 gün içinde en az dört kişiye kim olduğunuzu söyleyin. Onlara bir Yeni Bilinç Öğretmeni olduğunuzu söyleyin. Onlara, şu anda Dünya'da bulunan ve gelişmek isteyen diğer insanlar adına potansiyellerin açılmasına ve genişlemesine yardımcı olan bir yüksek bilinç varlığı olduğunuzu söyleyin. Onlara bunları söyleyin – dört kişiye. Bunu ağzınızda gevelemeyin. Saçma sapan konuşmaların arasına sokuşturmayın. Bunu, söylediğiniz şey hakkında çok net ve çok bilinçli olduğunuzda yapın, çünkü, sevgili alan üyeleri, saklanmaktan vazgeçmek zamanıdır. Mış gibi davranmaktan, yapar gibi görünmekten vazgeçmek zamanıdır. Daha ileriye gitmediğine, kendini açmadığına pişman olan Dr. Freud örneğini kullanın. O, başkalarının ne düşüneceğine takılı kalmıştı. Kendi dereceleri ve üniversitede kalabilme hakkı ve statüsü ve bu gibi şeylerle öylesine meşguldü ki, kendini açmadı, ve bu, ruhunun inanılmaz işkenceler çekmesine neden oldu.

Bu gelecek ay, dört kişiye kim olduğunuzu söyleyin. Özür dilemeyin. Bunu tanımlamaya kalkmayın. Eğer akılcı olursanız, hemen durun, derin bir nefes alın. Çok açık, net olun. Onlara, bir yeni bilinç öğretmeni olduğunuzu söyleyin. Ve, "Hangi okula gittin?" diyecek olurlarsa, onlara alan üyelerinin bir parçası olduğunuzu söylersiniz. Bu, kendi içinde, yeni bilincin okuludur. Onlara deneyimlerinizin ve referanslarınızın, hatalardan ve başarılardan oluşan çok, birçok yaşamdan geldiğini söyleyin. Onlara, bunu seçtiğiniz için bir yeni bilinç öğretmeni olduğunuzu söyleyin. Bunun bir başkası tarafından bahşedilmesi gerekmediğini, bunu seçtiğinizi söyleyin. Onlara, şu anda kendiniz adına yaşamın tadını çıkartmak için, yaşamın sevinç ve sevgi dolu olabileceğini başkalarına göstermek için bu gezegende bulunduğunuzu, ve daha fazlasını duymak isteyecek her insan için şu anda Dünya'da bulunduğunuzu söyleyin. Bu kadar basit. Ev ödeviniz bu!

Eğer önünüzdeki ay dört kişiyle karşılaşmıyorsanız, herhalde sandığınızdan da derinlerde saklanıyorsunuzdur. Dükkanda, satın aldıklarınızı paketleyen tezgahtara söyleyin. Havaalanında sizinle birlikte sırada bekleyen birine söyleyin. Parktaki bir çocuğa söyleyin. Köpekleriniz ve evcil hayvanlarınız sayılmıyor.

Gelecek ay bunu dört kişiye söyleyin, çünkü, sevgili alan üyeleri, siz bir nedenden ötürü buradasınız – çünkü bunu seçtiniz. Tam olarak yapmakta olduğunuz şeyi yapmak için buradasınız, ama şimdi, gölgelerin arkasından çıkmak zamanıdır. Bunu, o engelleme hissini ya da sinir bozucu şeyi, kendi içinizde hissedebiliyorsunuz. Bunun neyle ilgili olduğunu biliyorsunuz. Hepinizin nereye gittiğini biliyorsunuz. Bilincin ne olduğunu biliyorsunuz. Bunların tümünü biliyorsunuz, ama kendinizi geri tutuyorsunuz. Biz bir dakikaya kadar bundan söz edeceğiz, ama şimdi günün konusuyla ve ayrıca Dr. Freud'u içeriye davet etmekle devam edelim.

--0-- Bilinç Ölçümü (Neden kuantum sıçraması kavramı çok konuşuluyor)

Geçen ay, dünya üzerindeki bilinci ölçme zamanıydı. Bu, düzenli olarak yapılıyor ve Kryon denen grup tarafından gerçekleştiriliyor. Şu anda Dünya'daki insanların kanallık yaptığı varlıkların çoğu da bu işleme katılıyor. Bu ölçümün tam olarak nasıl yapıldığını tanımlamak zor, ama bu, insanlık bilincini hissetmek, ya da Saint Germain'in diyeceği gibi, insanlık bilincinin derinliklerine dalmaktır. Ve varlıkların her birinin derinlere dalıp da bulgularının toplanmasına bilinç düzeyinde izin vermesi, bir ölçüm türü yaratır.

Ve bizim taraftaki ölçümler ille de rakkamlarla yapılmaz, biz elektronik aletler ya da metreler kullanmayız. Bu, sizin spektrum ya da tayf aralığı diyeceğiniz şeyle gerçekleştirilir. Bu bir ışık aralığı türüdür ama, sizin bildiğiniz ışık aralığında değildir. Ve bu spektrum ya da tayf, insanlık bilincinin nerede olduğunu anlamamızı sağlar, böylece öbür tarafta bulunan bizler, bilince hizmet etmek için neye ihtiyaç duyulduğunu anlarız.

Bilinç ölçümü, bilinci desteklemek üzere uygun enerjiler içeriye sürülebilsin diye, ya da tarihteki bazı durumlarda olduğu gibi, içeriye sürülmesin diye yapılır. İnsanların ihtiyaçlarını ve arzularını karşılamak amacıyla enerjileri içeriye getiren, getirip götüren, onları eski ve çok, çok yeni kapılardan geçiren ilahi varlıklar var. Bu bilinç ölçümü artık oldukça düzenli bir biçimde yapılır oldu. Öbür taraftaki ilahi varlık düzenleri tarafından çok, çok yakından takip ediliyor, ve sonra da enerji uygun olarak içeri giriyor.

Dünya üzerinde yapılan bilinç ölçümünün ilahi alemler üzerinde ve fiziksel olmayan alemlerdeki bilinç ve enerji hareketleri üzerinde de etkisi vardır. O nedenle, çok, çok büyük bir önem taşır. Bu sanki... siz Dünya'da ekonomi raporları, sendikaların, derneklerin, şirketlerin durum raporlarını hazırlıyorsunuz. Şeylerin ne durumda olduğunu anlamanıza yardım etsinler diye tüm o farklı ölçümleri yapıyorsunuz. Biz de bu tarafta yapıyoruz.

Az bir... çok, çok kısa bir tarihçe: Bilinç ölçümünde, Yeshua zamanında yapılan bir değerlendirme var; bu Yeshua yüzünden değil, zamanlama açısından yapıldı. Yeshua zamanında, yaklaşık 2.000 yıl önce, Dünya üzerinde yaklaşık 200 milyon insan vardı. Ve o zamanlar oluşturulan bilinç değerlendirmesi birdi – 1 rakkamı. Ben şimdi burada insana ait terimler kullanıyorum. Bu zamandan önce ise 1 rakkamının bir bölümüydü, kesiriydi. Örneğin, İ.Ö. 600 yıllarındaki bilinç ölçümü yaklaşık .81'di. "1" rakkamının önemi, bir üçlemenin, benliğin farklı veçhelerinin olduğunu bilinçli bir düzeyden anlamaktan kaynaklanıyor – birincisi, insan veçhesinin farkındalığı, ikincisi, insanın tanrısal doğasının farkındalığı ve üçüncüsü, herşeydeki tanrısal doğanın farkındalığı. Ve yaklaşık 2.008 yıl önce insanlık bilinci şu bilince ulaştı: insan vardı, herşeyin bir ruhu vardı ve bir de tanrısal kısım vardı, gerçi benliğin tanrısal kısmının, insandan fazlasıyla uzaklaştırılmış olduğu da düşünülüyordu. Bu bilincin bu noktaya ulaşması, 1 değerlendirmesinin yaratılmasını sağladı.

Şimdi ilginç olan şu ki, bu 2.008 yıl boyunca yaptığımız tüm ölçümlerde, bilinç ölçümüyle, sizin takvim yılları diyeceğiniz şey arasında çok direkt bir ilişki vardı. Böylece, yaklaşık 1000 yılında, bilinç ölçümü de yaklaşık 1.000 idi. 2007 yılında, insanlığın bilinç ölçümü yaklaşık 2.007 idi. Bu önemlidir, çünkü böyle bir gelişime ya da modele/şablona sahip olmalıydı. Biraz aşağı düştüğü ya da biraz yukarı çıktığı zamanlar oldu, ama genelde takvim yıllarını izledi, ve bu hiç de tesadüf değildir.

Bilincin doygunluk noktası yaklaşık 2.000 idi – ölçüm sayısı 2.000. 2007'de, insanlık bilinci tam anlamıyla bir uç noktaya ulaştı, ki bu da 2007'de yeni bir potansiyel anlamına gelen bir kuantum sıçraması yarattı. Ve tabi siz bunu Kuantum Sıçraması etkinliğimizden de biliyorsunuz.

Zaman içerisinde nüfus genelde bilinçten daha hızlı büyüdü. Şimdi, bu 2008 yılında geçenlerde yaptığımız bilinç ölçümü, 2.008 idi. Ancak nüfus, bilinçten çok daha hızlı büyüdü. İkibin yıl önce Dünya üzerinde – yaklaşık – 200 milyon insan vardı. Şu anda Dünya üzerinde – yaklaşık – 6.5 milyar insan var.

Bu, bilinçte ilginç bir dinamik yaratıyor, ve şimdi Dünya'da bulunan bu daha büyük nüfusu karşılayabilmek amacıyla, potansiyeli buraya getirmek, bilinç genişlemesini şimdi buraya getirmek, önem kazanıyor. Biz burada şunu söylüyoruz; Dünya'nın bilinç ölçümünün 2.008 puan olmak yerine, daha büyük bir hızla büyümesi gerekir, çünkü nüfus daha hızlı artıyor.

Şu an bildiğiniz haliyle Dünya – yani fiziksel Dünya kadar elektromanyetikler, manyetikler, Yeryüzü kapıları ve Dünya'yı oluşturan tüm diğer yapılar – Dünya'nın şimdilerde geçerli sistemleriyle yaklaşık 10 milyar insan kaldırabilir. Siz şimdi 6.5 milyardasınız. Geçerli büyüme hızı ve potansiyeller temel alındığında bu 10 milyar sayısına yaklaşık 2033'lerde ulaşılacak. Ve bu, sevgili alan üyeleri – hesabı yapabilirsiniz – yaklaşık 25 yıl ediyor. Yirmibeş yıl, neredeyse hepinizin yaşamında göreceği bir şeydir.

Şimdilerde yumuşak bir biçimde Gaia'nın üzerinden alınan ve insanlara verilen sorumlulukla birlikte, Dünya'nın kendini sürdürebilmesi için, bilincin de genişlemeyi sürdürmesi, ama bunu daha büyük bir oranda yapması gerekir. Daha büyük bir nüfusu desteklemek amacıyla yeni teknolojilerin devreye girmesi gerekir, ya da bir anlamda kendi kendine hallolan durumlarda, nüfusun belli bir noktanın ötesine geçmesine izin verilmeyecektir. Ya da, tahmin edebileceğiniz gibi, salgın hastalık, büyük doğal yıkımlar gibi şeylerle nüfusun daha mantıklı düzeylere geri çekilmesinin potansiyelleri ortaya çıkacaktır. Ben burada dramatik olmak istemiyorum, alarm zilleri çalmıyorum. Şu anda Dünya'daki bilincin... bilincin daha hızlı büyümesi gerektiğini söylemeye çalışıyorum.

İnsanlar genel olarak buna hazırlar. Çok, çok hazırlar. Geçenlerde bilinç ölçümünü yaptığımızda, potansiyelleri de ölçtük. Bu, meydana gelen gerçeklikle doğrudan uyum içinde değildir ama biz potansiyelleri de ölçeriz, ve şu anda Dünyayı kuşatan daha fazla potansiyel kapasitesi var – ama sorun da bu. Onlar yalnızca fizikseli değil, Dünya'nın bilincini de kuşatıyorlar. Buraya getirilmiyorlar. Öylece limanda tutuluyorlar.

İnsanlar şu anda, genel olarak, yeni yanıtlar arıyorlar. Kendi içlerinde yeni bir şeyler arıyorlar, ama yanıtlar için nereye gideceklerini bilmiyorlar. Engellenmiş haldeler, sinir içindeler, ve herşeyden öte, kendilerinden kuşku duyuyorlar. O yüzden de kendilerini geri tutuyorlar, ve kendilerini böyle geri tuttukları zaman, teknoloji gibi şeylerin, tıp ve şifa gibi şeylerin, Dünya üzerindeki yiyecek gibi şeylerin yeni potansiyelleri de engelleniyor. Bu şeylerin bir gerçeklik haline gelmesi engelleniyor. Ve bu da sonuç olarak şu anda genişlemek isteyen bilinci genişlemekten alıkoyuyor. Ve bu, Dünya'nın gelecekte bazı zorluklarla karşılaşmasına da neden olabilir. Anımsayın, şu anda Dünya – geçerli teknoloji, yakıt kullanımı temel alındığında, bilincin kendisi temel alındığında, tüm bu faktörler temel alındığında – yaklaşık 10 milyarı destekleyebilir.

Şu an, zaten varolan, zaten durup duran bu potansiyelleri açmak zamanıdır. Bu sanki malzemeyle dolu devasa bir kargo alıp da depoya kaldırmak, çivileri bile sökmeden kasa ya da sandıklarda tutmak ve orada oldukları gerçeğini tümüyle görmezden gelmeye benziyor. Şu an yeni enerji için muazzam potansiyeller var, ve insanı bu potansiyelleri eline almaktan alıkoyan Dünya'daki bir takım komplolar değildir. Petrol şirketleri değildir. Petrol şirketleri yeni enerjiye sahip olmaya bayılırlardı, çünkü ondan nasıl kazanç sağlayacaklarını anında öğrenirlerdi. Onlar bundan korkmuyorlar. Buna kucak açarlardı, ama tıkanıp kalmış haldeler, çünkü bir anlamda bilinç tıkanıp kalmış halde.

Tüm malzemeler, deyim yerindeyse, bir depoda duruyorlar. Dünya'nın genel gerçeklik potansiyeline teslim edildiler ama kullanılmıyorlar. Insanlar şu anda, derin bir düzeyde, sizin anladıklarınızı anlamak istiyor. Sizin öğrendiğiniz şeyleri öğrenmek istiyor. Dünya üzerindeki sadece bu tek yaşam varlığından ve sonra cennet ya da cehennemden daha büyük, daha muhteşem bir şeyin olduğunu bilmek istiyorlar. Sizin kendiniz için öğrendiğiniz o basit şeyleri anlamak istiyorlar – seçim gibi şeyleri, derin bir nefes almak gibi şeyleri, kendini sevmek gibi şeyleri – bu çok, çok basit kavramları. Ama kim onlara bunları anlatacak? Kim kendini açacak? Eh, bu alan üyeleri olacak.

Geçen ay alan üyelerinin bilincini ölçtüğümüzde, o bilinç 3.000 olarak hesaplayacağınızın üstünde çıktı. Alan üyeleri, sıradan insana göre çok daha yüksek bir bilince sahip, çünkü insan benliğinin olduğunu fark ediyorlar... kendi insan benliklerinin farkındalar, bu ilk öğrenilen temel şeydir. alan üyeleri, siz, şeylerdeki daha yüksek, daha büyük güç diyeceğiniz şeyin farkındasınız. Bir Tanrı'nın olduğunu, bir sevginin olduğunu ve bir akışın ve birleşik bir bilincin olduğunu fark ediyorsunuz. İnsan durumunun ötesinde bir şeylerin olduğunu.

Ayrıca bir tanrısallığın olduğunu da fark ediyorsunuz. Sizin tanrısal bir kısmınız olduğunu, ama daha da ötesi, onun siz olduğunu fark ediyorsunuz. O, öldükten sonra karşılaşacağınız bir altın melek değil. O, sizin bir yerlere saklanmış ve keşfetmede zorlanacağınız bir parçanız değil. O, şu anda bu gerçeklikte sizinle olmak istediğini ve olabildiğini fark ettiğiniz parçanızdır. Başlı başına bu bile, anladığınız diğer muhteşem şeyler de eklenince, bilincinizi 3.000'in epey üzerine çıkartıyor.

Şimdi, bu sayıları kötüye kullanmadığınızdan emin olmak istiyoruz, çünkü tekrarlıyorum, bizim tarafta rakkamlar yoktur. Bu, bizim ışık ya da farkındalık dediğimizin spektrumundadır.Ama biz size sadece muazzam bir bilince – bilinç derken farkındalık anlamında – sezgi ve farkındalığa sahip olduğunuzu göstermeye çalışıyoruz, ve herşeyden de çok kendinizle ilgili; ve sonra kendinizin tüm diğer yanlarıyla olan ilişkinizle ilgili; ve insanlıkla ve meleksel alemlerle ilişki içindeki yanınızla olan ilişkinizle ilgili farkındalığınızı/bilincinizi göstermeye çalışıyoruz. Sizin bilinciniz güzel bir şey ve oldukça da yüksek.

Siz şimdi diyorsunuz ki, "Sevgili Tobias, bu harika. Kulağa hoş geliyor, ama..." Bir an için geri gideyim. Bilinci nasıl ölçeceğini anlamak isteyenler için bu aslında oldukça basittir. Biz, iyi bir bilinç ve teknoloji temeline sahip olan bazılarınızdan rica edeceğiz. Bu çok basittir. İnsanlık bilincini mi ölçmek istiyorsunuz, bir arı su bileşimi kullanırsınız, başka bir deyişle, mekanik olarak ya da herhangi bir başka yoldan damıtılmamış su, örneğin kaynak suyu, doğrudan yerden çıkan ya da yağmur sularından gelen bir su. Bu suyun aşağı yukarı bir ya da iki litresini kullanın, İnterneti alın ve – İnternetten gelen belli titreşimler, belli enerjiler vardır – elektrikli aletlerinizin bazısıyla birlikte ve biraz da sezgiyle, bilinci ölçmenin yolunu çabucak bulabilirsiniz.

İnternet şu anda insan bilincini temsil ediyor. Birçok insan İnternete girmese bile, o, kolektif kaynak olma eğiliminde. İnternette istediğiniz web sayfasına girebilir – epostadan (emailden) söz etmiyoruz, web sayfasından söz ediyoruz – ve anında insanlığın bilinci ve onun tüm katmanlarıyla bağlantı kurmuş olursunuz. Birkaç elektrikli alet kullandığınızda, bunu ölçebilirsiniz.

Kendi bilincinizi de aynı yoldan ölçebilirsiniz. Yine, saf/arı suyla kendi özünüzün bileşimi, uygun bir cihaz – ben burada fazla ayrıntıya girmek istemiyorum – ama bağlanıp bilincinizin nerede olduğunu ölçebilirsiniz. Gerçi alan üyelerinin hemen koşup bunu yapmayacağını biliyorum, çünkü siz bunu kendi içinizde biliyorsunuz.

--0-- Kuşku

Böylece Alan üyeleri, şu muazzam bilince, muazzam farkındalığa sahipsiniz, peki şu anda neler oluyor? Olan şu; kuşku devreye giriyor, ve kuşku çok zor ve meydan okuyan bir şeydir. Kuşku, sevgili Profesör Freud'umuzu yiyip bitiren şeydir. Kuşku, sizi engellemiş olan şeydir.

Şimdi, ilginç bir şey var, çünkü daha açık zihinlere, yaşamda spiritüel bir bağa sahip olan kişiler var, ve onlar olumsuzluk, negatiflik gibi şeylerden söz ediyorlar. Negatif düşünceler üzerine birçok kitap yazıldı. Size olumsuzluklarınızı engellemek öğretildi, olumsuz konuşmamak, olumsuz düşünmemek öğretildi, böyle eğitildiniz. Ve işin aslı şu ki, bu daha da fazla soruna neden oluyor. Çünkü siz, kendinizin çok, çok gerçek bir parçasını yadsımış ya da reddetmiş oluyorsunuz. Olumsuz/negatif şeyler çok, çok gerçektir. Olumsuzluk mükemmel bir biçimde olumluluğa/pozitife karşılık gelir, ve sahte bir olumluluk yaratmaya çalışmak, doğal olmayan bir enerji akışı yaratır. Ve bu doğal-olmayan enerji akışı sizin enerjinizin gerilemesine neden olur ve siz çok tıkanmış bir hale gelirsiniz, ve tıkandığınız zaman da, sizi kurtarsın diye zihninize koşarsınız. Ve o zaman daha da tıkanırsınız ve işte depresyon, sevinç yoksunluğu, tutkusuzluk, ve tüm o diğer belirtiler bu noktada ortaya çıkar.

Olumlu düşünmek yerine – olumsuz/negatif düşüncelere sahip olmamak yerine – kuşkuya bir göz atın. Kuşku, kendinizi sorgulamanızdır, olumsuz olmaktan çok farklıdır. Fazlasıyla olumsuz olabilir ama asla kendinizden kuşku duymayabilirsiniz, ki bazılarınız bunu yapmada uzmanlaştınız!

Kuşku, çok çarpıtılmış ve dumanlı, bulutlu bir aynaya bakmaktır. Kim olduğunuzdan ve neden burada bulunduğunuzdan kuşkulanmak için kendinize izin verdiğinizde, içinizdeki gerçeği izlemediğinizde, kendinizi olmadığınız bir şey olarak görürsünüz, ve baktığınız o ayna, kuşkuya çok yanıt veren bir hale gelir. Ve size kendinizin gerçek kısmını yansıtmak yerine, o kuşku kısmınızı yansıtır.

Kuşku yaşamınıza girer ve anında ve doğal olarak enerji akışını engeller, ve kuşku, temelde sıkıştırılmanıza, kendinizi enerjisel olarak sıkıştırmanıza neden olur. Kuşku kendi içinde bir virüs türüdür, içinize girer ve sizi yiyip bitirmeye başlar. Sizi bölmeye başlar. Sizi parçalara ayırmaya başlar, ki Aandrah, Aspektolojiyle çalışırken bunu keşfetti. Kuşku, kendinizin türlü yerlerinde engeller ve duvarlar yaratır. Kuşkudan çıkmanın tek yolu, ya da... bunu başka türlü ifade edelim... kuşkunuzdan çıkmanın en iyi yolu, kendinizle ilgili gerçekten hissettiklerinize ve bildiklerinize geri gitmek ve sonra da bunu ifade etmektir.

alan üyeleri, siz kendinizden kuşku duydunuz, ve bu, bulunduğunuz yüksek bilinç düzeyleriyle, tezahür ettirdikleriniz ya da yaşamınıza getirdiğiniz şeyler arasında ilginç bir engele ya da ilginç bir çarpıklığa neden oldu. Kuşku şimdi, bizim engel diyeceğimiz şeydir. Kuşku, perdedir. Kuşku, sizin perde dediğiniz şeyi tam anlamıyla pekiştiriyor ve kuvvetlendiriyor – ki perde de, sizinle tanrısallık arasındaki, fiziksellikle fiziksel-olmayan arasındaki o yanıltıcı engeldir. Kuşku bunu arttırır, yoğunlaştırır.

Kuşkudan çıkmak demek, kendi gerçeğini ifade etmek demektir. Biz onun için bu ayki ev ödeviniz dört kişiye kim olduğunuzu söylemek, bunu paylaşmak ve bunu söylediğinizde neler olduğunun da çok farkında olmaktır diyoruz. O garip bakışların, tabi olursa, ötesine geçin. Hatta, o kelimeleri paylaşırken içinizde sahip olduğunuz o kuşkunun da ötesine geçin. Tepkiyi izleyin. Onlara kim olduğunuzu söylediğinizde neler olduğunu izleyin.

Birçoğu için, (söyledikleriniz) içlerindeki bir şeyi aydınlatacaktır. Daha fazlasını bilmek isteyeceklerdir. Belki o anda çekip gidecekler ama sonra geri geleceklerdir. Bir yanları kuşku duyacaktır. Bir yanları da bir şey mi satmaya ya da bir şeye ikna mı etmeye çalışıyorsunuz diye merak edecektir. Ama onların o gerçek özsel yanları daha fazlasını bilmek isteyecektir. Sizin söyleyeceklerinizi duymak isteyeceklerdir – benim, Tobias'ın söyleyeceklerini değil, bu gerçekten zihinlerinde kuşku yaratır – sizin söyleyeceklerinizi bilmek isteyeceklerdir. Kalbinizde olanları bilmek isteyeceklerdir. İçinizde olan bitenmi bilmek isteyeceklerdir.

Kim olduğunuzu ifade ettikçe, kendi kuşkularınızın ötesine geçtikçe, birkaç risk aldıkça, kendi içinizdeki dönüşümü hissedeceksiniz. Çünkü kuşkunun ötesine geçiyor, bu virüsün, bu benlik-virüsünün sizi yiyip bitirmeyi, sizi aşağıya çekmeyi sürdürmesine izin vermiyor olacaksınız.

O potansiyelin, o potansiyel her neyse, bir yerlerde olduğunu bildiğiniz ilginç bir alanda bulunuyorsunuz. Hayallerinizin aslında gerçekliğinizin bir parçası olabileceğini biliyorsunuz, ama o kuşku geliyor ve "peki ya" ve "ama"ları sıralamaya başlıyor. Çok kuşkulu, çok karanlık olasılıkları araştırmaya başlıyor. Eğer sadece kim olduğunuzu paylaşmaya başlarsanız, şu an kuşku engelinin ötesinde geçerseniz, bilinciniz, ölçüldüğünde, kendi içinde o bir sonraki büyük sıçramayı yapacaktır.

Siz bu kavramları anlıyorsunuz. Bu kavramları duydunuz. Bunlar sizin kavamlarınız, sizin anlayışlarınızdır. Ama şimdi, onları gerçekten yaşamaya başladığınızda, kuşkunun ötesine geçecek misiniz?

Böylece alan üyeleri, ev ödeviniz çok basittir, ve bu arada, bunu alan üyeleri olmayan dört kişiye söyleyin. Evet, evet, evet – burada biraz zihin okuyoruz. Sadece bu dağlarda bulunan bu grubun içinde bile çok sayıda kişinin bunu bugün başka alan üyelerilara söyleyeceğini şimdiden görebiliyoruz. Biz bundan söz etmiyoruz! Ve lütfen, bu akşam birlikte yemek yiyeceklere sesleniyoruz, bayan garsonu yirmi alan üyelerinın yükünden kurtarın. O zaten biliyor, ve bu yüzden o güvenli alanı yaratıyor. Yarından başlayarak, kim olduğunuzu dört başka insana söyleyin. Kuşkunun ötesine geçin.

Dr. Freud'un gelmesine izin verdiğiniz için teşekkür ederiz, çünkü o kendinden kuşku duyuyordu. Bildiğini kendine tutuyordu. İçinde bulunduğu yapılaşmaların ve kurumların içinde öylesine sıkışıp kalmıştı ki, kendini geri tuttu, ve bu onda muazzam bir ıstıraba ve muazzam bir kedere neden oldu. Ama belki, sadece belki, bugün alan üyeleri ile birlikte burada bulunmak, onun özgürleşmesini sağlar.

Ve öyledir.

--0-- Çalışma sonrası gelen bilgi

Ve öyledir, sevgili alan üyeleri, biz bireysel olarak sizin, bu alan üyeleri grubunun ve Dünya'nın evrimleşen bilinciyle devam ediyoruz. Verdiğimiz ara sırasında Dr. Freud ile ilginç bir konuşmam oldu. O, hepinizi gözlemliyordu ve gerçekten güvenli alandaydı. Birkaç ilginç yorumda bulundu. Dedi ki, bu farkındalıkla ilgili, analizle değil. Hmmm. Gerçekten de! Dedi ki, bu kabul vermeyle ilgili, işlemden geçirmekle değil.

Böylece, sevgili alan üyeleri, bir dolu söz söyleme gereğini duymuyoruz, sadece Dr. Freud'un söylediği bir şeyi daha ekleyelim; diyor ki, gerçekten çok basit olan şeyi karmaşık hale getiren kuşkudur. Kuşku, basit gerçekleri çarpıtacak ve sanki herşeyi zor ve meydan okuyormuş gibi gösterecektir. O nedenle, kuşkunun ötesine geçin, kim olduğunuzu ilan edin, açıkça gösterin, ve bildiklerinizi paylaşın.


yazdır