{ }
|
Ve öyledir. Sevgili alan üyeleri, aylık gevşeme zamanı, bilgi ve biraraya getirdiğimiz tüm bu enerjiler zamanı için dünyanın her bir yanından gelen alan üyelerinin bu toplantısına yeniden hoşgeldiniz. Dışarda, o soğukta, bu fiziksel realitede, tek tek her birinizin gerçekleştirdiği çalışma çok çetindir, çok çetin bir çalışmadır. O nedenle, yeniden biraraya gelmek için, uzaklardan ve her yerden tüm enerjileri buraya çağırmak için, bu güvenli alanda, sizin alanınızda bize katılmak amacıyla öbür taraftan gelen varlıkları toplamak için, bu, ayda bir kez yakaladığımız bir fırsat oluyor.
Bugüne başlarken birlikte derin bir nefes alalım.
(duraklama)
Bugün yapılacak önemli işlerimiz var, önemli derken, tek tek her birinizin bizimle burada çok, çok mevcut olmasını istiyoruz. Bugün dalıp başka bir yerlere gitmeniz gerekmiyor. Eğer yanınızdaki uyuya kalırsa, onu biraz dürtüverin! Bugün gelen bilgi için tam mevcut olmanızı istiyoruz, çünkü bu bilgi yolunuzun ve yolculuğunuzun önemli bir parçası, ve bizim Yeni Enerji dediğimiz bu şeye genişlemeyi ve gelişmeyi sürdürebilmeniz için, bu bilgiyi bilinçli olarak bilmeniz gerekiyor.
Bu tarafta son çağrılarımızı yaparken, günün enerjilerini toparlarken – ki çok saygın konuklarımız var, onları bir dakikaya kadar duyuracağım – bu gösteri başlamadan önce birbirimizle şakalaşıyorduk. alan üyeleri’yle ve bu Şaudlarla yedi, hatta beş yıl öncesine göre şimdi ne kadar farklı olduğunu konuşuyorduk. Eğer ne kadar ilerlediğinizi söyleyebilmek istiyorsanız, geri gidip o ilk dizilerdeki Şaudlardan birini dinleyin. Yaratıcı Dizisi birlikte geliştirdiğimiz harika bilgilere sahipti, ama şimdi gerçekleştirdiklerimizle kıyaslandığında çok temeldi. Diğer herşeyin üzerine kurulduğu temel çalışmaydı, ama geri gidin ve o enerjileri hissedin.
O Şaudları yeniden dinlerseniz, çok kargaşa olduğunu görürsünüz. Şaud başlasın dediğimizde, sanki, Linda’nın deyimiyle, “kedileri gütmek” gibiydi. Bir oraya, bir buraya gidiyordunuz. Öylesine derin duygusal travmalar içinde ya da öylesine uyuşmuş bir haldeydiniz ki, her Şaud’dan önce yapmamız gereken çalışma muazzamdı. Oysa şimdi size küçük bir parça çukulata uzatıyoruz, zili çalıyoruz ve hepimiz biraraya geliyoruz.
--0-- Günün Konukları Dr.Freud
Bugün harika konuklarımız var. Gerçekleştirilen çok etkili/derin çalışma yüzünden sevgili Dr. Freud yeniden geliyor. Bu oturumda onun konuk olması beklenmiyordu, ama geçen ay gözlemlediği çalışma, sizin gerçekleştirdiğiniz çalışma, bunun psikolojiyle ve tanrısal insanın doğasıyla ilgili ona kattığı yeni bakış açıları, çok derinlerde dikkatinin çekilmesine neden oldu. Sanki alan üyelerine doyamıyor. Siz onu etrafta hissettiniz. Arabada sizinle birlikteydi. Uykuya dalarken sizinle birlikteydi, gün içerisinde çalışırken sizinleydi, “Peki ya bu? Ya şu?” gibi sorular sordu. Yalnızca, “Bu konu hakkında ne hissediyorsun?” değil de, “Bu şimdi neden bu şekilde iş görüyor?” gibi sorular. Size, bilinç öncülerine, merakla sorular soruyor.
Geçenlerde sizin Kelowna dediğiniz yeni başlangıçlar yerinde yönettiğimiz Aspektoloji Okulunda bizimle birlikteydi. Aspektoloji çalışması sırasındaki tepkilerini gözlemlemek bize çok ilginç geldi, ve bu okuldan sonra kendini biraz tükenmiş hisseden yalnızca siz değildiniz. Dr. Freud da – sanki içi tümüyle dışına çıkmış gibi hissetti. Bir yandan bu çalışmanın şimdi aydınlığa çıktığını görmekten mutlu oldu. Bu materyalle maceraya atılmak için oraya gelen alan üyelerinin kişisel adanmışlığını görmek onu mutlu etti, ama öte yandan bu çalışma onu ruhunun özüne kadar sarstı. Kendi içinde tanrısal bir merkez olduğu anlayışı onu sarstı. Yalnızca veçheler değildi söz konusu olan. Diğerlerini geçersiz kılan bir veçheye sahip olmayan saf bir kişisel bilinç vardı. Her zaman varolan ve hep varolacak olan o tanrısal saflığının parçası vardı, ve bu parça o veçheleri yaratsa bile, ve bazıları kaybolsalar, bölünseler, yaralansalar bile, öz hep orada olacaktı.
Alan üyeleri’nin bir parçası olan insan doktorlarınızdan birinin – sizin Dr. Doug dediğiniz kişinin – çok zekice söylediği gibi, Freud’un çalışması, birlik olarak algılanan şeyi tamir etmeye çalışmakla ilgiliydi, ki alan üyeleri bir olduğunuzu zaten biliyor, siz zaten tamir olmuş haldesiniz. İçinize geri dönüp de bu insan psişesinin yapısını tamir etmeye çalışmanız gerekmiyor. O yalnızca bir veçhedir.
Freud, özün çarpıtıldığını ya da dengesiz olduğunu hissettiğini, ama özün gerçekte ne olduğunu bilmediğini anladı. Böylece bu, sanki büyük miktarlarda çamur alıp da onunla yeniden Eski Enerji analiziyle çalışmak, onu sürekli tamir etmeye ve çarpıklıktan kurtarmaya çalışmak gibi bir şeydi. Bu çamur yığını yalnızca bir veçheydi. Sizin bilinciniz, özünde, bozuk/kırık/parçalanmış değildir. Çarpıtılmış değildir, tanrısaldır, hep öyleydi ve hep öyle olacak. O, oradadır.
Şimdi bu yeni bilinçle gelen bir farkındalık var, özün saf ve gerçek olduğu, ama şimdi tüm bu veçheleri çok bütünleşmiş bir biçimde nasıl geri getirebiliriz. Özünüz, mükemmeldir. Sizin yarattığınız tüm o çılgın veçhelerdir akıl karışıklığına neden olan. Devam edeceğimiz bu Aspektoloji çalışmasında bunlar mükemmel merkeze geri geliyor, ama oraya varmak zordur, alan üyeleri. Eğer tüm bu veçheler idareyi ele almışsa, oraya varmak zordur.
Böylece, yaptığı çalışmalardan ötürü, bugünkü Şaudumuzdan ve kapsayacağımız bazı önemli – çok önemli – bilinç konularından ötürü, Dr. Freud’u yine getiriyoruz.
Ayrıca Kuthumi enerjilerini de getirdik. Ben Şaudu vermeye hazırlanırken Kuthumi bana dedi ki, “Ah Tobias, bugün Şaudu ben vermek isterdim, ama tanışacak o kadar çok alan üyeleri ve senin de gidecek o kadar az zamanın var ki. İyisi mi, sen devral Tobias!” Böylece Kuthumi geliyor ve siz onu (dişil o/eril o) hissedecek… bir noktaya değinmek istiyorum, aslında hiç birimiz tamamen erkek ya da dişi değiliz. Bazılarınız fazlasıyla kaygılanıyor ve özünde şekilden çıkıyor. Siz ne erkek ne de dişisiniz. Bunlar sadece veçhelerdir. Biz ne de olsa insani sözcükler kullanmak zorunda kalıyoruz, ve basit dengeli bir şimdiki zaman için herhangi bir kelime yok, onun için ben de Kuthumi’ye “him – erkek o” diyeceğim. Belki de ona “her – kadın o” demeliyim.
Kuthumi geliyor ve siz onun şeylere ilişkin hafifliğini ve mizah duygusunu hissedeceksiniz, çünkü, bildiğiniz gibi, sizin kutsal sorunlar dediğiniz birkaç şeye gülemediğinizde, kendinize gülemediğinizde, mizahı korumak, gülebilmek, çok önemlidir. Katoliklere az da olsa gülebilir misiniz? Oysa onlar gülmek için harikadırlar, hatta Yahudiler de. Biraz gülebilmeniz gerekir. Bunlar da sadece veçhelerdir.
Bugün Saint Germain de geliyor, Kuthumi’yle birlikte sahnenin önünde yer alarak – o bugün ayakta duruyor – Kuthumi’yle, Freud’la oturuyor. O geliyor, çünkü hepinizi yürekten seviyor, alan üyeleri. Sizinle çok yakından çalışıyor. Gününüzün bazı çok zor kısımlarında sizinle çalışıyor. Ha, o – nasıl desek – öyle güçlü ve kudretli, biraz kibirli olma rolünü oynamaya bayılıyor ama, hem siz hem de o, bunun yalnızca bir rol olduğunu biliyorsunuz. Bu yalnızca sizi, girmeye yatkın olduğunuz o rahatlık bölgesinden, o tıkanıklık enerjisinden çıkarmak içindir.
Bugünkü oturum başlamadan önce hemen burada oturduk, bir yandan purolarımızı tüttürürken bir yandan da Şaudlar ve alan üyeleri hakkında hem konuştuk hem de biraz güldük. Saint Germain, ben gittikten sonra, alan üyeleri için nasıl bir rehberlik eden melek varlık rolü oynayacağından söz ediyordu, ve çok gülüyordu. Onları gerçekten sarsacağını söyleyecekti! Şöyle bir etkiye sahip bir şeyler söyledi, “Siz daha hiç bir şey görmediniz.” Ama bunu sevgisinden ve şefkatinden yapıyor.
Bugün bu iç çemberde oturmaları için birkaç konuk daha getiriyoruz. Ha, odanın her yanında, ikinci çember dediğimiz yerde, gözlemleyen, elbette size sevgisini ve kutsamalarını gönderen, ama içinden geçtiklerinizi gözlemleyen çok, birçok meleksi varlık var.
Geçenlerde bu tarafa geçişini gerçekleştiren sevgili alan üyeleri dostumuz, Christine’nin özü de bizimle. O bugün buraya gelmek istedi. Hep bir konuk olmak istemişti, ve sanırım şimdi arzusuna kavuştu! Onun bugün alan üyelerine bir mesajı var, özellikle de ona yakın olanlara. Hepinize şunu söylemek istiyor, öte tarafa geçiş inanılmaz kolaydı, “fazla kolay” diyor.
Öyle bir nokta var ki… yani geri gelişte, bakın, siz şu anda öte tarafa geçmekle ilgili şöyle anlayışlara sahipsiniz, “Bu geçiş neye benzeyecek? Ne kadar trajik olacak? Ne kadar korkutucu olacak? Öbür tarafa vardığınızda neler olacak?” ve tüm bu ölüm senaryosunu çok korkutucu bir şeymiş gibi yazıyorsunuz. Ama aslında, fiziksel bedeni terk etmeden önce, öyle bir koşullanmanız diyelim, var ki, size daha önceki çok, birçok öteye geçişinizi hatırlatıyor. Siz bunu binlerce ya da hatta daha fazla kez yaptınız, yani neye benzediğini biliyorsunuz.
Ölümden kısa süre önce size geri gelen bu bilinç gerçekten bedeninizi daha kolay bırakmanıza, herhangi bir son dakika korkusunun üstesinden gelmenize yardımcı oluyor. Bu, lunapark treniyle en tepeye çıkıp da “Lanet olsun, ben ne yapıyorum?” demek gibi değildir. Öyle değildir, alan üyeleri. Bu, lunapark treniyle tepe çıkıp da “Ben bunu daha önce de yaptım, ve bu çok kolay” demeye benzer.
Christine bu tarafa geçmekten çok mutlu oldu. Bu, birkaç yıldır yapmak istediği, ama türlü nedenlerden ötürü yapmadığı bir şeydi. Herşeyden önce, o fiziksel bedeni bırakmanın inanılmaz ferahlığını hissetti, ki bu, buraya vardığınızda sizin de kahkahalarla gülüp kutlayacağınız ilk şeydir. Fiziksel (bedeni) beraberinizde taşımamanın yarattığı farka şaşıp kalacaksınız.
Christine, iyi olduğunu iletmek istiyor. Hayır, Çiçekler Köprüsüne gitmedi. O özellikle alan üyeleri’yle çalışmak istiyor ve bu çalışmayı sürdürecek, Fes Kırmızısı Mecliste olanlarımızla birlikte çalışmayı sürdürecek. O, bu tarafta olmakla daha iyi bir amaca hizmet ettiğini hissediyor, ki bazılarınız geçen hafta falan onun etrafta takıldığını deneyimledi. Herhangi bir travma olmadı, çok kederli hisler olmadı, birkaçınız hariç. O kendini alan üyeleri’yle çalışmaya devam etmeye adıyor – tabii istekli ve açık olanlarla – ve Çiçekler Köprüsünü geçmeyi 18 Temmuz 2009’a kadar ertelemek istiyor, ve benden oraya kadar ona eşlik etmemi istedi ki, bunu yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum. İşte, şimdi biliyorsunuz.
Böylece, sevgili alan üyeleri, burada bulunan birkaç konuğun yanısıra bunlar da özel konuklarımız. Şu anda bunu dinleyen ya da okuyanlar için, eğer yakınlarda bu tarafa geçen bir küçüğünüz, bir sevdiğiniz, bir oğlunuz ya da kızınız, yakınınız olduysa; ya da ana-babanızdan biri, erkek ya da kızkardeşiniz, son Şaud’umuzdan bu yana en yakın ailenizden bu tarafa geçen olduysa, onları da bu Şaud’a davet ettik. Burada olsunlar ki sizi hissedebilsinler diye, ne yaptığınızı görebilsinler diye, buraya geçişi gerçekleştirdiklerinden beri yapmak istedikleri gibi sizinle iletişim kurabilsinler diye, ve bu alanda, bunun daha kolay olacağını hissediyorlar. Yakınlarda yakın aile üyelerini kaybedenler, lütfen yüreklerinizde bilin ki onlar buradalar. Bizimle beraberler. İyiler.
--0-- Gurular Hakkında
Böylece alan üyeleri, bugünün can alıcı konusuna girmeden önce birkaç şeye değinmek istiyorum. Biri, gurularla ilgili. Guru aslında çok Eski Enerji anlayışı, bir Eski Enerji kelimesi, ve tam anlamı da, “ruhsallikte ağır”, “ruhsal bilgide fazlasıyla ağır”dır. Şimdi, biz sizin ağır olmak istemediğinizi biliyoruz. Bu sorumluluk isteyen, yorucu ve bunaltıcı güç olmak istemediğinizi biliyoruz.
Benim şu anda guruları gündeme getirmemin çok iyi bir nedeni var. Geçen ayki ev ödevimizde sizlerden dört kişiye – köpeğinize ya da kedinize değil – yeni bilinç öğretmeni olduğunuzu söylemenizi istemiştim. Bunu, Cauldre(Medyum)’nin da az önce söylediği gibi, çok özel nedenlerden ötürü yaptım, siz duyasınız diye, çünkü sıklıkla “Ben neden buradayım?” diye merak ediyorsunuz – ben Tobias değil, ama kendinizle ilgili bunu merak eden sizsiniz. Neden burada olduğunuzu soruyorsunuz. Bunu yüksek sesle söylediğiniz zaman – ve sadece aynaya değil, başka bir insana – o zaman bu söylediğiniz gerçek hale gelir. Onu, barındırdığınız eterik alemlerden çıkartır ve buraya, bu gerçekliğe getirir.
Evet, ben sizin ruhsal olduğunuzu biliyorum ve siz de bunu biliyorsunuz, ve siz bir öğretmensiniz ve birçok açıdan aydınlanmış haldesiniz. Ama bunu oralarda bir yerlerde, başka bir yerde saklı tutuyorsunuz. İnsan parçanız burada, aşağıda, ve o sizin eterik benliğinizle bağlantıda, ama onu aşağıya, bu düzleme getirmiyorsunuz. “Ben bir yeni bilinç öğretmeniyim” dediğiniz zaman, oralardaki parçanız bunu duyar. Artık saklanması gerekmediğini anlar. Bu gerçekliğe akıp gelebileceğini anlar ve siz de olursunuz, yalnızca başka bir eterik düzlemde değil, hemen burada, Dünya’da.
Sizin ev ödevlerini yapmanızı sağladık ve buna da değindik – çünkü açıkçası bunu bilmek, bazılarınızda korku uyandıracaktı – birçoğunuzun çok kötü guru deneyimleri oldu, ya öyle oldunuz ya da öylesini izlediniz (mürid oldunuz). Geçmiş yaşamlarda birçoğunuz, sanırım şimdilerde okul, aydınlanma okulu dediğiniz okulları başlattınız. Birçoğunuz, bu tür bir materyali, kabul edilemez olduğu dönemlerde, geçmiş yaşamlarda başkalarına öğrettiniz. İnandığınız şey için eziyet gördünüz. Öğrencilerinizle çalışmak için saklanmanız gerekti. Toplantıları gizli tutmanız gerekti. Öğrencilerinizin birçoğu size ihanet etti, sizi ele verdi. Genelde aynı makam olan kiliseler ve hükümetlerle, yerel güçlerle – o zamanlar topraklarınızı işgal etmiş ordularla – büyük çatışmalara girdiniz, çünkü onlar başka bir öğreti istemiyordu.
Yani geçmişte bir guru olduğunuz zamanlar, ki büyük bir çoğunluğunuz öyleydi, bunun çok ıstıraplı olduğunu gördünüz. Ayrıca bir guru olmanın ölümle bitmediğini, öğrencilerinizin size bağımlı hale geldiğini ve hâlâ Dünyada olmalarına rağmen sizi ölümünüzden sonra bile izlediklerini gördünüz. Ha, ve özellikle de öbür tarafa geldiklerinde. Gelip sizi aradılar. Sizi çağırdılar – “Ben buradayım, gel de beni al.” Bunu biraz da özel bir şaka olarak söyledik.
Böylece alan üyeleri, sizin de bir guru olduğunuz zamana ilişkin deneyimleriniz pek de iyi değildi. Ayrıca, birçoğunuz, özellikle bir ya da iki önceki yaşamınızda, hatta bu yaşamda, guruları izlediniz. Kendinizi bir varlığa teslim ettiniz, ve hayallerinizi ve umutlarınızı ve ruhsallığınızı ve Tanrı-benliğinizi teslim ettiniz. Onların bir tür yükselmiş üstat olmasına izin verdiniz, ve sonra da çoğu kez, umutsuzluk içinde, onların sizden çok da farklı olmadığını gördünüz. Aslında geçmiş yaşamınızda siz onların bugün olduğundan daha iyi bir guruydunuz. Sizler guruluğun içini dışını biliyorsunuz. Onun harika anlarını bildiğiniz gibi, çok zor ve meydan okuyan anlarını da biliyorsunuz.
Yani bu tür bir şeyden kaçındınız. Özellikle de şu son yıllarda ondan uzak durdunuz. Televizyonda bir guru gördüğünüz zaman ya da biri guru hakkında okuduğunuz zaman, biz bilinciniz kanalıyla izliyor ve dinliyoruz, ve – sizin deyiminizle – olumsuz düşünceleri ya da hisleri hissedebiliyoruz. O nedenle, size “Kim olduğunuzu insanlarla paylaşın” dediğimiz zaman, bu, eski guru sorunlarını, ya bir guru olmuş olmanın acısını ya da bir guruyu izlemiş olmaktan ötürü umudu kaybetme acısını açığa çıkartıyor.
Siz bundan uzak durdunuz, ve biz anlıyoruz. Ama bu farklıdır. Bu yeni bir çağ. Artık guruların çağı değil. Artık sizi izleyenlerin olduğu ya da sizin başka birini izlediğiniz bir çağ değil. Bunun bir rehberlik ve şefkat çağı olduğu söylenebilir. Bu, şu anda öğretmenlerin öğrencileri cesaretlendirdiği, ama onlar adına gerçekleştirmediği bir çağ; öğretmenlerin, öğrencilerden yanıtları bulmalarını istediği, ama yanıtları onlara vermediği bir çağ; bir Bayrağın, Bayrak derken, bunu gerçekleştirmiş biri olmayı – ya da halen gerçekleştirme sürecinde olanı – kastediyoruz, bir Bayrağın ne olduğunu anlamalarına yardım ettiği – ve kendi insan yaşamını, yalnızca bir teori, yalnızca başka bir dogma olmayan, çok, çok gerçek olan insan yaşamını örnek olarak gösterebildiği bir çağdır.
Gurulara ihtiyaç duyulan zamanın çok ötesine geçtiniz. Şu anda dünyada da fazla olmadığını fark ediyorsunuz. Birkaç tane, çünkü hâlâ onlara gereksinim duyan insanlar var, bazı insanlar tüm ruhsal hazinelerini bir başkasına yüklemek ihtiyacında. Ama siz, alan üyeleri, siz daha iyisini biliyorsunuz, ve o nedenle geçtiğimiz ay bazılarınıza “Ben bir Yeni Enerji öğretmeniyim” demek, zor geldi. Bir guru olmanın sorunları tetiklendi.
Böylece, hepiniz şimdi bunu salıverin. Hiç biriniz bir guru olmak istemiyor. Hiç biriniz bir guru olmak arzusuna ya da özlemine sahip değilsiniz, bu sizden talep de edilmiyor zaten.
Ayrıca bazılarınız bu anlayışın tümüne direniyor, ve bu yine guruluğa aşırı sevgi ya da hayranlık duymaya geri gidiyor, çünkü guruluğa tapınıp da guruları izleyenler, onlarla ilgili inanılmaz yüksek beklentilere giriyor. Siz bu tür beklentilerin size yüklenmesini istemiyorsunuz, ve doğrusu da budur. Başka birinin mükemmel bir insan olduğunuzu düşünmesini istemiyorsunuz, çünkü buna asla ulaşılamaz. İnsan halindeyken mükemmel olmak, hareketli bir hedeftir. Asla mükemmel bir insan olamazsınız, bu, zıt anlamlı bir deyiştir! Siz mükemmel ve mutlak/egemen bir varlıksınız, ama bildiğiniz gibi, insanlığı ya da sizin insan yanınızı mükemmelleştirmek için harcayacağınız zamana ve çabaya değmez. O, elbette, evrimleşmektedir.
Sizi izleyenlerin, her zaman doğru sözü söylemenizi ve doğru şeyi yapmanızı beklemelerini istemiyorsunuz, hele yükseldiğiniz için artık tuvaleti kullanmanız gerekmediği gibi şeyleri düşünmelerini hiç istemiyorsunuz. Bu size fazla yük bindirir.
Bizim sizden istediğimiz – size hatırlattığımız – çok farklıdır. Dünya’ya, yeni bilincin bir rehberi olmak üzere geldiğinizi hatırlatıyoruz. Bu, tüm yanıtları öğrendiğiniz anlamına gelmiyor, bu noktada bu zaten imkânsız. Bu, kim olduğunuzu hâlâ öğrenmekte, hâlâ anlamakta, hâlâ bilmekte olduğunuz anlamına geliyor. Ama siz, deyim yerindeyse, kitlelerin önünde gidiyorsunuz. Erken benimseyenlerdensiniz. Bilincin öncülerisiniz.
Böylece, alan üyeleri, derin bir nefes alın.
(duraklama)
--0-- Hisler (Vicdan, Makul Vicdan)
Bir kez daha kısaca hislere değineceğim. Bundan çokça söz ettiğimizi biliyoruz, bazen bundan sıkılıyorsunuz, ama bu konuya sürekli geri gelmemiz gerekiyor.
Hisler çok önemli, çünkü onlar – nasıl desek – gerçek sezgiselliğe, sizin kutsal tanrısal bilgelik ve biliş diyeceğinize açılan yollar ya da kanallardır. İnsan zihni bilişinden, tanrısal bilişe geçebilirsiniz, sadece bu tek adımla. Zihnin kapasitesini/yeteneklerini aşma işlemi, hislerle başlar.
Saint Germain iki ay önce Şaud’da hislerden söz etti. İçine dalmaktan, hissetmenize izin vermekten söz etti. Türlü örnekler verdi, bazısı sizi iyi hissettirdi, bazısı da pek iyi hissettirmedi. Sizin zihnin ötesine ve engellerin ötesine geçerek hissetmenizi sağlamaya çalıştı. Biz size tekrar tekrar bunun hislerle ilgili olduğunu hatırlatacağız.
Hissi, duyguyla karıştırmayın. His, duyusal farkındalıktır. (Örneğin) şu anda, biz konuşurken, salonda çok, birçok enerjinin mevcut olduğunun farkındalığıdır. Bazılarınız bunun birazını hissediyor, ama sonra insani duyularınız ve zihniniz devreye girip bunu kapatıyor, çünkü Atlantis zamanlarından beri ve özellikle de bu yaşamda, böyle yapmaya eğitilmiş. Onun için de hisleri geçersiz kılmaya ya da durdurmaya çalışıyor, çünkü hisleri – duyusal farkındalığı – acıyla ilişkilendiriyor; bazen kafa karışıklığıyla; ayrıca hisler – duyusal farkındalık – şimdilerde, zihin aktivitelerinin ölçülebilmesi gibi ölçülememektedir. Bu nedenle, onu belgeleyemezseniz, ölçüp kaydedemezseniz, “O zaman” der zihin, “gerçek değildir.”
Hislere – ham hislere – geri dönmek zamanıdır. Şimdi biliyorum, bana diyorsunuz ki, “İyi de, zaten bu ay hep bunu yaptık.” Bir dakikaya kadar bundan söz edeceğiz.
Hisler, temelde bedeninizin kendini şifalandırmasına izin vermenizin yoludur. Bunu zihinle gerçekleştirmezsiniz, ve ben şimdi sizden rica edeceğim. Burada bulunan, bunu dinleyen, okuyan her alan üyesi, şu zihinsel imgelemeleri ya da zihinsel ifadeleri, başka bir deyişle, zihninizde şeyleri imgelemeye çalışmak ya da şu mantraları ya da şu küçük tatlı onaylama gibi şeyleri yüksek sesle söylemeye çalışmak, kendini aldatmaktır ve üçkağıtçılıktır. Ve bu sadece zihninize kendinizden korktuğunuzu söyler, ve gerçek sezgisel doğanızdan, tanrısal hissetme doğanızdan korktuğunuzu söyler. Şeyleri yalnızca daha da sıkıca kilitler. O nedenle, eğer alan üyeleriyseniz, lütfen bu araçları artık kullanmayın. Salıverin gitsinler. Belki bir noktada size hizmet ettiler, ama biz şimdi bunu aşıp hislere – ham hislere, gerçek hislere giriyoruz.
Öyle alan üyelerimiz oldu ki, inanılmaz – sizin deyiminizle – atılımlar yaptılar, ve bu atılımlar zihin ansızın zekileştiği için olmadı. Aslında siz, sezgisel, duyusal doğanız öne çıkabilsin diye zihnin kenara çekilmesine izin verdiniz. Ötelerin ötesindeki bu kozmik atılım ve içgörü/sezgisellik anlarını yaşadınız; bazılarınız. Bu asla zihin olmadı, ve siz de bunu biliyorsunuz. Şefkat diyeceğiniz o çok güçlü hislere ve özellikle de bilişle ve sezgiyle ilgili o güçlü hislere her sahip olduğunuzda, bunların hiç zihninizden geldiği oldu mu? Ya da ayağınızdan? Sol kulağınızdan? Bu, gerçek hislerden gelir.
Hisleri hissetmek zaman zaman zor olabilir, ama giderek onlara daha çok alıştığınızda, ve onlara direnmek yerine izin verdiğinizde, dışardaki hislerle, ki bunlardan çok var, içerden gelen his arasındaki, ve kendi gerçek benliğiniz arasındaki farkı gerçekten bilecek hale gelirsiniz. Gerçekte kim olduğunuzu, neyin size ait olduğunu, neyin olmadığını, hisler yoluyla bilirsiniz.
Böylece bu alan yolculuğu devam ederken, size bir kez daha hatırlatıyoruz: derinlere dalın. Hissedin; deneyimleyin; bilin; ve sonra onun size mi ait olduğunu, yoksa başka bir yerden mi geldiğini bulun.
--0-- Bugünün Konusu
Günün can alıcı konusuna gelelim. Konudan o kadar uzaklaştım ki, notlarımı bulmalıyım, ve sanırım Kuthumi ile Garret onları çaldılar! Ben burada tamamen kayboldum, gidip kitabıma bakmam ve bugün ne konuşacağımızı görmem gerekiyor. Herşeyi güzel güzel yazmıştım.
Bir bakalım – “Sinekle balık avlamanın Zen sanatı,” bunun bugünün konusu olduğunu sanmıyorum. Bu, başka bir grup için.
Bakalım – “Kosher (çvr: Yahudi din kurallarına göre hazırlanmış yiyecek) pişirmenin sevinci.” Ben bunu 120 yıl önce denedim, pek iyi sonuç vermedi.
Burada garip bir konu var, “Karma Üniversitenin Kız Öğrencileri için Florida Tatili Üçlü XXX.” Sanırım Sam İnternette, bunu ona devredelim.
Kitapta ilginç bir tane var. Bu, Kuthumi’nin gelecek kitabının notları “Eksik Olan Ne.” Hmm, burada diyor ki, “Cauldre(Medyum) bu kitabı bu yaz kanallık edip yazacak!” Bunu da geçelim, ve işte bugünün konusu.
Hep birlikte derin bir nefes alalım.
(duraklama)
Bir derin nefes daha alalım.
(duraklama)
--0-- Güncel/Şimdilerde Geçerli olan Bilinç
Bugün, baştan çıkarma hakkında konuşacağız. Buna girmeden önce, dünyada neler olup bittiğinden ve bu baştan çıkarma enerjisinin, sizin onunla ilgili bilgeliğinizin ve hislerinizin, neden bu kadar önemli olduğundan söz edelim.
Kuantum Sıçramasından yaklaşık altı ay kadar sonra, ki bu bizi Mart ayına götürür, Dünya bilincinin çok kapsamlı bir ölçümü yapıldı. Çoğunuz, beş ya da on yılda bir Dünya’da yapılan, tek tek evlerin gezilip de insanların sayıldığı ve insan gerçekliğiyle, istatistikleriyle ilgili verilerin ve rakkamların belgelendiği nüfus sayımına aşinasınız. Bu da aynı şekilde; Kuantum Sıçramasından sonra insanlığın nasıl geliştiğini görmek amacıyla Mart dolaylarında insan bilincinin çok kapsamlı bir ölçümü yapıldı.
Katılımcıların arasında meleksel alemlerden, özellikle Kryon’dan, Başmelekler Düzeni tarafından temsil edilen tüm meleksel ailelerin temsilcileri vardı. Onlar, Dünyanın her yanındaki insanlarla çalıştılar ve ayrıca Dünyanın bazı hayvanlarıyla da çok yakından çalıştılar, çünkü Dünya hayvanları bilince çok duyarlı ve onun çok farkındalar, özellikle de çoğunuzun bildiği ve yürekten sevdiği – köpekler, yunuslar, balinalar, ve bazı seçkin kuş türleri – aşırı duyarlıdırlar.
Böylece, Dünyanın bu kapsamlı ölçümünde… ve bu arada, ölçümün nedeni, size nasıl hizmet edebileceğimizin enerjilerini ayarlamaktır. Bu kadar basit. İnsanlığın nerede bulunduğunu, Gaia bilincinin ve Dünyanın kendisinin nerede bulunduğunu bilmek zorundayız. Farklı ülkelerden tutun da, Dünyanın sularına, bitkilerine ve hayvanlarına kadar herşeyin bilincini bilmemiz gerekiyor. Bu şekilde, size hizmet etmek amacıyla nasıl geleceğimizin enerjilerini düzenliyoruz.
Bu ölçüm yapıldığında, bu, Kuantum Sıçramasının etkileri ya da belki sonrasının etkileri olarak gördüğümüz en büyük şeydi. Bilinç düzeyinde ne değişti? Bunlar ille de gazetelerde okuduklarınız ya da 3B dünyanızda gördüğünüz şeyler değil, çünkü bunlar sonradan geliyor. Ama Eylül 2007’den beri bilinçte ne değişti?
Bizim gördüğümüz, çok ilginç bir şeydi ve bunu terimlerle, kavramlarla anlatmaya çalışacağız ama, sizin onu önce deneyimlemenizi istiyoruz. O nedenle şimdi derin bir nefes almanızı ve onu bir dakika kadar tutmanızı isteyeceğiz – eh, aslında bir dakika değil, yalnızca birkaç saniye. Ama o nefesi gülerken tutamazsınız!
Şimdi derin bir nefes alın, bir an içinizde tutun ve sonra o nefesi verin, ama vermeyi sürdürün.
Bırakın nefesiniz çıksın. Nefes vermeyi sürdürün. Bırakın çıkmaya devam etsin. Ciğerlerinizi boşaltın. Vermeyi sürdürün. Vermeyi sürdürün…
Ve şimdi ölmeden önce yine derin bir nefes alın.
(duraklama)
Şimdi, ihtiyacı hissettiniz mi? Biz bunu fazla uzatmadık ama biraz da olsa bir çaresizlik hissettiniz mi? Bir şeyin çok istekli olduğunu hissediyorsunuz, hatta bunu hissetmek rahatlatmıyor bile, ve bir anlamda, bir açıdan, bilinçte olan biten de budur.
Anlamanıza yardımcı olmak amacıyla bir örnek daha verelim. Diyelim ki, suyla dolu büyük bir kabınız var. 5 galonluk ya da 15 litrelik ya da her ne demek istiyorsanız, ama büyük bir cam kap, ağzına kadar suyla dolu. Bu cam kap, Eski Enerji bilincini temsil ediyor. Suyun kendisi bilinci, kap ise onu kuşatan sınırlamayı ya da enerji yapısını (temsil ediyor), bilinci içerde tutuyor ama kısıtlıyor da.
Kuantum Sıçraması olduğunda, sanki çok sıkı mührünü koruyan o kaba bir boru sokuldu. Sonra enerji – sizin deyiminizle Yeni Enerji – tam anlamıyla bir pompa gibi bütün suyu – yavaşça – dışarıya çekti, ama o cam kaptan suyu dışarı çekerken, çok sıkı bir mührü de muhafaza ediyordu ki, içeriye hava giremesin. Şimdi, en temel fizik kurallarını biliyorsanız, şimdi o orijinal cam kabın içinde bir vakum, bir hava boşluğu yarattığınızı da bilirsiniz.
Ve kaba bir benzetme kullanacak olursak, suyun bir kısmı, eski çağ bilincinin bir kısmı, şimdi – nasıl desek – dışarı pompalanıyor, o eski cam kabın dışına çıkartılıyor, ve bu, geride bir vakum ya da boşluk bırakıyor. Tıpkı, ciğerlerinizdeki havayı boşaltmanız gibi. Geride bir boşluk kalmıştı.
Bir boşluk vardı. İşte bu şu anda tam olarak – hiç bilimsel olmayan terimlerle – tam olarak Dünya’da olmakta olan şeydir.
Bilinç değişiyor. O, değişme arzusunun, genişleme ve büyüme arzusunun sürekliliği sonucunda değişiyor. Bilinç, önceleri çok kısıtlı bir kapta tutuldu, ve o şimdi, o kabın dışındaki çok daha muazzam bir ifadenin peşinde. Ama bir boşluk ve bir vakum yaratıyor, ve şu an Dünya üzerinde bazı çok ilginç senaryolar yaratıyor.
Bu benzetmeyi biraz daha ileriye götürecek olursanız, hepinizin bildiği gibi, o cam kabın içindeki sudan yeterli bir miktarı çeker alırsanız, belli bir noktada o yapının – o cam kabın – şiddetle içine çökme potansiyeli vardır, çünkü içinde öylesine bir vakum oluşur ki, parçalanmasına neden olur. Parçalanma, sizin deyiminizle çok oturaklı/temkinli ve çok yumuşak bir biçimde gerçekleştirilebilir, ya da, büyük miktarlarda karmaşa/kaos ile gerçekleştirilebilir.
Dünya bilinci şu anda çok hassas bir düzeyde. Denge çok, çok hassas bir durumda. Bu nedenle insanlara her türlü farklı düzlemlerde yardımcı olan bu kadar çok meleksel varlık var. Bu konuştuklarımızı insanların hepsi duymak istemiyor, dinledikleri başka insanlar var. Onlar kendi gerçekleştirme yollarına sahipler, ama şu anda Dünya üzerinde, Dünya ile insan bilinci ve ruhsallık arasındaki hassas dengeyi anlayan yeterli sayıda insan var, ve onlar herşeyin şiddetle çökmemesine yardım ediyorlar. Bizim, “Atlantis: Bölüm İki”ye gereksinimiz yok. Devam niteliğindeki şeyler asla orijinali kadar iyi olmuyor!
Yeterli sayıda insan, sizler gibi, bu zamanda burada olmak ve bunun yumuşak bir geçiş olmasını sağlamak için Dünyaya geldi, böylece – sizin deyiminizle – Eski Enerji yapısı, sözünü ettiğimiz o cam kap, çöktüğü zaman, Yeni Enerjiyle, tüm çevresini kuşatan yeni bilinçle çok güzel bir biçimde kaynaşacak, birleşecektir. İşte olan bu, alan üyeleri.
--0-- Baştan Çıkarma
Şu anda hissettiğiniz şey, aylardır hissettiğiniz, ama özellikle geçen ay artmış olan şey, baştan çıkarma enerjisidir.
Şimdi, bu materyal üzerinde çalışan bir dolu çevirmen var, biliyorum. “Baştan çıkarma” kelimesi kafanızı karıştırıyor, ama onun anlamı “içeri çekmek”, “içeri cezbetmek”, “manipüle etmek/ustalıkla yönetmek/kendi çıkarları için kullanmak”tır, sinsi diyeceğimiz arzulara ve sağlıksız isteklere sahip olmaktır. Biz buna baştan çıkarma diyoruz.
Şu anda baştan çıkarma her yerde, ve neden? Çünkü, tıpkı nefesinizi verirken onu sürekli, sürekli dışarıya itmeye devam etmeniz gibi, bir şeyi geri koymak isteyen bir vakum yaratılır. Sizin durumunuzda bu, havadır. Suyu, mühürlü cam kabın dışına pompalarsanız, o camın içinde vakum denen bir şey meydana gelir. O vakum, kendi boşluğuna bir şey geri ister. Ve o da şu anda Dünya üzerindeki baştan çıkarmadır.
Seksüel Enerji Okuluyla aşina olanlarınız, bu kavramı anlıyor. Bu ille de seksüel enerji virüsü değil, onun kuzeni gibidir. Bir insandan diğerine geçirilmez, ya da biri onu diğerinden çalmaz. Şu anda varolan baştan çıkarma, kitlesel bilinç düzeyinde ve her yerdedir. Siz baştan çıkartılıyorsunuz. O enerjiyi hissedebiliyorsunuz, ve bunu çok kişisel alıyorsunuz. Size aitmiş gibi davranıyorsunuz.
Baştan çıkarma, eski bilinçte oluşan boşluktur. Baştan çıkarma, herşeyi geri isteyen, kendini sifondan geçirilmiş, salıverilmiş hisseden eski bilinçtir, ve o bir bilinç boşluğu ya da vakum yaratıyor. Bu, Dünyanın her yanında olmakta, sadece sizde değil. Siz, bunların hepsinin sizinle ilgili olduğunu düşünmüştünüz, değil mi? Yalnızca sizinle ilgili değil. Şu anda Dünyanın her yanında bu böyle. Eski ihtiyaçlar ve istekler ve arzular. Bu, eski biçimlere geri dönmek, geri gitmek, kendine ve o eski kimliğine sahip olmak isteyen eski bilinçtir.
Ha, onun için üzülmeyin, çünkü Dünyanın o eski bilinci, Yeni Enerji bilincinde tümüyle kabul görüyor, ve eski bilinç yeni bilinçle birleşecektir. Ama ona hükmedemez. Dünya yeni bilince doğru tekâmül ederken kendini ondan ayıramaz.
Siz bunu şimdilerde özellikle bedeninizde ve zihninizde hissediyorsunuz. Siz bunu türlü farklı yollardan hissediyorsunuz. Bu bir çekimdir. Bir özlemdir. Sanki sizi geri çağıran bir ses gibidir. Bir manyetizmadır, ve siz her zaman da onun ne olduğundan emin olamıyorsunuz. Ama size şunu söyleyebilirim, o siz değildir. Siz eski insan bilincinin baştan çıkarmasını hissediyorsunuz ve o şu anda her yerde. Onu her bir parçanızda duyumsuyorsunuz, ve o sizin en zayıf ya da en dengesiz bölgelerinize gidiyor, ve onu önce oralarda hissedeceksiniz.
Kendini geri kazanmak isteyen bilincin bu baştan çıkarışı, bu boşluğu ya da vakumu, büyük bir hızla – büyük bir hızla – haberlerinizde yayılıyor. Haberler, baştan çıkarıcıdır. Ben seksi demiyorum, arada bir fark var. Baştan çıkarıcı, çünkü sizi içine çekiyor. Ve bu durumda sizi hiç yoktan korku ve yoksunluk içine sokuyor. Ve siz yoksunluğun baştan çıkarmasına kurban oluyorsunuz.
Bu Dünya’da gıda kıtlığı yok. Nokta. Ve bana tersini söyleyecek herkesi öldürüp bu tarafa getireceğim ki görsünler! Biz sürekli Dünya’yı izliyoruz, ve sizin de onu bizim açımızdan görmenizi istiyorum. Şu anda başını sallayıp da “Gıdada ya da onu yetiştirme becerisinde kıtlık yok” diyen Christine ile konuşmanızı isterdim.
Dünya ve insanlara bir ipucu. İhtiyaçlarının ötesinde, güzel, verimli ve genelde çok, çok dengeli bir biçimde nasıl gıda yetiştirileceğini bilen İsrailliler size ipucu olsun. Gıda kıtlığı yok. Piyasaların manipülasyonu var, ve yoksunluk enerjisinin şu baştan çıkarması var. Eski Enerji yoksunluğa dayanıyordu, ve o kendini böyle inşa etti, ister inanın ister inanmayın.
Gıda bu Dünya üzerinde yetiştirilebilir, ve ben bunu tarım enerjisiyle çalışan alan üyelerine ve herkese söylüyorum – ve ille de gıdanın genetiğini manipüle etmekten söz etmiyorum. Bu, topraktaki, Gaia’daki tohumun enerjisini cesaretlendirmek için ucuz bir yöntemdir. Çok parlak bir basitliğe sahiptir, ama onlar bunu daha anlamıyorlar. Dünyayı besleyecek bolluk var. Onun için, bu manipülasyona inanmayın.
Petrol – baştan çıkartıldınız – fazlasıyla baştan çıkartıldınız alan üyeleri, ve sanki yenilgiye katlanıyorsunuz. “Ben ne yapacağım? Nasıl tasarruf edebilirim? Karneye bağlarlarsa ne yaparım?” dediğiniz bir inanç sistemine düşüyorsunuz – ki karneye de bağlayabilirler. Ama sizin kaygılanmanız gerekmiyor.
Dünya’da işlenen suçlarla ilgili baştan çıkarıldınız. Komplolarla ve kuruluşlarla ve politikayla ve hastalıklarla ve tüm şu diğer şeylerle ilgili baştan çıkarıldınız, ve bunların içine düşüyor da düşüyor da düşüyorsunuz, çünkü bu, işte şu ara dışardaki enerjidir.
Size, yine, şunu söylemek zorundayım, bizim bakış açımızdan gıda bolluğu var. Sadece içeri girmeyi bekleyen bir dolu yeni yakıt enerjisi fikri var. Evet, bu yaşamınızda benzin ve petrolü bırakacaksınız. Büyük ve önemli geçişler olacak, ama baştan çıkarma size diyorki, “petrol bitecek ve sen o zaman ne yapacaksın?”
Eğer yeraltı barınakları ve buna benzer şeyler inşa etmeye başlarsanız, Saint Germain sizinle uzun bir oturum yapmak zorunda kalacak , çünkü baştan çıkarılıyorsunuzdur. Türlü türlü şeyler düşünmeniz yönünde baştan çıkarılıyorsunuz… çok çeşitli şeyler – Dünya parçalanıyor, artık hiçbir şey işe yaramıyor, gibi. Baştan çıkarma sizi “o eski güzel günlere” geri getiriyor. Yakınlarda oraya gittiniz mi? O eski güzel günlere – “Ha, hatırlıyorum da…” Bu arada bu, yaşınızla ilgili değil. Bu, bilinçle ve baştan çıkarılmayla ilgili. En güzel müziğin yapıldığı o eski güzel günlerden konuşmaya başlıyorsunuz. Oysa müzik, şimdi olduğundan güzel hiç olmadı. Bunu ya da şunu yaptığınız o eski güzel günlerden konuşuyorsunuz, işte bu, sizi geri çekmeye çalışan baştan çıkarmadır.
Baştan çıkarma şu anda genel kitle bilincinin bir parçasıdır, ama siz içine düşüyorsunuz. Ama bu iyi haber. Çünkü hissediyorsunuz. Baştan çıkarmayı hissediyorsunuz. Baştan çıkarmanın, sizi kendinizden çekip çıkardığını hissediyorsunuz. Kendiniz için en iyisi olarak bildiğiniz şeylerden sizi çekip çıkartıyor, ve ortaya çıkıyor – birçok farklı yollardan yaşamınızda ortaya çıkıyor – ve bunun olması gerekmiyor.
--0-- Baştan Çıkarma Belirtileri
Baştan çıkarmanın bazı belirtileri nelerdir? Aslında yoğun alan üyeleri belirtilerine çok benziyorlar, ama listenin birinci sırasında şeker var, şeker, şeker. Baştan çıkarma – bilinç ayartması – sizi hızla şekere yönlendirir. Neden? Ucuz bir tamir yoludur. Sizi şımartacak/pohpohlayacak bir şey gereksinirsiniz, çünkü az önce paramparça olmuşsunuzdur. Bedeniniz ve zihniniz etkilenmiştir, ve siz de geçici bir rahatlama olarak kendinize biraz şeker verirsiniz. Ama işte bu, baştan çıkarmadır, çünkü sonra neler olduğunu biliyorsunuz. Kendinizi biraz iyi hissedersiniz – buna verdiğiniz süslü bir ad da var, “mutlu eden yiyecekler” diyorsunuz. Onlar baştan çıkaran yiyeceklerdir!
Şimdi alan üyeleri, bana diyeceksiniz ki, “Ama Tobias, sen hep bedeninizi dinleyin dersin.” Şeker yüklemesi yapmanız gerektiğini düşünmek, bedeni dinlemek değildir. Bu, sizin içinize yolunu bulan ve sizi aldatan baştan çıkarmanın sesine kulak vermektir. Gerçekten bedeninizi dinleyin, sadece bir arzuyu değil, sadece bu baştan çıkarıcı türden sesi değil. Bedeniniz tam olarak ne yiyeceğini ve ne zaman yiyeceğini bilir.
Ama siz şekere karşı konulamaz bir arzu duyacaksınız. Bu belki belirtilerin arasında bir numaradır ve hepsinin en başında gelen işarettir. Ayrıca, Seksüel Enerji Okulunda da sözünü ettiğimiz gibi, fazlasıyla ağır ve fazlasıyla işlem görmüş yiyeceklere de arzu duyacaksınız.
Şimdi, bedeniniz kendini Yeni Enerjiye ve yüksek titreşime uyumlarken, genel olarak rafine edilmemiş (saflaştırılmamış, inceltilmemiş) gıdaları istemek eğilimindedir, çünkü bedeniniz, kendi saflaştırma işlemini yapmaya bayılır. Bunu, sizin adınıza bir başkasının yapmasını istemez. Genellikle ham gıdalar ister, çünkü toz/granül/pudra haline getirilmemiş ve fazla uzun pişirilmemiş ve çırpılmamış/çalkalanmamış enerjilerle nasıl çalışacağını bilir. Bu, ağaçtan koparılmamış hiç bir şey yiyemezsiniz anlamına gelmiyor, ama bu işlemden geçirilmiş gıdalara düşkünlük göstermeniz bir bilinci baştan çıkarma işaretidir, çünkü bu gıdalar, tıpkı bilinci baştan çıkarmak gibi, boştur. Boştur.
İşte baştan çıkarma budur. Size yarayacak bir şeylerim var, der. Parmağıyla sizi gösterip çağırır. Sizi oldukça iyi tanır, onun için de size nasıl ulaşacağını bilir. Sizi nasıl ayartacağını bilir, ama boştur, alan üyeleri. Boş. Ve siz de bunu biliyorsunuz, biliyorsunuz. Oralardan geçtiniz, ama yine de aldanıyorsunuz.
Baştan çıkarma enerjisi çok boştur. Arada bir, “bu sadece baştan çıkarma mı?” diye merak edecek olursanız, eh, ona sorun, üç kez tabii. İlkinde sizi sevdiğini söyleyecektir. Hayatınızı çok güzel kılacaktır. Hayatınızda eksik olan bir şey vardır. Sizi baştan çıkaracaktır. Ona yeniden sorun ve sonra üçüncü kez sorun, ve boş olduğunu itiraf edecektir. Hiçbir şeyi yoktur. Onun için sizi ister. Onun için sahip olduğunuz bir şeyi ister.
Bu baştan çıkarma enerjisinin iş başında olduğunu şöyle de anlayabilirsiniz; ki son zamanlarda bazılarınız bunu hissediyor, etkisini çene ve dişlerde gösteriyor. Diş bölgesine vuruyor ve bazılarında sinüslere de çıkıyor. Ve bu aslında tam anlamıyla onun çenenize bir yumruk atmasıdır. Yüz bölgesini etkiliyor, çünkü baştan çıkarmaya yakalanıyorsunuz.
Ve tabii uyku düzeni. Bunun fazla derinlerine inmemiz gerekmiyor, nasıl olduğunu biliyorsunuz. Baştan çıkarma sizi gece yarısı uyandırıverir. Siz, gecenin bir yarısı uyanıp da az önce uyandığınızı ve kendinizi dengede ve oldukça iyi hissettiğiniz bir halle, gece yarısı uyanıp da kendini yorgun ve tükenmiş, tatmin olmamış hissettiğiniz bir hal arasındaki farkı biliyorsunuz.
Baştan çıkarma enerjisi tamamlanmamıştır, doymamıştır. Arzuludur, ister ve gereksinir, ve özünde boştur. Öylesine boştur ki.
Böylece, bunlar hep çevrenizde, ve bunu hissedebiliyor olmak harika bir şeydir. Diğer insanlardan çok önce olanı biteni bilirsiniz. Öğrencilerle oturduğunuz ve onlara rehberlik ettiğiniz zaman – bundan 2.5, 10 yıl sonra – tam olarak neler olup bittiğini bileceksiniz, çünkü hissetmişinizdir. Diyeceksiniz ki, “Bu gerçekten bilinç ayartmasından etkilenmiş biri”, çünkü bir yönsüzlük duygusu var. Kafaları karışmış olacak. Hiç bir hedefleri olmadan öylece dolanıp duruyor olacaklar. Bir oraya bir buraya çekilecekler.
Baştan çıkarma, aile üyeleri ve işteki insanlar ve haberler ve internet kanalıyla gelir, ve baştan çıkartır. Geri… geri gitmeye çalışır. Bunun örnekleri çevrede çok, geri gitmenin örnekleri. Bu, daha önceleri konuştuğumuz bilincin masa-tenisi etkisinin bir parçasıdır – bu bir ping pong yılıdır, ama aynı zamanda inanılmaz keşiflerin de yılı.
Haberleri izleyin, göreceksiniz. Yeni bir olayı örnek olarak kullanacağız – Londra’daki seçimler. Tabii biz şimdi uzun uzadıya Londra ve İngiltere ve onun tarihsel enerjilerini tartışabilirdik ama, (eğilim) çok – nasıl desek – daha liberal bir belediye başkanından geriye dönerek çok, çok muhafazakâr, çok – nasıl desek – bütün insanları pek de onurlandırmayan bir politikacı türüne döndü. Bu enerji yüzünden. Onun nasıl geri gitmek istediğini – Londra’daki insanların nasıl bazı eski tarzlara/biçimlere geri dönmek istediklerini görüyorsunuz.
Baştan çıkarma enerjisi her yerde. Hissetmenize izin verin. Bakın, ona direnecek olursanız, onu reddetmiş olursunuz. Yeni Enerji alan üyeleri insanı, herşeyi hissetmek için kendine izin verir.
Şimdi, bazılarınız onun bunaltıcı olduğunu hissetti. Onu bedeninizde hissettiniz. Hele zihninizde ve düşüncelerinizde kesinlikle hissettiniz. Çevrenizdeki her yerde hissettiniz, ve diyorsunuz ki, “Ama onu artık hissetmek istemiyorum, Tobias. Yeter artık.” Hayır, lütfen. Onu hissedin. O baştan çıkarma için, o boşluk, o kâbus gibi arzu için, orada olmanın ne anlama geldiğini hissedin. O gerçektir. Gerçektir, çünkü yeni bilince geçmek bir boşluk yaratır. O çok gerçektir. Onun için, ondan kaçmayın. Onunla birlikte olun. Onun neden orada olduğunu anlayın ve bilin. Onun sizinle ilgili olmadığını anlayın.
Sizinle ilgili olmaması, bedeninizin ansızın acı çekmekten kurtulacağı anlamına gelmez, zihninizin ansızın berraklaşacağı anlamına gelmez – ki aslında böyle olacaktır. Ama sizinle ilgili olmadığını anlamak, yalnızca enerjilerin nasıl hissedileceğini anlamaktır, ve yolumuza devam ederken gerçekleştireceğimiz çalışma için bu çok önemlidir. Bu, direnmekle ilgili değildir. Anlamakla ilgilidir.
--0-- Çözümler
Kendiniz için yapabileceğiniz şeyler var, ama direnmeyin. Hissetmenize izin verin. Ha, biliyorum, bu korkunç. Bazılarınız son zamanlarda türlü karmaşalardan geçti , ama bu sizinle ilgili değil.
Şu anda yapabileceğiniz şeyler var. Nefes almak. Her zaman, her zaman. Bazılarınız diyor ki, “ha evet, ben nefes alıyorum.” Görüyorum, arada bir başınız derde girdiğinde oturuyor ve dört buçuk dakika kadar nefes alıyor ve bunun herşeyi çözeceğini düşünüyorsunuz. Bilinçli nefes düzenli bir faaliyettir, sabahları kalktığınız anda aldığınız ilk nefes bilinçli olmalı. Bu, yaşamı seçmekle ilgilidir. Kendinizi seçmekle ilgilidir.
Su içmek şu ara çok önemlidir, çünkü su, kimyasal bileşiminin çok ötesinde şeyler içerir. Su, bilincin özünün bir türüdür. Ayrıca bedeninizi arındırmanın ve yıkamanın harika bir yoludur, çünkü siz hâlâ onu – o hisleri – bedeninize aldığınız bir noktadasınız. Bedeniniz, onları aldığınız ilk yerdir, belki de en ham, en kaba (parçanız) olduğu için. Hissi önce bedeninizde hissedersiniz, ve bu da geri kalan yanlarınıza başka birşeylerin olduğunu söyler. Sonra da onu zihninizde hissedersiniz.
Çok su içmeniz, bedenin yıkanmasına yardımcı olur. Birçoğunuz çok susuzsunuz (bedeniniz susuz). Şimdi diyorsunuz ki, “Ama ben susamıyorum.” Susamakla, susuz kalmak arasında bir fark var. Şu an çalıştığımız çok yoğun enerjiler yüzünden susuz kalma eğilimi olur, çünkü siz normal insanın gereksindiğinden dört misli fazla suya ihtiyaç duyacaksınız. Siz normal olmadığınız için değil… bilinçle yapılan bu çalışma susuz bırakır, ama su ihtiyacınız kendini her zaman bildirmez. Bunlar bilgiyi işlemden geçirmenin iki farklı yoludur. Bol bol su için, şeylerin temizlenmesini sağlar.
Düzenli bir biçimde kendi güvenli alanınızı yaratın. Güvenli alan, sizin tüm enerjilerinizi yeniden dengeler ve dışardan gelenleri de.
Sürekli, alan üyeleri, şu nefesi yapın. Ben tekrar tekrar buna geri dönüp duracağım, bu çok önemli bir kısım. Ve sonra da, bunun siz olmadığını (sizinle ilgili olmadığını) anlayın, tabii siz istemedikçe. Ne olmak istediğinizi siz seçersiniz, ve şu ara dışardaki o baştan çıkarma enerjisinin tümünü bedenlemek istiyorsanız, o zaman bedenleyeceksinizdir, ve o siz olacaktır. Eğer onu sadece hissetmek isterseniz, bunu da yapabilirsiniz. Ve göreceksiniz ki, çok geçmeden, şu anki engellerin birçoğunu oluşturan o fiziksel ve zihinsel olma hissini aşacaksınız.
Siz hissi bedeninize alıyorsunuz, çünkü sizin his ya da duyumsama mekanizmanız böyle, oysa bedeniniz artık onu istemiyor ve siz de bunu biliyorsunuz. Bedeniniz size bunu söylüyor. Ya da, onu zihninize alıyor ve orada işlemden geçiriyorsunuz, ve orada kendinizden kuşku duyuyorsunuz, ve orada sıkışıp kalıyorsunuz. Ama en azından bir şeyler hissetmenize neden oluyor, çünkü zihniniz arap saçına döndüğünde, en azından hissettiğinizi bilirsiniz. Bedeniniz ağrılar içinde kıvranırken, en azından hayatta olduğunuzu, yaşadığınızı bilirsiniz.
Alan üyeleri, biz, hisleri bedene ve zihne almanın ötesine geçeceğiz. Biz alan üyeleriyle özel bir çalışma yapmak istiyoruz, hissedebilmekle ilgili, duyumsayabilmekle ilgili. Şimdi, biz duygudan söz etmiyoruz. Duygu, baştan çıkaran enerjinin sonucudur, bu yüzden birçoğunuz bu ay hırçınlaşıp suçlar hale geldiniz. Tanıdık geliyor mu? Hırçınlaşmak ve suçlamak ve duygusallığa boğulmak, çünkü şu baştan çıkarmayı kendinizinmiş gibi benimsiyorsunuz. Onu bedeninize ve zihninize ve duygularınıza alıyorsunuz, ama bu, bu çok ilkel düzeylerde hissetmenin ötesine geçebileceğimizi öğrenmenin ne kadar parlak bir yolu.
Ben Bay Kuderka’dan, aslında ara için düşünülen o parçayı çalmasını isteyeceğim. Şarkının adı “The Majestic Land – Görkemli Topraklar” ve biz ona “Bu Görkemli Alan” diyeceğiz. Ve altı dakika boyunca, sevgili alan üyeleri, burada oturacağız, ve sizden nefes almanızı isteyeceğiz, ve sizden, kendinizi bedeninizin içinde hissetmenin ötesine geçmenizi isteyeceğiz. Bedeniniz artık hisler yüzünden yeterince taciz edildi. Zihninizin ötesine geçin.
Biz bir tür… arınma demek istemiyorum, ama bedenin ve zihnin sıkıntıdan kurtulmasını sağlayacağız, ben sizden sezgisel düzeyden hissetmenizi isteyeceğim. Bu zihninizde değildir, bedeninizde değildir. Sezgisel hissiniz, sizin özünüzdedir. Onun nerede olduğunu aramaya kalkmayın. Onun nerede olduğunu bulmak için küçük bir – nasıl desek – araştırma macerasına atılmayın. O size kendini bildirecektir. Sezgisel his – artık ne bedeninizi ne de zihninizi kullanmanız gerekmediğinde.
Şarkının bu altı dakikası boyunca, sizden nefes almanızı ve bedeninizle zihninize, oralarda hisleri duyumsama zorunluluğunu salıvermeleri için izin vermenizi istiyorum. Onlar taciz edildiler. Yumruk yediler. Hakaret edildiler. Fiziksel olarak bu size çok ağır geliyor, zihinsel olarak sizi tüketiyor, ve duygusal olarak da kuvvetten düşürüyor.
Böylece biz, o sezgisel, o kutsal düzeyden nasıl hissedileceğini öğreneceğiz. Büyük bir fark söz konusu, çok şaşacaksınız. Bu araçla çalışırken, bu yüksek bilinç düzeyinde hissetmenin yarattığı farka şaşacaksınız.
Müzik, lütfen. alan üyeleri’nın nefes alışı. Bedeninize, meydan okuyan bu baştan çıkarma hislerinin tümünü salıvermesi için izin verin.
(Müzik çalar, Michael Hoppe’den “This Majestic Land”)
Çok daha iyi, alan üyeleri.
Hisler yoğunlaşacaktır, çünkü şu anda bilinç yoğunlaşıyor ve değişiyor. Eski Enerji ve eski bilinç, bu yeni çağa, yeni döneme çekiliyor, ama o kendine yeni bir vakum da yaratıyor. Bir boşluk yaratıyor, ve siz onu hissediyorsunuz. Hepsi bu.
--0-- Bu sizinle ilgili değil.
Hislere direnmekten vazgeçin. Sizde iyi olmayan, yanlış olan bir şey varmış gibi düşünmekten/davranmaktan vazgeçin. Bunu Saint Germain iletiyor: diyor ki “Ben bunu bir bahane olarak duymaktan bıktım artık.” Bu, sizinle ilgili değil. Ama buna inanmak istiyorsanız, geri dönmeye çalışmanız gerekecek, Eski Enerji dünyasına geri gitmeniz gerekecek. Ama ilerlemek istiyorsanız, anlayın ki bu sizinle ilgili değil.
Hisleri bedeninize almaktan vazgeçme zamanı. Sadece fizikselle ya da zihinselle hissetmek, ilkeldir. Onu bir hastalık olarak bedenine almak, bencilliktir. Onu karmaşıklık olarak zihnine almak, büyük bir yalandır. Biz hissetmeyi ve genişlemeyi ve yeni bir bilinç biçimini bilmeyi sürdüreceğiz, sevgili alan üyeleri. Biz hislere direnmiyoruz, onlara yeni bir biçimde kabul veriyoruz.
Böylece ben buna bir dönüm noktası Şaud’u diyeceğim. Dünyada neler olduğunu anlamak o kadar önemli ki, ve biz sizinle, olan bitenler hakkında ve neden size ait olmadığı hakkında konuşmayı sürdüreceğiz.
Ve öyledir.
--0-- Çalışma sonrası gelen bilgi
Alan üyeleri, soru ve yanıt bölümümüze geçiyoruz. Bir noktaya değinmek istiyorum, bu son Şaud, ki onu elbette hep birlikte yaratıyoruz, Dr. Freud’un tam anlamıyla gözlerini yaşarttı. Hepimizin geliştirdiği o inanılmaz içgörüler, sizin bu çalışmaya adanmışlığınız, sizin… onu – şu anda Dünyada olan o baştan çıkarma enerjisini – gerçekten size ait olmayan bu enerjiyi nasıl bedeninize aldığınızı, nasıl zihninize aldığınızı gördüğünde içi parçalandı; tabii başka şeyleri de, ailenizin bilincini, içinde bulunduğunuz toplumun, düşmanınızın bilincini – bunları nasıl içinize aldığınızı görmek, onun gözlerini yaşarttı.
Siz inanılmaz bir ruhsallik işçisiydiniz, onu sırtınızda taşıdınız, ama şimdi, hissetmek için kendinize izin vereceksiniz, özellikle de yüksek sezgi düzeylerinde, ama onları artık bedeninize almayacaksınız, zihninize almayacaksınız ve sizi perişan etmesine izin vermeyeceksiniz, ve bu, bir dönüm noktasıdır – bizim ayrılık noktası dediğimizden.
Biz, bilinci araştırmayı sürdüreceğiz, ve onu hissetmeye devam edeceğiz, çünkü siz bu yüzden şu anda buradasınız. Ama o size ait değildir, ve kendinizin diğer kısımlarını da bu kadar etkilemesi hiç gerekmiyor.
Hissetmek ve deneyimlemek en büyük armağandır. Ama kendinize verebileceğiniz en büyük armağan, salıvermektir.