Heyeoan adındaki varlıktan alınan ruhsal tebliğ
Bu harika bir soru ve umarım daha çok insan bunu kendine sorar. Daha çok sayıda insanın dünya vatandaşı olma sorumluluğunu üstlenmeye başlaması gittikçe daha çok önem kazanmaktadır. Bu hedefe ilk adım kendinizi daha yukarıda görebilmek ve de kararlarınızın, eylemlerinizin bu daha geniş biliş halinden kaynaklanmasına izin vermektir.
Bizim bakış açımıza göre, sizler yeryüzünün ve orada var olan her şeyin yaratılmasına ortak olduğunuz için yeryüzünü şu anki gibi yapan sizlersiniz. Yaşamınızda deneyimlediğiniz herşeyi yaratan sizsiniz ve ıstırap olduğunda, sadece siz onu öyle yaptığınız için mevcuttur. Bu sizin kötü olduğunuz anlamına gelmez; sadece buraya öğrenmek için geldiğiniz bir dersi öğrenmediğiniz ve böylece bu bilmezlikten ortaya çıkmakla kalmayıp o bilişi oluşturmak için bakmanız gereken yönü ve ihtiyacınız olan araçları da size veren bir durum yarattığınız anlamına gelir.
Bu görüşümüzü alın ve dünyanın durumuna uygulayın. İlk olarak kendinize herhangi kişisel bir sorunu ele alırken soracağınızı sorun. Dünyanın bu hali benim için şahsen ne ifade ediyor? Benliğe ayna tutan bu daha büyük dünyanın öğrenmem gerekenler hakkında bana verdiği mesaj nedir? Yaratılmasına yardım etmiş olduğum acının yapısı nedir? Bunun için ne yapılması gerekiyor ve şahsen yapabileceğim nedir? Bu duruma şahsen nasıl katkıda bulunmuş olabilirim?
Diyebilirsiniz ki Ben Yapmadım. Hatta başkalarını, hep bu politikacıların yüzünden suçlayabilir ya da başka bir ülkeyi ya da etnik grubu suçlamayı seçebilirsiniz.Ama bir seçimde oy veren ya da oy vermekten kaçınan sizsiniz. Sizden farklı görünenlerle ilgili önyargıları içinizde taşıyan sizsiniz. Bunu bildiğiniz insanlar için de tamamen yabancı olanlar için de yaparsınız. Başkaları hakkındaki bu genellemeleri ve varsayımları otomatikman ve bilmeksizin kendinizede yüklersiniz. Bu da sizde büyük bir içsel ıstıraba neden olur. Kendinizi bir başkası hakkında negatif konuşurken duyduğunuzda,
bunu kendinize söyleseniz üstünüzde nasıl bir etkisi olurdu, bir düşünün.
İnsan ruhunun özlemleri ulusal sınırlarla, dillerle veya inançlarla kısıtlı değildir. Ama bu ayırımlar ile ruhlar, öğrenebilecekleri uygun bir sınıf (veya oyun alanı) bulurlar. Yeryüzünü bedenlenmek için bu kadar harikulade bir seçim kılan da işte bu çeşitliliktir. Yaşamlarınıza çeşitlilik ve heyecan getirmesi için yaratılmıştır uluslar. Savaş alanları olmaları asla niyetlenmemiştir Aslında bir kişi yeryüzünde bir çok ortamda birçok yaşam yaşar ve asla sıkılmaz.
Peki ne oldu? Sizi yeryüzüne öğrenmeniz için getiren şeyler, sorunlara yol açan şeylerin ta kendisidir. Temelde, ayrılmış bir gerçekliğe inancınız sizi her seferinde yeryüzüne geri dönmeye çağırır. Bu inanç korkunuza da neden olur. Demek ki korkunuzu ortadan kaldırmak için buraya geldiniz ama ortadan kalkması gereken bu korku yoluyla siz daha çok korku ortaya çıkarırsınız. Öyleyse kendinize sorun: Hem kişisel hem de dünyasal ölçekte korktuğum şey tam olarak nedir? Bunların aslında aynı korku olduğunu görün. Bunların çoğu insanın korktuğu ve çoğu insanın bunlara göre eylemde bulunduğu korkuların aynısı olduğunu biliyor musunuz? Bu ortak korkular, demek ki yeryüzündeki çatışmaların kökenidir.
Hepiniz kaybetmekten, hastalıktan, ölümden ve özgürlüğün yokluğundan korkarsınız. Yaşamınızda değerli bir şeyi oluşturduğunuzda birinin gelip onu sizden uzaklaştıracağından korkarsınız. Ama size söyleyeyim, bunu yapabilecek tek kişi sizsiniz.
Korku nedeniyle özgürlüğünüzü kısıtladığnız oranda bir başkasının da özgürlüğünü o oranda kısıtlamaya kalkacaksınız. Bedeninizde hastalığı yarattığınız oranda, başkalarının da o hastalığı kendi bedenlerinde korumalarına izin verecek ve yardım etmeden bir kenarda duracaksınız. Yaşamınızda fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal beslenme bakımından yoksunluk yarattığınız oranda başkalarında ki yoksunluğuda tahammül edebilecek ve hatta size arkadaşlık etmelerini ümit edeceksiniz. Kendinize ne yaptıysanız, başkalarına da aynısını yaparsınız.
Demek ki dünya barışı yaratmanın ilk yeri yuvanızdır. Evinizde, işinizde ve toplumunuz içinde uyumu yaratın ve sonra bunu ulusal sınırların ötesine genişletin. Çocuğunuzun aç kalmasına razı olur musunuz? Peki neden komşunun, Afrikalının ya da Hintlinin çocuğunun aç kalmasına razısınız? Çizgiyi çektiğiniz yer, kendinizi sınırlamış olduğunuz yerdir: Kendinizi tanımlayışınız, sevginiz ve gücünüz.
Her birinize dünyaya barış getirme amacıyla zamanınızın ve enerjinizin yüzde onunu özel bir projeye hasretmeninizi öneririm. Bu; eğitim, siyasal etkinlik, iletişim alanında veya sadece derinden bağlılık duyduğunuz bir davaya parasal katkıda bulunma tarzında da olabilir. Bunu, durumun böyle olmasına yardım etmiş olduğunuz ve dolayısıyla siz bir şifacı olduğunuz için bu duruma şifa vermek niyetiyle ve yardımcı yaratıcı olduğunuz için elinizde bulunan güçten yararlanarak yapın sadece. Yani dünya barışı için yapmanız gerektiğini düşünerek değil de istediğiniz için yapacaksınız. Korkudan veya suçluluktan dolayı değil de eserini düzene koyan bir yaratıcı gibi düşünerek bunu yapın. Dünya barışı konusunda asla ama asla buna dair bir şey yapamayacak kadar güçsüz olduğunuzu düşünerek yaklaşmayın. Durum böyle değil ve asla da böyle olmayacak. Sizler tüm yaşam deneyimlerinizin ki buna dünyanın halide dahil yardımcı yaratıcılarsınız. Yaratmış olduğunuzu beğenmiyorsanız, mükemmel olmayan yaratılarınızdan öğrenilecek dersleri bulun ve onları daha uygun bir başka biçimde yeniden yaratın.
Eğer yoksulluktan korkuyorsanız, o zaman kişisel yoksulluğa son vermeye çalışmak gibi eylemleriniz bu korkudan kaynaklanmaktadır, ve bu eylemler dünya çapında yoksulluğun oluşmasına yardım edecektir. Korkunuz yoksulluğa duyulan kütlesel inancı sürdürür. Yoksulluğa duyulan kütlesel inanç da herkesin daha fazlasını elde etmek ve kendine saklamak için çaba gösterdiği bir ters tepmeye neden olur. Bu açgözlülükde ekonomik kazanç sağlama çabasına ve bu da dünyanın kaynaklarının yoksullaşmasına neden olur ve fiziksel dünyadaki yerini sağlamlaştırır.
Şunu düşünün dostlarım: En çok dehşet duyduğunuz ve korktuğunuz şeyler yarattığınız şeylerin ta kendisidir. Demek ki, sadece kendi kişisel yoksulluğunuza duyduğunuz inancın derinliklerine dalıp bunun sizin için ne anlama geldiğini bulmakla kalmayıp zamanınızın yüzde onunu da dünyadaki yoksulluğa bakmak için ayırmalısınız. Dünya çapındaki çözüm kişisel çözüm ile aynı olacaktır.
Açgözlülük yeterince sahip olmama korkusuna dayanır. Açgözlülük olarak görünen aslında yoksulluk korkusudur. Bu da yoksulluğu yaratır ve bu da yeryüzü kaynaklarının tahrip edilmesine yol açar ve mevcudiyetinize meydan okur. Dolayısıyla son kertede, yoksulluk korkunuz varoluşsal korkunuzu örtmektedir ve son noktada açgözlülüğünüz, daha derindeki varoluşsal korkunuzun titreyen temellerine dayanır.
Bu açgözlülük hakkında ne söylenebilir? Açgözlülük, kendinize atfetmeyi asla istemeyeceğiniz bir terimdir. Biraz yumuşatalım: Eğer içinize bakarsanız bir çok istek görürsünüz. isteklerinizin bir listesini yapın. Bunların bir çoğunun kendinizi güvende hissetmeniz için tasarlandığını görürsünüz ama bunu asla yapamazlar. Şimdi kendinize şunu sorun: Bu isteklerden hangisini pozitif inanç sistemine dayanarak yüksek şuurumdan yaratmayı istiyorum? Negatif inanç sistemine dayanarak kendimi güvende hissetmek için hangisini yaratmak istiyorum? Bu listeyi bu şekilde ikiye ayırın. Şimdi pozitif listeye odaklanın ve şunu sorun: İsteklerimin her biri kişisel benime olduğu kadar dünyaya da nasıl hizmet etmekte? Bunu tamamladığınızda korkuyu yatıştırmak için tasarlanmış olan her bir kalemi ele alın ve hangi korkuyu nasıl yatıştırmaya çalışıyorum? Bu isteklere göre davranırsam eylemlerim dünyayı nasıl etkiler? diye sorun. Daha önce gördüklerinizden biliyorsunuz ki, temelde böyle korkulardan kaynaklanan eylemlerde bulunuyor ve böylece dünyada ki korkuyu böyle eylemler yoluyla doğruluyorsunuz. Bu işlem sırasında bazı kalemlerin yanlış listede olduğunu fark edebilirsiniz.
Bu egzersiz sadece yaşam deneyiminizi değil dünyanın halini de yaratmaktan sorumlu olduğunuza dair daha iyi bir anlayış verebilir. Çok sorumlusunuz! Aslında çok büyük bir etkiniz var !
Öyleyse, sevgili dostlar inanç sisteminizin, hem kişisel ilişkilerinizin hem de dünya halinin üstündeki o çok doğrudan etkisinin farkına varın. Çünkü bu doğrudan güçlü etkiyle negatif inanç sistemlerinizi keşfedip onları dünyaya sevgi, özen ve güven yansıtacak biçimde değiştirebilirsiniz. Huzur ve Sevgiyle kalın.
Kaynak: Işığın Doğuşu, Say:210-212