Bazı ruhsal tebligatlarda meksefe olarakta geçer. Hafıza olgusu varlığın yapmış olduğu bilgi tatbikatları sonucu elde ettiği bilgiyi bir mekanda depolayıp, daha sonra bu bilgiyi ihtiyacı olduğu zaman diliminde çekip kullanmasına olanak sağlar. Bu durumda hafıza bile güncellenen sürekli sabit kalan bir olgu değildir. Öncelikle varlığın çok katmanlı bedenlerinin her biri holografik yapıdan dolayı kendi hafızasına sahiptir. Burada varlığın bu çok katmanlı beden yapısının, enkarnasyon (bilgiyi düşünce hareketi ile bedenleme, idrak etme) ortamında yaşadığı tıkanmalardan dolayı, meydana gelen süreçlerden bir kaçına değinmeye çalışacağız.
Yani varlık, her vakit, kendi şuur alanından kendisine ait bilgiyi çekememektedir. Siz kendi kendinize cep telefonlarınızda sıkça duyduğunuz "can not reach at this moment please try again later" mesajını gönderirsiniz. Kısaca ulaşılamazsınız. Unutmamak gerekir ki şuur alanımız bizim bizim bilgi kaynağımız olup, aynı zamanda hafızamızı göstermektedir. Bu da başlığımızın konusu neden hafızamızla - şuur alanınızla- iletişime geçemediğimiz sorusunu doğurmaktadır. Bu ortak veya kendi şuur alanından bilgiyi çekememe nedeni varlığın enkarnasyon sürecini tam anlamıyla tamamlayamamış, bitirememiş olmasından kaynaklanmaktadır. Enkarnasyonu tamamlayamayınca yani kendi şuurundaki bilgiyi bedenleyemeyince -idrak edemeyince- bulunduğu ortama, hafızalara sığmayacak büyüklükteki varlığını, bulunduğu ortama yansıtamıyor demektir. Amiyane tabirle iş yok demektir. Kısaca orada o varlığın kendisinden bahsetmek zordur. Bedenimi alabilirsin ama ruhumu asla :)
Bu durumun günlük hayatta biraz sulandırılmış benzerini arkadaşınızla konuşurken sizi dinlemediğini farkettiğinizde görebilirsiniz. Bedeni oradadır ama kendisi başka yere enkarne olmuştur. Fizik bedeni ordadır ama asıl kendisi başka yerdedir. Sen beni dinlemiyor musun dersiniz cevabı pardon ben başka bir şey düşünüyordum veya dalmışım, yorgunum benzeri kelimeler işitirsiniz. Aslında kendimi başka bir yere götürdüm dese daha doğru olacak.
Varlık tatbikat ortamına geldikten sonra çeşitli tesir alanlarının etkisine girer, burada varlık ister farkında olsun ister olmasın girdiği alanların bazı yüklerini de beraberinde taşır. Bu durum dünya alanına yeni gelen varlıktan kaynaklanmasa da girilen alanın durumundan dolayı varlığa dahil olur. Adeta ataç ile bu haller varlığa tutturulur. Bu noktada kendini fark edemeyen bazı varlıklar bu yük denebilecek halleri kendileri ile özdeşleştirip kendilerine sıkıntı yaratmaktadırlar. Bu sıkıntı ister istemez sizin kendinizle olan iletişim yollarınızı fazlasıyla tıkamaktadır. Bu noktada bu durumdan soyutlanmak için varlığın girmiş olduğu alanı yakından tanıması gerekir. Aksi halde kendi sıkıntılarını, göreceli doğrularını yaymaya çalışacaktır.
Şimdi bir üst paragrafta bahsettiğimiz yük tabirini kullandığımız haller içinde korkular, genetik yükler, güncellenmemiş bilgi yumakları ve benzeri şeyleri bulabiliriz. Bu noktada bu etkileşim ister istemez varlığın kendi kendisine sınır getirmesine, bu da çok katlı beden yapısındaki iletişimi bozmaktadır. İletişim tıkalıyken varlığın yeni bilgi alması zorlaşır bu yüzden değişim zordur, Varlık bilgi yuvalarını boşaltmadığı/temizlemediği/güncellemediği sürece yeni olana yer açamaz. Mesela böyle bir haldeki varlık, tarih gelişimi gösteren bir olgu diyeceğine, tarih tekerrürden ibarettir der. Bu bilgi yuvalarınızı işlemediğiniz sürece siz kendi kendinize bulunduğunuz alana yeniden doğamazsınız. Bu anlamda doğum ile ölümü bile varlığın kendisi belirliyor. Bu da demektir ki iletişimin darlığı veya genişliği enkarnasyon sürecini doğrudan etkiliyor.
