Müzik, bilginin ve ona bağlı enerjinin insanlara verilme biçimlerinden biridir. Kanal olmanın rahat hallerindendir. Müzik ve diğer yüksek sanatlar insanın dimağında boşluk açarak yeni olanın gelmesine katkıda bulunur. Geçenlerde çok eskiden aldığım notlarımda bir müzik grubunun şarkı sözlerini buldum.
Grup:Gece yolcuları
Şarkı:Unut beni
uyuyorum uyuyorum günler çabuk geçsin diye
kadehlere koyuyorum acımı dindirsin diye
bekliyorum bekliyorum bu sensizlik bitsin diye
seni özlediğim kadar beni özlüyormusun
sende rüyalarında beni görüyormusun
öyle zorki ayrı kalmak
öyle dayanılmazki
unut beni sevgilim ben unutmuyorum
İnsan bu şarkı sözlerini tekrar okuyup elindeki bilgilerle kıyaslayınca başta grubun ismi olan gece yolcuları bizim ve genel anlamda beşeriyetin belirli bir haline, konmuş bir ad gibi duruyor. Bilgiden kendini soyutlayınca körelmiş bir insanın hayat içindeki halini gösteriyor. Haliyle kendi varlık amacını unutunca şarkının adı isyanlı bir hissiyatla unut beni olmuş. Bir zamanlar Orhan Gencebay'ın "batsın bu dünya, bitsin bu rüya haline" dönüşmüş. Şarkının sözlerine bakınca kurban psikolojisi, kendi gücünden ödün verme, asıl kendinden uzak olmanın getirdiği aşk acısı, ve şarkının sonundaki sözlerde eski tip enerjide beslenme modeli olduğunu görebiliyoruz. Bu hal, yurdum insanına yansımış ve realite haline gelerek, çevremizde bir feryat eden gördüğümüzde söze şöyle başlıyor;
sen benim ne çektiğimi biliyor musun ?!
ne çektiğimi nerden bileceksin,
tok, açın halinden ne anlar?
Bu ifadeler sempatizasyon kanunu gereği benzer şarkı sözlerini çekiyor. Yukarıdan bakınca düşünüyorum, öyleyse varım diyen aşağıda besleniyorum öyleyse varım halini deneyimliyor.