Yer: Moskova Tarih: Haziran 2009 - Ruhsal Tebliğ
Büyük değişim elinizde. Dün biz şuurun belli bir noktasına konsantre olarak onun hakkında konuştuk. Şu soru soruldu değişim herkes için mi yoksa belirli bir sayıdaki kişi için mi geçerli? Biz bunun beşeriyetin seçimine bağlı olduğunu ifade ettik. Beşeriyet ruhsal kıştan ruhsal yaza doğru hareket ettiğini ve değişimin heryerde tezahür ettiğini belirttik. Bu durum tamamiyle beşeriyetin kapıyı açıp dışarda oynamasıyla ilgilidir. Bu sembolü beşeriyet kabul edecek veya etmeyecek. Bunun anlamı değişim meydana geliyor fakat beşeriyet ister görmeyi seçer isterse seçmez.
İnsan Biyolojisi
Yükseliş sürecinde ilerlerken değişim insan dna'sındaki kimyada tezahür ediyor. Dna çok kompleks bir yapıdır. 3 milyar parçadan oluşmaktadır. Bu 3 milyar parçanın %5'inden daha az miktardaki bir kaç yüzbin parça insan bedenini oluşturan genlerdir. DNA'nın %90'nı tamamiyle quantsal - alansal - bazdadır. Dün konuştuğumuz, DNA'nın sizin düzleminizdeki yapısındaki kimyasal etkileşimler küçük bir yüzdeye sahiptir. Böylece sizin düzlemindeki - madde ortamında - DNA'da bir değişme görülmüyor. Peki bu durumda siz ne yapacaksınız? Düşündüğünüz vakit DNA'nın %10'u motor olup, genleri yaratırken diğer %90'lık kısım motoru oluşturan yapıtaşlarını meydana getiriyor. Peki yapıtaşlarında neler değişiyor. Yapıtaşlarının manyetiklerle ilişkisi vardır.
Eğer DNA'nızın quantsal -alansal- yapıtaşlarını manyetik rezonans ile tekrardan düzenlerseniz büyük bir potansiyeli aktif hale getirirsiniz.
Bu ne demektir?
İnsan bedeni mükemmeldir ve DNA'nın değişmesi gezegenin enerji düzlemine bağlıdır. Sizler gezegenin alacağı yüksek titreşim tesirlerinin başındasınız. Bu yeni gelecek yüksek titreşimli tesir varolan hücresel yapınızın kimyasını alan bilgisine göre değiştirecektir.
Hiç bedeninizdeki hücreleri merak ettiniz mi? Belkide o kadar mükemmel çalışmıyorlardır. Eğer bedeninizin durumunu 1'den 10'a kadar derecelendirirsek sizlerin seviyeniz 3 ve bedeninizin yapabileceklerine 10 verebiliriz. Gelecek olan yüksek titreşimli tesir ile sizler 6'ya geçmeye hazırsınız. Bu analojik yaklaşım bir başka açıdan ele alırsak şunu dinleyin.
Bedeniniz çok şey yapabilecek esnekliğe sahiptir. Fakat şu anda çok iyi çalıştığı söylenemez. Mesela bağışıklık sisteminiz hastalıklarla mücadelede yetersiz kalıyor. Kolaylıkla virüsler tarafından ele geçiliyor. Bu size ilahi bir planın yansıması gibi mi geliyor? Geride oturup şunu diyebilirsiniz? Kim bunu tasarladı? Virüsler gezegende bir gecede görülüp çok hızlı bir şekilde yayılarak insan bedeni bir şey yapamıyor. Bu nasıl bağışıklık sistemi böyle? Haklısınız bu soruyu sormakta. Cevap? İyi bir bağışıklık sistemi değil ve bu bağışıklık sistemi %30 performansla çalışıyor.
Bir de şöyle düşünün bağışıklık sisteminiz, gelen herşeyi bloke etseydi ve virüsler tarafından kolayca geçilemeseydi. Bu yeni gelen yüksek titreşimli tesir ile bu potansiyel DNA'nızın yetenekleri arasında şimdide mevcuttur. Bağışıklık sisteminizin %30 performansla çalışması gezegenin ancak %30 seviyesinde bir enerji düzlemi geliştirmesi ile alakalıdır. Özgür irade ve niyet ile beşeriyet bağışıklık sisteminin etkilerini arttıracaktır. Böylece beşeriyet kolaylıkla virüsler ve gripler arasında dolaşacak fakat yakalanmayacaktır. Başkaları size baktığında bu işte bir mucize var diyeceklerdir.
Aslında bedeniniz öyle bir tasarımdır ki kanser gibi hastalıklar asla yer tutamaz. Biliyorsunuz bu rahatsızlık beşeriyeti öldüren en büyük hastalıklardan biridir. Hücresel yapınızda kişisel kontrol adlı bir süreç vardır. Hatta bu durum tıb biliminiz tarafından apoptosis adı ile anılmaktadır. Fakat bu süreç doğru çalışmamaktadır. Çünkü sizin enerji süreciniz %30 seviyesinde iş görmektedir. Hiç düşündünüz mü bedeniniz neden kanseri barındırıp hiç bir şey yapmamaktadır. Eğer bağışıklık sisteminizin etkileşimini yoğunlaştırıp 2 katı seviyeye çıkartsaydınız ne olurdu? Böylece sizler kanserden etkilenmeyecek yapıyı geliştireceksiniz. Bu durumlara çevrenizdeki kişilerin yaşamlarında gözlemleyebilirsiniz. Ancak bu kişilerin DNA yapıların test ettiğinizde DNA'larının diğer varlıklardan farklı olmadığını göreceksiniz. Sebebi sizin sadece kendi düzleminizdeki sınırlı DNA kimyasını ölçmenizde yatıyor. Halbuki %90'lık quantum bazlı alasal DNA ölçemiyorsunuz. Bu potansiyel 2025 yılından önce size verilmiştir. Beşeriyet içinde kendi bağışıklık sistemini geliştiren varlıklar göreceksiniz. Bu inanılmaz. Peki bu inanılmaz ise bir sonraki olay sizi şok edebilir.
DNA'nız sizi uzun süreli hayatta tutmak için tasarlandı. Aynı zamanda DNA'nız kırılan şeyleri tekrardan onarıp yeniden yaratma yeteneği ile tasarlandı. Beşeriyet bunu garip bulabilir. Her ne kadar siz tekamülde kendinize göre üst bir seviyede olsanızda bir denizyıldızı kopan bir kolunu yeniden yaratabilsede siz yaratamıyorsunuz. Bunu hiç düşündünüz mü? Beklemediğiniz ilginç bir şey geliyor. Beşeriyet kaybetmiş olduğu bir uzvunu tekrardan geliştirebilecek. Bu süreç kimyasal gelişim ile başlayacak daha sonra beşeriyet bunu DNA'sında meydana gelen değişim ile kendiliğinden tezahür ettirebilecek. DNA'nızın kendiliğinden değişmesi yeni kimyasal ilaçların geliştirilmesine olanak sağlıyacak. Bu süreç kendini bir sonraki nesilde tezahür ettirecek. Ben size gelecek olan yüksek titreşimli tesirin insan biyolojisinde meydana getireceği yeni potansiyelleri sunuyorum. Bunlar görebileceğiniz gerçek değişimlerdir. Bunları çevrenizde duymaya başladığınızda bu geceyi hatırlayın. Bilim bunu kendisinin bir zaferi olarak göstermek isteyecek olup oluşan bu durumu insan şuurundaki değişime bağlamayacaktır. Böylece bu potansiyellerin bir ezoterik toplantıda konuşulduğunu hatırlayın, ve tabiki daha fazla değişim var.
Telomerler -Kromozonun sonundaki özel yapılardır. Dna molekülünün çoğaltılması için lineer sabiditeyi meydana getiren yapılardır. - olmadan çoğalma olması. Bu ne demektir. Yaşlanmanız hızlı olmazsa ne olur. Yaşlılık DNA'nın %30'luk seviyede çalışmasından meydana gelmiştir. Kadim insanların ne kadar uzun yaşadığını hiç duymuşmuydunuz? Bu sizce bunu yazanların bir uydurması mı? Onlar o kadar uzun yaşayamazlar birisi mutlaka yazarken uydurumuştur mu diyorsunuz. Peki onlar gerçekten o kadar uzun yaşadılarsa? Ki yaşadılar. Ne zaman DNA' %30 performansla iş yapacak seviyeye düşünce.
Eğer bir kimse kalp kapakçığına zarar verirse neden beden bu durumu tamir edemez. ? Ne güzel bir soru. Bunu hiç derinlemesine düşündünüz mü? Tüm bu olanlardan sonra bedeninizdeki organları ikame edebileceksiniz. Bedeninizdeki en büyük organ [insan derisi] hayatınız boyunca iyileştirebiliyorsunuz. Peki neden kalp kapakçığınıza aynısını yapamıyorsunuz? Ne yanlış ki bedeniniz bunu tamir etmiyor. Cevap basit sisteminiz %30 performansla çalışıyor.
Neyse bu olayları duyup çevrenizde meydana geldiğini gördüğünüzde burada ilk defa bahsedildiğini hatırlayın. Bir ruhsal toplantıda, bilimsel bir toplantıda değil.